• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 18 °C

Gençlerde Kimlik Bocalaması ve Psikopatoloji

Gençlerde Kimlik Bocalaması ve Psikopatoloji
Bu çalışmanın amacı kimlik bocalaması ile klinik tanılar ve kişilik patolojileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir.

Amaç: Bu çalışmanın amacı kimlik bocalaması ile klinik tanılar ve kişilik patolojileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir.

Yöntem: Çalışmanın ilk aşamasına üniversite hazırlık kurslarına giden ve yaşları 16 ile 25 arasında değişen (ort=18.3, SS=0.8) 950 öğrenci katıldı. Katılımcılara bir sosyo-demografik bilgi formuna ek olarak Kimlik Duygusu Değerlendirme Aracı (KDDA) uygulandı. Uç grupları oluşturmak amacıyla, KDDA standart puanları +1 ve üstü olan katılımcılar arasından 30 genç, -1 ve altı olanlar arasından da 30 genç seçkisiz örnekleme yoluyla seçildi. Seçilen gençler DSM eksen I ve eksen II patolojileri açısından SCID-I ve SCID-II yapılandırılmış görüşmeleriyle değerlendirildi.

Bulgular: Birinci eksen tanısı konma oranı kimlik bocalaması yaşayan denekler arasında % 73.3, bocalama yaşamayan denekler arasındaysa % 6.6 olarak bulundu. Benzer biçimde bocalama grubunda kişilik bozukluğu ölçütlerinin karşılanma düzeyinin genel anlamda yüksek olduğu bulundu. Gruplar arasında on iki kişilik bozukluğu açısından ayrı ayrı yapılan karşılaştırmalarda iki grup arasındaki farkın çekingen, bağımlı, obsesif kompulsif, kendini çelmeleyen, sınır ve şizotipal kişilik bozukluğu ölçütleri için anlamlı düzeye ulaştığı belirlendi. Sonuç: Kimlik bocalamasının yalnızca sınır kişilik bozukluğu veya örgütlenmesi olan kişilerde ortaya çıkabilecek bir yaşantı olduğu görüşü bu çalışmanın bulgularınca desteklenmemektedir. Görünüşe göre yüksek oranda psikopatolojik örüntüler taşıyan gençlerde kimlik oluşumu süreci görece sancılı yaşanmakta ve bu durum patolojik örüntülerin klinik belirtiler vermesine yol açmaktadır.

GİRİŞ

Erikson (1968) egonun başkalarıyla giderek olgunlaşan ilişkiler içinde büyümesinin üç aşamada gerçekleştiğini öne sürmüştür: İçe-atım (introjection), özdeşim (identification) ve ego kimliği (ego identity). Puberteyle birlikte içine girilen gençlik çağı, egonun nesne ilişkilerini işleyiş tarzında özdeşim basamağından ego kimliği basamağına ilerleme dönemine karşılık gelir. Kimlik gelişimi/ oluşumu/bunalımı olarak kavramlaştırılan bu ilerleme, gençlerin çoğunda görece rahat, güvenli, dertsiz bir tırmanış biçiminde gerçekleşirken; kimi gençlerde sancılı, sıkıntılı, zaman zaman umarsız bir tırmanma mücadelesine dönüşebilmektedir. Erikson kimlik gelişimi yolunda gitmeyen gençlerin içinde bulunduğu durumu, eğer gencin işlevselliği belirgin biçimde bozulmamışsa gizil kimlik bocalaması (latent identity confusion) olarak adlandırmıştır.

Gizil rahatsızlığın, aniden patlak veren felç edici gürültülü bir psikiyatrik tablo eşliğinde su yüzüne vurmasını da akut kimlik bocalaması olarak nitelemiştir. Dahası, bu gençlerde klinik tablonun bazen “sınır semptomatoloji” ile uyumlu olabileceğini belirtirken, sınır bozukluğun ağır kimlik bocalamasının açığa vuruluş biçimi olduğunu örtük biçimde öne sürmüştür.

Erikson,gizil ya da manifest, görece hafif ya da ağır, gençlerdeki kimlik bocalamasını tanımamıza yarayacak pek çok tanım ve vaka örneği vermesinin yanı sıra, bocalamanın tanı koydurucu (patognomonik) öğelerini sıralamıştır. Bununla birlikte kimlik bocalamasının betimleyici bir tanı olmadığını da tekrar tekrar belirtmiştir. Bu yüzden, sadece betimleyici düzeydeki tanılara yer verilen tek eksenli bir sınıflandırma sistemi olan ICD’de kimlik bocalamasının hiç yer bulamamış olması şaşırtıcı değildir. Şaşırtıcı olan, kimlik bocalamasının DSM çok eksenli sistemi kapsamına alınırken, betimleyici tanılar için ayrılmış olan 1. Eksene yerleştirilmesi ve bu eksendeki diğer tanı kategorilerine benzer biçimde kimlik bozukluğu olarak adlandırılmasıdır. DSM-III ve DSM-IIIR’nin kullanımda olduğu yıllar boyunca, betimleyici tanı kategorisi olarak kimlik bozukluğunun gerek yaygınlık, prognoz gibi klinik özelliklerine ilişkin çalışmalar yapılmaması, gerekse betimleyici tanı ölçütlerinin yeterince açık olmaması nedeniyle, DSM-IV ve DSM-IV-TR’de kimlik sorunu (identity problem) adıyla “klinik ilginin odağı olabilecek diğer durumlar” arasına alınmıştır. (Bleiberg 2005).

Araştırmanın Devamı İçin Tıklayınız

HK Demir, F Dereboy, Ç Dereboy

Türk Psikiyatri Dergisi 2009;20(3):227-235

Gençlerde Kimlik Bocalaması ve Psikopatoloji

ODTÜ Sağlık ve Rehberlik Merkezi, Psikiyatri Bl., Ankara

Bu haber toplam 2437 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim