• BIST 97.717
  • Altın 144,143
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 13 °C

Anoreksiya Nervoza ve Çağdaş İnsanın Beden Algısı

Maruf BEÇENE

Birçoğumuzun zihninde “değişim” hep pozitif bir ilerlemeyi ifade eder. Değişim ve ilerleme arasında kurduğumuz ilişkinin muhakkak çok güçlü dayanakları vardır. Ancak “değişim” her zaman sorun çözen olmak yerine bazen sorun üreten olgusal mekanizmanın kendisidir. 21. Yüz yıl bu yönüyle güçlü rezervlere sahip bir değişim ve dönüşüm yüzyılıdır. Birçok sorun için çözümler geliştirilirken yeni sorunlar için de kapı aralanmış oldu. Bu yazımızda yüz yılın insanın beden algısında oluşturduğu standartlar ve buna bağlı olarak İnsanoğlunun kendi beden imgesi hakkında takınmış olduğu olumsuz pozisyonu ele alacağız.

Kavram olarak birçoğumuzun aşinası olduğu ve İnce Beden Hastalığı” olarak bilinen Anoraksıya Nervoza 21. yüzyılın tetiklediği çağdaş bir hastalıktır. 2. Dünya savaşından sonra gittikçe artan Anoraksıya Nervoza son yıllarda daha çok araştırılan ve tartışılan bir ruhsal bozukluk[1] haline gelmiştir. Hastalığın yaygınlık coğrafyası ve oranıyla ilgili genel kanaat batılı ve gelişmiş ülkelere ve sosyo ekonomik düzeyi yüksek ailelere işaret etse de; küreselleşmenin insan bedeninde ve ruhunda yarattığı değişimler; yeme bozukluklarının, tüm sosyoekonomik ve kültürel katmanları ilgilendiren[2]  bir sorun haline gelmesine neden olmuştur.

Hastalık daha çok batılı gelişmiş ülkelerde ve varlıklı ailelerde ki kadınlarda görülmektedir. Ancak Hastalığın küresel ölçekte yaygınlaştığı bir gerçektir. Her ne kadar küresel ölçekte yaygınlığı artsa da en büyük etkisinin batılı gelişmiş ülkelerde olduğu bilinen bir gerçektir. Batı toplumlarında sık olması; kadının cinsiyet rolü, fiziksel görünüme verilen önem, zayıf olmanın ideal bir beden imgesi olarak sunulması, toplumsal başarı elde etmede kadınsı özelliklerin ve cinsel çekiciliğin bir araç haline gelmesi, insan bedeninin bir meta haline dönüşmesi ve yabancılaşma gibi[3] değişkenlerle ilişkili görülmektedir.

Anoreksiya nervoza, kilo almaktan aşırı kaçınma ve iştahın bir arada olması durumudur. En önemli ayırıcı özelliği fiziksel bir hastalıkla açıklanamayacak kilo kaybıdır. Vücut imgesinin yanlış algılanması ve şişmanlamaktan aşırı korkma hastalığın psikolojik karakteristiğidir.[4] Anoreksiya nervozada en önemli bulgu tartı alımından aşırı kaçınmadır. İştah kaybı yoktur.[5] Kişi zihninde görece bir ideal kilo tasavvuru içinde ancak bu ideal kilo algısı gerçekçi yada olması gereken düzeyin çok altındadır. Şişman olma fobisi bu hastalığın en önemli gerekçelerinden birisidir.

Anoreksiya Nervozalı olguların üçte birinde yaşamlarının önceki dönemlerinde yeme problemleri, dörtte birinde obsesif semptomlar vardır. Vakaların yarısı hastalık sınırında depresiftir. [6] Amerikan Psikiyatri Birliğinin DSM IV hastalıkla ilgili tanı kriterlerinden bazıları “Vücut tartısının düşük olmasına rağmen tartı alma ve şişmanlama korkusu ve Beden imgesini yanlış algılama, kendini gerçekte olduğundan daha şişman algılama veya mevcut tartı kaybının ciddiyetini reddetme ”şeklindedir. (AGE)

Anoreksiya Nervoza tanı kriterlerinden belirgin kilo kaybı konusunda esas alınan ölçüt ise şudur: “Başka bir ruhsal ya da organik hastalık olmaksızın, doğal ağırlığın en az %25"inin yitirilmesi” dir. Hastaların çoğu; ne denli zayıf olursa olsunlar zayıflıklarını kabul etmezler. Yine zayıflamak isterler. [7]

A.N vakalarının çoğu bilinçaltında ki dışlanma, itilme, değersizleştirilme duygularına karşı, kusursuz beden imgesi oluşturup, söz konusu sorunlara karşı bilinçsiz bir tavır alırlar. Bu insanların özerklik duygusu öylesine gelişmemiştir ki bedensel işlevlerinin denetimi kendilerinde değilmişçesine yaşarlar.[8] Çoğu vaka bedenini benliğinden ayrı tutar. Bedenini ailesine, benliğini kendisine ait olarak görür. Ve bedenin gelişimi için gerekli olan beslenme davranışı reddedilir.

Bu tür vakaların çoğunda toplumsal kabul ile fiziksel görünüm eşdeğer olarak görülür. Kitle iletişim araçları vasıtasıyla ideal beden ölçüleri yaşamsal bir hedef olarak kişinin önünde durur. Bu hedefe yaklaşıldığında bu defa oluşturulan ideal bedeni kaybetmemek için farkında olmadan yemek yeme davranışını reddetme devam eder.

