• BIST 106.926
  • Altın 151,352
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 15 °C

Bugün; Fıtratı Savunma Günü!

Abdulaziz Tantik

Ontolojik bir gerçeklik olarak adalet; eşyanın ve insanın barış içinde yaşamasını sağlayan bir ahlaktır. Bu ahlakı korumanın yolu iyilikle, merhametle ve ilkeli tavırlarla yola revan olabilmektir. Ontolojik bir vasatı temsil eden adalet epistemolojik açıdan da vazgeçilmezdir.

Söylemin ötesine geçerek eylem alanında zorbalığı ve zulmü engellemenin yolu/adı; adalet üzere olmadır. Varlığın fıtratını koruyacak ve onun gelişimini sağlayacak olgu; bütün cepheleriyle adaletin ikame edilmesine imkan tanımaktır.

Batı düşüncesi ontolojik ve epistemolojik olarak adalet kavramını yerle bir ederken, ahlaki cephesini ise tarumar etti. Psikolojik ve sosyolojik olarak adaleti arzunun nesnesi haline dönüştürdüğü gibi siyasal alanda da gücün istikbarını öne çıkardı.

Ve böylece insanlık büyük bir kırılma yaşadı.

Adalet, artık insanların rüyalarını süsleyen antik çağların bir izi olarak takılıyor.

Batı dışı toplumlar ise; batı düşüncesinin tasallutundan kurtulamadıkları için indirgenmiş, bayağılaşmış bir tarza mahkum durumdadırlar. İktidarı elde eden müstağrip güçler, siyaseti, kültürü ve edebiyatı işgal ederek tüm kapıları kapamışlar.

İslamcılık, bu kapının biraz aralık kazanması anlamı taşıyor. İslamcılığın yaşadığı serüven ise bu aralığı zayıflatıyor.

Umut kesilmemeli.

Ahlaki bir ayaklanma adalet üzere bir yaşamı gündemleştirir. Adalet, vazgeçilecek bir olgu değildir. bütün karşı koyuşlara rağmen zulüm ebediyet kazanamayacağı için adalete bir dönüş umudu diri kalır. Önemli olan bu diriliği eylem alanında ve kültürel kodlarda yeniden inşa etmektir.

Vahşetin, kan dökmenin doğallık kazandığı bu zamanda, zulmün ayyuka çıktığı bu dönemde, Allah'a yönelmenin sembolü olarak kan dökerek (Kurban Kesme)  arınmaya imkan tanıdığı için lütfüne şükran olduğumuz Allah (cc)a hamd-ü senalar olsun!

Yürekler kıpır kıpır Allah-u Ekber nidaları ile şenlenecek ve müminler camilerde Allah'ın adını yücelterek tesbih edecekler.

Dayanışma ve yardımlaşmanın somut olarak öne çıkacağı ve yardıma muhtaç kişilerin, sınır tanımadan yardımına koşmanın hazzını yaşayarak iyi olmanın yanında adil olmanın gündemleşmesini diliyoruz…

Hak, hukuk ve adalet üzere, merhamet yüklü ilişkilerin başlangıç adımı olması dileğimizle okuyucularımın, bu topraklarda yaşayan müstezaf ve mahrumların ve mazlum ümmetin Mübarek Kurban Bayramını kutlar, Allah'tan ümmetin kurtuluşuna vesile kılmasını dilerim…

İyi olmanın kolay, adil olmanın ise zor olduğu bir çağı paylaşıyoruz.

Adalet üzere olmanın zorluğu yanında iyilik yapmanın da fıtraten zorlaştığı dönemdeyiz.

Her tarafın alacakaranlık olduğu bir zeminde iyiliğin ve adaletin neye tekabül ettiği hafızalarda yeniden canlanmalıdır. Vahiy rüzgarlarıyla dirilerek, oradan elde edilen bilinç ile yeni gündemler ve adalet üzere olmanın hazırlığını yakalamalıyız.

'Dün dündür, bugün ise bugündür' özdeyişinin siyasal slogan haline geldiği bir politik kulvarın alacakaranlığında aydınlatıcı bir soluk olmanın özlemi, içimizi kavururken; CHP yine Kara çarşaflılara parti rozetini takarak gündem oldu. Mesele; bir taraftan psikolojik gerilim ve blokajın kaldırılması noktasında bir adım olarak değerlendirilebilecek bir olgu iken; bir başka pencereden bakıldığında ise; başörtüsü özgürlüğünü sağlayan anayasa maddesini anayasa mahkemesine taşıyarak yasaklanmasını sağlayan bu zihniyetin art niyetli tavrı olarak da okunabilir.

Siyaset sahnesinde buna benzer olgular sıklıkla bulunabilir. Farklı zihniyetlerin aynı tavra düştüğü gözlemlenebiliyor. Bu aynı zamanda siyaset kulvarının kendisini garantiye almasıdır.

Adaletsizliğin; bireysel, toplumsal ve siyasal alanlarda ayyuka çıktığı bir dönemdeyiz. Zulmün; psikolojik, sosyolojik ve kültürel olarak yoğunluk kazandığı bir zemindeyiz.

Varlık, tasallut altında.

Doğal yaşam kriz içinde. Fıtrata yönelik salvolar artarak devam ediyor. Ve her şey, kanırtırcasına iyiliğe ve adalete saldırıyor.

 Bir ahlak ve adalet ayaklanması gerekli. Gerekliliğin ötesinde elzem hale gelmiştir.

Mahrum ve mazlumların gözyaşlarının dineceği bir sükunet ortamının oluşması fıtratın savunulmasına bağlıdır.

Bu gün fıtratı savunma günüdür…

Bu yazı toplam 2105 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim