• BIST 97.314
  • Altın 145,314
  • Dolar 3,5633
  • Euro 3,9989
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 12 °C

T. Psikologlar Derneği PDR'yi Diskalifiye Etmek İstiyor

Maruf BEÇENE

Türk Psikologlar Derneği 2. torba yasası olarak bilinen yasa değişikliği önerisine ilişkin revizyon önerisinde PDR karşıtı tavrını sürdürüyor...

Bu tavır bekleniyordu. Bir önceki yazımda Psikologlar Derneği'nin bu durumdan rahatsız olacağını ifade etmiştim.

Yasa önerisinde kimlerin klinik psikolog olabileceği ile ilgili değişiklik maddesinde psikoloji ve psikolojik danışmanlık lisans mezuniyeti birlikte zikredilirken, psikologlar derneğinin revizyon önerisinde psikolojik danışmanlık bölümünün değişiklik önerisinden çıkartılması talep ediliyor.

PDR karşıtı tutumu oldukça eskiye dayanan T. Psikologlar Derneği bu son öneri ile çizgisinde değişiklik olmadığını bir kez daha ilan etmiş oldu. Daha önceki uygulamalarda Psikolojik Danışmanlara WİSC-R eğitimi vermeyerek tavrını açıkça belirleyen dernek bu son uygulamayla PDR karşıtı tutumu pekiştirmiş oldu.

Terapi merkezlerinin kapatılması sürecinde yaptığı kamuoyu açıklamalarında " Biz Sağlık Bakanlığına bağlı bir bölüm değiliz. Bu nedenle Sağlık Bakanlığının psikologları denetleme yetkisi yoktur" diyen dernek yetkililerinin, Sağlık Bakanlığı denetiminde sağlık uygulamalarında istihdam edilecek klinik psikolog unvanına yönelik tanıma karşı revizyon önerisi bariz bir çelişkidir.

Bir defa "Türk Psikologlar Derneği" etik açıdan doğru bir isim değil. Bu derneğin adı "Türkiye Psikoloji Bölümü Mezunları Derneği" olması gerekir. Psikoloji bölümü mezunu olmakla psikolog olmak ayrıdır. Psikoloji bilimi T. Psikologlar Derneği'nin özel tasarruf alanı olmadığı gibi derneğin tüzüğünün de bu alanı bağlayıcı bir hükmü yoktur. Bir araya gelmiş bir grup psikoloji mezununun hassasiyeti ruh bilimin genel çerçevesi için esas teşkil etmez ve etmemelidir. -ki etmiyorda-

PDR Diskalifiye Edilebilir mi?

Bu son revizyon önerisinin yasa yapıcı güç tarafından dikkate alınmayacağı aşikardır. Çünkü PDR'nin bürokrasideki güçlü lobisi buna asla izin vermez. PDR örgütlenmeleri de "Psikoloji" bilimini kendi tekelinde gören T. Psikologlar Derneği'nin bu bencil tutumuna asla göz yummaz. Yakın dönemde Türk PDR-DER yaptığı kamuoyu açıklamasında Psikologlar Derneği'nin bu tavrını “Mesleki Şovenizm” olarak ifade edip ayrıca kabul edilemez olarak değerlendirmiştir. (Türk PDR'in açıklamasını görmek için TIKLAYINIZ)

Bu çatışma dediğim gibi eskiye dayanıyor. Daha önce de "Psikoloji Meslek Yasası" girişimleri komisyonlara kadar girmiş, Psikologlar Derneği'nin PDR uzmanlarını diskalifiye etme arzusunun bir sonucu olarak yasa taslakları geri çekilmiştir. Ancak gelinen son noktada geri dönüşü olmayan bir sürece girildi. Bu son yasa değişikliği talebi bazı durumların yasal zeminde netlik bulması ve buna bağlı gereksiz tartışmaları noktalaması adına oldukça sevindiricidir.

PSİKOLOJİK DANIŞMANLAR EĞİTİMCİ MİDİR?

PDR mezunları Milli Eğitim Bakanlığı’nda öncelikli olarak rehber öğretmen kadrosuna atansa da doğrudan eğitimci vasfıyla nitelendirilemezler. Eğitim Öğretim kurumuna mensup olmakla eğitim ve öğretimci olmak farklı şeylerdir. “Rehber Öğretmenlik” kadro iken “Psikolojik Danışmanlık” unvandır. PDR Mezunları, eğitim kurumlarında; sağlıklı ruhsal gelişim konusunda önleyicilik rolü üstlenen, sorunlar ortaya çıkmadan tedbirler alan ve sorun ortaya çıktıktan sonra danışmanlık hizmeti sunan, gerektiğinde ilgili birim, kişi yada kurumlara yönlendiren uzmanlardır. Burada icra edilen temel hizmet ruh sağlığı hizmetidir. Sağlıklı ruhsal gelişim hizmetidir. Bununla beraber PDR mezunları; askeriyede, adliyede, sosyal hizmetlerde, ruh sağlığı kliniklerinde, rehabilitasyon merkezlerinde, emniyet müdürlüğüne bağlı ilgili birimlerde ve  Rehberlik Araştırma Merkezlerinde psikolojik tanılama ve inceleme yetkisi olan uzmanlar olarak çalışmaktadırlar. Psikolojik Danışmanlık mezunlarının hazırladıkları psikolojik ve eğitsel tanılama raporları, Sağlık Bakanlığı’ndan Maliye Bakanlığı’na kadar birçok kurumda ve alanda resmi karşılığı ve geçerliliği olan belgelerdir.

Bu şunu gösteriyor: Reel pratikte karşılığı olan, yasal varlığı ve işlevselliği yönetmeliklerle çizilmiş bir alanı klinik uygulamalardan dışlamak bir derneğin cüret edebileceği bir iş olamayacağı gibi haddi de değildir. Belki sert bir ifade oldu. Ancak PDR uzmanlarının yıllardır süren; insani, pozitif, işbirliğine dayalı, hoşgörülü tutumu Türkiye Psikologlar Derneği tarafından sürekli istismar edilmiş ve bu tutum bazen meşruiyet arayışına yorumlanacak kadar art niyetli olunmuştur. Amaç Psikoloji mezunlarıyla PDR mezunlarını karşı karşıya getirmekse bu, T. Psikologlar Derneği’nin nitelikli ve stratejik provokasyonlarıyla bile ulaşılabilecek bir hedef değildir. Bundan sonrasında sert tartışmalar olur mu? Bilemem. Ancak Türk PDR-DER’in konuyla ilgili yayımladığı basın bildirisinin son kısımlarında Türkiye Psikologlar Derneği’nin son tavrı satır aralarında “Mesleki Şovenizm” olarak değerlendirilmektedir. Bu tutum aynı zamanda “Mesleki Narsizim” belirtisidir.

Son olarak, Türk Psikologlar Derneği bir meslek odası değildir. Aldığı kararların, çizdiği etik sınırların yasal bir bağlayıcılığı yoktur. Psikologlar Odası gibi bir yaptırım yada işlevi de yoktur. Bu son revizyon önerisi ise nitelikli bir provokasyondan başka bir şey değildir.

Bu yazı toplam 8222 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
izzet güllü - psikolog
2012-02-21 22:11:43
pdr mesleğinin varolma ve yayılma serüveni
PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK (PDR) MESLEĞİNİN VAROLMA VE YAYILMA SERÜVENİ Son dönemde piyasadaki psikiyatri ve psikoloji tartışmalarına PDR’ ciler de katıldı. Google üzerinden bir tarama yaptığınızda bu konuda yazılmış bazı yazılar çıkıyor karşınıza ve son derece ilgi çekici duruyor. Özetle bu yazı ve makalelerde şunlar söyleniyor: PDR uzmanları her ne kadar ağırlıklı olarak eğitim kurumlarında çalışsalar da aslında eğitimci değillerdir. PDR’ ciler ruh sağlığı elemanıdır! Klinik psikologluk PDR uzmanı ve psikologlara eşit mesafededir. Her iki meslek mensupları da klinik psikolog olabilir, olabilmelidir! Türk Psikologlar Derneğinin adı yanlış, aslında Türkiye Psikoloji Mezunları Derneği olmalıdır! (“Aklın çoksa kendine sakla” türü sözler -medeni bulunmadığı için- gündelik yaşam literatürümüzden çıktı çıkalı bu tarz "had" aşmalar çoğaldı gibime geliyor.) ÖNCE REHBER ÖĞRETMEN SIFATI BEĞENİLMEDİ Malum PDR uzmanları eskiden, Eğitim Fakültesi bünyesinde bulunan Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölümünden "Rehber Öğretmen" unvanıyla mezun olurlardı. Yıllarca bu unvanın aslında “Psikolojik Danışman” olarak evrimleşmesi gerektiği yönünde şikayetler yapıldı, bu uğurda bir dizi çalışma ortaya konuldu. Sonunda da -Psikolog unvanı girişimleri aynı başarılı sonucu vermese de- bu unvanı kullanabilme savaşı kazanıldı. TAM BU NOKTADA ÖNEM KAZANAN, CEVAP BEKLEYEN SORULAR Eğitimci olmaktan, özellikle danışmanlığı da kapsadığı halde “Rehber Öğretmen” unvanından neden rahatsızlık duyulmuştur? Niçin ısrarla, “Psikolojik Danışman” sıfatı talep edilmiştir? Bu arayışın arka planında hangi psikolojik sayikler yer almıştır? Konunun özünü dağıtmamak açısından bu vb. soruların analizini siz okuyuculara bırakıyorum. . ŞİMDİ DE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK UNVANI YETERLİ GÖRÜLMÜYOR Oysa ki eğitim gördükleri bölümlerin tabelasında ortak “Psikoloji” kelimesinin geçiyor olması akademik içerik, verilen nosyon, unvan, yasal tanım, yetki ve işlevler bakımından ayrı ayrı olan iki farklı mesleği tamamen aynı yapmak için yeterli değildir. Buradaki aynılaştırma mantığının altında iki meslek unvanından birinde “Psikoloji”, diğerinde ise “Psikoloji-k” kelimelerinin geçmesi, yani arada tek bir harf farkının bulunması, bunun ise o kadar önemli olmaması gerektiği düşüncesi yatıyor olabilir! (Halbuki bir harf sırf “bir” sayısı az olduğu için basit bir fark nedeni değildir. Çoğu zaman bir harf “Adam”ı bir anda “Madam” yapabilecek derecede büyük bir fark nedenidir! Sadece bir harfin farklı olması -ki aradaki tek fark bir harften ibaret değildir- “Adam”ı kesinlikle “Madam” yapmayacaktır!) SAVCILIK VE HAKİMLİK EĞİTİMİ DE AYNIDIR Hem eğitim içeriği her ne olursa olsun, belli unvanlar belli kaidelerle kurallara bağlanmıştır. Her içeriği benzeyen mesleği birbirlerinin alanına dahil etmeye, kısa bir üst eğitimle ortak unvanlar vermeye kalkışmak kaosa ve pek çok sakıncaya açık bir hata olacaktır. Sözgelimi içerik itibariyle Mimarlık ile Mühendislik eğitimi de birbirine çok yakındır, hatta ikisi de aynı fakülteye bağlıdır. Ancak her iki mesleğin unvan, yetki ve işlev sınırlarını bir ve aynı görmek, salt eğitimsel yakınlığa bakarak ortak unvan talep etmek mümkün olmasa gerektir. Yine Hakimlik ile Savcılık eğitimi de benzerdir, hatta tıpa tıp aynıdır. Çünkü her iki meslek mensupları da ortak bir eğitimle, aynı hukuk fakültesinden mezun olurlar. Ancak bir savcının çıkıp da hakim gibi davranmaya çalıştığına, “Biz de aynı eğitimi aldık, biz de yargılama yapalım, biz de ceza verelim” dediğine, mesela hakimlik unvanı talep ettiğine şahit olunmaz! Çünkü çoktan çivisi çıkmış, adeta ahı gitmiş vahı kalmış olan bizim alanın dışında hiç bir kimse mesleği ve sahip olunan unvanları sadece alınan eğitimin benzeyen yahut benzemeyen içeriğiyle sınırlı görmez. Son derece çocuksu bir yaklaşımla meseleyi, “O dersi biz de gördük, biz onu da okuduk, o halde aynıyız” meselesi kadar basit algılamaz. KALDI Kİ EĞİTİMLER EN AZ DAĞLAR KADAR FARKLIDIR Kaldı ki PDR bölümlerinde rehberlik eksenli, daha çok eğitimde / okul çağı çocuklarında danışmanlık ağırlıklı bir eğitim verilir. Danışmanlık psikolojisi psikolojiyi psikoloji yapan, psikoloğu psikolog haline getiren birçok alt daldan sadece birisidir. Bu alt dallardan birisinde uzman yetiştirmeye yoğunlaşmış bir spesifik eğitim almak yeterli düzeyde ve nitelikte genel psikoloji eğitimi almaktan son derece farklıdır. Bu, Eğitim Fakültesinde İlköğretim Matematik Öğretmenliği eğitimi almakla Fen - Edebiyat fakültesinde Matematik Bölümü okumak arasındaki farka da benzetilebilir. İlköğretim Matematik Öğretmenliği sadece ilkokul öğrencilerine matematik öğretmeyi hedefler; dolayısı ile sınırları daha spesifik olan bir eğitimdir. Matematik bölümünde alınan eğitim ise genel olarak matematiği ele alır; o nedenle daha derin ve daha genel bir birikim kazandırır. Kaldı ki tüm alt dalların bir bütün halinde ve yeterli sürede öğretildiği bir eğitim almadan psikolog, psikolog olunmadan da klinik psikolog olunamayacağını fark etmek ilk çocukluk çağı düzeyindeki bir kavrayışla bile mümkündür. Mühendis olmadan baş mühendis, hakim olmadan birinci sınıf hakim olunamayacağını görebilen herkes bunu da aynı kolaylıkla algılayabilir! BİR KISIM HIZ KESMEYEN PDR'CİLERE SORULAR Burada esas sorulması gereken şudur: Neden eğitimi alınan bir alanın verdiği unvan yeterli görülmez? Niçin illa ki klinik psikolog unvanı talep edilir? Buradaki baskın amil toplum menfaati kaygısı mıdır yoksa psikologluk veya klinik psikolog unvanının kamu ve piyasa nezdinde daha ışıltılı, daha tercih edilmeye yakın bir etiketinin bulunması mıdır? Bir zamanlar rehber öğretmen sıfatını beğenmeyen, sonunda çok talep ettikleri psikolojik danışman unvanına nail olan, lakin kısa bir zaman sonra bu etiketin de kendilerini kesmediğini gördüğüm bazı PDR’ ciler (hepsini tenzih ediyorum) eğitim psikoloğu, okul psikologu, sosyal psikolog, trafik psikologu ya da kendi alanlarında "uzman psikolojik danışman" olmak için değil de niçin illa ki klinik psikolog olmanın mücadelesini vermektedirler? Dediğim gibi, yoksa bu çabanın altında söz konusu unvanın serbest piyasa koşullarında daha fazla danışman çekebileceği beklentisi mi yatmaktadır? SON BİR ANALİZ Yeterli miyim - yetersiz miyim demeden piyasaya çıkan, bir süre sonra elde edilen başarısızlıkları mesleklerinin adıyla özdeş kılan, böylece sahip oldukları unvanları talep edilmez hale dönüştürenler kendi elleriyle yol açtıkları bu tabloyu gizlemek için kurtuluşu başka etiketlere sığınmakta buluyorlar. Üniversitede alınan unvanın yeterli görülmeyip ismin önünde uzayıp giden bir çok unvan arayışlarını ve etik mi değil mi demeden başka alanlardan kolayca etiket devşirme çabasını bu çerçevede değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Kaan Mertcan
2012-02-07 11:54:32
Psikoloji Cahilliği
Yazılanları hayret ve gülümsemeyle okudum. Psikoloji alanında mesleki yobazlığın yaşandığı aşikar olarak görülmektedir. Tamamen bağnazca ve rant esasına dayalı bu sistemin böyle devam etmesi bir grubun işine gelmektedir. Çünkü sertifikasyon hakları supervizyon hakları başkaları tarafından da sağlanmaya başlanmaktadır. Master yapmadan Aile danışmanı veya kariyer danışmanı unvanını kullanan hiçbir yetisi olmayan ve PSİKOLOJİK DANIŞMA MERKEZİNDE çalışan, yarım yamalak aldığı kuramsal bilgiyle danışanların kafasını karıştıran bu alanda çalışanlara hepimiz rastlamışızdır.. Bunlar bilinir ve söylenmez. Lisans düzeyinde gördüğü psikoloji eğitimi ile psikoloji alanına hakim olduğunu iddia edenler inanın gülünç duruma düşüyor. Master düzeyinde bir alanda çalışma yapmayanların veya bu alanda ciddi supervizyon sahibi olmayanların Terapi veya Psikolojik Danışma yapamasının facialara sebep olabileceği yetkin isimlerce söylenmesine karşın hala edebiyat üretilmektedir. Psikolojik Danışmanlık ve Psikologluk birikim olmadan yapılamayacak mesleklerdir. Zaten bunu bu şekilde yapmaya çalışanlar gülünç duruma düşmektedir. Malesef Gelişmiş ülkelerin 1940 da çözdüğü bu mevzu hala mesleki ajitasyon ve bağnazlık duygusu içinde ele alınıyor.
Münevver İşcan
2012-01-23 11:10:40
Gereksiz tartışma
Sevgili izzet... Herkes birbirinin alanına müdahil olmak istiyor. Psikologlarda rehber öğretmen olarak atanıyor. Ayrıca Psikoloji mezunları hakları olmamasına rağmen kendi ofislerinde psikolojik danışmanlık ünvanını kullanarak Psikolojik Danışmanların faaliyet alanına dahil olmak istiyorlar. Psikologların açtığı bir çok kurumda psikoterapi merkezi yerine psikolojik danışmanlık merkezi ibaresi yer alıyor. Bu başka bir meslek grubunun alanına taciz değilde nedir?
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim