• BIST 89.764
  • Altın 145,339
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 16 °C

AYRILINCA KİM KAYBEDER?

Psk. Dan. Yusuf BAYALAN

Ne zor şey ilişkiler üzerine düşünmek/yazmak. Yoksa genel olarak düşünmek/yazmak mı zor? Zihnime düşen bir sorunun cevabını tam buldum derken başka bir soruyla karşı karşıya kalıyorum. Bu yeni soru önceki soruyu geçersiz kılıyor bazen. Belki yanlış sorular soruyorum, belki de mükemmel cevaplara ulaşmak istiyorum diye oluyor bunlar. Neyse.

Her doğan/başlayan şey gibi ilişkiler de ölüme/bitime doğru yol alır. Bu, hayatın en temel hakikatlerinden biri olmasına rağmen hangimiz bunu kolaylıkla kabullenebiliyoruz? Hayatımız bir anlamda bu hakikati kabullenme sürecinde yapıp etmelerimizin toplamı değil midir?

Tüm ilişkiler biter! Öyle ya da böyle. Bu yazının konusu, öteki(partner, sevgili, eş vb.)nin ilişkiyi bitirme isteğine gösterilen tepkilerden biridir:

Danışan(D): Ayrılma sinyalleri veriyor şu sıralar. Uzak davranıyor, hiç vermediği tepkiler veriyor. Eskisi gibi arayıp sormuyor mesela.

Terapist(T): Arkadaşının ilişkinizi bitirme isteği hakkında ne düşünüyorsun?

D: Valla o kaybeder. Herkes tercihlerinin sonucunu yaşar. Benim için hayat devam eder.

T: Arkadaşın ilişkinizi bitirirse ne hissedersin?

D: Üzülmemi kastediyorsun galiba. Ne yalan söyleyeyim çok üzülmem. Belki  pişmanlık duyabilirim; neden bu adamla vakit kaybettim diye…

Bu mini terapötik diyalogda yazıyı bağlayan nokta ilişkinin bitmesi durumunda kaybeden olarak “öteki”nin algılanmasıdır. “İlişkinizin bitmesine rağmen kaybetmiş hissetmemek!”

Bir şeyin kaybolması/elinizden gitmesi için öncelikle o şeyi elinizde, size ait hissetmeniz gerekir. Var olmalı ki yok olsun, başlamalı ki bitsin, doğmalı ki ölsün!

Gerçek bir kayıp durumunda ne hisseder insan? Bir çocuğun oyuncağını kaybettiğini düşünün, bir annenin çocuğunu kaybedişine bakın! Ortalığı kaplayan havanın adına ne dersiniz? Benim cevabım: acı!

Acı tahammülü en zor duygulardan biridir. Dolayısıyla kaybetmenin yakıcı acısından kaçmak için yapılabilecek şeylerden biridir sahip olmamak, sahip hissetmemek. Ölümden korkup yaşamdan kaçmaktır diğer bir deyişle.

O kadar hızlı yaşayıp o kadar çok tüketiyoruz ki her şeyi, hissetmeye zamanımız kalmıyor. Acılar mezarlığının üstüne umarsızlık inşa ediyoruz.

Ne mi yapmalıyız?  Durmalı ve acılarımızı hissetmeliyiz, içimizdeki annesiz çocuğa şefkat göstermeliyiz…

Psikoterapist Yusuf BAYALAN

http://yusufbayalan.blogspot.com

Bu yazı toplam 5454 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
sinem
2010-10-27 00:42:51
boşandım ama şuan çok mutluyum
eğer eşler anlaşamıyorsa hiç zaman kaybetmesinler ,düzelir diye beklemesinler.Herşeyden önce değerli olan benim diye düşünsünler,Evli oldukları süre içerisinde ,karşılıklı birbirlerine davranışlarını iyi ve kötü + - olarak farkı görebilirler .Sonu olmayanbir yola gitmenin hiç bir anlamı yok.Ayrılan çiftlerin piskolojik açıdan baktığımız zaman çevresindekiler destek vermeliler,en çok aile desteği.Birde ayrılan kişiler zaman kaybetmeden işe girmeliler,kitap okumalılar,yalnız kalmamalılar.En önemlisi allah inancının kişiyi dahada güçlendirdiğine inanıyorum allahıma şükürler olsunki kurtulmuşum ,kendimi şanslı görüyorum..
yusuf bayalan
2010-10-25 09:11:04
yazar bburda:)
lagari merhaba, yorum yapan herkese teşekkür ederim. direkt bana dönük bir yorum olmadığı için yorum yapma gereği duymadım. herkese muhabbetle...
Lagari
2010-10-23 11:50:06
bu yorum yazarındır...
Arkadaşlar güzel bir diyalog başlatmışlar. Eyvallah ama yazar nerede. Kalemine sağlık. Güzel bir yazı olmuş sayın hocam.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim