• BIST 104.946
  • Altın 163,280
  • Dolar 3,9383
  • Euro 4,6903
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 7 °C

Yetkili hekimden 'ölüm' servisi!

Melda BEKCAN

Ötanazi ya da yardımlı intihar gibi yöntemler, sahip olunan bilgi ve beceriyi, bir yaşamı sonlandırmak amacıyla kullanılması gerekçesi ile bence etik değildir; çünkü hekimlik, deontoloji hocamın söylediği gibi cana şifa verme umudu demektir.

Tıp fakültesindeki ilk günlerimi, özellikle de girdiğim ilk dersteki hislerimi asla unutamam. O gün, benimle birlikte amfiyi dolduran kalabalıkta, büyük çabaların ardından, nihayet üniversiteye girmeyi ‘başarmanın’ mutluluğu vardı. Üstelik ülkemizdeki en gözde mesleklerden biri olan ‘doktorluğa’ aday olmaya hak kazandığımız için, eş dost tarafından pohpohlanmış olmanın verdiği katmerli bir mutluluktu bu! Ben daha okula başlamadan, annemin arkadaşlarından hastalık şikâyetleri gelmeye başlamıştı bile! Eee artık onların ‘doktor kızı’ olmuştum. Hatırlıyorum da Şehremini’nde oturduğumuz mahalledeki bakkalın sahibi, o güne kadar her ekmek alışımda ‘Yavrum, teker teker hepsine dokunma, hadi al bir an önce ne alacaksan!’ diye beni azarlarken, kazandığım bölümü öğrendikten sonra ben dükkâna girer girmez, bütün müşterilerini bir kenara bırakıp benimle ilgilenir olmuştu. Bizzat şahit olduğum bu ani değişim, geometri dersindeki 180 derecelik dönüşümün, insanlar üzerinde nasıl gerçekleştiğine dair edindiğim ilk tecrübemdi!

Ama her şey öyle güllük gülistanlık değildi elbette. Bizler, farklı bir ortama girmiş olmanın verdiği acemilikle, eski öğrencilerin dilinde, üniversite jargonuna göre henüz ‘çömezdik’ ve bu fırsatı kaçırmak istemeyen üst sınıfların, ilk günden itibaren hedefi hâline gelmiştik! Bir bahaneyle yanımıza gelip, anatomi dersinde üzerinde çalışacağımız ‘kadavralardan’ muhabbete giriş yaparak, bizi bekleyen sıkıntıları sıralayıp, okulu bitirdikten sonra gireceğimiz Tıp Uzmanlık Sınavının zorluğundan da bahsetmeyi ihmal etmeden, yanımızdan ayrılmıyorlardı…

Ailelerimizin farklı şehirlerde oturması sebebiyle, çoğumuz yurtta kalıyorduk. Gün boyunca duyduğumuz havadisleri, akşamları birbirimizle paylaşabilmek için oldukça uygun bir ortamdı burası. Ama aldığımız haberler, hiç iç açıcı değildi. Büyük bir hevesle üniversiteye başlamanın ardından fazla zaman geçmeden, bize çizilen karamsar tablonun etkisiyle pek dile getiremesek de ‘Acaba yanlış mı yaptık?’ der gibi bakar olmuştu gözlerimiz…

Tam bu sancılı günlerimizde, deontoloji dersi ve bu dersin karizmatik hocası girdi hayatımıza. Günün ilk dersiydi. Amfinin kapısından içeriye giren orta yaşın üstünde, koyu renk takım elbiseli, iri yapılı adam, kararlı adımlarla ulaştığı kürsüde yerini alır almaz başladı derse; “Sevgili arkadaşlar, ben deontoloji yani tıp etiği dersinizin hocasıyım. Öncelikle sizlere, kutsal bir amaç uğruna burada bulunduğunuzu hatırlatmak istiyorum. Sizler, ileride, Allah’ın verdiği cana şifa verecek birer hekim olacaksınız. Bu kutsal amacın mesuliyetini çok iyi idrak edip, karşınıza çıkacak her türlü sıkıntıya göğüs germeyi şimdiden kabullenmelisiniz.” İşte bu sözlerle başlayan ve yaklaşık bir saat süren o muhteşem konuşma, zihnimizde yerle bir edilen taşları yerine oturtarak, hepimizin derdine deva olmuştu ve dersin bitiminde üstümüze, ‘Ben her türlü zorluğa hazırım arkadaş.’ duruşu konmuştu!

Ben, ikinci sınıfa geçtikten sonra tekrar girdiğim üniversite sınavında diş hekimliği fakültesini kazandım. İdeallerimin ardına düşmek üzere İstanbul’a geri dönerek, tıp fakültesindeki kaydımı aldım. Fakülteden ayrılmış olsam da girdiğim ilk deontoloji dersinden itibaren, hekimlik benim için daima kutsal mertebesini korudu. Bu sebeple son yıllarda, oldukça tartışılan ötanazi kavramı ile tıp bilimini hiçbir zaman bağdaştıramadım. Bildiğiniz gibi henüz tedavisi bulunmayan bir hastalığa yakalanan kişinin, hastalığın etkisiyle çektiği sıkıntılara son vermek amacıyla ölüm hakkını talep etmesine, ötanazi deniyor. 20. yy.da başlayan ötanazi ya da yardımlı intihar gibi yöntemler, bugün Avrupa’da bazı ülkelerde yasal kabul ediliyor. Âdeta ‘yetkili hekimden ölüm servisi’ şeklinde işleyen süreç, sahip olunan bilgi ve beceriyi, bir yaşamı sonlandırmak amacıyla kullanılması gerekçesi ile bence etik değildir; çünkü hekimlik, deontoloji hocamın söylediği gibi cana şifa verme umudu demektir…

Bu yazı toplam 1204 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim