• BIST 108.392
  • Altın 143,286
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 28 °C

Trikotillomani Kadınlarda Daha Yaygın

Trikotillomani Kadınlarda Daha Yaygın
Trakya Üniversitesi (TÜ) Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Işık Görker, kıl koparma hastalığının daha çok kadınlarda görüldüğünü belirtti.

Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Işık Görker, kıl koparma hastalığının daha çok kadınlarda görüldüğünü belirtti.

Yrd. Doç. Dr. Görker, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kıl koparma bozukluğunun (triktillomani) ilk olarak 1889 yılında Fransız deri hastalıkları uzmanı Francois Hallopeau tarafından tanımlandığını söyledi.

Kıl koparma bozukluğunun kişinin uyanıkken başlıca baş bölgesinden olmak üzere kaş, kirpik, sakal-bıyık bölgesi, koltuk altı ve cinsel organ bölgesindeki kıllarını karşı konulamaz bir istekle çekip koparması olduğunu ifade eden Görker, bu davranışın ruh ve sinir hastalığı olarak değerlendirildiğini ve triktillomani adı altında bir dürtü kontrol bozukluğu olarak tanımlandığını belirtti.

Hastalığın adının Yunancada thrix (kıl), tillein (çekmek) ve mania (delilik) sözcüklerinin birleşmesinden meydana geldiğini söyleyen Görker, şöyle konuştu:

"Kişinin göze çarpan bir kıl kaybı ile sonuçlanacak bir şekilde kendi kılını tekrar tekrar yolması, kıl koparma öncesinde giderek artan bir gerginlik hissinin olması, kılı koparırken rahatlama hissinin alınması, kıl koparmanın bir deri hastalığı gibi başka bir tıbbi duruma bağlı olarak meydana gelmemesi, bu davranışın belirgin bir sıkıntıya neden olması veya kişinin yaşamının tüm işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olması gerekmektedir.

Kıl koparma uykuda çok ender görülmekte ve triktillomani olarak değerlendirilmeyip uyku bozukluğu tanımlaması altında değerlendirilmektedir. Kişinin kıl koparma davranışını sürekli yapması, o bölgede koparma ile oluşan ağrıya alışmasına ve daha az ağrı hissetmesine neden olmaktadır.

Bunun yanı sıra o bölge ile sürekli uğraşı içinde olma sıklıkla kaşıntı meydana getirmektedir. Yapılan araştırmalar sonucunda hastalığın genellikle kadınlarda daha sık görüldüğü belirtilmiştir. Erişkinlerde erken ergenlik dönemi olan 12-13 yaşlarında başlar."

ÇOCUKLARDA DA GÖRÜLEN BİR HASTALIK

Görker, kıl koparmanın çocuklarda da görülen bir bozukluk olduğunu bildirdi.

Çocukların kıl koparma öncesindeki gerginlik, koparma sonrasındaki rahatlık hissini tanımlayamayabileceklerini ifade eden Görker, "Çocuklar, yaptıkları bu davranışı çoğunlukla inkar ettikleri için koparılan bölgedeki saçın veya başka bir bölge kıllarının azaldığını anne ve babaları fark ettiklerinde hekime başvurmaktadırlar" dedi.

KOPARILAN KILI YUTMAK

Yrd. Doç. Dr. Görker, bazı kişilerin kılı kopardıktan sonra yuttuğunu ifade etti.

Trikofaji olarak adlandırılan bu durumun çok ciddi hastalıklara neden olduğunu belirten Görker, şöyle konuştu:

"Yutulan kıllar, vücudun içinde oluşan kıl yumakları ile karın ağrısı, bulantı, kusma, yemek yiyememe, sık gaz çıkarma, kabızlık oluşturabilmekte, daha da ciddi olarak, mide-bağırsak kanamaları, bağırsakta tıkanma ve delinme, sarılık ve akut pankreatit meydana getirebilmektedir. Hastalık genelde kişiyi strese sokan bir olayla başlar. Bu olaylar, çocuklarda okulla ilgili sorunlar, aile içinde yaşanan olumsuz olaylar, yaşamında önemli olan kişilerin kayıpları, anne yoksunluğu, okul veya ev değişimi, kardeş sorunları gibi çeşitli sorunlar olabilmektedir. Erişkinlerde yaşam koşullarının zorlukları, baskıları, çözümlenememiş psikolojik çatışmalar, aile içi huzursuzluk ve anlaşmazlıklar gibi nedenler hastalığa yol açabilmektedir.

Ayrıca, çocuk ve erişkinlerde beyinde oluşan nörokimyasal anomaliler, beyin metabolizmasındaki değişimler de triktillomaniyi oluşturabilmektedir. Bu bozukluğa çoğunlukla kaygı bozukluklarının, ikinci sıklıkta depresyonun eşlik ettiği bilinmekte, daha az sıklıkta yeme bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk, madde bağımlılığı ve diğer dürtü kontrol bozuklukları eşlik etmektedir."

TRİKOTİLLOMANİ DÜRDÜ DENETİM BOZUKLUĞUDUR

DSM-IV’e göre trikotillomaninin esas özelliği fark edilir saç kaybıyla sonuçlanan, saçların tekrarlayıcı olarak çekilip kopartılmasıdır. Diğer klinik semptomlar arasında saçları çekmeden önce artan gerilim hissi, saç koparıldıktan sonra haz, doyum ve rahatlama vardır.

Trikotillomani açıkça kadınlarda erkeklere göre daha sıktır. İlişkili olduğu bozukluklar; obsesif kompulsif bozukluk, obsesif kompulsif kişilik bozukluğu, borderline kişilik bozukluğu ve depresif bozukluktur.

Trikotillomaninin çok etmene bağlı olduğu ileri sürülse de, tüm vakaların çeyreğinden fazlasında zorlayıcı bir durumla ilişki mevcuttur.
En sık kafa derisi etkilenmiştir, tüm vücut bölgeleri de etkilenebilir. Diğer alanlarda da olabilir; kaşlar, kirpikler ve sakalda; daha az yaygın olduğu bölgeler gövde, pubik alanlardır. Skalp ve deride anormallik yoktur. Saç yolunda her ne kadar kaşıntı ve sızlama bu bölgede olabilirse de ağrı bildirilmemiştir.

Trikofaji, saç yolmayı takiben saçın yutulmasıyla olabilir. Trikofajinin komplikasyonları kıl yumağı, malnütrisyon ve bağırsak tıkanmasıdır.

Kıl folikülünün trikotillomanideki histopatolojik özellikleri bilinmemektedir ve biyopsi diğer alopesi tiplerinden ayırmakta yardımcıdır. Hastalar davranışlarını genellikle inkâr ederler ve sonuçları gizlemeye çalışırlar. Kafa vurma, tırnak yeme, tırmalama, kemirme, deriyi koparma gibi diğer self-mutilatif davranışlarda olabilir.

Trikoltimani ve obsesif kompulsif bozukluğun fenomenolojileri örtüşür. Trikotillomani de obsesif kompulsif bozuklukta olduğu gibi kronik ve hasta tarafından istenmeyen bir durum söz konusudur.

Trikotillomani obsesif kompulsif bozukluktan farklı olarak obsesif düşünceler yoktur ve kompulsif aktivite bir eylemle-saç yolma-sınırlıdır.

Trikotillomani genellikle çocukluk ya da ergenlikte başlar, fakat yaşamın çok daha geç evrelerinde de bildirilmiştir. Geç başlangıçta kronisite ihmali daha yüksektir. Gidişi çok iyi bilinmemektedir. Hem kronik hem tekrarlayıcı formları olur.

Tedavi sıklıkla psikiyatrist ve dermatoloğu içerir. Depresyon olsun ya da olmasın antidepresan ajanlar dermatolojik iyileşme yapabilirler.

Kaynaklar: AA & Mcaturk & dpsikiyatri.com

Bu haber toplam 6319 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Hava Kirliliği Depresyona Mı Sokuyor?25 Şubat 2017 Cumartesi 20:25
  • Hatırlamak Mı Zor Unutmak Mı?25 Şubat 2017 Cumartesi 19:56
  • Hamilelik Psikolojisi Babalara da Yansıyor!25 Şubat 2017 Cumartesi 18:49
  • Acil Servislerde Görülen Psikiyatrik Durumlar02 Şubat 2017 Perşembe 14:22
  • Vajinismus Hastalarının 8 Fobisi22 Ocak 2017 Pazar 13:40
  • Antidepresanlar Boşanmayı Etkiliyor11 Ocak 2017 Çarşamba 20:20
  • Psikiyatrik Tedavide Beyin Chek-Up'ı Önemli10 Kasım 2016 Perşembe 07:41
  • Akran Zorbalığının Nedeni?07 Kasım 2016 Pazartesi 19:33
  • ANKSİYETE BOZUKLUKLARI31 Ekim 2016 Pazartesi 18:11
  • Fobik Misiniz?28 Ekim 2016 Cuma 16:28
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim