• BIST 106.239
  • Altın 160,657
  • Dolar 3,8781
  • Euro 4,5726
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 11 °C

FÜZE KALKANI: PSİKOLOJİK İLLÜZYON

Dr. Recai Yahyaoğlu

Türkiye; füze kalkanı projesiyle açıkça ilan edilmeyen pek çok gizli saklı sürece dahil edilmek isteniyor. Füze kalkanı şu günlerde ülkemizde ve dünyanın pek çok yerinde psikolojik bir illüzyonun uzantısı olarak fazlaca önemsenmeye başlandı. Bu önem psikolojik illüzyonun olmazsa olmaz şartlarına bakıldığında rahatlıkla görülecektir. Füze kalkanı çok önemseniyor fakat aslında önemi kendisinden değil korkudan kaynaklanıyor…

Psikolojik İllüzyon nedir? ‘Psikolojik İllüzyon: Algılayanın zihinsel ve kişisel tutumuna göre var olan bir uyarıcıyı yanlış algılamasıdır. Psikolojik illüzyon her bireyde aynı görülmez. Mesela; karanlıkta yerde duran hortumu yılan sanmak.’(1) Nükleer çalışmalar yapmaya başlamış İran’ı olduğundan güçlü görmek…Veya Irak örneğinde yaşandığı gibi bahanelerin ardına sığınmak…

Psikolojik İllüzyon; korku, öfke, ihtiyaç, beklenti gibi faktörlere ihtiyaç duyar. Füze kalkanı projesi korkudan, bu korkunun beslediği öfkeden ve bir şey yapılarak ortaya konulan ihtiyacın bizatihi kendisinden geliyor… Tüm bunların oluşmasıyla ortaya çıkan füze kalkanı beklentisinin şimdilerde popüler olmaya başlaması kesinlikle tesadüfi değil…Ardında yatan gizli neden İsrail’in gereksiz ve abartılı korkusu…

Füze kalkanına Türkiye’nin ihtiyacı var mıdır? En anlamlı soru budur. Tokken yemek yemediğimiz, susamaksızın su içmediğimiz gibi tehdit ve tehlike yaşamadığımızda da korkmamız gerekmez. Fakat artık günümüzde korkmuyorsanız size özel sanal korkular üretilerek veya başka manipülatif pek çok yöntemle bu olayda olduğu gibi mutlaka bazı korkuların içine çekiliyorsunuz…

Oysaki bu projenin içine sokulmak istenmemizin ardında çok büyük oyunlar var. Bizi kendilerine hiçbir konuda inisiyatif alamayacak kadar bağlamaya çalışıyorlar. Bu bağ bir kez bağlandı mı bir daha çözülemeyecek kadar karmaşıktır. Başarılı Dış İşleri Bakanı Prof. Dr Ahmet Davutoğlu’nun bu oyunları göremeyecek kadar aciz olmadığını herkes çok iyi biliyor.

Karşımızda yirmi otuz adım ötesini hesap eden usta satranç oyuncuları var. Çok dikkatli olmak zorundayız. Bugün bu illüzyonun içine girerek projede figüran haline gelmemiz affedilemeyecek bir hata olacaktır. Ne Irak örneğinde olduğu gibi İran konusunda haklılar ne de söyledikleriyle yapmaya çalıştıkları işler hakkında samimi bir görüntü çiziyorlar…

Dünya ile yabancılaşmaktan, büyük güçlerle ayrı yönlere yönelmekten korkmamalıyız… Füze kalkanı bir şemsiye gibi üzerimizde varsın olmasın. Füze kalkanı illüzyonunu şimdiden anlayamazsak, yağmurun yağmayacağı fakat buna rağmen yakın zamanda yağmurun yağacağını düşünerek bekleyen çöldeki bedevilere benzemiş oluruz. Dünyada kalkana en az ihtiyacı olan ülke Türkiye’dir…Çünkü biz Türkler nihayet anladık ki kabile devleti yönetmiyoruz…

ABD’nin tarihindeki en berbat hükümeti olan George W. Bush yönetimi, özellikle 2001 yılı başlarında küresel Füze Savunma projesini müttefiklerine ve ilişkide bulunduğu ülkelere yoğun bir şekilde anlatıp taraf bulmaya başladı. Proje, ABD milli strateji dokümanlarında ‘haydut devletler’ olarak belirtilen Kuzey Kore ve İran gibi devletlerden kaynaklanabilecek füze tehlikeleriyle başa çıkmayı hedefliyordu. Fakat bu ülkelerin şimdi ve gelecekte ABD için bir tehlike olmadığını yeni ergen gençler bile anlayacak durumdalar...

Türkiye ile ABD arasında müttefiklik ve dostluk ilişkisi bugüne kadar patolojik hatta daha ileri bir ifadeyle hastalıklı olarak süregelmiş ve özellikle Ak Parti iktidarıyla sanki iki ülke arasındaki ilişkiler geçmişte olan platonik aşk seviyesinden kopmuştur. Dirayetli Dış Politika Türkiye’yi sadece iç politikada değil aynı zamanda dünya devletleri arasındaki gücünü tarihte hiçbir dönemde olmadığı oranda arttırmıştır. Biz şu sıralar başkalarına boyun eğerek değil Türklerin kolay ikna edilir olmadıklarını ispatlayarak yaşadığımız yüzyıla damgamızı vuruyoruz. Nitekim bu konuda Türkiye başarılı örnekler vermiştir…

Savaş teknolojisi ve diğer stratejik konularda ABD şimdiye kadar bize güven vermemiştir. Ellerinde bulunan birkaç kozu kullanarak bize karşı sürekli basit ve son derece sığ politikalar üretmeye çalışmışlardır. Dışa kapalı ve her türlü etkileşimlere güvensiz tepkiler veren aciz Dış İşleri yetkilileri normal olması gereken psikolojik tepkileri vermekten kaçınmışlardır. Başta ABD ve onun işbirlikçileri bize gerçek dost değillerdir. Fakat Obama diğer ABD liderlerine göre çok daha samimidir. Dost olmadıklarına dair verilecek yüzlerce örnek vardır.

‘Örneğin Türkiye’ye F-16 satan ABD, uçağın elektronik harp ve gece görüş sistemlerini vermez. Yıllardır Türkiye ABD’den hava savunma sistemi almaya çalışmaktadır ama ancak bugün ABD projesi olduğunda Türkiye’nin hava savunma ihtiyacı hatırlanmıştır. NATO’da da durum farklı değildir; Körfez Savaşı esnasında sözde müttefiklerimiz Patriot’ların Türkiye’ye gelmemesi için elinden geleni yapmışlardır.’(2)

Konu hakkında yazılıp söylenecek çok şey olmasına rağmen kısaca özetleyecek olursak bu proje Amerika tarafından şu anda gösterilmekte olan amaçların çok daha ötesinde farklı amaçlara hizmet etmesi istenen bir projedir. İran, Kuzey Kore tehdit olarak gösterilmekte fakat asıl korunmaya çalışılan ülke İsrail olmaktadır.

Bu projeye girdiğimizde süreci kontrol etmemiz mümkün değildir. Psikolojik korkular üzerinden yapılmaya çalışılan şey aslında korkudan tir tir titreyen İsrail’in koruma kalkanı içine alınması amacını taşımaktadır. G20 zirvesinde Başbakanımızın iyi ve samimi niyetlerle ortaya koyduğu dört şartın(3) yerine getirilmesinin imkansız olduğu görülecektir. Bizim bu konuda masa başı kararları verenlerin arasına girmemizi kesinlikle kabullenmeyeceklerdir.

Korkanların korkularına neden kalkan olalım. Psikolojide çok geçiyor… Aslında korkulan şey arzulanan şeydir. Korku konusu apayrı ve çok kapsamlı değerlendirmeleri hak eder. Bizim karşımızdakilerle konuşurken korkular üzerinden değil menfaatlerimiz ve ulusal çıkarlarımız üzerinden düşünüp davranmaya ihtiyacımız var… Ve ulusal çıkarlarımız İsrail ile ilişkilerimizin durma aşamasına geldiği şu günlerde hiçbir zaman olmadığı kadar Amerika’dan bağımsız olmamızı zorunlu kılıyor…

Hükümet hakikaten zor bir sınavdan geçmektedir… Allahtan onlar diğerleri gibi kolay teslim olacak kadar basit düşünmüyorlar. Evet dünyayı karşımıza almayalım, bize karşı eksen kayması yaftasını ortaya atanların elini güçlendirmeyelim ve Obama doğru yolu, gerçek dostlarını bulmuşken birisinin de Başbakanımız olduğunu ifade etmişken onu incitmeyelim… Fakat psikolojik bir illüzyonun peşinden koşmaya da hiç gerek yok…

(1) Psikolojiye Giriş Ders Notları, Arel Üniversitesi Sefaköy Kampüsü İstanbul

(2) Yrd.Doç.Dr. Sait Yılmaz Beykent Üniversitesi

http://www.21yyte.org/tr/yazi.aspx?ID=5771&kat1=1

(3) http://www.stargazete.com/politika/fuze-kalkani-icin-abd-ye-dort-sart-haber-309011.htm


Dr.Recai Yahyaoğlu

www.tamtip.com

Bu yazı toplam 5248 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim