Hermenötik ve Psikoloji: İnsanı Anlamak ve Yorumlamak

Hermenötik ve Psikoloji: İnsanı Anlamak ve Yorumlamak
Bir insanın söylediklerini duymak, yaşadıklarını anlamaya yeter mi? Hermenötik psikolojiye ne kazandırır? Anlam, yaşam öyküsü, psikoterapi ve yorumun sınırlarını felsefi yaklaşımlar ve psikoloji araştırmaları...

Hermenötik ve Psikoloji: Bir İnsanı Anlamak Ne Demektir?

Bir insanın söylediklerini duymak, yaşadıklarını anlamaya yeter mi? Psikolojinin ölçme, açıklama ve sınıflandırma çabalarının yanında, kişinin deneyimlerine verdiği anlamı kavrama sorunu da bulunuyor. Hermenötik, bu sorunu merkeze alıyor: Anlatılanları hangi bağlamda yorumluyoruz ve kendi varsayımlarımız bu yorumu nasıl etkiliyor?

Hermenötik nedir, psikolojiyle nerede buluşur?

Hermenötik, yorumlamanın doğasını, olanaklarını ve sınırlarını inceleyen düşünce alanıdır. Metinleri anlamaya ilişkin tartışmalardan gelişmiş; insan eylemlerinin, dilin ve yaşantının yorumlanmasına uzanmıştır. Modern gelişiminde Schleiermacher ve Dilthey; sonraki dönüşümünde Heidegger, Gadamer ve Ricoeur belirleyici isimlerdir. [1] plato.stanford.edu

Psikoloji açısından mesele gündelik bir cümlede somutlaşabilir:

“Artık kimseyle görüşmek istemiyorum.”

Bu ifade, yakın zamanda kayıp yaşamış birinin dinlenme ihtiyacını, ilişkilerinde incinmiş birinin korunma arayışını veya değerlendirilmesi gereken bir geri çekilmeyi anlatabilir. Cümle aynı kalırken anlamı, kişinin yaşamındaki yerine göre değişebilir.

Buradaki örnek, hermenötik düşüncenin psikolojiye uygulanmasına yönelik bir açıklamadır: Bir ifadenin anlamı, onu söyleyen kişinin yaşamından bağımsız olarak belirlenemez.

Bir davranışı açıklamakla anlamak arasında nasıl bir fark vardır?

Açıklama, bir davranışın ortaya çıkmasına katkıda bulunan süreçleri araştırır. Anlama ise o davranışın kişinin yaşamında nasıl deneyimlendiğine yönelir.

Örneğin bir öğrencinin sınav kaygısı incelenirken bedensel uyarılma, kaçınma ve çalışma alışkanlıkları değerlendirilebilir. Öğrencinin sınavı “ailemin gözünde değerimi kanıtlama fırsatı” olarak görmesi de ayrıca araştırılabilir.

Bu iki araştırma yönünün birbirini tamamlaması mümkündür. Kaygının hangi koşullarda sürdüğünü bilmek müdahaleye yardımcı olurken, sınavın kişi için taşıdığı anlamı öğrenmek görüşmenin odağını değiştirebilir.

Analizin temel savı burada ortaya çıkıyor: Psikolojide anlamı dikkate almak, açıklamayı derinleştirebilir; ancak anlamlı bir yorum, tek başına nedensel kanıt oluşturmaz.

Hermenötik döngü bir görüşmede nasıl işler?

Hermenötik döngü, genel anlamıyla parçaların bütün, bütünün de parçalar aracılığıyla anlaşılmasıdır. Bir anlatının belirli bölümlerini yorumladıkça bütüne ilişkin anlayışımız değişir; değişen anlayışımızla aynı bölümlere yeniden döneriz. [1] plato.stanford.edu

Bunu temsili bir görüşmeyle düşünelim. Danışan, “Annem beni hiç desteklemedi” der. Görüşme ilerledikçe annesinin eğitim masraflarını karşılamak için çalıştığını, fakat duygularını konuşmaktan kaçındığını anlatır.

Bu yeni bilgi, ilk cümleyi geçersiz kılmayı gerektirmez. “Destek” kelimesinin danışan için hangi ihtiyacı ifade ettiğini araştırmaya açar:

“Desteklenmiş hissetmeniz için annenizin ne yapmasına ihtiyaç duyardınız?”

Böylece yorum, ilk ifadeye yapıştırılmış bir hüküm olmaktan çıkar; yeni bilgilerle gözden geçirilen bir anlayışa dönüşür.

Gadamer’in yaklaşımı terapistin konumunu nasıl sorgulatır?

Gadamer, anlamayı karşılıklı bir diyalog içinde, tarafların ufuklarının karşılaşması üzerinden ele alır. “Ufukların kaynaşması”, konuya ilişkin ortak bir anlayışın oluşmasını anlatır. [2] Stanford Encyclopedia of Philosophy

Bu düşüncenin psikoterapiye yönelik önemli bir çıkarımı var: Terapist görüşmeye kendi kuramsal eğitimi, dili, değerleri ve beklentileriyle katılır.

Örneğin ailesiyle yaşamayı sürdüren bir yetişkinin davranışı, terapistin kişisel kabullerine göre kolayca “bağımsızlaşamama” şeklinde okunabilir. Oysa ekonomik koşullar, bakım sorumlulukları ve kişinin tercihleri araştırıldığında farklı bir tablo ortaya çıkabilir.

Buradan çıkarılabilecek uygulama ilkesi şudur: Terapist, danışan hakkında kurduğu açıklamanın yanında, o açıklamayı hangi kabullerle kurduğunu da incelemelidir.

Ricoeur ve psikanaliz, görünen anlamın ötesine nasıl bakar?

Paul Ricoeur’ün Freud and Philosophy adlı eseri, psikanalizi dil, simge ve yorum sorunlarıyla birlikte inceler. Böylece Freud’un düşüncesini felsefi bir yorumlama tartışmasına taşır. [3] yalebooks.yale.edu

Psikoterapi açısından bu tartışma şu soruyu doğurur: Kişinin söylediği bir şey, henüz açıkça ifade edemediği başka anlamlar taşıyor olabilir mi?

Bu ihtimal araştırmaya değerdir. Bununla birlikte, araştırma ile kesinlik arasında mesafe korunmalıdır. “Yakınlık kurduğunuzda incinmekten korkuyor olabilir misiniz?” sorusu birlikte düşünmeye alan açar. “Siz aslında yakınlıktan korkuyorsunuz” hükmü ise aynı alanı daraltabilir.

Bu ayrım, yazının klinik değerlendirmesidir: Yorumun değeri, ne kadar etkileyici duyulduğundan çok, deneyimi araştırmaya ne ölçüde yardımcı olduğunda aranmalıdır.

Hermenötik psikoloji araştırmalarında kullanılıyor mu?

Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz, yani IPA, kişisel yaşantıyı ayrıntılı biçimde inceleyen nitel bir araştırma yaklaşımıdır. Jonathan A. Smith ve Mike Osborn, burada araştırmacının, kişinin başına gelenleri anlamlandırma çabasını anlamaya çalıştığını belirtir. Bu süreç “çift hermenötik” olarak bilinir. [4] PMC

Katılımcı deneyimini yorumlayarak anlatır; araştırmacı da bu anlatıyı yorumlar. Bu nedenle analiz, katılımcının ifadeleriyle bağını görünür tutmalıdır.

Somut bir örnekte Kirkham, Smith ve Havsteen-Franklin, kronik ağrı yaşayan yedi kadından ağrılarını resmetmelerini istemiş ve ardından resimleri üzerine görüşmeler yapmıştır. Görseller, katılımcıların kendi açıklamalarıyla birlikte analiz edilmiştir. Çalışma, yaşantının ifade edilmesine ilişkin bilgi sunar; küçük örneklemli bu tasarım, toplumdaki yaygınlık oranlarını veya bir tedavinin etkinliğini belirlemez. [5] pubmed.ncbi.nlm.nih.gov

Yorumun sınırı nerede çizilmelidir?

Hermenötik yaklaşımın psikolojiye katkısı, insan deneyimini bağlamı içinde araştırma duyarlılığıdır. Fakat bu duyarlılık, her davranışa gizli bir anlam atfetmeye dönüşebilir.

Örneğin görüşmeye geç gelen bir kişinin davranışını hemen “terapiye direnç” olarak yorumlamak, ulaşım sorununu veya iş koşullarını gözden kaçırabilir. Danışanın itirazını da otomatik olarak yorumun doğruluğuna kanıt saymak, açıklamayı sorgulanamaz hale getirir.

Bu nedenle burada önerilen ölçütler; somut bilgiyi araştırmak, alternatif açıklamaları açık tutmak, yorumu danışanla değerlendirmek ve gerektiğinde değiştirmektir. Benzer şekilde, bir yaklaşımın tedavide yarar sağladığı iddiası, felsefi tutarlılığından ayrı olarak uygun araştırmalarla değerlendirilmelidir.

Hermenötik, psikolojiye güçlü bir soru bırakır: “Bu kişi hakkında ne biliyorum?” kadar, “Onu nasıl anladığımı düşünüyorum?” sorusu da önemlidir. Bu ikinci soru, uzmanlığın kendi sınırlarını görebilmesine yardımcı olabilir.

Kaynaklar

[1] George, T. “Hermenötik.” Stanford Encyclopedia of Philosophy. Hermeneutics

[2] Malpas, J. “Hans-Georg Gadamer.” Stanford Encyclopedia of Philosophy. Hans-Georg Gadamer

[3] Ricoeur, P. Freud and Philosophy: An Essay on Interpretation. Yale University Press. Yayınevi kitap sayfası

[4] Smith, J. A. ve Osborn, M. (2015). Interpretative phenomenological analysis as a useful methodology for research on the lived experience of pain. British Journal of Pain, 9(1), 41–42. Tam metin

[5] Kirkham, J. A., Smith, J. A. ve Havsteen-Franklin, D. (2015). Painting pain: An interpretative phenomenological analysis of representations of living with chronic pain. Health Psychology, 34(4), 398–406. Araştırma özeti

Not: Görüşme örnekleri açıklama amacıyla oluşturulmuştur. Kalın vurgulu değerlendirmeler editoryal analizdir; düşünürlerden yapılmış doğrudan alıntılar değildir.

Kaynak:Aktüel Psikoloji

Bu haber toplam 4 defa okunmuştur
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.