MBCT Depresyon Nüksünü Önlemede Antidepresan Kadar Etkili Olabilir

The Lancet'ta yayımlanan PREVENT araştırması; farkındalık temelli bilişsel terapinin (MBCT) depresyon nüksünü önlemede antidepresanlar kadar etkili olduğunu gösterdi.

Saygın tıp dergisi The Lancet’ta yayımlanan geniş ölçekli randomize kontrollü araştırma, tekrarlayan depresyon geçmişi olan bireylerde Bilinçli Farkındalık Temelli Bilişsel Terapi’nin (MBCT), uzun süreli koruyucu antidepresan kullanımı kadar güçlü bir nüks önleme etkisi sunduğunu ortaya koydu. Bulgular, ilaç kullanmak istemeyen hastalar için kanıta dayalı güçlü bir alternatif sunuyor.

Farkındalık Temelli Bilişsel Terapi Depresyon Nüksünü Önlemede Antidepresanlar Kadar Etkili

Majör depresif bozukluk, yalnızca tek bir atakla sınırlı kalmayan, aksine nükslerle seyreden kronik bir tabiat sergilemektedir. Klinik verilere göre, üç veya daha fazla depresyon atağı geçirmiş bir bireyin yaşamı boyunca yeniden depresyona girme riski %80’in üzerine çıkmaktadır. Bu yüksek risk nedeniyle psikiyatri kılavuzları, nüksleri engellemek adına genellikle yıllar süren "idame antidepresan tedavisini" önermektedir. Ancak hastaların önemli bir bölümü yan etkiler, gebelik planı veya bağımlılık endişesiyle ilacı sürdürmek istememektedir.

Oxford Üniversitesi liderliğindeki bir araştırma grubu tarafından yürütülen ve The Lancet dergisinde yayımlanan PREVENT çalışması, psikoterapi ile farmakoterapiyi doğrudan karşılaştırarak bu açmazı aydınlatan en güçlü kanıt tabanını ortaya koydu [1]. Araştırma; Bilinçli Farkındalık Temelli Bilişsel Terapi’nin (MBCT), hastaların antidepresanları hekim kontrolünde bırakarak nükse karşı aynı düzeyde korunmalarını sağladığını belgeledi.

Bu Kavram Ne Anlama Geliyor? Bilinçli Farkındalık Temelli Bilişsel Terapi (MBCT)

Haberin odağında yer alan MBCT (Mindfulness-Based Cognitive Therapy), bilişsel psikolojinin önde gelen isimleri Zindel Segal, Mark Williams ve John Teasdale tarafından, geleneksel Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ilkeleri ile Jon Kabat-Zinn’in sekiz haftalık farkındalık yaklaşımını harmanlayarak geliştirilmiş yapılandırılmış bir psikoterapi protokolüdür [2].

Kavram, literatüre "tekrarlayan depresyon nüksünü engelleme aracı" olarak girmiştir. Klasik bilişsel terapide danışanlar otomatik olumsuz düşüncelerin içeriğini rasyonel olarak sorgulayıp yeniden çerçevelemeyi öğrenirken; MBCT’de odak noktasını düşüncenin içeriği değil, düşünceyle kurulan ilişki biçimi oluşturur.

MBCT'nin temelinde iki ana süreç yer alır:

  • Ayrışma (Decentering): Bireyin olumsuz düşünce ve duygularını mutlak gerçekler veya kişisel kimliği olarak değil; zihinden gelip geçen geçici olaylar, nörolojik birer fırtına olarak gözlemleyebilme kapasitesidir.

  • Tepki Vermeme (Non-reactivity): Karamsar bir duygu belirdiğinde hemen onu çözmeye, analiz etmeye veya bastırmaya çalışmak yerine, bedensel duyumları fark edip o anla kalabilme becerisidir.

Gündelik yaşamdan bir örnekle açıklamak gerekirse: Geçmişte depresyon atağı geçirmiş bir kişi yorgun uyandığında, zihni otomatik olarak "Yine aynı bataklığa sürükleniyorum, hiçbir şey düzelmeyecek" yorumunu üretebilir. Standart yaklaşımda kişi bu döngüye kapılıp umutsuzluğa düşerken; MBCT becerileri kazanmış bir birey, "Zihnim şu an bir tükenmişlik hikâyesi anlatıyor; bu bir felaket değil, yalnızca bedenimin yorgunluğuna eşlik eden zihinsel bir olay" diyerek atağın başlamasını tetikleyen aşağı yönlü bilişsel sarmalı kırar.

İki Yıllık İzlem: İlaç Grubu ile Terapi Grubu Arasında Anlamlı Fark Yok

PREVENT çalışması kapsamında, geçmişinde en az üç kez majör depresyon atağı yaşamış 424 yetişkin hasta iki yıl boyunca titizlikle takip edildi [1]. Katılımcıların yarısına standart klinik uygulama olan idame antidepresan tedavisi sürdürülürken; diğer yarısı antidepresanları hekim gözetiminde kademeli olarak bıraktı ve sekiz haftalık grup temelli MBCT programına katıldı.

24 aylık takip sürecinin sonunda elde edilen veriler şu sonuçları ortaya koydu:

  • İdame antidepresan grubunda nüks oranı %47 olarak gerçekleşti.

  • Antidepresanı bırakıp MBCT eğitimi alan grupta nüks oranı %44 seviyesinde kaldı.

  • İki grup arasındaki bu fark istatistiksel açıdan anlamlı bir üstünlük taşımamakta; yani MBCT'nin antidepresanlara denk bir koruyucu etki ürettiğini göstermektedir [1].

Dahası, araştırmacılar çalışmanın alt grup analizlerinde dikkat çekici bir bulguya daha ulaştı: Geçmişinde çocukluk çağı travması, ağır istismar veya ihmal öyküsü bulunan hastalarda MBCT grubu, ilaç grubuna kıyasla belirgin şekilde daha düşük depresyon nüks oranları sergiledi.

Sınırlılıklar ve Klinik Çerçeve: "İlacı Kendi Başınıza Kesin" Anlamına Gelmiyor

Bu çalışma psikoterapi literatürü için bir dönüm noktası kabul edilse de yöntemsel sınırlılıkları göz ardı edilmemelidir. Psikoterapi müdahalelerinin doğası gereği, katılımcıların körleme (blinding) koşulları sağlanamamıştır; yani her hasta hangi grupta olduğunu bilerek sürece katılmıştır. Ayrıca araştırmaya gönüllü olan bireylerin psikoterapiye ve farkındalık egzersizlerine yönelik motivasyonlarının genel hasta popülasyonundan daha yüksek olabileceği ihtimali unutulmamalıdır.

En kritik klinik ve etik uyarı ise ilacın bırakılma şeklidir: Araştırmacılar, bu bulgunun hastaların hekimlerine danışmadan kendi inisiyatifleriyle ilaçlarını bırakmaları şeklinde yorumlanmaması gerektiğinin altını çizmektedir. Çalışmadaki tüm ilaç kesintileri, klinik gözetim altında, haftalara yayılan mikro doz indirimleriyle ve eş zamanlı terapist desteğiyle gerçekleştirilmiştir.

Türkiye'deki Ruh Sağlığı Uygulamaları İçin Anlamı

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre depresyon, küresel ölçekte iş göremezliğin önde gelen nedenlerinden biridir [3]. Türkiye’de de psikiyatrik başvurularda majör depresyon ve nüks eden depresif ataklar önemli bir yer tutmaktadır. Ancak klinik pratikte çoğu zaman psikoterapiye erişim kısıtlılığı nedeniyle hastalar yıllar boyunca antidepresan tedavisine bağımlı kalabilmektedir.

PREVENT çalışması; Türkiye'deki psikiyatri hekimleri, klinik psikologlar ve psikolojik danışmanlar için multidisipliner bir iş birliği zemini sunmaktadır. MBCT gibi yapılandırılmış, kanıta dayalı psikoterapi protokollerinin kamu hastanelerinde ve üniversite kliniklerinde yaygınlaştırılması; hem hastaların yaşam kalitesini artırabilecek hem de uzun süreli ilaç kullanımının getirdiği biyolojik ve ekonomik yükü dengeleyebilecektir.

KAYNAKLAR

[1] Kuyken, W., Hayes, R., Barrett, B., Byng, R., Dalgleish, T., Kessler, D., ... & Byford, S. (2015). Effectiveness and cost-effectiveness of mindfulness-based cognitive therapy compared with maintenance antidepressant treatment in the prevention of depressive relapse or recurrence (PREVENT): a randomised controlled trial. The Lancet, 386(9988), 63-73. DOI: 10.1016/S0140-6736(14)62222-4

[2] Segal, Z. V., Williams, J. M. G., & Teasdale, J. D. (2013). Mindfulness-based cognitive therapy for depression (2nd ed.). Guilford Publications.

[3] World Health Organization (WHO). (2023). Depressive disorder (depression) — Fact sheet.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Araştırmalar Haberleri