• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 14 °C

GENÇ OLMAK: Bazen Çocuk, Bazen Yetişkin

Uzm. Psk. Merve GÜNDAY

Ergenlik dönemi sadece gençler için değil anne babalar içinde zorlayıcı bir dönemdir. Genç çocukluktan yetişkinliğe geçişte zorluklar yaşarken, aile ise gencin ihtiyaçlarını anlama ve cevap verebilme konularında karmaşalar yaşar.  Genç artık çocuk olmamakla birlikte, henüz tam anlamıyla bir yetişkinde değildir. İçinde bulunduğu geçiş döneminin sancılarını genç ve aile en sağlıklı şekilde atlatmalıdır. Bu dönemde en iyi iletişimin uygulanmasındaki ilk şart ergen hakkında bilgi sahibi olmak ve onu anlayabilmektir.

Bu dönemde genç bedensel, duygusal ve zihinsel değişimler yaşar. Ve buna paralel olarak aileler de bu döneme adapte olarak gence yaklaşım şekillerini değiştirebilmelidirler. 

Anne babalar çocukluk döneminde olduğu gibi genci yönlendirerek, tavsiye ve öğütlerle şekillendirebilecekleri fikrinden kolay kurtulamazlar.  Ailelerin karşısında artık anne babaya kayıtsız bağlanan, uyumlu bir okul çocuğu yoktur. Aile artık daha eleştirel bir bakış geliştiren, daha gerçekçi duygularla çevresini değerlendiren bir gençle karşı karşıyadır. Bu durumda kimi zaman “sen daha çocuksun” kimi zaman da “kocaman adam oldun hala bunu bilemiyor musun” düşünceleri arasında tutarsızlık yaşayabilirler. Tam anlamıyla genç bazen çocuksu tavırlardan kurtulamazken, artık fikri sorulmaya değer bir birey halini almıştır.

Genç, çocuksu bakış açısından uzaklaşarak zihinsel anlamda daha soyut ve derin düşünmeye başlar. Artık politik, dini, toplumsal konularda, para, iş ve başarı konularında bilgi edinmeye ve düşünmeye başlar. Aynı zamanda genç, çocuksu rollerden uzaklaşarak “ben kimim” sorusuna cevap arayarak yeni bir kimlik arayışı içindedir. Bu dönemde aile, gencin gelişimine destek olarak sabır gösterebilmelidir. Aynı görüşte olunmasa bile, genç söylediklerinin ve hissettiklerinin ailesi için önemli olduğunu bilmeli, gencin fikirleri, önerileri hiçbir zaman alay edilerek ya da umursanmayarak karşılanmamalıdır.

Ergenlik dönemiyle birlikte yeni ilgi alanları, yeni bakış açıları ve kimlik oluşumu içinde olan genç için bağımsız olabilme büyük önem taşır. Ancak bağımsız olarak yeni bir kimlik kazanabileceğini düşünür. Aileler gençlere nerede ve ne kadar sınır koyacaklarının ve kadar özgür bırakacaklarının karmaşasını yaşarlar. 

Anne-baba tarafından aşırı koruyucu ya da aşırı otoriter tutum hem çocukların kendi ayakları üzerinde durmalarını hem de bağımsız bir birey olmalarını güçleştirecektir. Gencin bir takım tehlikeli riskler yerine kendilerini zarar vermeyecek alanlarda insiyatif kullanması için fırsat tanınmalı, araştırıp keşfetmesine izin vermeli ve onların güvenliği için her zaman var oldukları mesajını vermeliler. Aynı zamanda aileler toplumsal ve ailevi kuralların benimsenmesinde açıklayıcı ve özendirici bir tutum içinde bulunmalı. Aksi durumda anne babaların baskı ve ceza yöntemlerine başvurmaları gençlerde otoriteye başkaldırma ve isyan duygularını pekiştirir. 

Aile kontrollü olmaya devam ederken gencin haklarını gözeterek biraz daha esnek olmaya çalışmalıdır. Gencin bağımsız olma isteğinin ardında kimliğini bulabilme çabası vardır. Her ne kadar çevreye kendilerini ispat çabası içinde olsalar da, onları anlayan ve bu zor dönemde yanlarında olan, yardım eden bir aileye hiçbir zaman hayır demeyeceklerdir.

Ergen ile aile arasında ipleri germeden ve koparmadan iletişimi her zaman dengede tutabilmek büyük önem taşır. Yalnız kalma isteği artan, ailesinden çok arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi tercih eden, sır saklayan genç ailesinin gözünde ilgisiz, kendini ifade etmeyen, iletişimsiz biri olarak algılanabilir. Bu özelliklerin çocuğun kişilik özelliği değil dönemsel bir özellik olduğu unutulmamalıdır. 

Gencin önceleri sadece ailesinden sağladığı desteği yavaş yavaş arkadaşlarından araması ve arkadaşlarından onay görme isteği büyüme sürecinin bir parçasıdır. Genç, aile dışındaki ilişkilerinin, paylaşımlarının desteklenmesini ve önemsenmesini ister. Başarabilme, girişimci olabilme ve kendini gösterme konularında desteğe ve takdire ihtiyaç duyar.

Gencin hayatında önemli adımların atıldığı, kararların verildiği bu dönemde aileler çocuklarının başarılarını ve başarısızlıklarını kendi başarıları ya da başarısızlıkları olarak algılayabilirler. Bu durum çocuğun sırtında duygusal bir yük olarak kalır. “Ailem üzülmesin”, “onlara layık olamayacağım” gibi duygusal karmaşalar yaşamalarına ve hedeflerine motive olmada zorlanmaya sebep olur. Buna karşın anne babalar tek duygusal tatmin kaynağının çocukları ve onların başarıları olmaması için ilgi alanlarını genişletmeli, böylece onlara bağımlı olmadıklarını göstermeliler.

Aileler tarafından unutulmamalıdır ki ergenlerin en önemli ihtiyaçlarından biri, belli sınırlar dâhilinde güvende hissederken farklı bir kişi olarak tanınma ve fark edilme özgürlüğünü yaşamaktır. Kafa karıştıran, aileleri ve gençleri zorlayan bu dönemin geçici bir süreç olduğu unutulmadan karşılıklı anlayış, sevgi ve sabır göstermeye gayret edilmelidir. Çocukluktan yetişkinliğe geçişte basamakları tırmanan gençler doğru iletişim ve destele sağlıklı bir birey olma yolunda ilerleyeceklerdir.

Uzm. Psk. Merve Günday Fıçıcı
Fatih Psikolojik Danışmanlık Merkezi
(0212)5216877

Bu yazı toplam 5629 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim