• BIST 96.400
  • Altın 144,467
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 10 °C

Eşcinsellik Yüzde Altmış Mı?

Psk. Dan. Perihan DEMİRBAŞ

          Bu yazının başlığı, geçtiğimiz aylarda Serra Yılmaz tarafından sarfedilmiş bir cümle ile ilgili…Programı izlemedim, gazetelerden ve internette takip edebilmiştim. Serra Yılmaz (Serra Yılmaz kim diyebilirsiniz, kendisi Ferzan Özpetek filmlerinin vazgeçilmez oyuncusudur. Zaten bu nedenle bu konuda kendini ifade etmek zorunda kalmıştır.) bir TV programında, Hülya Avşar’ın; Ferzan Özpetek filmlerinde, eşcinselliğin öne çıkarılması ile ilgili sohbetlerinde; eşcinselliği, 'Türk toplumuna aykırı bir ilişki.’ olarak yorumlaması üzerine, Yılmaz da; ‘Türk toplumundaki erkeklerin yüzde 60'ının gizli gay oldukları ve hayatlarını öyle sürdürdüklerini düşünürsen, önce onları rahatsız edecek’diyerek konuya yeni bir yorum getirmiştir…

Eşcinsellik gibi derin ve çok bileşeni olan bir konuyu bir sayfada anlatabilmek çok zor. Ama yok saymak eşcinseller açısından düşündüğümde bana daha kötü geliyor.

           Biraz bilgi… Eşcinsellik 'cinsel anlamda kişinin kendi cinsine ilgi duyması' olarak tanımlanır. Kadın eşcinseller lezbiyen, erkek eşcinseller ise, kendini gay diye tanımlar. Heteroseksüel; 'karşı cinse ilgi duyan', biseksüel ise; 'her iki cinse de ilgi duyan kişi' olarak tanımlanmaktadır. Bu bilgileri vermek zorunda kalıyorum, ne yazık ki Türkiye’de henüz örgün ya da yaygın eğitim sistemi içinde bu konular öğretilmiyor. Cinsellik yok sayılıyor. Ancak danışma söz konusu olduğunda ortaya çıkan sorunlar,  sorunlardaki artış, bu konuda önemli sıkıntılar olduğunu gösteriyor. Bir yerden başlamalı bu eğitime!

            Eşcinsellik yıllar boyu bir sapkınlık, hastalık, kimlik bozukluğu olarak görülmüştür. Şimdiler ise Amerikada 1974'den bu yana, Avrupada ise 1992'den bu yana hastalık tanımlarından çıkarılmıştır…

Peki, Türkiye’de yüzdelik açısından araştırma sonuçları nedir? Cinsel Terapist Sayın Cem Keçe’nin kitaplarındaki eşcinsellik anketi sonuçlarına göre, eşcinsellik oranı %12, ancak aynı yayınlarda bu oranın insanların hassasiyeti ve gizleme eğilimi olabileceğinden %20 civarında olabileceği de belirtiliyor. Ben de %12’nin, gerçeği yansıtmadığı düşüncesindeyim, ancak %60 gibi bir rakam da şüpheli gözüküyor. Öyle aykırı bulunuyor ki insanlar, anket kâğıtlarından bile saklayabiliyorlar, bazen kendilerine de itiraf etmeden yaşayıp gidiyorlar. Buna da gizli (latent eşcinsellik)deniyor.

Anneler, bebekle oynayan erkek çocuklarıyla ilgili korkularını şimdilik kendi içlerinde yaşıyorlar, hele çocuk ablasının elbiselerini de deniyorsa, durum anne açısından ürkütücü hale geliyor. Oysa bu tür masum oyunlar çoğu zaman çocukluk dönemine özgüdür. Genellikle de bir gösterge de değildir.

Babalar da telaşlı! Çocuklarının internette girdikleri siteler kontrol edilerek cinsel yönelimleri araştırılıyor. Bu konuda herhangi bir şüphe oluşursa, babanın uykuları kaçıyor. Oysa ergenlik dönemi bir araştırma dönemidir, öğrenmek için araştırdığı her konu ergenin yöneliminin göstergesi olmayabilir. Ayrıca bu konu da konuşulabilir. Konuşmak noktasında yapacağımız yanlışlardan korkuyorsak uzman yardımı alınabilir. Bunların konuşulması, sorgulanması, çocukların cinsel tercihini etkilemez! Bizi de homoseksüel yapmaz! Bu konuların, tabu olmaktan çıkarılması da eşcinsel sayısını artırmaz!

Bu noktada, yine konu eğitime geliyor. Çocuklukta da cinsel eğitim önemli. Ergenlik döneminde yaşanan yoğun karmaşada, cinsel eğitimin vazgeçilmez olduğu gözüküyor. Cinsel yönelimin kabulü ile birlikte toplumsal bakış açısı, yaşayacağı durumların neler olabileceğinin yanı sıra, ayrıntılı bilgilendirme, özgüven artırıcı çalışmaların yapılması ve aile eğitimi şart.

           Eşcinselliğin nedenleri; baba veya baba figürünün olmaması, çocukluk döneminde tacize maruz kalmak, karşı cinsle yaşanmış kötü deneyimler, erken boşalma, iktidarsızlık, disparoni vb. nedenlerle sorunlu cinsel deneyimler, kız çocukların erkek, erkek çocukların kız gibi yetiştirilmesi, ciddi aile sorunları, eşcinsel ebeveyn ya da yakının model alınması, genç kızların yumuşak tavırlı erkeklere ilgi göstermesi, genç erkeklerin de daha erkeksi tavırları olan kızları aralarına alma eğiliminin yanı sıra, genetik ve hormonal yapıdır.

İster hormonal faktörler, ister çevresel faktörlerle oluşsun toplum çoğu zaman bu konuda yargılayıcı ve acımasız. Bu koşulları bir tarafa bıraktığımızda seçimi ister hormonal bir nedenle, ister gördüğü taciz, ya da model yoksunluğu ya da yanlış bir model olsun, eşcinseller acı çekiyorlar. Bunu paylaşamıyorlar, paylaştıklarında dışlanıyorlar, bazen danışmanların bile kendilerini anlamaktan uzak olduğunu söylüyorlar, dünyaya güvenlerini kaybediyorlar.

Bu konuyla ilgili yeterli eğitim almış, homofobik özellikleri olmayan, ya da bu özelliklerinin farkında olan, eşcinsel alt-kültürüne saygılı, yargılayıcı olmayan anne babalar, eğitimciler, idareciler ve terapistlere ihtiyaç var.

Bu konudaki yasak ve engeller, ancak bu kişilerin ve ailelerinin kendilerini suçlaması, bu kişiler için ruhsal hastalıklara zemin hazırlamasına neden olur. Cinsel yönelim çok bileşeni olan, saygı duyulması, anlamak için çaba gösterilmesi gereken bir durumdur.

Kişi, cinsel yönelimini 'hastalık' gibi görmekten yanaysa da, bu konuda yardım alabileceği ve değişebileceği noktasında yüreklendirilmelidir, kişi bu değişimi istiyorsa başarılı olabilir. Kabullendiyse de yardım alarak olumsuz duygularından kurtulabilir.

            Eşcinsellik derin bir konu, söylenecek, yazılacak, konuşulacak, tartışılacak o kadar şey var ki, bu yazıyı hazırlarken her seferinde bir şeyler ekleme gereksinimi duydum ve hala duyuyorum. Bu konuda danışanlara yardım etme çabam yanında yazmaya da devam edeceğim, yüzde kaç olduğu araştırılabilir, ama ben daha çok kişisel acılarla ilgileniyorum…

Psk. Danışman & Psikodrama Grup Terapisti Perihan Demirbaş

Algı Psikodrama & Psikolojik Danışma Merkezi

Bu yazı toplam 5159 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Oğuzhan Özdemir
2008-10-06 01:21:13
eşçinsellik ve gözden kaçanlar
Eşcinseller adına kaygılarınız ve duyarlılığını konusunda hemfikirim.Fakat sizinde belirttiğiniz gibi 1974'te rahatsızlık olarak kitaptan çıkarılan eşcinsellik, bir cinsel yönelim ya da cinsel tercih eklinde art niyetli tanımlamalarla da doğal bir durum gibi gösterimektedir. Amerika'da bir yığın sapkın dernek vb. var iken eşciselliğin de bunların yanına doğru sürüklenmesi ve hastalık-hormanel- ya da çevresel-kişisel rahatsızlık olarak kabul edilmemesi durumuna karşıyım. Bunlar olabilir, benim çocuğumun başına da gelebilir, saygılı ve duyarlı olmak laf olsun ya da olabilmek adına değil içselleştirerek durumu doğru belirleyerek olmalıdır. Fakat eşcinsellik doğal hayat ve diğer açılardan anormal bir durumdur ve düzeltilmesi, tedavi edilmesi ve yardımla bertaraf edilmesi gerekir. Fakat eşcinsellik bilimsel açıdan dahil -spikoloji-psikiyatri- normal ve doğal olarak belirleniyor,kabul ettirilmeye çalışılıyor. Hastanelere gitsinler o zaman eşcinseller, kampanyalar bu yönde olsun. Ama herkes asıl meseleyi biliyor, ya da görmek istemeyenler görmüyor, göstertmiyor. Ben zaten bir müslüman olarak bunu hiçbir şekilde olması gerekenler içinde olabilir olarak göremem. Olabilir hormonel ya da çevresel faktörlerden dolayı çok güzel belirttiğiniz gibi. Burayı lütfen es geçmeyelim. Biz belli bir tabiat ve erek üzerine yaratıldık inanıyorsak ve bize ilişkin de vahiy gelmiştir ayrıca. hem inanan hem reddeden de olayız. Yazınız için teşekkürler, kimseye insan olduğundan dolayı farklı davranılsın ve baskı yapılsın istemeyiz. Kimseye istediği gibi yaşamasın bize ters diye demiyoruz da.bunun derdindeyiz,çilesindeyiz. Ama ortada yanlış varsa bu da çarpıtılmasın. Yüzde 60 abartması da gerçekten absürd olmuş.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim