• BIST 89.629
  • Altın 146,317
  • Dolar 3,6219
  • Euro 3,9415
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 8 °C

KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ

Cüneyt Kayhan

Adorno Frankfurt okulunda kültür endüstrisi kavramını ortaya attığında teknoloji daha bu kadar gelişmemiş ve uluslararası sınırlar bu kadar ortadan kalkmamıştı. Ancak bundan yârim asırdan daha fazla bir sure önce bunu görebilmiş olan adornonun önünde eğer yasasaydı sanırım saygıyla eğilmek gerekecekti.

Geçip giden yüzyıl kime veya neye aitti? Bir amerikan yüzyılımıydı? Belki. Dünya savaşları ve soykırım yüzyılı mı? Kesinlikle. Bilim yüzyılı mı? Hiç kuskusuz. Ama bunlardan öte bence asıl önemli olan gecen yüzyılın tam bir sinema, televizyon ve internet yüzyılı olmasıydı. Bu yüzyıl her şeyden öte sinema ile TV ve bunların verdikleri mesajların eskiden insan iletişiminin, ikna sanatının ve eğlencenin öncelikli araçları olarak sunulan basili yayınların, kitapların ve sözcüklerin yerini aldığı bir donem, bir iletişim yüzyılı olmuştur. Haberler basili yayınlardan TV ye kaymış, o kadarki gazeteler bile TV'nin haber modellerini takip etmeye başlamışlardır. Bol renkli ve magazinle süslü haber gazeteleri ortaya cıkmış, özellikle bu gazetelerde bati kaynaklı kültür öğelerine yer verilmeye başlanmıştır.

İste bunda büyük oranda emeği olan Amerika ve bati kültürüne katkıda bulunan diğer öğelerle kıyaslandığında filmler ve müzik videoları dağıtım bakımından küreselleştikçe içerik bakımından daha da tek tip olmaya başlamışlardır. Dünyanın her yerinde daha çok insan daha az farklı film izlemeye ve müzik dinlemeye başlamıştır. Bu monokultur film ve müzik kültüründe olduğu kadar başka hiçbir ortamda bu kadar belirgin ve korkunç değildir. Ayrıca kablo TV isletmecileri, yayım medyası ve yazılım üreticileri arasındaki farklılıklarda erir ve dev iletişim şirketleri birbirlerine karışıp birleşirken bu monokultur büyümekte ve çeşitlilik tek tipe boyun eğmekte, rekabette yerini tekele bırakmaktadır.

Rocfeller zamanın kara altını petrolün akısını garantiye almak için demiryolları ve dağıtım ağlarını satın almıştı. Şimdide bu bati ve amerikan dünyasının kara altini olan bilginin boru hatlarina sahip olanlar borularla taşınacak bilgiye sahip oluyorlar ve diğer kültürlere doğru bilgi de bile kendi istedikleri bilgilerin taşınmasını sağlıyorlar. İste adornonun bahsettiği kültür endustrisi de tam bu noktada faaliyete geçmeye başlıyor.

Tüm dünyada tek bir kültürü hâkim kılmak ve bununda amerikan ve bati kaynaklı olmasını sağlamak. Bunun için gelistirilen birçok yol bulunmaktadır. Ancak burada bunun en önemlisi üzerinde durmakta yarar var. Bu da sinema sektörüdür. Ve bunun adı da Hollywood dur. Sex, şiddet ve paranın hemen tüm filmlerde merkezde olduğu ve yaşamın yapay zevkleri üzerinde odaklasan bir film kültürü karsımızdadır. Kültürel endüstrinin en önemli halkası olan sinema sektörü özellikle bu amerikan kaynaklı monokulturun doğu ülkelerine ulaşması bakımından en önemli araçtır. Bunun karsısında durmaya çalışan ülke sinemaları bile aslında bir şekilde amerikan ürününün dayanılmaz çekiciliğine direnemeden boyun eğmektedirler. Dolayısı ile bu ülkelerdeki yerel film yapımları Hollywood yapımı basarîli filmlerin düşük bütçeli taklitleri olmaktan öteye geçememektedirler. İste bizim ülkemizinde aralarında bulunduğu ülkelerin içinde olduğu en büyük tehlike bu noktada başlamaktadır. Özellikle genç kuşağı etkileyebilecek görselliğin en şiddetli şekilde kullanıldığı bati kaynaklı sinema endüstrisi ülke kültürüne zarar verebilecek en önemli etken olarak görülmelidir.

Filmler piyasa ideolojilerini belirlemede vazgeçilmez bir rol oynar. Onları izlemek amerikan ve batı kültürünü çepeçevre saran bir ayniliği ortaya çıkarır. Ve bu durum zamanla insana bir eter kadar boğucu gelir. Aynılaşmanın getirdiği bir boğulma hissi. Aynı kıyafeti giyen, aynı müziği dinleyen, aynı ilgi alanlarına yönelen, aynı şeylere inanan/inanmayan, farklılıklardan bihaber bir genç kitle bunun sonucunda karşımıza çıkmakta ve kendi kültürüne, değerlerine ve inanç sistemine tamamen yabancılaşmaktadır. MTV izleyen, play stationla zaman geçiren, Oscar ödülleri ve oyuncularını model alan, camiden çok kiliselerden bahseden ve ona ilgi duyan bu nesil bizi nasıl bir geleceğe taşıyacaktır!

İste bati ve amerikan kültürünün ürettiği tüm bu evrensel imajlar gözlere, küresel ahenksizliklerde hangi ülkede yasadığımızdan başka herzeyi söyleyen kalplerimizi sıkıştıran bir kargaşa içerisinde kulaklarımıza saldırmakta. Peki, neredeyiz biz? Tabiî ki amerikan monokulturu içerisinde.

İste tam bu noktada bize düsen bu gürültülü ruhu kendi ülkemizden uzaklastirmak için elimizden geleni yapmak ve farklılıklarımızı ortaya koyabilmek olmalıdır. Çünkü çok iyi bilmeliyiz ki yaşamın asil rengi tüm dünyanın böyle yapay bir kültürle aynılaşması değil farklılıkları ortaya çıkararak zenginleşmesidir.

Bu yazı toplam 4601 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Emin Kaşık
2008-03-23 12:50:56
durduş çizgisi çelişkili
Yazı başlığı çok genel... bu başlığı bir kaç paragrafla izah etmek zor. Yazar bu anlamda başarılı. Genel bir yargıyı az cümleyle ifade etmeyi başarmış. Yazıda kültürel endüstri ile kültürel değişimin niteliği arasında bir ilişki kuramadım. İlk paragraflarda pozitif bir yaklaşım varken sonralara doğru kültür endüstrisinin asimilasyon ve kültürel emperyalizmle eşdeğer bir anlamda kullanıldığını görüyoruz. Kısacası Yazının bazı noktaları Liberal batıcı bir olumlamayı yansıtırken bazı paragraflarda islamcı bir yaklaşım var. Burada batıcı yada islamcı kavramını olumsuz anlamda kullanmıyorum. Bu tanımlar sadece betimleme amacıyla kullanıldı.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim