• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 2 °C

Yemeyi bırak! Gerisini kafana takma

Yemeyi bırak! Gerisini kafana takma
Biraz gayret edip gereksiz stresi üzerimizden atarsak, hazır gıdalar yerine lifli gıdalar ve bol bol su alırsak; hayatımızı çekilmez kılan İrritabl Bağırsak Sendromu'ndan eser kalmaz.

Uzm. Dr. S. Hilmi ÖZKIRIŞ / TÜRKİYE GAZETESİ



Modern Çağın Çıkmazı
İRRiTABL BAĞIRSAK SENDROMU -3-

Değerli okurlar, üç haftadır sürdürdüğümüz “İrritabl Bağırsak Sendromu” (İBS) dosyasını bugün beslenme ve tedavi ile kapatıyoruz... Çoğu insanda stres, hastalığın gelişiminde önemli bir faktördür. Birden ortaya çıkan karın ağrıları, sık sık dışkılama hissi, ishal veya kabızlık; hayatı çekilmez hale getirir. Ayrıca azalmış fiziki aktivite, diyetteki kısıtlamalar iş ve sosyal hayatı oldukça menfi etkiler. Peşinden de yorgunluk, depresyon, isteksizlik ve uyku bozukluğu gelir. Bunları engellemek için de aşırı içilen kahve, sigara, düzensiz gıda tüketimi ve alkol zaten hassas olan bağırsağı daha da olumsuz etkileyerek şikayetlerin artmasına zemin hazırlar.

SÜT HERKESE YARAMAZ!
Gıdalarda bulunan katkı maddeleri İBS'ye rahatsızlığına zemin hazırlayabilir. Bu ürünler, kişiden kişiye değişen oranlarda tesir ettiğinden şikayetleri artıran ve ishale yol açan maddeler, kabızlık da yapabilir. Gıdalara en sık eklenen katkı maddesi olan “monosodyum glutamat”, bazı hastalarda şiddetli şikayetlere sebep olabilir. Daha doğrusu herhangi bir gıda veya katkı maddesi de şikayetleri başlatabilir. 
Hasta kendisine dokunan gıdayı her yediğinde şikayetleri başlar. Bundan dolayı birkaç hafta gıda listesi tutarak hangi gıdaların şikayetleri artırdığı belirlenmelidir. Bir takım insanlar, sütü, bağırsak içinde parçalayan enzime yeterince sahip olmamalarından dolayı sindiremezler. Bu kişilerde İBS bulguları ortaya çıkar. Bu kişilerin süt ve peynirden kaçınması gerekir. Lifli gıdalardan zengin beslenme, dışkının bağırsak içinde kolay ilerlemesini sağlayarak ishal gibi şikayetleri giderir. Asıl şikayet kabızlık ise, lifli gıdaların yanında bol su içilmelidir. 

NELER YEMEMELİSİN?
Öğünleri böl, sakız çiğneme
İrritabl Bağırsak Sendromu'na yakalanmamak için kaçınılması gereken gıdaları şöyle sıralayabiliriz:
>> Aşırı yağlı, baharatlı, soslu ürünler, çikolata ile karbonhidratlılar
>> Alkol ve sigara ve gazlı içecekler
>> Acı, bulgur pilavı, kuru fasulye, kuru meyve, ve baharatlı gıdalar
>> Süt yerine yoğurt ve ayran, kafein ihtiva eden kahve ve siyah çay yerine bitki çayları tercih edilmeli
>> Sakız çiğnerken yutulan hava İrritabl Bağırsak Sendromu şikayetlerini artırabilir. 


Ayrıca yemekler düzenli aralıklarla azar azar yenmeli. Acele veya hızlı yeme, hava yutulmasına ve gıdaların yeterince sindirilmeden bağırsak içinde ilerlemesine sebep olarak şikayetleri artırır. 

TEŞHİS İNCE İŞ
Başkasıyla karıştırmayın
İBS teşhisi için “Roma II” kriterleri vardır. Son 1 yıl içinde en az 12 hafta (arka arkaya olması şart değil) karında huzursuzluk veya ağrı şikayetlerine ek olarak aşağıdaki bulgulardan en az 2 tanesinin bulunması gerekir. 
>> Şikayetlerin dışkılama ile geçmesi
>> Dışkılama alışkanlığında düzensizlik
>> Dışkı şeklinde ve yapısında değişiklik
Doğru teşhis için hastanın dikkatli, detaylı sorgulama ve fizik muayenesi şarttır. Şikayetlerin altta yatan herhangi başka bir organik hastalık olup olmadığını tespit için gaitada gizli kan araştırması, bazı kan tahlilleri ile çeşitli tetkiklerin yapılması gerekir. İlave olarak ruhi bir hastalık olup olmadığı özellikle de anksiyete (sıkıntı) ve depresyon açısından da psikiyatrik araştırma gerekir.

TEDAVİDEN ÇEKİNMEYİN!
Dünyanın sonu değil!
İrritabl Bağırsak Sendromu'nun hayatı tehdit eden önemli bir hastalık olmadığı; uzun uzun bunun organik bir rahatsızlık olmadığı, kanser gibi ciddi hastalıklarla herhangi bir ilişkisinin bulunmadığı konularında hastanın ikna edilmesiyle mesele büyük ölçüde çözülür. Şikayetlerin düzelmesi çok yavaş olup bazen 6 ay veya daha uzun süreyi alabilir. Sabırla tedaviye devam edilmelidir. Fizik egzersiz faydalı olup stresin oluşturduğu gerginliği azaltır ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Herkesin yaşına ve sağlığına uygun bir egzersiz programı düzenlenmelidir. Şişkinlik, kramp tarzında karın ağrıları perhizle düzelmezse, bağırsak kaslarındaki kontrolsüz aşırı kasılmayı düzenleyen ek ilaçlar verilebilir (antispazmatik, antidepresan, anksiyolitik, ağrı kesiciler). Bağırsak boşalmasını sağlayan dışkı yumuşatıcılarının kullanılması mahzurludur. Bazı hastalar diyetten, bazı hastalar ise ilaçtan yarar görür. 

OKUYUCULARIMIZA CEVAPLAR
Denemediğim yol kalmadı, yine de kilo veremiyorum

Sağlıklı ve dengeli beslenip biraz da gayret edip hareketimizi artırırsak kilo verip bütün dertlerimizden kurtulmamız mümkün. Veremiyorsak altta yatan bir hastalık olabilir!

> Süleyman Günbaz
40 yaşındayken boyum 1.68, kilom 100 idi. 1 yıl önce tansiyonum 17/10 oldu. Dahiliye uzmanına gittim; kan, idrar tahlili, akciğer filmi, böbrek ultrasonumda hiçbir şey olmadığı söylendi fakat kilo vermemi ısrarla isteyerek 30 mg tansiyon hapı verdi. Günde 1 saat yürüyüş ve rejim yaptım, şu an 88 kiloya düştüm. Doktor bu defa sakinleştirici hap verip tansiyon ilacımı kesti. 3 aydır aynı kilodayım, her gün 2-3 lt su içiyor, az yemek yiyorum ve günde 1 saat yürüyüş yapıyorum yine de kilo veremiyorum. Kilom ne kadar olursa bu tansiyondan kurtulabilirim. Kilo vermem neden durdu? Ne yapmam lazım? Tansiyonum 11/7-15/9 aralığında genellikle de 14/8 çıkıyor. Bir de “ter testi” ve “kistik fibroz” hakkında bilgi alabilir miyim? 


CEVAP: Sevgili adaşım, senin şahsında tüm okuyucularımızın sağlıklı bir hayat sürebilmek için bilmesi gereken son derece öneme haiz temel mesele, kişi hangi şart ve ortamlarda yaşarsa yaşasın;
>> Mutlaka sağlıklı gıdalarla dengeli beslenmeli
>> Mümkün olduğunca gece saat 20.00'dan sonra yemek yememeli
>> Kan şekerini ani yükselten rafine tatlı gıdalardan kaçınmalı
>> Kilolu değilse bile hamur işi ve tatlılardan sadece tadımlık almalı
>> Çayına şeker katmamalı
>> Beyaz pirinç ve beyaz ekmekten mümkün olduğu kadar uzak durmalıdır. 
Kanser de dahil, başta şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları, karaciğer yağlanması sonucu gelişen karaciğer sirozları ile diz, kalça ve bel kireçlenmelerine bağlı romatizmal hastalıkların ana ve temel sebebi fazla kilolarımızdır. Kilo vermek için sağlıklı ve dengeli beslenip biraz da gayret edip hareketimizi artırıp kilo vermekle yukarıda saydığım hastalıkların çoğundan uzak kalmak, ortaya çıkmışsa bile ilaç kullanmadan kurtulmak mümkündür. 


“MİDE EN KÖTÜ KAP”
Hadis-i Şerif'te buyrulduğu üzere, “İnsanoğlu midesinden daha kötü bir kap doldurmamıştır, halbuki insanoğlunun yaşaması için birkaç lokma yeter” düsturunu kendimize rehber edinmiş olsak, günümüzde insanoğlunun ömrünü kısaltan, hayat kalitesini düşüren hastalıklardan büyük oranda korunmuş oluruz. Ama maalesef bu şifa ve hayat kaynağı tavsiyeye hakkıyla uymadığımız için birçok hastalıklara maruz kalmaktayız. 
Kıymetli okuyucum, sizde olduğu gibi hipertansiyon yani her yaş grubu için kan basıncımızın 125/ 75'in üzerinde olması durumu, tamamen fazla kilolarımızın açtığı dertlerin başında gelir. Kişinin ideal kilosunun üzerindeki her 1 kg fazlalığı, tansiyonun 1 mmHg yükselmesine yol açar. Eğer kilolarımızı vermez, tuzu sofralarımızdan yok etmezsek, yüksek tansiyon 3-5 sene sonra, önce kalbimizin büyümesine, en büyük atardamarımız olan aort'un uzaması ve genişlemesine, böbreklerimizin protein kaçırmaya başlamasına, ardından da kronik böbrek yetersizliğine, göz dibimize minik kanamaların olması ve körlüğe, daha sonra da beyin damarlarımızı çatlatarak Yüce Rabbim muhafaza etsin beyin kanaması sonucu felç ve koma gibi hayatî tehlike ve neticelere gideriz. 


ALDIĞINIZI YAKACAKSINIZ!
Sizin egzersiz ve perhiz yapmanıza rağmen kilo veremeyişiniz, metabolizmanızı (gıdaları yakma hızı) yavaşlatan başta hipotiroidi olmak üzere çeşitli hastalıkların varlığının sinsi göstergesi olabilir. Bu sebeple çok detaylı muayene yapılıp bulgulara göre istenecek tetkiklerle asıl sebep ortaya çıkartılarak sıkıntı ve dertlerinizden kurtulabilirsiniz. Günümüzde maalesef çoğu hekim meslektaşımız tarafından hasta, direkt tetkik ve görüntüleme metodlarına yönlendirilmekte, bu sebeple de birçok hastalık atlanmakta, hem emek, hem de ciddi nakit israfı olmaktadır. 
Kilo vermeyi başarabilseniz tansiyonunuz derhal 120/70 aralığına iner. “Kistik fibroz” ve onu teşhis metotlarından biri olan “ter testi” hakkında ileri haftalara detaylı izahda  bulunuruz inşallah. 

Bu haber toplam 1894 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Stresin En çok Etkilediği alan: CİLT22 Ağustos 2016 Pazartesi 12:35
  • Bütün Gün Oturarak Çalışıyorsanız Dikkat!28 Temmuz 2016 Perşembe 14:18
  • Kronik Hastalıklar Akıl Sağlığını Bozuyor05 Haziran 2016 Pazar 11:01
  • Oruç Tutarken Halsizliği Önlemenin Yolları!30 Mayıs 2016 Pazartesi 20:59
  • Kanserin Psiko-Sosyal Etkileri Var19 Mayıs 2016 Perşembe 13:19
  • Neden Kilo Alırız?18 Mayıs 2016 Çarşamba 18:57
  • Bilinçaltımız da Bizi Hasta Ediyor!09 Mayıs 2016 Pazartesi 11:59
  • Bebeklerde En Sık Karşılaşılan Sorun?02 Mayıs 2016 Pazartesi 20:07
  • İnatçı Depresyona Elektroşokla Müdahale20 Nisan 2016 Çarşamba 20:21
  • Çocuklar Neler Yutuyor?19 Nisan 2016 Salı 18:46
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim