• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 2 °C
  • Ankara -7 °C

Özgüvensizlik Saldırganlığı Arttırabilir

Özgüvensizlik Saldırganlığı Arttırabilir
Kişide güven, adalet duygusu yoksa, dürtülerini denetleyemiyorsa ve toplum içinde doğru modeller yoksa saldırganlık da artabilir...

Şiddetin karmaşık bir davranış olduğunu belirten Ege Üniversitesi (EÜ) Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Psikiyatri Derneği İzmir Şube Başkanı Şebnem Pırıldar, şiddetin, ''Bir kişinin diğer kişilere grup içi otoriteyi sağlamak ya da karşı tarafın varlığını sindirmek amacıyla zarar vermeye yönelik bilinçli yapılan fiziksel ve psikolojik davranışlar'' olarak tanımlanabileceğini söyledi. Pırıldar, son dönemde şiddet davranışlarının medyada daha çok yer aldığını ve bu tür haberlerin ilgi çektiğini söyledi. ''Şiddet davranışı, şiddeti doğuruyor, bu tür olaylar görüldüğünde kişiler duyarsızlaşıyor'' şeklinde konuşan Doç. Dr. Pırıldar, şöyle devam etti:

''Saldırganlık dediğimiz yoğun öfkenin dışa vurumudur. Saldırganlık temel olarak biyolojik bir davranıştır. Bazıları daha agresiftir, bazıları değildir. Bu tür davranışlar aile, toplum, medya tarafından yönlendirilebilir. Bu tür haberlerin çokça verilmesi kişilerin duyarsızlaşmasına neden oluyor. Biyolojik hastalıklar bazen tetikleyebilir. Öfke duygusuna paralel bir şey. Kişide güven, adalet duygusu yoksa, dürtülerini denetleyemiyorsa ve toplum içinde doğru modeller yoksa saldırganlık da artabilir.''

Toplumda daha çok kadınlara ve hayvanlara yönelik şiddetin dikkati çektiğini de vurgulayan Pırıldar, kadının toplumsal rolü ne kadar güçlenirse güçlensin, aile içi şiddette genelde mağdur olan taraf olduğunu dile getirdi. Erkeğin fiziksel olarak daha güçlü olduğunu, güçlünün zayıfa, yani kadına yönelik şiddetinin de basında sık sık yer aldığını kaydeden Doç. Dr. Şebnem Pırıldar, aile içi şiddetin sadece fiziksel olmadığını, psikolojik şiddetin de basında yer aldığını ve bireylerin bu tür şiddet olaylarını kanıksamaya başladığını anlattı.

Güçlünün zayıfa olan şiddetine bir örnek olarak da insanların hayvanlara yönelik şiddetini gösteren Doç. Dr. Pırıldar, Bornova'da bir kedinin kafasının parçalanarak öldürülmesinin de aynı kapsamda değerlendirilebileceğini söyledi. Yoğun öfkenin dışa vurumu olarak tanımlanan saldırganlığı engellemek için çeşitli yöntemler bulunduğunun altını çizen Şebnem Pırıldar, toplum, okul ve ailede uygun rol modellerinin kazandırılmasının, saldırganlıkla mücadelede önemli olduğunu dile getirdi. Kişilerin iletişim becerilerinin geliştirilmesi sayesinde dürtülerin denetlenebileceğini de vurgulayan Doç. Dr. Pırıldar, ''güven'' duygusunun artırılmasının da öfke ve şiddet duygularının kontrol edilmesinde fayda sağlayacağını dile getirdi. Şiddet ve beraberinde getirdiği saldırganlığın aile ve toplumda öğrenildiğini kaydeden Şebnem Pırıldar, bazı bilgisayar oyunlarının da şiddet ve saldırganlık dürtüsünü tetikleyebildiğini anlattı. Şiddet unsuru içeren her türlü oyun ve materyalin çocuklardan uzak tutulması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Pırıldar, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Saldırganlık çok derin bir konu. Saldırganlığı azaltmak için öncelikle aile içindeki paylaşımı artırmak ve bütünlük duygusunu geliştirmek gerekli. Aileyi bir arada tutan değerlere sahip çıkmak önemli. Çocuklara 'bilgisayar oynama' diyeceğiz ama yerine ne yapacağız. Bir takım değerler zincirini oluşturmak gerekiyor. Daha olumlu iletişim becerileri kazandırılması şiddet ve saldırganlığın azaltılmasında sağlıklı olur. Aile içinde şiddet içeren sözlerin söylenmemesi de önemli. Alay etme, küfürlü ve şiddet içeren sözcüklerin de kullanılmaması aile içinde güvenli bir ortamın yaratılmasına yardımcı olacaktır.''

Bazı sosyal paylaşım sitelerinin aile içi şiddeti artırdığı ve kıskançlık nedeniyle saldırganlığa neden olduğu iddialarının da bulunduğunu söyleyen Pırıldar, paylaşım sitelerinin toplum içinde her zaman saldırganlığa neden olduğu düşüncesinin doğruluk içermediğini, herkesin paylaşım sitelerini farklı amaçla kullanabileceğini de dile getirdi. Doç. Dr. Şebnem Pırıldar, şiddetin azaltılması için toplum içinde kişinin yalnızlık duygusuyla baş edebileceği becerileri kazanması konusunda eğitilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: www.ntvmsnbc.com

Bu haber toplam 3813 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Ruh Sağlığınızı 10 Adımda Korumanın Yolu13 Ekim 2016 Perşembe 19:04
  • Mevsim Geçişi Uykusuzluğu Tetikliyor!30 Eylül 2016 Cuma 17:01
  • Hiperaktivite Tanısını Hekim Koymalı!28 Ağustos 2016 Pazar 22:56
  • Depresyonda Yeni Çözüm: Kitap Terapisi05 Haziran 2016 Pazar 10:57
  • İnternetle Yayılan Tehdit: Siberkondria25 Mayıs 2016 Çarşamba 19:39
  • Bebeklerde ve Çocuklarda Görülen Depresyon?24 Mayıs 2016 Salı 19:46
  • Fazla Fedakarlık Sizi Hasta Eder!13 Mayıs 2016 Cuma 19:45
  • Çocuk Yetiştirmede 20 Sihirli Kural!09 Mayıs 2016 Pazartesi 19:50
  • Panik Bozukluğu Nasıl Bir Hastalıktır?06 Mayıs 2016 Cuma 20:32
  • Cinsel Sapkınlıklar05 Mayıs 2016 Perşembe 19:38
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim