• BIST 104.001
  • Altın 145,411
  • Dolar 3,5083
  • Euro 4,1894
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 24 °C

Çocuklarda dikkat eksikliği

Prof. Dr. Bengi SEMERCİ

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), toplumda sık görülen ve tedaviyle belirgin düzelmeler gösteren bir bozukluktur. Sık görüldüğü, tedavi edilmediğinde yaşam boyu sürdüğü ve tedaviyle düzelebildiği için de önemli bir sorundur. Çünkü erken dönemde tanınırsa, tedavisi kolaylaşır. DEHB davranış bozukluklarına, evde ve okulda uyum güçlüklerine, öğrenme bozukluklarına yol açabilir. Sonuç olarak da okulda ve yaşamının her alanında kişinin başarısı düşebilir. Dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik (hiperaktivite) ve tepkisellik (dürtü kontrol bozukluğu) temel belirtilerdir. Bu üç temel belirtinin hangisinin baskın olduğuna göre DEHB'nin alt tipleri tanımlanmıştır. Aşırı hareketlilik ve tepkiselliğin baskın olduğu tip: Bu çocuk, genç ya da erişkinlerde bazı aşırı hareketlilik, yerinde duramama belirtileri görülse bile asıl sorun dikkat eksikliği ve bununla ilgili öğrenme güçlüğüyle başarıda düşmedir. Dikkatinde pek sorun olmayan ama aşırı hareketlilik ve tepkisellikle kendini gösteren alt grup hiperaktif-tepkisel alt tiptir. Bu çocuk ve gençlerde davranış sorunları daha fazladır. Öğretmenleri ve çevre, bu tipteki çocuk ve gençlerin arkadaşlarını ve sınıfı rahatsız etmesinden yakınırlar. Bu çocuklar pek yerinde durmaz. Sınıfta ayağa kalkar, dolaşır ve sınıftan çıkıp gidebilirler. Sıklıkla tuvalete gitmek isterler. Fazla ses çıkarıp, çok ve yersiz konuşabilirler. Konuşunca çok yüksek sesle ve hızlı konuştukları için de dikkat çekebilirler. Başkalarının konuşmasını kesebilirler. Sıralarının gelmesini beklemekten hoşlanmazlar. Başkalarını kontrol etmeye çalışırlar. Hem dikkat eksikliğinin hem de aşırı hareketliliğin birlikte olduğu durumda bileşik alt tipten bahsedilir. Evde de anne, baba ve kardeşler bu çocukların davranışlarından yakınırlar. Kardeşleriyle geçimsizligi önemli sorunlardan biri olabilir.

BULGULARA DİKKAT
Dikkat azlığı: Ailelerin ve öğretmenlerin en çok yakındığı bulgudur. Genellikle "Sesleniyorum, sanki beni duymuyor,", "Dinlemiyor,", "Bedeni burada, kendi kim bilir nerede?" "Ödev yapmak çok zor, hemen sıkılıyor,", "Hiçbir işi tamamlamıyor," gibi cümlelerle belirttikleri yakınma dikkat eksikliğidir. DEHB olan çocukların, dikkat süreleri diğer çocuklardan kısadır. Aynı oyuncakla oyunu sürdürememe, hemen bıkıp, diğerini isteme, faaliyetlerden kısa sürede sıkılma, aile ve öğretmenlerin gözlemlerindendir. Dikkat azlığı, çocuğun başladığı işi bitirememesine, dersi dinleyememesine, eşyalarını sık kaybetmesine, öğrendiklerini unutmasına ve başarısızlığa neden olur.

Aşırı hareketlilik: Daha anne karnında, 'kıpır kıpır' olarak tanımlanmaya başlarlar. Yerinde duramama, yemek yerken, ders çalışırken hatta televizyon seyrederken bile ortaya çıkar. Aşırı hareketlilik, konuşma hızlarına da yansır. Aile ve öğretmenlerin "Motor takmış gibi,", "Bir dakika durmuyor,", "Adeta düz duvara tırmanıyor," ya da "Durmadan konuşuyor," şeklindeki sözleriyle dile getirilir. Bu durum oyunları kurallı oynamalarını, dersi bitirmelerini ve karşılıklı konuşma sürdürmelerini engeller.

Tepkisellik: Davranışları kontrol edememek, sorunlara yol açar. Sırasını bekleyememek, söz verilmeden konuşmak, başkalarının sözlerini kesmek tepkiselliğin en sık rastlanan sonuçlarındandır. Tepkisellikleri nedeniyle sorun yaşamalarına, zarar görmelerine ya da ceza almalarına karşın aynı şeyleri tekrar yaparlar. Bu çocukların tepkiselliklerini çevresi en çok "Freni olmayan araba gibi," cümlesiyle tanımlar. Çünkü DEHB'nin, davranışları kontrol eden, düşünmeyi, yargılamayı ve daha sonra da eyleme geçmeyi sağlayan işlevlerinde bozukluk vardır. Bu nedenle sonucu düşünmeden yapılan davranışlar, ailelerin ve öğretmenlerin deyimiyle 'gözü karalık' DEHB da sık görülür. Yerimiz kalmadığından tedavisinden daha sonra bahsedeceğiz. Ama 7 Eylül Pazar günü, TRT-1'de saat 11.50'de Yaşam Sohbetleri programında da konumuz 'Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu' olacak.

Bu yazı toplam 3582 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim