Ergenlerin Duygu Sözcükleri Ruhsal Belirtilerle İlişkili
Türkiye’de üç çocuk ve ergen psikiyatrisi polikliniğinde yürütülen araştırmada, 445 ergenin cümle tamamlama yanıtları incelendi. Olumsuz duygu bildiren sözcüklerin daha sık kullanılması, daha yüksek depresif belirti ve genel güçlük puanlarıyla ilişkili bulundu. Araştırmacılar, bu yöntemin tek başına tanı koymak için kullanılamayacağını vurguluyor. [1] frontiersin.org
Bir ergenin “Keşke…” diye başlayan bir cümleyi nasıl tamamladığı, yaşadıklarına ilişkin bir ipucu verebilir mi? Türkiye’den yeni bir araştırma, bu tür kısa yazılı yanıtlardaki duygu sözcükleri ile ergenlerin bildirdiği ruhsal belirtiler arasında ölçülebilir bir ilişki buldu.
Frontiers in Psychology dergisinde 21 Eylül 2026’da yayımlanan çalışma, Koç Üniversitesi Hastanesi, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi’nin çocuk ve ergen psikiyatrisi polikliniklerinde yürütüldü. Çalışmaya, değerlendirme için bu merkezlere başvurmuş 10–18 yaşlarında 445 ergen katıldı. Bu ayrıntı önemli: Bulgular, genel ergen nüfusunu değil, klinik başvurusu olan bir grubu anlatıyor. [1] frontiersin.org
Ergenlerin yazdığı sözcükler nasıl incelendi?
Katılımcılar, 24 maddelik bir cümle tamamlama görevini ve ruhsal belirtilere ilişkin iki öz bildirim ölçeğini doldurdu. Araştırmacılar standart cümle başlangıçlarını analizden çıkardı; yalnızca ergenlerin kendi yazdığı tamamlamaları Türkçe bir sözcük analizi sözlüğüyle inceledi. Sözcükleri olumlu duygu, olumsuz duygu, öfke ve üzüntü gibi gruplara ayırarak ölçek puanlarıyla karşılaştırdı. [1]
Burada cümle tamamlama görevi, yanıtları geleneksel projektif yorumlarla değerlendirmek için kullanılmadı. Araştırmacıların amacı, herkesin benzer başlangıçlara verdiği kısa serbest yanıtları sayısal dil analizine uygun biçimde toplamaktı. Bir başka deyişle çalışma, tek bir cümleden kişilik çözümlemesi yapmıyor. frontiersin.org
Olumsuz duygu diliyle belirtiler arasında nasıl bir ilişki bulundu?
Yaş, cinsiyet, yazılan sözcük sayısı ve araştırma merkezi hesaba katıldığında, olumsuz duygu sözcüklerinin daha sık kullanılması daha yüksek depresif belirti puanlarıyla ilişkiliydi. Aynı yönde ilişkiler genel güçlükler, duygusal belirtiler ve davranış sorunları için de görüldü. Depresif belirtilerle ilişkinin büyüklüğü r = 0,35 idi; olumlu duygu sözcükleriyle depresif belirtiler arasında ise ters yönlü, daha zayıf bir ilişki bulundu (r = −0,22). [1] frontiersin.org
Öfke ve üzüntü sözcükleri de aynı sonucu vermedi. Her ikisi bazı belirti puanlarıyla ilişkiliyken, davranış sorunları modelinde öfke sözcüklerinin katkısı üzüntü sözcüklerinden daha yüksekti. Araştırmacılar ayrıca birinci tekil kişiye göndermenin belirti düzeyiyle ilişkili olduğunu gösteren bir sonuç bulmadı. Bu, “ben” dilinin ruhsal durum hakkında hiçbir şey söylemediği anlamına gelmiyor; Türkçede kişi bilgisi fiil ekleriyle de taşınabiliyor ve kullanılan sözlük bütün bağlamı yakalayamıyor. [1] frontiersin.org
Bir sözcük tanı koydurur mu?
Hayır. Araştırmanın tasarımı kesitsel: Yazılı yanıtlar ve ölçekler aynı poliklinik ziyaretinde toplandı. Bu nedenle olumsuz duygu dilinin belirtilere yol açtığı ya da ileride kimin belirti geliştireceğini öngördüğü söylenemez. Bir sözcüğün sık kullanılması, görüşmenin yerini alan bir tarama sonucu da değildir.
Yöntemin başka sınırları var. Belirti puanları ergenlerin kendi bildirimlerine dayanıyor. Yanıtlar kısa; araştırmacıların belirttiği ortalama metin uzunluğu yaklaşık 67 sözcük. Sözlük temelli analiz bir sözcüğü sayabiliyor, fakat kimin duygusundan söz edildiğini, ifadenin varsayımsal olup olmadığını veya bir olumsuzlamanın anlamı nasıl değiştirdiğini her zaman ayırt edemiyor. Çalışmaya katılmayı reddeden ya da dışlanan kişilerin sayısı da baştan düzenli olarak kaydedilmediği için olası seçilim etkisi tam değerlendirilemiyor. [1] frontiersin.org
Çalışmanın değeri, klinikte tanı koyacak yeni bir “kelime testi” sunmasında değil; Türkçe konuşan, klinik başvurusu olan ergenlerin kısa yanıtlarının araştırma düzeyinde ölçülebilir bilgi taşıyabildiğini göstermesinde. Bu bilginin görüşme ve ölçeklere ne kadar katkı sağlayacağını anlamak için farklı örneklemlerde, zaman içinde izlem yapan ve dilin bağlamını daha iyi değerlendiren çalışmalara ihtiyaç var. [1]
Kaynaklar
- Albayrak, Z. S. ve arkadaşları. “Affective language and transdiagnostic symptom burden in clinically referred adolescents: a multicenter Turkish sentence-completion study.” Frontiers in Psychology, 21 Eylül 2026. DOI: 10.3389/fpsyg.2026.1958650.
Kaynak:Aktüel Psikoloji










Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.