Attentioner Programı: Bilimsel Saha Çalışmalarının Sınırları ve Terapötik Paradigma

Attentioner Programı: Bilimsel Saha Çalışmalarının Sınırları ve Terapötik Paradigma
Bu yazıda Attentioner programı, dikkat alanında bilimsel saha çalışmalarının metodolojik sınırları ve terapötik paradigma perspektifiyle değerlendirilmektedir.

Attentioner Programı, Bilimsellik ve Saha Çalışmaları Üzerine

Dikkat, doğası gereği son derece karmaşık, çok bileşenli ve dinamik bir bilişsel süreçtir. Kaynağı tek bir nedene indirgenemez; genetik, nörogelişimsel, çevresel, duygusal ve bağlamsal pek çok değişkenle iç içe geçmiştir. Aynı şekilde etkileri de yalnızca akademik performansla sınırlı değildir; sosyal ilişkilerden duygu düzenlemeye, benlik algısından davranış kontrolüne kadar geniş bir yelpazeye yayılır.

Bu nedenle dikkat alanında geliştirilen programların tekil ve kapsayıcı saha çalışmalarıyla “tam anlamıyla” test edilmesi bilimsel olarak mümkün değildir. Saha çalışmaları, doğası gereği belirli değişkenleri izole eder; karmaşık bir fenomeni bütün boyutlarıyla ele almak yerine, onu daraltarak ölçülebilir hâle getirir. Bu durum bir yetersizlik değil, bilimin metodolojik bir sınırıdır.

Aslında bu tablo yalnızca Attentioner’e özgü değildir.
Çözüm Odaklı Terapi, Psikodinamik modeller, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) gibi pek çok yaklaşım da her zaman ve her koşulda saha çalışmalarıyla birebir test edilemez. Çünkü bu modeller birer “reçete” sunmaktan ziyade, bir paradigma, bir bakış açısı ve bir terapötik mantalite önerir.

Terapist, bu çerçeveyi esas alarak kendi klinik sanatını icra eder. Aynı teknik, iki farklı danışanda iki farklı biçimde çalışabilir; çünkü psikoterapi doğası gereği kişiye özgüdür. Bu anlamda psikoterapiler, standartlaştırılmış paketler değil, vakaya göre şekillenen reçeteli müdahalelerdir.

Attentioner programı da bu perspektiften ele alınmalıdır. Attentioner, “her çocukta aynı sonucu veren mekanik bir uygulama” iddiasında değildir. Aksine, nöropsikolojik temelli egzersizleri bir paradigma olarak sunar ve bu paradigmeyi, terapistin klinik sezgisi ve sanatıyla bütünleştirmesine alan açar.

Bilimsel Saha Çalışmalarının Sınırları

Attentioner programı, Almanya’da Bremen Üniversitesi bünyesinde geliştirilmiş; 2017 yılından sonra Türkiye’de uygulanmaya başlanmıştır. Programın geliştirildiği akademik zeminde yürütülen bilimsel saha çalışmaları da, doğası gereği, belirli ve sınırlı değişken başlıklarıyla ele alınmıştır. Bu durum, Attentioner’e özgü bir sınırlılık değil; dikkat gibi çok boyutlu bir bilişsel alanın bilimsel olarak çalışılmasının kaçınılmaz metodolojik sonucudur.

Dikkat, tek başına ele alınabilen izole bir olgu değildir. Bu nedenle bir danışan “dikkat vakası” olarak değerlendirildiğinde, tabloya eşlik eden ancak henüz fark edilmemiş başka psikolojik ya da biyolojik süreçler varsa, bu vakadan elde edilen veriler saha bilgisini sağlıklı biçimde yansıtmayabilir.

Örneğin;

  • Danışanda örtük (gizli) bir depresyon bulunuyorsa ve bu durum değerlendirme sürecinde ayırt edilmemişse, dikkat performansındaki düşüş doğrudan dikkat sistemine değil, duygulanım ve motivasyon regülasyonuna bağlı olabilir.

  • Benzer şekilde yüksek kaygı düzeyi, performans anksiyetesi ya da aşırı zihinsel yüklenme, dikkat süreçlerini ikincil olarak bozar. Bu durumda ölçülen şey “dikkat kapasitesi” değil, kaygının dikkat üzerindeki baskılayıcı etkisi olur.

  • Motivasyonun çok düşük olduğu, içsel ödül sistemlerinin devreye girmediği vakalarda da dikkatle ilgili ölçümler yanıltıcıdır; çünkü burada asıl belirleyici olan dikkat değil, istemli katılım ve çaba düzeyidir.

  • Aynı durum biyokimyasal süreçlerden etkilenen dikkat olguları için de geçerlidir. Uyku düzensizlikleri, hormonal değişimler, nörotransmitter dengesizlikleri ya da kullanılan ilaçlar, dikkat performansını doğrudan etkileyebilir. Bu tür vakalarda elde edilen saha verileri, dikkatin kendisini değil, altta yatan fizyolojik sürecin yansımalarını ölçmüş olur.

Bu örnekler, bilimsel saha çalışmalarının neden zorunlu olarak daraltılmış değişkenlerle yürütüldüğünü açıkça gösterir. Bilimsel metodoloji, karmaşık bir sistemi bütünüyle ele almak yerine, onu anlamlı parçalara ayırarak inceler. Dolayısıyla Attentioner ile ilgili saha çalışmaları da, dikkatin tüm bileşenlerini kapsamak yerine, belirli alt alanlara odaklanır.

Bu bağlamda Attentioner programı üzerine yapılabilecek bilimsel incelemeler, örneğin şu başlıklarla sınırlı olarak ele alınabilir:

  1. Attentioner programının bölünmüş dikkat üzerindeki etkisi

  2. Sürdürülebilir dikkat becerilerinde Attentioner uygulamalarının rolü

  3. Attentioner’in seçici dikkat üzerindeki etkisinin cinsiyet değişkeni bağlamında incelenmesi

  4. Dikkatin akademik alanlarda yol açtığı performans kayıpları ile Attentioner programı arasındaki ilişki

  5. İlköğretim 1. kademede Attentioner uygulamalarının seçici dikkat gelişimine katkısı

  6. DEHB tanılı ve tanısız çocuklarda Attentioner’in yürütücü işlevlerle ilişkisi

  7. Attentioner programının dürtü kontrolü ve tepki inhibisyonu üzerindeki etkileri

  8. Grup temelli Attentioner uygulamalarının sosyal dikkat ve sıra bekleme becerileri üzerindeki katkıları

Bu tür çalışmalar değerlidir; ancak her biri, dikkatin yalnızca belirli bir yönünü ele alır. Hiçbiri dikkatin tüm kaynaklarını, etkilerini ve bağlamsal belirleyicilerini kapsamaz; kapsaması da beklenmez.

Attentioner’in Etkililiği

Attentioner’in ya benzer programların etkililiği, yalnızca saha verilerine indirgenemez. Programın asıl değeri;

  • Teorik paradigmasında,

  • Nöropsikolojik egzersizlerin dikkat gelişimi ve regülasyonu üzerindeki potansiyel katkılarında,

  • Terapistin sanatıyla bütünleşmeye açık yapısında,

  • Vakaya özgü müdahaleler için sağlam bir başlangıç zemini sunmasında ortaya çıkar.

Attentioner, terapiste “ne düşüneceğini” değil, nasıl düşüneceğini önerir.
Bu yönüyle program, dikkat alanında çalışan uzmanlar için katı bir protokol değil, esnek, uyarlanabilir ve klinik yaratıcılığı besleyen bir çerçeve sunar.

Dolayısıyla Attentioner’i değerlendirirken, yalnızca “kaç çalışma var?” sorusuna değil; hangi paradigmayı sunduğu, hangi nöropsikolojik araçları kullandığı ve terapistin bu araçları vakaya özgü biçimde nasıl dönüştürebildiği sorularına odaklanmak gerekir.

Bu bakış açısıyla ele alındığında Attentioner, dikkat alanında çalışan profesyoneller için güçlü, bilimsel temelli ve klinik olarak işlevsel bir başlangıç noktası sunmaktadır.

Yararlanılan Kaynak: https://www.attentioner.com.tr/ - https://www.apamer.com.tr/attentioner-dehb-programi/

Kaynak:Aktüel Psikoloji

Bu haber toplam 85 defa okunmuştur
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.