• BIST 108.394
  • Altın 142,809
  • Dolar 3,5301
  • Euro 4,1252
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 36 °C

Türk kadınları erken menopoza giriyor

Türk kadınları erken menopoza giriyor
ABD’deki kadınların ortalama 52, Avrupa’daki kadınların 50, Türkiye’deki kadınların ise 46-47 yaşlarında menopoza girdiği belirtildi...

NTV & AA - Menopoza girme yaşının Türk kadınları arasında Avrupa ülkelerine göre daha düşük olduğu belirtilerek, ABD’deki kadınların ortalama 52, Avrupa’daki kadınların 50, Türkiye’deki kadınların ise 46-47 yaşlarında menopoza girdiği belirtildi...

Türk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, 18 Ekim Dünya Menopoz Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kadınların aylık adet kanamalarının doğal yolla bitmesinin ve yaklaşık 1 yıl boyunca adet görülmemesinin “menopoz” olarak tanımlandığını belirterek, bu süre içinde yumurtalıkların kadınlık hormonları olan östrojen ve progesteron salınımını yavaşlattığını ve bir süre sonra üretimini durduğunu söyledi.

Her adet döneminde, kadının mevcut yumurtalarının bir ya da ikisinin canlı oluşturabilecek kadar olgunlaşarak döllenmek üzere yumurtalık dışına atıldığını anlatan Tıraş, yumurtaların tükenmesiyle menopozun oluştuğunu kaydetti.

Tıraş, menopoza girişi etkileyen en önemli faktörlerin kalıtım ve ırk olduğunu belirterek, “Türk kadınları Avrupa ülkelerine göre daha erken yaşta menopoza giriyor. ABD’deki kadınlar ortalama 52, Avrupa’daki kadınlar 50, Türkiye’deki kadınlar ise 46-47 yaşlarında menopoza giriyor. Bu, Türk kadının genetik yapısından kaynaklanıyor” diye konuştu.

RAHİM VE YUMURTALIK KANSERİ RİSKİ

Menopozun ilk belirtilerinin 40-50 yaşları arasında kendini gösterdiğini ve 50 yaşına doğru da ortaya çıktığını anlatan Tıraş, bu dönemde östrojen hormonunun eksikliğine bağlı sıkıntı, ateş basması, terleme, uykusuzluk, eklem ağrıları, sinirlilik, unutkanlık, depresyon gibi günlük yaşamı etkileyen değişikliklerin yanı sıra çok daha ciddi hastalıklarla karşılaşıldığına dikkati çekti.

Tıraş, kemik erimesi (osteoporoz), kalp-damar sistemiyle ilgili rahatsızlıklar ve tüm organlarla ilgili kanserlerin görülebildiğini belirterek, “Özellikle menopoza geçiş döneminde rahim zarı kalınlaşması ve rahim kanseri olasılığı, menopoza girdikten sonraki dönemde de yumurtalık kanseri ve diğer kanser türlerinin görülme sıklığı artıyor” dedi.

Kadınların, menopoza girdikten sonra da düzenli jinekolojik muayeneye gitmelerinin önemli olduğunu vurgulayan Tıraş, “Menopoz tanısının ardından bir kadına sadece menopoza yönelik tedavi uygulanmıyor. Yakından takip edilerek başka organlarla ilgili herhangi bir rahatsızlığı varsa o da ortaya çıkarılıyor. Bunun için mutlaka menopoz sonrasında da her kadın yılda bir kez PAP simir testi yaptırmalı, ultrasona baktırmalı, mamografi çektirmeli, kemik yoğunluk testi ve kan tahlili yaptırmalı” diye konuştu.

Tıraş, menopozun bir hastalık olarak görülmemesi gerektiğini ancak düzenli kontrollerle olası sağlık sorunların önlenebilmesi için dikkat edilmesi gereken bir dönem olduğunu ifade ederek, menopoz döneminde idrarı tutamama, vajinal sorunlar, psikolojik sıkıntı gibi olumsuzların da görülebildiğini söyledi.

“HORMON TEDAVİSİNDEN KORKUYORLAR”

Kadınların, menopoza girmesiyle birlikte doğurganlığının bitmesi ve hormon tedavisine ilişkin ön yargı nedeniyle, hormon tedavisine sıcak bakmadığını ancak bunun yersiz bir korku olduğunu belirten Tıraş, şunları kaydetti:

“Alınan östrojen hormonunun meme kanseri yapacağı endişesini taşıyorlar. Bu doğru değil. 7 yıllık çalışmalar, östrojen hormonunun rahmi alınmış kadınlara tek başına verildiğinde meme kanseri oranlarında artış değil düşme olduğunu göstermiştir. Rahmi alınmamış bir kadına ise östrojenle birlikte bir de progestoron hormonu verildiğinde meme kanseri oranlarında bir miktar artış olmaktadır. İlk 5 yıla kadar hormon tedavilerinin meme kanseri riskini artırmadığı biliniyor. 5 yıldan sonra da 10 binde 7 gibi küçük bir artış görülüyor.”

Tıraş, Türkiye’de menopoz sonrasında kullanılan hormon ilaçlarının çok düşük olduğunu ifade ederek, “2002 verilerine göre ABD’de menopozdaki kadınların yüzde 40’ı hormon tedavisi alırken, bizim ülkemizde bu oran yüzde 5’leri geçmiyordu. Şimdi bu oran yüzde 1’lerin de altındadır” dedi.

Bu haber toplam 1317 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Farkında Olmadan Menapoza Girmiş Olabilirsiniz08 Ekim 2016 Cumartesi 15:43
  • Doğum Kontrol Yöntemleri Nelerdir?04 Ekim 2016 Salı 11:00
  • Tüp Bebek Tedavisinde Stresin Etkisi03 Eylül 2016 Cumartesi 00:35
  • Polikistik Over Sendromunun Belirtileri Nelerdir?16 Ağustos 2016 Salı 22:00
  • Kahkaha Atarak Hamile Kaldılar!27 Mayıs 2016 Cuma 19:28
  • Kadınlığı Çalan Hastalık?17 Mayıs 2016 Salı 19:30
  • Vajinismus Tanısı Nasıl Konur?21 Mart 2016 Pazartesi 20:16
  • Doğumda Dinlenecek Müzikler04 Mart 2016 Cuma 20:55
  • Kadınların Gizli Sorunu İdrar Kaçırma12 Şubat 2016 Cuma 12:47
  • Kadınlar Neden Alışveriş Yapar?05 Şubat 2016 Cuma 20:08
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim