• BIST 97.890
  • Altın 145,753
  • Dolar 3,5793
  • Euro 4,0024
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 17 °C

Aile Danışmanlığı Sertifikası ve Bakanlığın Açıklaması...

Maruf BEÇENE

Bilindiği üzere 2012 yılında 04.09.2012 tarihli 28401 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan "Gerçek Kişiler ve Özel Hukuk Tüzel Kişileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Açılacak Aile Danışma Merkezleri Yönetmeliği” yayımlandıktan sonra üniversitelerin sürekli eğitim merkezleri Aile Danışmanlığı Sertifika eğitimlerini peş peşe açmaya başladı. Bu yönetmelikten öncede ismi cismi belli olmayan hiçbir akreditasyon yetkisi veya kaygısı taşımayan onlarca yerel hatta fiziki mekanı bile olmayan dernekler tarafından bu eğitimler veriliyordu. Aile Danışmanlığı unvanı, eğitimleri veya sertifikası bildim bile bir şaibe ve spekülasyon zemininde yapılmaktadır. Ne olduğu belli olmayan ama belirsizliğine rağmen en çok ilgi gören eğitimlerin başında gelir. Bir yıl önce yaklaşık 18 bin kişinin bu sertifika eğitimine katıldığı bilgisi dolaşıyordu kulislerde. Özellikle sosyoloji mezunu olup psikolog veya Aile terapisti (Danışmanı) unvanı kullanmak isteyenler için kelimenin tam anlamıyla bir umut kapısı oldu. Aile danışmanı unvanıyla psikoterapi hizmeti vermeye başlayan binlerce alan dışı uzman oluştu. Hatta bu yönetmelikle beraber özellikle açık öğretim sosyoloji bölümüne olan ilgi de oldukça arttı.

Aslında olayın açık yüzü şu: UMUT TACİRLİĞİ

Konuyu fazla dağıtmadan asıl mevzuya gelmek istiyorum. Bakanlığın aile danışmanlığı sertifikası ve eğitimleriyle ilgili yaptığı açıklama ne anlama geliyor?

  1. Bakanlık Bu sertifikayla herhangi bir kadro veya istihdam yapmayacağını açık bir dille ifade ediyor.
  2. Aile Danışmanlığı eğitimlerinin içeriği ve denetimiyle ilgili bakanlığın herhangi bir sorumluluğunun olmadığını belirtiyor.
  3. Piyasada bu konunun suiistimal edildiğini, umut tacirliği yapıldığını ve ciddi bir bilgi kirliliğinin olduğunun altını özellikle çiziyor.
  4. Bu eğitimlerin geçerliliği ile ilgili ulusal veya uluslararası bir akreditasyon mekanizmasının Türkiye’de olmadığını ve sertifika sahibi olmanın kişiye özel bir yetki veya inisiyatif sunmadığını belirtiyor. Yani Avrupa merkezli sertifikaların mevcut yasalar bağlamında herhangi bir karşılığının olmadığını ifade ediyor.
  5. Özellikle Aile danışmanlığı ile ilgili aşağıdaki konularda sertifikanın kişiye yetki verebileceği ile ilgili bilgilerin doğru olmadığı ifade ediliyor.
“- Kadın ve Aile Sağlığı Merkezlerinde çalışabilirsiniz.
 - Aile mahkemelerinde bilirkişi danışman olarak hizmet verebilirsiniz.
 - Rehabilitasyon merkezlerinde görev alabilirsiniz.
 - Mesai saatleri dışında uzmanlık hizmeti verebilirsiniz.
 - Bakanlıkların il merkez müdürlüklerinde çalışabilirsiniz.”  

 

  1. Bakanlığa bağlı il merkezlerinde böyle bir kadronun olmadığı belirtiliyor.

Bu açıklamalardan sonra Aile Danışmanlığı Sertifikasına sahip olan kişilere bakanlığın herhangi bir ayrıcalık sunmadığı ilan edilmiş oldu. Bununla beraber bu sertifikanın piyasada atfedildiği kadar işlevsel bir belge olmadığı ifade edilmiş oldu. Açıkçası ben kişisel olarak şunu anladım. Office programlarını kullanmak için Halk Eğitim Merkezlerinden alınan sertifikalardan pek bir farkı yok. Nasıl ki bilgisayar programları ile ilgili kurslara giden bir birey bilgisayar teknikeri veya mühendisi olamıyorsa bu sertifika ile aile terapisti olunmuyor. Aile danışmanı ise spekülatif bir unvan olmaya devam edecek.

Bununla beraber yönetmeliği esas aldığımızda bu açıklama ile yönetmelik arasında önemli çelişkiler veya belirsizlikler var. Yönetmelikte YÖK veya Milli Eğitim onaylı kurslardan bu sertifikayı alanlar, Aile Danışmanı olarak kabul edilirken ve Aile Danışma Merkezi açılması ile ilgili belgelerde bu sertifika ile elde edilmiş unvana atıf yapılırken, yapılan bu açıklama kafa karışıklığını daha da büyütmüş oldu.

Var olan yönetmelik ve yapılan bu açıklama esas alındığında oluşan tabloyu şöyle okumak gerekir:

Aile Ve sosyal Politikalar Bakanlığı bu sertifikaya unvan, kadro ve istihdam bağlamında herhangi bir anlam yüklemiyor. Piyasada bu durumun istismar edildiği noktalara ve oluşan rant kapısına özelikle dikkat çekiyor. Bu eğitimleri verirken Bakanlığın adının veya logosunun kullanımıyla ilgili yasal süreçlere başvuracağını özellikle ifade ediyor.

Zaten yönetmelik çıktığı zaman sakat, çelişkili ve suiistimale müsait olduğu konuşulan bir konuydu. Yaklaşık 38 bin kişi bu sertifikayı aldıktan sonra yapılan bu açıklama, bahse konu olan suiistimalin açtığı yaraları gidermeyeceği gibi verilen emeklerin çöpe atılması gerektiğini ilan etmesi açısından da oldukça trajedik bir açıklamadır.

Şaşıran oldu mu? Bence hayır! Çünkü burası Türkiye. İşler bazen böyle yürür. Mağdurların bu noktada boynunu bükmekten başka çaresi yok.

Tabi bu açıklama bir boyutuyla da iyi oldu. Yıllardır Türkiye’de ruh sağlığı ile ilgili sertifikaları denetleyen herhangi bir kurumun olmadığını ve bu açıdan verilen sertifikaların herhangi bir yasal karşılığının olmadığını söyleye söyleye ağzıma pelesenk düştü.

Yok efendim bir sertifikanın geçerli olması için Türkiye Psikologlar Derneği’nin onaylaması gerekliymiş, Türkiye Psikiyatri Derneği sertifikayı vermeliymiş, Türk PDR Derneği onaylı sertifika almak gerekmiş, bizim sertifikamız enstitü onaylı, Avrupa Birliği veya uluslararası geçerliliği olan sertifikaymış… Tümü hikaye.

Türkiye’de Ruh sağlığı yasası yok. Bir belgenin yasal karşılığın olabilmesi için bir akreditasyon merkezinde o belge ile ilgili veri tabanına kayıtlı bir onay numarası olması gerekir. Marka Tescil belgesi veya bir mezuniyet diploması gibi… Bu yok, Böyle bir akreditasyon merkezi yok, Oda yok, konfederasyon yok…

Peki Psikoloji uzmanları ne yapmalı?

Lisans, Yüksek Lisans veya Doktora diploması belirleyicidir. Eğitimlere öğrenmek için gidin. Tek bir amacınız olsun. Karşınıza oturan danışana kaliteli bir hizmet vermek. Bu kaliteyi sürekli, sürdürebilir kılmak ve bilgi datanızı güncellemek ve revize etmek için eğitimlere gidin. Gittiğiniz eğitimlerde hocanın ve eğitimin kalitesini esas alın. Eğitimlere gittiğinizde mutlaka sertifikanızı da alın. Çünkü sertifikalar güçlü birer referans mektubudur. Özellikle özel sektörde ki işe alım süreçlerinde size değerli katkılar sunabilir.

Unutmayın! En iyi psikoloji uzmanı danışanının destek ihtiyacı duyduğu alanlarda kendisine alan açabilen, farkındalığı sağlayabilen ve yaşam konforuna katkı sunabilen uzmandır.

Çizdiğim karamsar tablo için kusura bakmayın!

Sağlıcakla kalın

Twitter: @marufbecene

Bu yazı toplam 5357 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Zeynep
13 Ağustos 2015 Perşembe 19:57
19:57
Cok haklı bir yazı...Sosyologların bir meslek tanımı yapılsa ve ona göre istihdam sağlansa kimse alanıyla doğrudan ilgisi olmayan alanlara atlamaz.Kimin ne iş yaptığı belli degil ki
212.253.46.166
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim