• BIST 107.371
  • Altın 142,824
  • Dolar 3,5412
  • Euro 4,1229
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 25 °C

Damar Sertliği İle Baş Etmenin Yolları

Damar Sertliği İle Baş Etmenin Yolları
Memorial Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Zeynep Tartan, “damar sertliği ile baş etmenin yolları” hakkında bilgi verdi

Damar sertliğinin genel adı olan arteriyoskleroz, atar damarların sertleşmesi, kalınlaşması ve esnekliğini kaybetmesi anlamına gelir ve sebepleri farklılık göstermektedir. Ancak arteriyosklerozun en sık nedeni “ateroskleroz”dur ve sıklıkla damar sertliğinin genel adı “arteriyoskleroz” yerine de kullanılır.

Ateroskleroz, günümüzde kalp damar hastalıkları risk faktörleri olarak bilinen bir grup risk faktörünün biraraya gelerek oluşturduğu; damar duvarı etrafında oksitlenmiş kolesterol partiküllerinin ve iltihap hücrelerinin (inflamasyon hücereleri) toplanmasıyla oluşur. Ayrıca bu birikimlerin neticesinde damar içini kaplayan tek sıralı hücrelerin fonksiyonu bozulur. Böylece hem daha çok pıhtılaşmaya hem de damarın büzüşmesine yatkınlık artar.

Aterosklerotik damar hastalığı orta ve büyük çaplı damarları tutar. Özellikle beyin, kalp koroner damarları, şah damarı (karotis), aort damarı, böbrek damarları ve bacak atardamarları bu hastalıktan etkilenir.

Sigara içen, hareketsiz kalan ve fazla kilolu bireyler daha çok dikkat etmeli

Erkeklerde, kadınlardan ortalama 10 yıl daha önce başlar ancak östrojenin çekilmesiyle kadınlarda menopoz sonrası erkeklerle olan fark ortadan kalkar. Hastalığın gelişiminde bir çok neden olmakla birlikte; bilinen klasik risk faktörleri içinde sigara, hipertansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, iyi huylu kolesterol (HDL) düşüklüğü, hareketsiz yaşantı, ailede erken yaşta kalp-damar hastalığı olma öyküsü, yaş, erkek olmak, şişmanlık, metabolik sendrom sayılabilir. Genel olarak sorgulamada 5 risk faktöründen (yaş, hipertansiyon, sigara, ailede erken kalp-damar hastalığı varlığı, iyi huylu kolesterolün 40mg/dl altında olması) 2 veya daha fazlasının olması durumunda hastanın 10 yıllık kalp damar hastalığı risk oranının hesaplanması gerekir. Risk oranının derecesine göre gerekli girişim ve tedavi yöntemleri hastaya anlatılır ve risk azaltılmasına yönelik tedavi edici girişimler başlatılır.

Sinsice yaklaşır ve ilerler

Damar sertliği tıkayıcı olduğu damarın beslediği organın fonksiyonunda bir kayıp olana kadar bir bulgu vermez. Bu bakımdan sinsi bir hastalıktır. Risk faktörlerine maruz kalmakla çocukluk yaşta damarda birikimler başlar ancak yıllar içinde tıkayıcı damar hastalığı haline dönüşür. Bazen yavaş ilerlemeyip hafif derecede darlık yaratan plakların yırtılması veya üstlerine pıhtının eklenmesiyle damar, tam olarak tıkanır ve kalp krizi, inme, bacak damarlarının tıkanması gibi ani hastalık bulguları ortaya çıkar.

Risk faktörlerini en aza indirin

Hastalık tek bir sebepten oluşmadığı için hastanın sahip olduğu risk faktörleri tek tek belirlenmeli ve hepsini normal sınırlara indirmeye yönelik yaşam tarzı değişikliği ve gerekiyorsa ilaç tedavisi başlanmalıdır. Hastanın şikayetleri varsa ve kalp hastalığı varlığını düşündürtüyorsa mutlaka bazı testlerin (egzersiz stres testleri, ekokardiyografik inceleme gibi) yapılması gerekir. Kalp damar hastalıklarından korunmada uygulanacak olan girişimler ana hatlarıyla özetlenecek olursa:

Yağ tüketiminizi sınırlandırın

Sağlıklı bir diyette kişinin alması gereken günlük kalorinin %50-55’i karbonhidrattan, %10-15’i proteinden, %30’u yağlardan oluşmalıdır. Doymuş yağlardan zengin olan hayvansal gıdalar kırmızı et, yumurta, tam yağlı süt ve süt ürünleri az tüketilmelidir. İdeal olan süt ve süt ürünlerinden yağı azaltılmış olanlar tercih edilmelidir. Kilo problemi olanlar mutlaka bir beslenme uzmanı gözetiminde diyet yapmalıdır. Sıklıkla kolesterol yüksekliğine hayvansal yağların çok tüketilmesi neden olduğu düşünülmekle birlikte aşırı karbonhidrat tüketimi de hem trigliserid yüksekliğine hem de iyi huylu kolesterol (HDL) düşüklüğüne sebep olarak yağların dağılımını olumsuz etkileyecektir. Ayrıca günde ortalama 20-25 gr kadar lif-posa tüketimi önerilmektedir.

Araba yerine yürüyüş, asansör yerine merdiven

Haftada 3 gün ile başlanabilir ama ideali 5 gün olmak üzere en az 30 dakika aktif spor yapılması gerekir. İlerleyen zaman içinde sürenin 1 saate kadar çıkarılması hedeflenmelidir. Günlük yaşamda da daha aktif olmak örneğin arabayı uzağa park etmek gidilecek yere yürümek, asansör yerine merdiven kullanmak daha sağlıklı hareketli yaşam biçimi kazanmamızı sağlar. 

Sigarayı bırakmak için uzman yardımı almaktan çekinmeyin

Sigara sadece kalp damar hastalığı açısından değil, kanser riskini artırması nedeniyle de zararlı etkisi çok olan bir alışkanlıktır. Aktif içiciler dışında pasif içiciler de oldukça bu zararlı etkilerden etkilenmektedir. Kan pıhtılaşmasına zemin hazırlaması, tansiyonu yükseltici etkisi, damarın büzülmesine sebep olması, oksidan özellikleri ve birçok zararlı hormonun damar iç tabakasından salgılanmasına neden olması sebebiyle kalp ve damar sağlığı için son derece zararlıdır. Yoğun sigara içenlerin bir uzman danışmanlığında bırakma girişimde bulunması uygun olur.

Hipertansiyon hastaları bunlara dikkat etmeli

Hipertansiyon olan bir kişi mutlaka doktor kontrolünde gerekli olan ilaç tedavisiyle takip edilmelidir. Şayet hastada çoklu risk faktörleri mevcut ve/veya hedef organ hasarına ait bulgular varsa bu durumda çok daha düşük tansiyon düzeylerinde bile hedef organ hasarını azaltmak için tansiyon ilacı başlamak gerekebilir. İlaç tedavisinin yanı sıra; diyette tuz kısıtlaması veya çok yüksek tansiyon düzeylerinde tamamen tuzun kaldırılması uygun olur. Düzenli egzersizle damar direnci azalacağından tansiyon düşecektir. Ayrıca kilo kaybı da tansiyonun düşmesine yardımcı olur.

Yüksek kolesterolü olanlar…

Diyetteki toplam yağ oranının yanı sıra; yağ içeriği de önem taşır. Ancak diyetin ideal sınırlarda olmasına rağmen kolesterolün üçte ikisinin karaciğer tarafından üretildiği unutulmamalıdır. Özellikle bazı durumlarda hastanın veya yüklü risk faktörleri bulunan kişilerde kolesterol düşürücü ilaç tedavisi hem tedavi edici hem koruyucu etkisi bulunmaktadır. Kime ne zaman ilaç tedavisi başlamak gerektiği ise bir uzman kardiyolog tarafından kişinin risk faktörleri değerlendirilerek belirlenir.

Diyabetliler 2 kat risk altında

Şeker hastalığı önemli bir risk faktörü olup, bu hastalar şeker hastalığı bulunmayanlara göre kalp ve damar hastalığı geliştirme açısından 2 kat daha risklidirler. Şeker hastalığı olan kişilerde hipertansiyon ve yüksek kolesterol bulunma olasılığı da olamayanlara göre daha yüksek olduğundan bu grup hastalar özellikle daha yoğun bir tedavi ile gözetim altında tutulmalıdırlar. Düzenli olarak belli aralıklarla kontrole gelmeli, şeker, tansiyon, kilo ve kolesterol yönünden hedeflenen değerlere ulaşmaları sağlanmalıdır.

Sonuç olarak damar sertliği sonucu oluşan kalp ve damar hastalıkları bir risk faktörleri topluluğudur. Çocukluk yaşlarında çok yavaş olarak başlar ilerleyen yıllarda aşikar hastalık olarak belirir. Korunmada önemli olan sağlıklı ve düzenli yaşam biçimini çocukluktan başlayarak öğretmek ve uygulatmaktır. Son olarak bunun bir güçler birliği olduğunu unutmamak ve risk faktörlerinin her biriyle toplu biçimde mücadele etmek esas ilke olmalıdır.

Bu haber toplam 1623 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Uyku Hakkında Bilmediğimiz İlginç Bilgiler22 Şubat 2017 Çarşamba 09:02
  • Sağlık haberleri ‘sağlıklı’ bilgiler veriyor mu?”24 Kasım 2016 Perşembe 18:52
  • Kaç saat uykuya ihtiyacınız var?07 Kasım 2016 Pazartesi 23:06
  • Enerji İçecekleri Hepatit Riskini Artırıyor!07 Kasım 2016 Pazartesi 18:37
  • Depresyon Alzheimer riskini artırıyor21 Eylül 2016 Çarşamba 18:19
  • Stresin En çok Etkilediği alan: CİLT22 Ağustos 2016 Pazartesi 12:35
  • Bütün Gün Oturarak Çalışıyorsanız Dikkat!28 Temmuz 2016 Perşembe 14:18
  • Oruç Tutarken Halsizliği Önlemenin Yolları!30 Mayıs 2016 Pazartesi 20:59
  • Kanserin Psiko-Sosyal Etkileri Var19 Mayıs 2016 Perşembe 13:19
  • Neden Kilo Alırız?18 Mayıs 2016 Çarşamba 18:57
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim