• BIST 82.976
  • Altın 146,876
  • Dolar 3,7951
  • Euro 4,0443
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara -1 °C

Gözyaşlarının iki sebebi daha

Gözyaşlarının iki sebebi daha
Doğumlarda, ölümlerde, iyi veya kötü haberlerde, bazen bir film izlerken, gözyaşlarımız süzülür... Women’s Health dergisi, işte bu gözyaşlarıyla ilgili bilinen ve bilinmeyen bazı gerçekleri derledi.

HABERANALİZ - İlk kez doğduğumuzda ağlarız. Ağlarız çünkü karnımızın doyması ve rahatımızın sağlanması için tek yapabildiğimiz budur. 

Vassar College Psikoloji Profesörü Randy Cornelius, gözyaşı ile ilgili çalışmalar yapan ender bilim adamlarından biri. Bu konudaki araştırmacı kıtlığı, ağlama konusundaki soruları daha da zorlu hale getiriyor.

Yılda 64 kez ağlamak

“Neden ağlıyoruz?” sorusu sorulduğunda Dr. Cornelius, “Bundan pek emin değiliz” diyor ve ekliyor: “Kuramlar yapısal olarak erkek ve kadın beyninin nasıl işleyip neleri birbirine bağladıklarıyla ilgili. Ancak henüz bir sonuç elde edilmiş değil.”

Ağlamak, bizim diğer insanlara savunmasız olduğumuzu göstermenin bir yolu. Kadınlar, duyguları paylaşma konusunda daha iyi olduğundan, onlar için aynı zamanda bir güven belirtisi ağlamak. Güven, hayatta kalmamız için gereklidir. Ancak hayatta kalma yarışında erkek eğer uluorta ağlamaya başlarsa, bu dışarıdaki insanlar tarafından yadırganabilir.

Ağlamakla ilgili şu anda üzerinde bilimsel olarak çalışılan bir diğer madde de prolaktin hormonu. Bu hormonun kadınlarda buluğ çağında, âdetlerinde, hamilelikte, emzirirken ve stres altındayken arttığı tespit edilmiştir. Oran olarak da kadın bedeninde erkeklere göre yüzde 60 daha fazla prolaktin bulunuyor. Dr. William Frey’in ortaya koyduğu kurama göre prolaktin, kadınların duygularını etkileyerek, endokrin (salgı) sistemini etkiliyor ve daha fazla ağlama eğilimi yaratıyor.

Sonuç olarak, kadınlar daha çok ağlıyor. Hatta yılda ortalama 64 kez. Erkekler ise 17. Kadınlar üzgün olduğunda, hüsrana uğradığında veya kızdığında ağlarken, erkekler ölüm gibi önemli kayıplarda, büyük hayal kırıklıklarında veya gerçekten çok sinirlendiklerinde ağlıyor. 

Bu durumun şöyle komik bir tarafı da var; o da orta yaşları geride bıraktıkça kadınlar daha az ağlayıp daha fazla kızmaya başlıyor. Sebebi kadın hormonlarının azalması ve erkeklik hormonu olan testosteronun bunun yerini alması. Erkeklerde ise tam tersi, testosteron seviyesi düşerken, dişilere özgü hormonlar devreye giriyor. Ve erkekler yaşlandıkça daha çok ağlamaya başlıyor.

Gözyaşlarının iki sebebi daha

Duygular nasıl canımızı yakıp bizi ağlatmayı başarabilir? Harvard Schepens Eye Research Institute’den Hücresel Fizyoloji Doktoru Darlene Dart, ağlamanın koruyucu bir mekanizma olarak devreye girdiğini söylüyor. Derideki acı hissi veren sinirler gibi korneada da duyusal sinirler bulunuyor. Rüzgârda yürünrken veya bir soğanı dilimlerken gözdeki sinirler, istemsiz hareketleri denetleyen beyin köküne sinyal gönderiyor. Beyin kökü, gözkapaklarındaki salgı bezlerine giden hormonların salgılanmasını sağlıyor. Böylece gözyaşı üretiliyor. Bunlar “refleks gözyaşları”dır.

Ancak korneadaki sinirler aynı zamanda beyindeki cerebraya da ulaşır. Bu kez bir filmi seyrederken dökülenler gibi “duygusal gözyaşları” oluşuyor. 

Ayın ağlamaklı zamanı

Hollanda’daki Tilbur Üniversitesi Psikoloji Profesörü Dr. Ad Vingerhoets, Batılı kadınların âdet dönemi ile ağlamayı ilişkilendirdiğini, ancak Batılı olmayan kadınlarda böyle bir durumun söz konusu olmadığını söylüyor. 

“Crying: The Natural and Cultural History of Tears” kitabının yazarı Tom Lutz da ağlamanın iyi yönleri olduğunu vurguluyor: “Ağlamak bizi içimizdeki endişelerden uzaklaştırır. Ağladıktan sonra ferahlar, içimizdeki kargaşayı akışına bırakır ve dikkatimizi zihinden uzaklaştırıp fiziksel olana odaklarız. Hatta genel olarak da bir süre sonra konudan iyice uzaklaşıp, akmakta olan burnumuzu silmek için bir mendil bulma işine girişiriz. Bu anlamda gözyaşları, iyileşme sürecinin bir parçası olur.”

Bu haber toplam 1242 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • “Burun Farkıyla” Gelen Tarz!14 Kasım 2016 Pazartesi 18:05
  • Düzenli Egzersiz ile Zihin Sağlığı İlişkisi10 Kasım 2016 Perşembe 10:54
  • Yanlış Kişiyle Beraber Olduğunuzu Gösteren 5 Madde10 Kasım 2016 Perşembe 10:39
  • Sarımsak, Uyku, Seks28 Ekim 2016 Cuma 18:36
  • Ergenliğe Hazır Mısınız?14 Ekim 2016 Cuma 20:08
  • Yoga Yapmanız İçin 5 Neden13 Ekim 2016 Perşembe 18:44
  • Pedagog Adem Güneş 'Çocuklar Öğlen Uyumalı Mı?'04 Ekim 2016 Salı 21:11
  • Mutluluk Genetik Mi?30 Mayıs 2016 Pazartesi 19:51
  • Çocuğunuzun öğrenme stilini biliyor musunuz?26 Mayıs 2016 Perşembe 18:56
  • Türkiye'de Gençler Ne Kadar Mutlu?19 Mayıs 2016 Perşembe 18:54
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim