Klinik Psikolog Serap Hanlar

Klinik Psikolog Serap Hanlar

Ayrılmadan Önce Kendinize Sorun: Bitti mi, Yoksa Sadece Yorulduk mu?

Ayrılmadan Önce Kendinize Sorun: Bitti mi, Yoksa Sadece Yorulduk mu?

Bu yazıyı okuyorsanız, muhtemelen geceleri tavana bakarken kafanızda dönüp duran o tanıdık soruyla boğuşuyorsunuz: "Ayrılsak mı, kalsak mı?"

Söyleyeyim: Bu soruyu sormak, ilişkinin bittiği anlamına gelmez. Ama bu soruyla baş başa kalabilecek kadar cesur olduğunuz anlamına gelir.

Yıllardır bu koltukta oturuyorum. Karşımda birbirini hâlâ seven ama konuşmaktan tükenmiş yüzlerce çift oturdu. İnsanlar bana genelde "biz bittik mi" diye sormaya gelmez. Asıl sordukları şudur: "Bu kadar yorgunken bile aramızda yeniden inşa edilecek bir zemin kalmış mı?"

Önce şunu bir kenara yazın

Her evlilik sevgi bittiği için bitmez. Çoğu, temas kesildiği için donar.

Bir masa düşünün: Sabah kahvesi aynı masada içiliyor, akşam aynı yatakta uyunuyor, ama aradaki görünmez bağ yıllardır ertelenen cümlelerin altında kalmış. O cümleler söylenmedikçe evlilik yaşamıyor; sadece idare ediliyor.

"Bazı evlilikler ayrılmak için değil, susmak için biter."

Aldatma, öfke patlamaları, büyük krizler — bunlar acı verir, gerçekten acı verir; ama en azından görünürdür. Adı konur, üzerine çalışılır. Asıl sinsi olan, ortada hiçbir "olay" yokken yavaş yavaş iki yabancıya dönüşmektir.

Bir parantez açmam gerekiyor burada: Şiddetin, istismarın, bağımlılığın ya da temel güvenin tamamen ortadan kalktığı bir ilişkiden bahsetmiyorum. Orada mesele "yorgunluk" değil, güvenliktir — ve öncelik sırası "bir şans daha vermek" değil, kendinizi korumaktır. Bu yazı, o tabloya değil, birbirini hâlâ önemseyen ama birbirine ulaşamayan çiftlere.

Kalmak da bir karardır, ayrılmak da

Bir terapist size asla "kal" ya da "ayrıl" demez. Dememeli. O hayat sizin; bedelini de ödülünü de siz taşıyacaksınız.

Ama kendinize dürüstçe sormanızı isterim: Bu ilişkide gerçekten kalmayı mı seçiyorsunuz, yoksa bilinmeyenin korkusundan mı ayrılamıyorsunuz?

Biri bilinçli bir sorumluluktur. Öteki, yavaş yavaş için için tüketen bir çaresizlik.

Bir terapist olarak size bir söz veremem — kimse veremez. Ama yıllardır gördüğüm bir örüntüyü paylaşabilirim: Deneyip olmamasının pişmanlığı, hiç denememenin pişmanlığından çoğu zaman daha hafif taşınır.

Kendinize sorun, bana değil

Bavulu toplamadan ya da kapıyı çarpmadan önce, tek başınıza şunların üzerine düşünün:

Beni bu ilişkide asıl tüketen şey ne? (Tek bir kavga değil — tekrar eden o döngüyü arayın.)

Ben partnerime mi öfkeliyim, yoksa bu ilişkinin içinde dönüştüğüm kişiyi mi sevmiyorum?

Farklı bir şey denemeye hâlâ enerjim var mı, yoksa sadece aynı şeyi bir kez daha mı yaşayacağım?

Bu sorulara dürüst cevap verebiliyorsanız, zaten yolun yarısındasınız.

Son bir şans, teslimiyet değildir

"Son bir şans" dediğimizde çoğu insan bunu yanlış anlıyor. Sanıyorlar ki bu, her şeyi olduğu gibi kabullenip devam etmek. Hayır.

Son bir şans, aynı şeyi bir kez daha yapmak değildir. Farklı bir şey denemektir.

Yıllarca aynı kavgayı farklı kelimelerle tekrar eden çiftler tanıyorum. Onlara hep aynı şeyi söylerim: Siz aslında hiç kavga etmediniz, hep aynı kavgayı yeniden oynadınız. Gerçek bir "son şans", o plağı kırmaktır. Terapi bazen tam da budur — üçüncü bir gözün, hep aynı yere düşen iğneyi biraz kaydırması.

Ve bazen — bunu da söylemem lazım — o şansı verdiğinizde karşınızdaki insanın hâlâ değişmeye niyeti olmadığını görürsünüz. O zaman elinizde kalan, kendinize karşı dürüst olmaktır.

Bitirirken

Bana "ayrılsam mı" diye soranlara hep aynı şeyi söylüyorum: Bu soruyu kendinize sormaktan korkmayın. Bu soru ne kalmayı işaret eder ne ayrılmayı — sadece hâlâ bu ilişkiye, ya da kendinize, önem verdiğinizi gösterir.

Evlilik bir varış noktası değil, her gün yeniden seçtiğiniz bir yoldur. Bazı günler o yolda kalmayı seçersiniz, bazı günler artık yürüyemeyeceğinizi anlarsınız. İkisi de yenilgi değildir.

Yenilgi, hiç sormadan yaşamaya devam etmektir.


Diğer köşe yazılarım için: seraphanlar.com.tr
Randevu ve bilgi için WhatsApp Hattı: 0551 9123366

Bu yazı toplam 178 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Klinik Psikolog Serap Hanlar Arşivi