• BIST 89.113
  • Altın 146,730
  • Dolar 3,6439
  • Euro 3,9308
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 15 °C

Üniversite Ve Bölüm Tercihi Yaparken

Üniversite Ve Bölüm Tercihi Yaparken
Üniversite ve bölüm tercihleri konusunda dikkate alınan taban puanlar ne kadar sağlıklı bir karşılaştırma sağlıyor?

AKŞAM - Her sene ÖSS yaklaştıkça adaylar ve aileleri üniversite ve bölüm tercihleri konusunda dikkat kesiliyorlar. 'Hangi üniversite, hangi meslek?' arayışı içinde herkes kendi kafasına göre bir değerlendirme ve sıralama yapıyor. Peki bu noktada dikkate alınan taban puanlar ne kadar sağlıklı bir karşılaştırma sağlıyor? Üniversiteleri, fakülteleri, bölümleri kısacası yüksek-öğretim kurumlarını ve alt birimlerini kıyaslamak ve sıralamak sadece ülkemizde değil, tüm ülkelerde sıkça gündeme gelen bir konu. Bu konuda ülkemizin çok ileri bir düzeyde olduğunu söylemek mümkün değil. Kıyaslama konusunda en yetkili kurum olan YÖK tarafından yapılan ve ara sıra detayları kamuoyu ile paylaşılan performans değerlendirmeleri ve sıralamalar dışında, bağımsız kuruluşlar tarafından yapılan ve yayınlanan değerlendirmeler yok. Oysa, uluslararası platformda yükseköğretim kurumları arasında kıyaslama olanağı sunan 'The Times, Higher Education Supplement', 'Shanghai Jiao Tong' vb lig tabloları, her ne kadar geçerlilikleri tartışılıyor olsa da, dünyadaki tüm üniversiteler tarafından takip edilyor ve stratejik ve taktik kararlarının verilmesinde dikkate alınıyor.

Ülkemizde, üniversitelerin sıralamasını sistematik olarak yapan bir kurum olmamakla birlikte, kamuoyu bu konuda boş durmuyor. Özellikle üniversite tercihi yapacak adaylar ve aileleri arasında, çok dillendirilmese de, üniversitelerle ilgili bir itibar sıralaması bulunuyor. Kamuoyu kendİ sIralamasInI yapIyor Esas olarak üniversitelerin performansını gösteren ölçütler üç gruba ayrılıyor. Bunlar 1. giriş ölçütleri, 2. işleyiş ölçütleri ve 3. çıktı ölçütleri. Giriş ölçütlerinin temelinde o üniversiteye yerleşen öğrencilerin niteliğini gösteren ölçütler ilk akla gelenleri. Bu konuda özellikle üniversite adaylarının ve rehber öğretmenlerin dikkate aldığı belki de tek kriter, o bölümün ÖSS'de oluşan taban puanı. Bölümün taban puanı ne kadar yüksekse itibarı da o kadar yüksek oluyor. Bu değerlendirme, çok genel anlamda doğru olarak kabul edilebilirse de, dikate alınması gereken birkaç önemli nokta var.

Kamuoyunun yanılgıya düştüğü noktalardan biri, 'bir bölümü ne kadar çok kişi tercih ediyorsa, puanı o kadar yüksek olur' düşüncesi. Bu düşünceyi şöyle de dillendirilebiliriz: 'Bu bölümün taban puanı yüksek, o zaman burayı geçen sene çok kişi tercih etmiş'. Ancak, geçmiş ÖSYS verileri üzerinde yaptığımız detaylı araştırmalar, bunun doğru olmadığını gösteriyor. Bir önceki sene oluşan taban puanları ÖSS Tercih Kılavuzu'nda inceleyen adaylar, ancak kendi puan ve başarı sıralarına yakın bölümleri gözlerine kestiriyorlar. Somut bir örnek vermek gerekirse, başarı sırası 120 bin olan bir aday, bir önceki sene son kişi olarak 1523. kişinin yerleştiği bir bölüme tercih listesinde yer vermiyor. Bu nedenle, önceki senelerde taban puanı yüksek olan bölümleri tercih edenlerin sayısı düşük oluyor. Hal böyle olunca insan düşünmeden edemiyor: Tercih kılavuzlarında bölümlerin bir önceki yıl oluşan taban puanları ve başarı sıraları açıklanmıyor olsaydı, acaba Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ gibi taban puanı yüksek üniversiteler bu yerlerini koruyabilirler miydi? KonteNjan SayIlarInI Dİkkate Almak LazIm Bölümleri taban puanlarına göre sıralarken dikkatten kaçan bir diğer faktör bölümlerin kontenjan sayıları. Hukuk fakültelerinden örnek vererek bu konuya dikkat çekmek istiyoruz. Kontenjanı 25 olan Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile kontejanı 820 olan İstanbul Üniversitesi Hukuk Faükltesi'ni taban başarı sıralarına bakarak karşılaştırmak ne kadar doğru olabilir ? Yoksa Galatasaray Hukuk'a giren 25. kişi ile İstanbul Hukuk'a giren 25. kişiyi ÖSS başarısı açısından kıyaslamak mı doğrusu? Bu konuda yaptığımız değerlendirmenin sonuçlarını bu sayfadaki tablolarda görebilirsiniz. Devlet üniversitelerindeki kontenjanlar büyük farklılık gösteriyor. Akdeniz, Çukurova ve Atatürk üniversitelerinin hukuk kontenjanları 21 iken İstanbul Üniversitesi'nin kontenjanının 820 olduğunu görüyoruz. Hukuk Fakültelerini ortak bir platformda değerledirebilmek için genel kontenjandan yerleşen adayları dikkate alarak (okul birincisi ve engelli kontenjanından yerleşenler dışında) bu fakültelere 19. sırada yerleşen adayları kıyaslamanın uygun olacağını belirledik. Bir başka deyişle, Galatasaray Üniversitesi'ne 19. sırada yerleşen aday ile İstanbul Üniversitesi'ne 19. sırada yerleşen adayı karşılaştırmak kıyaslama açısından anlamlı. Tablolardan anlaşılacağı üzere, bu şekilde yapılan değerlendirme farklı bir sıralama ortaya koyuyor. Örneğin Marmara Üniversitesi'nin ikinci öğretim Hukuk Programı taban başarı sırasına göre 14. sırada iken, ortak platformda değerlendirilince 9. sıraya yükseliyor. Devlet üniversitelerindeki Hukuk Fakülteleri arasında en büyük sıçramayı ise Selçuk Üniversitesi'nin yaptığını görüyoruz... Hacettepe Galatasaray'I, YIldIz Marmara'yI geçİyor... Bilgisayar Mühendisliği programlarını incelediğimizde de bazı yer değişikliklerinin olduğu anlaşılıyor. Bunlar arasında en ilgi çekenleri, Hacettepe'nin Galatasaray Üniversitesi'ni, Yıldız'ın Marmara İngilizce Bilgisayar Mühendisliğini geçiyor olması. Ege Üniversitesi'nin, hem Ankara hem de Gazi Üniversitesi'ni geçerek 8. sıraya yükselmesi de dikkat çekici bir diğer istatistik. Yükseköğretimin geleceği için hassasiyet gerekiyor 2010'da hayata geçecek yeni sınav sistemi ile ilgili detayları sizlerle bu sayfalarda daha önce paylaşmıştık. 2010 sisteminin getireceği önemli yeniliklerden biri, puan türlerindeki artış. Hatırlayacak ve örnekleyecek olursak, şu anda SAY1 ve SAY2 diye andığımız puan türleri MF olarak adlandırılacak ve içeriğindeki derslerin ağırlıkları değişecek şekilde bir çok MF puanı oluşacak. Söz gelimi, içinde biyoloji ve kimya ağırlığı fazla olan MF-1 ile tıp fakültelerine girilecek, matematik ve geometri ağırlığı fazla olan MF-2 ile mimarlık bölümlerine yerleşilecek. Şu anda kaç tane MF puanı oluşacağını bilmiyoruz. Aynı şey TM, TS ve DİL puanları için de geçerli. YÖK, puan içeriklerinin belirlenmesi amacıyla, beklendiği ve olması gerektiği üzere üniversitelere görüş soruyor. Üniversitelerden beklenen, bölümlerine yerleşecek adaylardan bekledikleri ders başarısını belirleyerek YÖK'e bildirmeleri. Bu sormaca sürecinin ardından, YÖK üniversitelerden toplanacak tüm görüşleri değerlendirerek her bölüm (İnşaat Mühendisliği, İşletme, Türk Dili ve Edebiyatı vb) için bir puan türü oluşturacak. Bu puan türlerinin içeriği, önümüzdeki yıllarda sınava girecek adayların yaşamlarını kökünden etkileyecek, lise ve dershanelerin müfredatlarını şekillendirecek, üniversite hocalarının karşısına gelen lise mezunlarından akademik beklentilerini karşılanıp karşılanmamasını belirleyecek. Yani bu iş önemli bir iş. Bu işin hakkıyla yapılması gerekiyor. Bu işi 'yapmış olmak için' yapmak ülkenin yükseköğretim geleceğini önemsememek olur. 2023 VİZYONUNDA ÜNİVERSİTELER Geçtiğimiz haftalarda Atılım Üniversitesi'nde düzenlenen 2023 Vizyonu'nda Üniversiteye Giriş Sistemi Kongresi'ne katıldık. Son derece üst düzey kalitede organize edilmiş ve yürütülen kongrede, ÖSYM ve YÖK temsilcilerinin yanı sıra birçok üniversitemizden akademisyenler, konu ile ilgili araştırma ve görüşlerinin birbirleri ile paylaştılar. Biz de İstanbul Kültür Üniversitesi ArGe Merkezi olarak bir bildiri ile kongrede yer aldık. Kongre sırasında yaptığımız kahve arası sohbetlerde, özellikle bazı devlet üniversitelerinde 2010 sistemiyle ilgili puan türü belirleme işinin, olması gerektiğinden çok daha az özen gösterilerek yapıldığı konuşuldu. Üniversitelerdeki araştırma görevlilerinden beklenen asli görev bilimsel araştırmalara katılmak ve destek vermektir. Ancak gerçekte bu görevlerinden daha çok çalıştıkları bölümün 'angarya' işlerini yaparlar. Anlaşılan o ki, birçok üniversitemizde 2010 sistemindeki puan türlerinin içeriklerinin belirlenmesi işi angarya olarak görülüyor. 2010 sisteminin başarıya ulaşması için, sistemin A'dan Z'ye tüm bileşenlerinin görevlerini hassasiyetle yerine getirmesi gerekiyor. Umarız bu konudaki herkes üzerine düşeni yapar... Burak KILANÇ Üniversitelerin ÖSS performansı nasıl kıyaslanabilir? KIyaslama için akla gelen ilk kriter taban puanlar. Bunun yanında, üniversitelerin kaçıncı sırada ve kaç kere tercih edildikleri, yerleşenlerin geldikleri lise türleri, yerleşenlerin lisenden kaç sene kaybettikten sonra üniversiteye yerleştikleri vb. ölçütler ayrıca kullanılabilir. Bu bilgilere ÖSYM'nin web sitesinden ham veri olarak ulaşmak mümkün, işlenmiş haliyle www.dogrutercih.com sitesinde yer alıyor. Soru Cevap n Merhaba ben düz lise 3. sınıf öğrencisiyim, sayısal bölümü okuyorum ve üniversite olarak tıp bölümünü okumak istiyorum. Fakat tıp bölümüne düz liseden araştırdığım kadar pek kimse yerleşemiyor galiba. Ben bu konuda bilgi almak istiyorum ama istediğim meslekten de vazgeçmek istemiyorum. Öncelikle şunu belirtelim ki, genel liselerin fen bilimleri alanından mezun tüm adaylar için tıp fakülteleri alan-içidir, yani AOBP'leri 0.8 ile çarpılarak ÖSS puanlarına eklenir. Bu nedenle, düze lise mezunu olduğunuz için tıp fakültesine giremeyecekmişsiniz gibi yersiz bir düşünceye kapılmanıza gerek yok. Fen lisesi ya da Anadolu lisesi mezunları ile aynı şartlarda tıp tercihi yapmanız mümkün. Bu noktada endişelenmenize sebep olabilecek tek faktör, mezunu olduğunuz lisenin ÖSS'deki başarı durumudur. Eğer lisenizin ÖSS başarısı yüksek değilse bu durumda gerçekten özellikle fen lisesi mezunlarına göre şansınız zayıflayabilir. Ancak şunu da belirtmekte fayda var ki, AOBP'nin hesaplanma formüllerine göre liseyi üst sırada bitiren adayların AOBP'si, lisenin ÖSS'de toplu olarak gösterdiği başarıdan az etkilenmektedir (örneğin okul birincisinin OBP'si de AOBP'si de 100 olmaktadır.) Bu nedenle, tıp hayalinizi gerçekleştirmek için okumakta olduğunuz liseden üst sıralarda mezun olmanız son derece önemlidir. Lise 3'te olduğunuzu belirtmişsiniz. Bu sene ve gelecek seneyi not ortalamanızı yükseltmek için çok iyi değerlendirmenizi öneririz.

Bu haber toplam 6341 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Okula Uyum Sorunları Nasıl Aşılır?28 Eylül 2015 Pazartesi 14:37
  • Ders Çalışırken Dikkati Toplama Yöntemleri10 Eylül 2015 Perşembe 15:31
  • Geleceği Olan En İyi Meslekler Hangileridir02 Temmuz 2015 Perşembe 14:09
  • CAS Zeka Testi08 Haziran 2015 Pazartesi 13:22
  • Bingöl'deki Rehber Öğretmenlere Konferans21 Mayıs 2015 Perşembe 20:57
  • 'Stres'in Bir Faydası Ortaya Çıktı14 Nisan 2015 Salı 11:25
  • Üstün Zekalılara Özel Odalar Geliyor!20 Mart 2015 Cuma 11:32
  • Ortaokul Rehberlik ve Kariyer Planlama Kitapçığı05 Mart 2015 Perşembe 10:10
  • Çocukta Psiko-Sosyal Uyum Evreleri Nelerdir?01 Mart 2015 Pazar 00:02
  • Karnesi Kötü Çocuğa Nasıl Davranmalıyız?12 Haziran 2014 Perşembe 09:06
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim