• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 9 °C

Belgeselini Yaptığı Hırsız, Evini Soydu

Belgeselini Yaptığı Hırsız, Evini Soydu
Helena Treštíková, belgesellerinde çoğunlukla toplumdan dışlanmış, sorunlu karakterlerin yaşam öykülerini konu alıyor. En son belgeselini çektiği René tarafından evi soyuldu...

Elif İNCE / Radikal


Documentarist’in onur konuğu olarak İstanbul’a gelen Helena Treštíková’nın ünü, yönetmenin anayurdu Çek Cumhuriyeti’nden çok daha geniş bir coğrafyaya yayılıyor. Çoğunlukla toplumdan dışlanmış, sorunlu karakterlerin yaşam öykülerini konu alıyor Treštíková’nın yüzbinlerin ilgisini çeken belgeselleri. 2008 yılında Avrupa Film akademisi tarafından en iyi belgesel seçilen ‘René’ için genç bir mahkumu 20 yıl, sinemalarda izlenme rekorları kıran ‘Katka’ için ise bir uyuşturucu bağımlısını 14 yıl boyunca takip eden Treštíková’nın ‘sorunlu kahramanlarıyla’ ilişkileri de belgesellerin içinde yerini alıyor.

Belgesellerinizin kahramanlarını nasıl seçiyorsunuz?

Öncelikle kamera karşısında doğal olmaları lazım. Yaşadıklarını, duygularını dile getirebilmeleri, bir yandan da yazı diliyle konuşmamaları önemli.

René’yi 20 yıl, Katka’yı ise 14 yıl takip ettiniz. Hiç tanımadıkları birinin hayatlarına burnunu sokmasına niye izin veriyorlar?

Projeye başladığımızda genelde birkaç yıllığına anlaşıyoruz, ama ortada daha uzun süre anlatılmayı hakeden bir hikaye olunca bu süre kendiliğinden uzuyor. Yani benim 20 yıl boyunca izlerini süreceğimi bilmiyorlar aslında.

Örneğin René’nin ailesiyle çok sorunlu bir ilişkisi olmuş, onlar tarafından sevildiğini hiç hissetmemiş. O yüzden birinin onu dinlemesi, insanların onun hikayesiyle ilgilenmesi onu mutlu ediyor. Çekimler bittikten sonra üç yıl hapse girmemeyi başardı, iki kitap yazdı. Kahramanlarım kameramı bir ayna gibi görüyorlar, sorduğum sorular onlara hayatlarını sorgulatıyor. Bu onlar için de bir terapi süreci oluyor aslında.

Problemli bir ilişki değil mi, belgeselci olarak psikolog görevi görmeniz?

Kim olduğum ne yaptığım konusunda onlara karşı hep çok açık davranıyorum, asla bir psikolog maskesi takmıyorum. İlişkimizin profesyonel kalabilmesi için onlara çekim yaptığımız günler yaklaşık 50 dolar veriyorum. Ama bu çok önemsiz bir meblağ, çünkü takip için yılda en fazla 4-5 kere çekim yapıyoruz. “Ben hayatınızda sadece bir ‘gözlemci’ değilim, bu profesyonel ilişki” demek oluyor bu ödeme.

Bu kadar süre birlikte vakit geçirdikten, hayatları ile ilgili her şeyi öğrendikten sonra aranızdaki ilişki profesyonel kalabiliyor mu?

Bir süre sonra ilişkimiz arkadaşlığa dönüşüyor aslında. Düşünsenize, René’yle 20 yıldır tanışıyoruz. Onlar da benim hayatım, ailem, çocuklarımla ilgili çok şey biliyorlar. Hatta bir kere arkadaşlarımla doğum günü partime çağırdım bütün kahramanlarımı. Çok sosyaldiler, arkadaşlarımla tanışıp konuştular. İki dünyamı bir arada görmek gerçekten çok komikti.

İki dünya René evinizi soyduğunda da çakıştı herhalde?

Evet. Çok korkunçtu. Ben Berlin’deyken kapımı kırıp evime girmiş. Evde hiçbir şey bırakmamış, bütün elektronik eşyalarımızı, kameralarımı, hatta çocukların kumbaralarını, çalar saatlerini bile çalmıştı.

Nereden öğrendiniz soygunu René’nin yaptığını?

Kendisi söyledi. Bir mektup yazdı iki ay sonra, ben yaptım dedi.

Nasıl açıkladınız bunu kendinize?

Bu bir mesajdı bence. Ailesinden göremediği koşulsuz şartsız sevgiyi benden istiyor, sınırlarımı zorluyordu. Bundan sonra onu arayıp sormaya devam edecek miyim görmek istedi. Hapisten çıkışını görüntülemesi için verdiğim kamerayla da porno çekmiş. Kamerayı bir daha göremedim zaten. Çok orjinal bir hareketti (gülüyor)

René, filmde demir parmaklıkların arkasından “Ben senin için sadece bir obje miyim belgesellerine konu olan?” diye soruyor size. Siz de, “Kimse asla sadece bir obje değildir” diyorsunuz. Peki kim onlar sizin için? Arkadaş mı?

Cevaplaması zor bir soru. Bu kadar çok şey yaşadıktan sonra benim için yalnızca bir obje olmalarının imkanı yok. Onların iyiliğini istiyorum. Örneğin filmlerde asla onların konulmasını istemediği bir kare olmuyor. Çünkü filmlerimin onların hayatlarını düzeltmeleri için bir vesile olmasını istiyorum. René’nin evden işe gidip gelen bir adam olması imkansız, ama hapisten çıkması, kitap yazması onun için çok güzel gelişmeler. Katka’nın da uyuşturucuyu bırakmasını çok isterdim… Ama ona yardımcı olamasam bile belgeselim gençleri uyuşturucudan uzak durmaya teşvik etmek için okullarda gösteriliyor.

Uzun yıllar biriktirdiğiniz malzemeyi kurgulamak zor olmuyor mu?

İnanır mısınız, genelde 30-40 saatlik film oluyor elimde en fazla. Yeni belgeselciler yüzlerce saatlik film çekiyorlar çünkü ne istediklerini bilmiyorlar. Ben istediğim sahneyi biliyorum, o yüzden az ve öz çekiyorum.

Peki nedir belgesellerinizi bu kadar popüler yapan?

Bence belgesel bütün dünyada giderek daha çok ilgi görmeye başlıyor. Özellikle de Çek Cumhuriyeti’nde bu böyle. René, sinemalarda kurmaca filmlerden çok daha fazla izleyici çekti. Gerçek bir hayat hikayesinin çekiciliği her zaman daha fazladır

Bu haber toplam 2098 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim