1. HABERLER

  2. YAŞAM

  3. Psikoterapi ile kilo verme

Psikoterapi ile kilo verme

Yozgat Şehir Hastanesine başvuran obezite hastaları için kilo vermeye yönelik bilişsel davranışçı grup psikoterapisi düzenleniyor.

A+A-

Yozgat Şehir Hastanesinde obezite tedavisi için sunulan seçenekler arasında bilişsel davranışçı grup terapisi yöntemiyle kilo verme programı da yer alıyor. Psikiyatri Uzmanı ve Psikoterapist Dr. Nihan Coşkun, obezitenin birçok hastalığı da beraberinde getiren önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirterek, "Bu sağlık sorunları arasında astım, hipertansiyon, diyabet, kalp damar sorunları, kardiyolojik hastalıklar, uyku apnesi, bazı kanser türleri, felç, karaciğer yağlanması yer alabiliyor" dedi.

Obezitenin gelişiminde sosyal, davranışsal, kültürel, fizyolojik, genetik ve metabolik etkenlerin rol aldığını belirten Dr. Coşkun, giderek artan obezite sorununun medikal çözümünde multidisipliner yaklaşımların önemine dikkati çekti. Dr. Coşkun, tedavi için diyet, egzersiz, davranış değişikliği tedavisi, tıbbi tedavi, farmakolojik ve cerrahi tedavi gibi yaklaşımların hastanın durumuna göre belirlendiğini belirterek, şunları söyledi:

"Obezitenin nedeni ve sonuçları birden fazla tıp disiplinini ilgilendirmektedir. Bu nedenle bu konu ile ilgilenirken ilk aşamada obeziteye neden olabilecek tıbbi hastalık ya da ilaç tedavisinin var olup olmadığını tespit etmek ve bunu elden geldiğince kontrol altına almak çok önemlidir."

Psikoterapinin obezite tedavisine katkısı

Psikoterapinin obezite tedavisine katkısına değinen Dr. Coşkun, "Obeziteye neden olan sebepler arasında kilo almaya yönelik davranışlarımız ve bu davranışlarımızın altında yatan işlevsel olmayan düşünce tarzımız yatmaktadır. Bilişsel davranışçı terapi ile kişinin kilo vermesini engelleyen ve kilo verdikten sonra kilosunu korumasına engel olan düşünce ve davranışlarını tespit edip, bunların daha işlevsel ve sağlıklı olanlarıyla değiştirilmelerini sağlamak amaçlanmaktadır" şeklinde konuştu.

Dr. Coşkun, "Bu hastalara haftada bir kez seans süresi ortalama 50-60 dakikalık 8 seans terapi uygulanmaktadır. 8 seansın sonunda 1 ay, 3 ay ve 6 aylık kontrol seanslar uygulanmaktadır. Seanslara psikiyatri uzmanı, psikolog ve beslenme uzmanı da katılmaktadır. Psikoterapi ile kilo verme programına katılmak için herhangi bir ruhsal hastalığınız olması gerekmez" dedi.

Dr. Coşkun, programın amacının kilo almaya neden olan ve vermeyi zorlaştıran düşünce ve davranışları farkedebilmek ve bunları daha gerçekçi, işlevsel ve uygun olanları ile değiştirmek olduğunu söyledi. Dr. Coşkun, "Bu bir beceri edinme programıdır ve hedef 8 haftalık terapi sonucunda verilen kilo değil, hayat boyu kilo vermenizi kolaylaştıracak becerilerde ustalaşmanızı sağlamaktır" diye konuştu.


3-042.gif


"Önce gerçekte bunu neden istediğinizi bulmalı ve her gün kendinize hatırlatmalısınız"

Psikiyatri Uzmanı ve Psikoterapist Dr. Nihan Coşkun, programda öncelikle "Neden kilo vermek istiyorsunuz?' sorusuna yanıt aradıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Kilo vermek istiyorsanız önce gerçekte aslında bunu neden istediğinizi bulmalı, kendinize itiraf etmeli ve her gün kendinize hatırlatmalısınız. Bunu yapmak kolay değil. Yine kilo vermeye yönelik psikoterapide üzerinde çalışacağımız konulardan biri de bu motivasyonu en iyi nasıl bulacağınız ve sürdürebileceğiniz konusunda olacak. Kilo vermek için belli bir zaman dilimi için belli bir hedefiniz olduğunda hızlı, etkin, sporsuz, kısa sürede etki eden diyet programları başlıklarını takip etmeniz çok muhtemeldir. Bununla birlikte kalıcı ve sağlıklı şekilde kilo verebilmek için bir beslenme uzmanından yardım alarak sağlıklı ve açlık içermeyen ve en önemlisi yaşam boyu uygulamaya devam edebileceğiniz, sürdürülebilir bir program oluşturmalısınız."

Duygusal yeme problemi konusunda Dr. Coşkun, "Duygusal yeme problemi dediğimiz stres anlarında öfke, kaygı, üzüntü gibi duyguların varlığında bu duyguları azaltmak ya da ortadan kaldırmak için yaptığımız yeme davranışıdır. Bu sıklıkla oldukça hızlı gelişir ki zaten işlevi de budur. Üzerinde daha fazla durmaya tahammül edemeyeceğimiz duyguları yiyeceğin verdiği haz ile ortadan kaldırırız. Hatta bazen bu yeme hazdan yoksun bile olabilir. O durumda yemenin işlevi hazza yakınlaşmak değil, rahatsızlık verici duygu dalgalarından kendimizi geçici bir süre için de olsa uzaklaştırmaya çalışmaktır.Bu kısa vadede işe yarayabilir. Sorun şu ki bazen yediklerimizin içeriği ve miktarı kontrolümüzden çıkar ve yemekle işimiz bittiğinde gördüğümüz şeyin asıl sorunun olduğu gibi durduğu ve üzerine midemizdeki hazımsızlık, bulantı hissi, bazen de özgüven azlığına bile neden olabilen suçluluk, pişmanlık düşünceleri ve hatta kendimizi iradesiz etiketi yapıştırmamız olur. Yani yemek acının yerine geçen bir haz olabildiği gibi, acıyı geçici bir süre hissetmemizi sağlayan bir dikkat dağıtıcı işlevi görebilir. Her durumda da yeriz ve acı azalır ve beynimiz bir sonraki sefer acı içinde olduğunda yeme davranışına daha büyük istek duyar ve yeme isteği de böylece artar. Olumsuz bir duyguyla baş etmek için yeme davranışını kullandığımız her seferinde bu alışkanlığımız güçlenir ve kendimizi zorlayıcı duygularla baş etmek için kullanabileceğimiz alternatif yöntemleri keşfetmek ve uygulamaktan mahrum bırakmış oluruz. Duygusal yemenin önüne geçmenin bir adımı da stresle baş etme ve sorun çözme tekniklerinin kullanımıdır. Bir diğer seçenek ise yeme isteğinin ardında yatan sıkıntılı duygu ve düşüncelerle kalabilmek ve yakından inceleyebilmek için beceriler geliştirmektir" dedi.

"Farkına vararak yeme egzersizleri programın bir parçası"

Beslenme düzenini korumaya yönelik becerileri de açıklayan Dr. Coşkun, "Yemek sıklıkla kutlama ile eşdeğerdir. Mutlu olduğumuzda yeriz. Doğum günlerinde, bayramlarda, düğünlerde, altın günlerinde yemek yeriz. Mutlulukla bu kadar eşleşmiş bir etkinliği ayırmak kolay değildir ancak bu durumlarda elimizden geldiği kadar beslenme programına sadık kalmak ama yine de keyifli günün tadını çıkarmak mümkündür. Programın konularından bir tanesi de bu günlerde beslenme düzenimizi korumaya yönelik beceriler geliştirmeye yönelik olacaktır. Uyaran kontrolü ile kastettiğimiz şey 'farkında' olmadan diyetimizi bozduğumuz durumları önceden öngörüp, bu durumlar için öncesinde eylem planı oluşturmak için beceri kazanmaktır. Hızlı, başka işlerle uğraşırken ve farkına varmadan yemek de kilo vermenin önündeki engellerden bir tanesidir. Yeme hızımız ne kadar artarsa beynimiz doyma sinyali alana kadar geçen zamandaki yediğimiz miktar da o kadar artacaktır. Bu nedenle farkına vararak yeme egzersizleri de programın bir parçası olacaktır" şeklinde konuştu.

Yeme davranışının öncesinde insanların aklından geçen bazı düşüncelerin insanları harekete geçireceğini anlatan Dr. Coşkun, "Örneğin, 'Çok zor bir gün geçirdim, bunu yemek hakkım.' 'Yemezsem ayıp olur, çok kırılır', 'Yemezsem çöpe gider', 'Umrumda değil, zaten yesem de yemesem de kilo alıyorum', 'Battı balık yan gider, bir kere diyeti bozdum.' Terapinin amaçlarından biri de bu düşüncelerin farkına varmayı kolaylaştırmak ve daha işe yarar alternatif düşünceler geliştirmeye yardımcı olmaktır. Obezite tedavisinde kilo vermeye yönelik bilişsel davranışçı grup psikoterapisi uygulaması olan ilk ve tek Şehir Hastanesi olarak bu programdan en iyi şekilde faydalanabilmeniz bizim için çok önemli. Bu nedenle bazı önerilerimiz olacak. Bu tedaviden uzun vadede en iyi şekilde yararlanabilmeniz için seanslara düzenli ve zamanında katılmanız, not tutmanız, hafta arasında verilen ödevler için zaman ve emek harcamanız gerekmektedir. Öğrendiğiniz her bir beceriyi ne kadar sık tekrar ederseniz alacağınız sonuçlar da o kadar yüz güldürücü olacaktır. Programa başvurmak için endokrinoloji ve psikiyatri polikliniklerinden muayene sırası alarak muayenede bu talebinizi doktorunuza bildirmeniz yeterli olacaktır. Sonrasında ön değerlendirme için yönlendirilecek, yeme alışkanlıklarınızı daha iyi anlamamız için bir takım formlar doldurduktan sonra kaydınızı gerçekleştirebileceksiniz. Gruplar yeterli katılımcı sayısına ulaştığında ise grubun yeri ve saati konusunda bilgilendirileceksiniz" açıklamalarında bulundu.

Kaynak

Bu haber toplam 546 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.