Anoreksiya modern insanın tüketim alışkanlığıyla ilişkilendirilebilecek bir hastalıktır. Temel ihtiyaçların çok rahat giderilebildiği ve beslenme sorununun olmadığı bir ailede kişi psikolojik olarak bir sorun alanı oluşturma gereksinimi duyabilir. Burada sorun olarak muhatap alınabileceği ve ilişki kurabileceği en yakın nesne kendi bedenidir.

2. Dünya savaşında kıtlık ve beslenmeyle ilgili küresel ölçekli sorunlar vardı. Bu dönemde ki insanların bedensel imaj değerlendirmelerine bakıldığında erkekler tarafından en çok tercih edilen ve güzel olarak değerlendirilebilecek kadın formu balık etli yada halk deyimiyle “Etine buduna dolgun” kadınlardı. Bu yaklaşım Anadolu kültüründe birçoğumuzun aşinası olduğu bir değerlendirmedir. Bir çoğumuz aile büyüklerimizden güzel kadın değerlendirmesiyle ilgili olarak; “Yüzü dolgun, kilosu iyi güzel bir kadın” gibi olumlu ya da  “Zayıf cılız bir şey” gibi olumsuz değerlendirmeler görmüşüzdür. Bunlar anoreksiyanın sonradan oluşan ve dış etkilerden beslenen bir hastalık olduğuyla ilgili toplumsal bakış açısını ifade eden somut örneklerdir.

Kitle iletişim araçlarında ki ideal beden tasvirleri bu hastalığın yaygınlaşmasında önemli etkenlerden biridir. Artık çoğu zaman araba lastiği, mutfak bıçağı,  torna tefsiye araç gereçlerinin reklâmlarında bile belli ölçütleri taşıyan kadınların kullanılması kişinin beden imajıyla ilgili dolaylı bir reklâm anlamı taşımakta ve insanlar belirli ölçülerle ideal bedene ulaşılmaya yönlendirilmektedirler. Bunun tabii sonucu olarak psikolojik bir manipülasyon baskısı oluşmakta, oluşan bu psikolojik enerji anoreksiya ve benzeri ölümcül olabilecek hastalıkları tetiklemektedir.

Anoreksiya hakkında daha fazla bilgi için aşağıdaki bağlantıları tıklayabilirsiniz.

- Yeme Bozuklukları

- Çocuklarda Ve Gençlerde Yeme Bozukluğu, Anoreksiya Nervosa

- Bir Anoreksiya

- Yeme Bozuklukları

- Yeme Bozukluklarında Genetik Etkenler

- Bebeklik Anoreksisi: Tanıdan Tedaviye

- Bilinçsiz Zayıflama Diyeti Uygulayan Ergen Kızlar

- Yeme Bozukluklarının Nörobiyolojisi

- Yeme Bozuklukları

- Yeme Bozuklukları

- Anoreksiya Ve Malnütrisyonda Anestezi

- Enteral Ve Parenteral Beslenmede Yaşanan Sorunlar



 

[1] Anoreksiya Nervoza Tanılı iki kız kardeş:Olgu Sunumu. Burhanettin KAYA*, Duygu YİĞİTTÜRK**, H. Dilek YALVAÇ** 38. Ulusal Psikiyatri Kongresi’nde (22-27 Ekim 2002) poster bildiri olarak sunulmuştur

[2] Anoreksiya Nervoza Tanılı iki kız kardeş:Olgu Sunumu. Burhanettin KAYA*, Duygu YİĞİTTÜRK**, H. Dilek YALVAÇ** 38. Ulusal Psikiyatri Kongresi’nde (22-27 Ekim 2002) poster bildiri olarak sunulmuştur

[3] Kuğu N, Akyüz G, Doğan O ve ark. (2002) Üniversite öğrencilerinde yeme bozukluklarının yaygınlığı ve yeme bozukluğu olanlarda benlik saygısı, aile işlevleri, çocukluk çağı istismarı ve ihmalinin araştırılması. 3P Dergisi, 10:255-266

[4] ERSOY, Özlem- AVCI, Neslihan. Özel Eğitim Yapa Yayınları. İstanbul.

2000.

[5] Prof.Dr.M.Demirkol, Doç.Dr.G.Hüner İstanbul Ünv. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları A.D.Beslenme ve Metabolizma B.D.

[6] Prof.Dr.M.Demirkol, Doç.Dr.G.Hüner İstanbul Ünv. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları A.D.Beslenme ve Metabolizma B.D.

[7] Prof. Dr. Mehmet Ünal. PSİKOSOMATİK BOZUKLUKLAR. ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ ANABİLİM DALI DERS NOTLARI

[8] Psk. Dan. Mehtap AKKURT / Çocuklarda Davranış Bozuklukları Power Point Sunusu

Bu yazı toplam 5343 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Yavuz
2008-04-24 20:42:16
tebrikler...
Gerçekten bilimsel yeterliliği bu köşelere göre yüksek duran bir yazı olmuş...tebrikler ...benzeri yazılarınızı heycanla bekleriz.
Celal Demir
2008-04-18 10:52:31
Anoreksiya Nevroza
Bir kaynak kabul edilebilecek yazı. TV de çıkan Anoreksiya haberlerine inat konuya hakim bilgilendirici ve aynı zamanda eleştirel olabilmeyi başarmış bir yazı. Bu tarz bilimsel ve analitik yazıların devamı gelsin lütfen.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim