• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 20 °C

Türkiye'nin uyuşturucu karnesi korkutuyor

Türkiyenin uyuşturucu karnesi korkutuyor
Türkiye’nin uyuşturucu karnesini çıkaran Meclis komisyonu, konuyla ilgili tek bir yasa çıkarılmasını, genel müdürlük kurulmasını ve mücadele için yeni bir modelleme getirilmesini öneriyor.

Nursel Dilek - n.dilek@aksiyon.com.tr -

Aksiyon Dergisi Sayı: 734 - 29.12.2008


Meclis Uyuşturucu Komisyonu ilk çalışmasını tamamladı. Türkiye’nin uyuşturucu karnesini çıkaran komisyon, konuyla ilgili tek bir yasa çıkarılmasını, genel müdürlük kurulmasını ve mücadele için yeni bir modelleme getirilmesini öneriyor.

Dün gece çok acayip bir rüya görmüştüm. Elimde bir iğne ve şırınga vardı. İçinde eroin onu toprağa atıp, diğer elimle gri iki yepyeni telefon alıyordum. Bir ara üzerimdeki kıyafetler de değişiyordu. Kürkler, yepyeni kıyafetler. Sonra bir havuzlu restoran vardı. Çok güzel bir dağın yamacına yapılmış. Kocaman, büyük tezahüratlarla birdenbire kendimi uçmaya çalışırken görüyorum. Benimle birlikte birkaç kişi daha uçmaya çalışıyor. Ama sadece ben uzaya kadar ulaşabiliyorum. Sonrada oradan aşağıya bakıyorum. Herkes korkuyor, öleceğim sanıyorlar; ama yere öyle yavaş iniyorum ki şaşırıyorlar.”

Bu satırlar uyuşturucu nedeniyle genç yaşta hayatını kaybeden Türkiye güzeli Burçin Bircan’a ait. 19 yaşında vücuduna eroin, kokain ve bazı maddelerden oluşturduğu ‘öldürücü kokteyli’ enjekte ederek hayatına son veren Bircan, ölümünden birkaç gün önce gördüğü rüyayı günlüğünde bu satırlarla ifade ediyor. 2002 ‘yüz güzeli’ olarak nam salan Bircan, ‘uyuşturucu kurbanı’ olarak genç yaşta hayatını kaybeden isimler arasında hâlâ hafızalarda.

Burçin Bircan gibi birçok genci ölümesürükleyen uyuşturucu ve madde bağımlılığı, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tehlikeli boyutlara ulaşıyor. Okul çağındaki gençlerde bile artış iki katına çıktı. Bu gerçeği dikkate alan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) de konuyu yakın takibe alarak bir komisyon kurdu. Komisyon konuyu bütün yönleriyle ele alarak hazırladığı raporu Meclis Başkanlığı’na sundu. Rapora göre, ilkokullarda uyuşturucu kullanım oranı binde 12’ye çıktı, gençler genellikle ectasy (mutluluk hapı) kullanıyor, en fazla tüketilen madde ise esrar. Meclis Uyuşturucu ve Kaçakçılığı Araştırma Komisyonu Başkanı, AK Parti Adana Milletvekili Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Burçin Bircan gibi gençleri ölüme sürükleyen uyuşturucu tuzağından kurtaracak raporun ayrıntılarını Aksiyon’a anlattı.

Uyuşturucu ve Kaçakçılığını Araştırma Komisyonu Meclis’te ilk kez kuruluyor. Daha önce gündeme gelmiş; ancak hayata geçirilememişti. 16 üyeden oluşan komisyonda, 10 AK Partili, 3 CHP’li, 2 MHP’li ve 1 DTP’li üye bulunuyor. Komisyon Başkanı Ünüvar, araştırma komisyonlarının şimdiye kadar 5 ila 7 uzmanla çalıştığını; fakat kendilerinin konuyu bütün yönleriyle ele almak için 22 uzmanla çalıştıklarını belirtiyor. 414 sayfalık rapor, 11 bölümden oluşuyor. Madde bağımlılığıyla ilgili tanımlarla başlayan rapor, Türkiye’de ve dünyadaki mevcut durum, uyuşturucu politikaları, bakanlıkların çalışmaları, tedavi yöntemleri, madde bağımlılığı ve kaçakçılıkla mücadele için çözüm yollarıyla son buluyor.

ESRARA GİDEN YOL SİGARADAN GEÇİYOR!

Meclis’in hazırladığı raporda okullarda ve yetişkinlerde uyuşturucu kullanımının her yıl iki kat artması dikkat çekici. Bu nedenle önce gençler arasında uyuşturucu kullanım boyutlarına bakmak gerekiyor. Rapora göre, lise öğrencilerinin alkol kullanım oranı yüzde 35 civarında, aynı grup öğrencilerin yüzde 3’ten fazlası esrar, yüzde 2’den fazlası da uçucu madde kullanıyor. En çarpıcı nokta ise esrarın ilköğretim öğrencileri (yüzde 1,2) arasında da kullanılıyor olması. Ortaöğretim öğrencilerinde bu oran yüzde 4’e yükseliyor. Uyuşturucu kullanım yaşı 14-24. Öğrencilerin ilk kullanma sebepleri merak, problemini unutma ve ‘kafayı bulma’ isteği şeklinde sıralanıyor. Uyuşturucu genellikle grup içinde ve arkadaş baskısıyla paylaşılıyor. Erkekler, kadınlardan daha çok uyuşturucu kullanıyor. Yarısından çoğu orta öğrenim mezunu. Uyuşturucu kullanıcısının düzenli bir işi yok. Çoğunun ailesi var ve birlikte yaşıyor. Gelir durumları düşük. Çoğu tedavi olmayı istemiyor. Düşük ve orta sosyoekonomik düzeyde esrar, yüksek sosyoekonomik düzeyde ise ectasy kullanılıyor.

Komisyon Başkanı Ünüvar, gençliğe yönelik hizmetlerin hep sporun gölgesinde kaldığını vurguluyor. Yeni bir gençlik politikası ortaya konulması ya da gençliğin sporun gölgesinden kurtarılması gerektiğinin altını çiziyor: “Mesela yaz kampları var; ama karne başarısı yüksek öğrenciler bu kamplara alınıyor. Ya diğerleri? Biz o çocukları gençlik kamplarına almayarak sokağın acımasızlığına itiyoruz.”

Rapordaki diğer bir bilgi Türkiye’de uyuşturucuyla ilgili istatistiklerin yetersiz olması. Şimdiye kadar yapılan çalışmaların çoğu hastane ve hapishane kayıtlarına dayanıyor. Bu anlamda ülkemizde yaklaşık 150 bin kişi madde bağımlısı. Madde bağımlılığı ile ilgili Türkiye’nin tablosunu net olarak ortaya koyabilmek için Sağlık ve Millî Eğitim Bakanlığı da çalışmalara başladı. Gençlerin büyük risk altında olduğuna dikkat çeken rapor, esrar ve sigara ilişkisine işaret ediyor. Madde kullanımına giden yolun sigaradan geçtiğinin altı çiziliyor.


UYUŞTURUCUYLA MÜCADELEDE YASAL DÜZENLEME GELECEK

Uyuşturucunun ülkemize hangi yollardan girdiği ise raporun bir diğer boyutu. Bu anlamda Türkiye uyuşturucu güzergâhında kritik bir noktada. Ülkemiz, Afganistan üzerinden gelen tabii uyuşturucu (esrar, eroin) ile Batı’dan Doğu’ya aktarılan sentetik uyuşturucunun (ecstasy, captagon) geçiş noktasında. Hem bu ülkelerle iletişimin sıklaşması, gidiş gelişlerin kolaylaşması hem de turizmin artması riski arttıran faktörler arasında. Komisyon hazırladığı raporda riski azaltmak için yapısal ve yasal değişikliğin şart olduğunu belirtiyor. Buna göre uyuşturucuyla mücadelede iki yapılanma öngörülüyor. Dünyada uygulanan Hollanda modelinin liberal, İsveç modelinin ise çok katı olduğunu belirten Ünüvar, bunların arasından yeni bir modelleme uygulayacaklarını aktarıyor. Yasal düzenleme olarak ise ‘Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerle Mücadele Kanunu’ adıyla özel bir yasa çıkarılması, bu yapılamıyorsa uygulanmasında sıkıntı olan kanunların yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Raporda üzerinde durulan bir diğer konu ise uyuşturucuyla mücadelenin kurumsal bir kimliğe kavuşturulması. Bunun için de Başbakanlığa bağlı bir genel müdürlüğün kurulması gerektiği ifade ediliyor. Uyuşturucu kullanım sayısının hızla artmasına rağmen Türkiye’de Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden daha fazla uyuşturucu yakalanıyor. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) tarafından hazırlanan 2008 Dünya Uyuşturucu Raporu’na göre Türkiye tüm dünya genelinde ele geçirilen eroinin yüzde 18’ini tek başına yakalıyor. Buna göre Çin’den sonra uyuşturucu yakalama oranının en fazla olduğu ülke, Türkiye.

Komisyon adına raporda dikkat çeken bir başka öneri; uyuşturucu suçlarının tümünün muhbir ve tanıklarının ‘Tanık Koruma Kanunu’ kapsamına alınması. Tiner ve bally kullanan kişilerin de özel bir düzenlemeyle ‘uyuşturucu kullanıcısı’ kabul edilmesi. Raporun tespitler kısmında Türkiye’de esrar-kenevir tohumlarının serbest satıldığı ve ekiminin yaygın olduğuna dikkat çekiliyor. Sağlıklı mücadele için en baştan ekiminin engellenmesi gerektiği vurgulanıyor.

AMATEMLER YETERSİZ

Uyuşturucuyla mücadelede insan kaynakları eksikliği göze çarpıyor. Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitimi Merkezleri’nin (AMATEM) nicelik ve nitelik olarak yetersizliği bu anlamda en büyük engel. İstanbul, Ankara, İzmir’de toplam 20 AMATEM bulunuyor. Bu merkezlerin daha iyi duruma getirilmesi ve sayısının arttırılması raporun hedefleri arasında. Ayrıca Sağlık Bakanlığı’nın önerisiyle tedavi olan kişilerin kurulacak ilk adım merkezlerinde izlenmesi amaçlanıyor.

Rapordaki çözüm önerilerine göre, mücadelenin neredeyse kundakta başlaması gerekiyor. 0-19 yaşları arasında çocuğu olan tüm aileler rehberlik eğitimi kapsamına alınacak. Bakanlıklar ve üniversitelerin katılımıyla tüm aileler eğitimden geçecek. MEB’in 13 bin rehber öğretmen kadrosu arttırılacak, 2011’e kadar 10-19 yaşlarındaki tüm ergenler, ‘yaşam becerileri eğitimine’ tabi tutulacak. Medyanın çocuk ve ergen politikasına uygun yayın yapması, sinemalarda gösterilen alkolle ilgili reklam filmlerinin kaldırılması ya da kısıtlanması ise uyuşturucuyla mücadelede bir başka önemli husus.

KAÇAKÇILIK İÇİN İHTİSAS MAHKEMELERİ

Yıllardır terörle boğuşan Güneydoğu, aynı zamanda uyuşturucunun da kıskacında. Komisyonun hazırladığı rapora göre, esrar ve bally gibi uyuşturucu kullanımının en fazla görüldüğü il Diyarbakır. Damar içi eroin kullanımı en fazla Kilis ve Gaziantep’te. Kokain tüketimi ise en çok İstanbul’da. Tedavi için başvuranların yüzde 67’si ise Güneydoğu kökenli. Esrar en fazla Diyarbakır, İstanbul ve Van’da yakalanıyor. Terör örgütü PKK’nın da bu yolla kazanç sağladığı raporda yer alan çarpıcı bilgiler arasında. Prof. Dr. Necdet Ünüvar, “Terör uyuşturucu tacirlerinin parasal gücünden, uyuşturucu tacirleri terörün silahlı gücünden yararlanıyor.” diyor.

Uyuşturucu madde kaçakçılığının en fazla Güneydoğu’da olduğunu belirten Ünüvar, kaçakçılıkla mücadele için de yeni bir yargılama modeli öneriyor: “Yargılamada ihtisas mahkemeleri oluşturulmalı. Sadece uyuşturucu madde suçlarından görevli Cumhuriyet savcıları olmalı. Ayrıca görevli mahkemelerin kurulması hususunda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na teklif yapılması gerekli. Kaçakçılık gruplarının tüm unsurlarıyla ortadan kaldırılmasının tek yolu, mal varlıklarına el konulması.”

Uyuşturucu kaçakçılığı ile mücadele kapsamında öngörülen diğer tedbirler şöyle: “Deniz ve hava limanlarına x-ray cihazı konulmalı, gümrük muhafaza memuru 3 bine, narkotik dedektör köpek 53’e çıkarılmalı.”

Uyuşturucu kullanan kişiden, bakanlara kadar konuyla muhatap bütün çevreleri dinlediklerini anlatan Ünüvar, “Türkiye’nin ‘gelecekteki sorunu’ olarak gösterilen uyuşturucu kullanımı henüz düşük ülkemizde; ancak bu rakamların yükselmemesi ve Burçin gibi gençlerimizin hayatını kaybetmemesi için bu raporu hazırladık.” diyor.

BAĞIMLILIK YAPAN MADDELERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ

• Madde alındığında davranış, düşünce ve duygu durumunda değişme yapar.

• Alan kişi kısa sürede gerçeklerden kopar.

• Kişi karşı koyulması çok zor bir istek ile madde arama davranışı içine girer.

• Alınan maddenin miktarı giderek artar.

• Sonuç bağımlılıktır.

• Sosyal ilişkiler maddeyi alabilecek şekilde ayarlanır.

• Maddeyi elde etmek ve kullanmak için gittikçe daha fazla zaman harcanır.

• Bu durum kişinin çevresi ile iletişimini ve ilişkilerini bozar.


MADDE KULLANMA BİÇİMLERİ

• Cilt altına veya damara enjeksiyon

• Buruna çekme (kokain, eroin, bally vb.)

• İçine çekme (kokain, gaz)

• Hap yutma

• Sigara gibi içme (kokain, esrar)

ÇOCUĞUNUZUN UYUŞTURUCU KULLANDIĞINI NASIL ANLARSINIZ?

• Kişi aile ilişkilerini azaltır ve evde daha az vakit geçirir.

• Her zamankinden daha fazla para harcamaya başlar.

• Yeni arkadaşlar edinmeye başlar.

• Kendine özeni azalır.

• Çevre ve arkadaşlar eski önemlerini yitirir.

• Hafif uykulu ve yorgun gözükebilir.

• Yeme alışkanlıkları bozulur, kilo kaybedebilir.

• Daha sinirli olabilir.

UYUŞTURUCU KULLANANLARIN ÇOĞU AİLELERİYLE BİRLİKTE YAŞIYOR

Kişi Oran %

Sokak 9 7,1

Aile 73 57,5

Yurt 8 6,3

Yatılı Okul 3 2,4

Bekâr Evi 2 1,6

Sokak ve Aile 30 23,6

Sokak ve Yurt 2 1,6

Toplam 127 100

2008 YILI (1 OCAK - 30 HAZİRAN ARASI) TÜRKİYE GENELİ UYUSTURUCU YAKALAMA İSTATİSTİĞİ


Polis Jandarma Gümrük Toplam

Operasyon sayısı 6009 1380 36 7425

Şüpheli sayısı 13739 2345 55 16139

Esrar 8.230 7180 - 15.410 kg

Eroin 4.808 1329 1180 7.317 kg

Bazmorfin - 36 - 36 kg

Afyon 78 65 160 303 kg

Kokain 38 11 5 54 kg

Sentetik 663.821 3.175 - 666.996 adet

Captagon 2.146.668 230.068 - 2.376.736 adet

Ectasy 370.006 12.169 18.846 401.021 adet

UYUŞTURUCU SUÇLULARI ARTTI

Uyuşturucu suçundan ceza ve infaz kurumlarında bulunanların sayısında son 10 yıldır artış göze çarpıyor. Ceza ve infaz kurumlarında bulunan 94 bin 277 hükümlü ve tutuklunun 13 bin 280’i uyuşturucu suçundan hapiste. Bu sayının 12 bin 866’sı erkek ve 414’ü kadın.


Yıllar Hükümlü Tutuklu Hükmen Tutuklu Toplam

1997 1.322 2.388 - 3.710

1998 1.757 2.094 - 3.851

1999 1.884 1.976 389 4.249

2000 2.160 1.790 398 4.348

2001 2.587 2.419 393 5.399

2002 2.841 698 1.941 5.480

2003 3.042 403 2.528 5.973

2004 2.147 414 2.997 5.558

2005 1.326 2.474 325 4.125

2006 1.816 5.492 1.012 8.320

2007 2.638 6.476 1.419 10.533

2008 3.754 7.556 1.970 13.280

Bu haber toplam 1901 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Hava Kirliliği Depresyona Mı Sokuyor?25 Şubat 2017 Cumartesi 20:25
  • Hatırlamak Mı Zor Unutmak Mı?25 Şubat 2017 Cumartesi 19:56
  • Hamilelik Psikolojisi Babalara da Yansıyor!25 Şubat 2017 Cumartesi 18:49
  • Acil Servislerde Görülen Psikiyatrik Durumlar02 Şubat 2017 Perşembe 14:22
  • Vajinismus Hastalarının 8 Fobisi22 Ocak 2017 Pazar 13:40
  • Antidepresanlar Boşanmayı Etkiliyor11 Ocak 2017 Çarşamba 20:20
  • Psikiyatrik Tedavide Beyin Chek-Up'ı Önemli10 Kasım 2016 Perşembe 07:41
  • Akran Zorbalığının Nedeni?07 Kasım 2016 Pazartesi 19:33
  • ANKSİYETE BOZUKLUKLARI31 Ekim 2016 Pazartesi 18:11
  • Fobik Misiniz?28 Ekim 2016 Cuma 16:28
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim