Son yıllarda teknolojik cihazların günlük yaşamın merkezine yerleşmesi, özellikle çocuk ve ergenlerde dikkat ve odaklanma becerilerini belirgin biçimde zorlamaktadır. Buna ek olarak Covid-19 pandemisi sürecinde ekran maruziyetinin artması, rutinlerin bozulması, sosyal etkileşimin azalması ve belirsizlik duygusunun yoğunlaşması; dikkatle ilgili başvuruların klinik pratikte daha sık karşımıza çıkmasına neden olmuştur. Bu tablo, terapistlerin yalnızca dikkat performansını değil, dikkat sorunlarının arka planındaki psikolojik ve çevresel etmenleri de daha bütüncül biçimde ele almasını gerekli kılmaktadır.
Artan dikkat başvuruları karşısında, yapılandırılmış ve nöropsikolojik temelli bir müdahale modeli sunan Attentioner Programı, terapistlere klinik süreçte güçlü bir çerçeve sağlamaktadır. Bu yazıda Attentioner’ın sunduğu yapılandırmanın olanakları, sınırları ve terapistin klinik sanatının sürece nasıl yön verdiği, uygulayıcı bakış açısıyla ele alınmaktadır.
Yapılandırma, Nöropsikoloji ve Terapistin Sanatı Arasında: Attentioner’e Genel Bir Bakış
Yapılandırma güçlüdür; ama tek başına yeterli değildir.
I. Attentioner Nedir, Ne Değildir? Programın İskeleti
Attentioner Programı, 2017 yılında Türkiye’de uygulanmaya başlanmasından bu yana yalnızca sabit bir içerik olarak değil, sahadan gelen geri bildirimlerle yaşayan bir yapı olarak ele alınmıştır. Uygulayıcıların klinik pratikte karşılaştıkları durumları, aksaklıkları ve kültürel uyumsuzlukları geliştirici ekibe düzenli biçimde aktarmaları sayesinde program bugüne kadar 18 kez revize edilmiş ve güncellenmiştir. Bu revizyon süreci, özellikle kültürel uyarlama açısından son derece kıymetli bir saha verisi sunmakta; programın Türkiye klinik pratiğine daha gerçekçi ve uygulanabilir biçimde entegre edilmesini sağlamaktadır.
Attentioner, yapılandırılmış bir dikkat geliştirme programıdır ve temelde 20 oturumdan oluşur. Program boyunca her oturumda belirli nöropsikolojik hedeflere hizmet eden, kademeli olarak zorlaşan birden fazla egzersiz uygulanır. Bu egzersizler; kısa süreli bellek, çalışma belleği, seçici dikkat, sürdürülebilir dikkat, tepki inhibisyonu ve bilişsel esneklik gibi temel yürütücü işlevleri hedef alır.
Programın en güçlü yanlarından biri, yapılandırılmış olmasıdır. Hangi oturumda hangi egzersizin uygulanacağı, hangi bilişsel işlevin zorlanacağı ve zorluk düzeyinin nasıl artırılacağı önceden tanımlıdır. Bu durum özellikle dikkat sorunu yaşayan çocuklarla çalışan terapistler için önemli bir klinik güvenlik alanı oluşturur.
Ancak altını özellikle çizmek gerekir:
Attentioner bir mucize değildir.
Diğer tüm terapi modellerinde olduğu gibi, burada da “tek başına uygulandığında her şeyi çözen” bir yapıdan söz etmiyoruz. Yapılandırma; terapistin eline güçlü bir çerçeve verir, fakat bu çerçevenin içini dolduracak olan klinik sezgi ve terapötik beceridir.
Yapılandırma yolu gösterir; yürümek terapiste kalır.
https://www.attentioner.com.tr/
II. Nöropsikolojik Egzersizler Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Attentioner’daki egzersizlerin ortak amacı, danışanı nöropsikolojik sınırlar içinde kalarak zorlamaktır. Örneğin “Tayfu Oyunu” gibi kısa süreli sözel bellek ve dikkat gerektiren görevlerde çocuk, bildiği bilgiyi değil; bilgiyi zihinde tutma, sıraya koyma ve doğru anda geri çağırma becerisini kullanmak zorunda kalır.
Bu noktada önemli bir klinik ayrımı hatırlamak gerekir:
Çocuğun bazı soruların cevabını bilmemesi bir sorun değildir. Hatta çoğu zaman sorun, bilginin kendisinden değil, bilginin işlenme biçiminden kaynaklanır. Bu nedenle egzersizlerde içerik gerektiğinde değiştirilebilir. Asıl hedef; çocuğu kısa süreli bellek, dikkat ve inhibisyon alanlarında zorlamaktır.
Ancak şunu da açıkça söylemeliyiz:
Dikkat sorunu ile gelen her danışanın problemi biyokimyasal ya da nörolojik kökenli olmak zorunda değildir. Klinik pratikte sıkça gördüğümüz üzere, dikkat dağınıklığı şikâyetinin arka planında;
Gizli ya da maskelenmiş depresyon,
Yoğun kaygı,
Motivasyon eksikliği,
Aile içi stres faktörleri
yer alabilir. Bu tür durumlarda yalnızca nöropsikolojik egzersizlere odaklanmak, problemi ıskalamak anlamına gelir.
Her dikkat sorunu, dikkat problemi değildir.
III. Yapılandırma Avantajdır Ama Terapistin Sanatı Belirleyicidir
Attentioner’ın önemli bir özelliği de patoloji odaklı olmamasıdır. Programın uygulanabilmesi için danışanın mutlaka bir tanı almış olması gerekmez. Dikkatini güçlendirmek isteyen, akademik ya da bilişsel performansını artırmayı hedefleyen bireyler için de uygundur.
Ancak tam da bu noktada terapistin rolü belirginleşir. Yapılandırılmış bir program uygulamak, terapistin klinik sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Aksine, terapistten şunları bekler:
Danışanın getirdiği şikâyeti bütüncül değerlendirmek,
Dikkat sorununu başka psikolojik süreçlerle ilişkilendirebilmek,
Gerekirse yapılandırılmış egzersizlerin dışına çıkarak süreci zenginleştirmek.
Yapılandırma bir iskelet sunar. Terapistin sanatı ise o iskelete can verir. Aynı program, farklı terapistlerin elinde farklı klinik derinlikler kazanır. Bu nedenle Attentioner’ı yalnızca bir “uygulama seti” olarak görmek, programın ruhunu eksik okumak olur.
Terapi Programları genel hatlarıyla standarttır; etki kişiseldir.
Özetle
Attentioner, dikkat alanında çalışan terapistler için güçlü bir araçtır. Ancak bu gücün gerçek etkisi; yapılandırma, nöropsikolojik bilgi ve terapistin klinik sezgisinin aynı anda devrede olduğu noktada ortaya çıkar.
Ne mucize arayalım, ne de yapıyı küçümseyelim.
Asıl mesele, ikisini doğru yerde buluşturabilmektir.
Ayrıntılı bilgi için: https://www.attentioner.com.tr/


