• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -8 °C

Torbalı'daki İntiharlar Nasıl Okunmalı?

Torbalıdaki İntiharlar Nasıl Okunmalı?
Aksiyon Dergisi'nden AYŞE ADLI Son dönemlerde intihar haberleriyle gündemde olan İzmir'in Torbalı ilçesini ve ilçeyi intiharla gündeme getiren toplumsal ruh sağlığını yazdı.

Aksiyon Dergisi'nden AYŞE ADLI Son dönemlerde intihar haberleriyle gündemde olan İzmir'in Torbalı ilçesini ve ilçeyi intiharla gündeme getiren toplumsal ruh sağlığını yazdı. Bir çok kurum ve kişi ile yapılan görüşmeler sonucunda ortaya çıkan değerlendirmeler Torbalı ilçesinde ki intihar olaylarının anlaşılmasına katkı sunuyor. Kimi uzmanlar Torbalı'da Toplumsal bir depresyondan sözediyor, kimileri de göçün içe kapanmayı tetiklediğini ileri sürerek; "kentleşme ve kırsal yaşam arasında kalmanın olası çatışmalarını ve buna bağlı oryantasyon sorunlarını" bir neden olarak görüyor. Ayşe ADLI'nin "Bir Dokun Bin Ah İşit Torbalı'dan" başlıklı çalışmasında öne çıkan nedenlerin ayrıntıları şöyle: 

AYŞE ADLI / AKSİYON DERGİSİ

Kısa sürede peş peşe intiharlarla gündeme geldi İzmir’in Torbalı ilçesi. Bu ilçede neler olduğunu anlamaya çalışanlar, tüm boyutları ve renkleriyle bir Türkiye mozaiğini analize hazır olsun.

İzmir’in Torbalı ilçesindeki intiharlar bir süredir Türkiye gündeminde. Bir yıl içinde şehirde özel muayenehanesi bulunan psikiyatrın da aralarında bulunduğu yüzlerce insan intihara teşebbüs etti. Bunlardan 12’si hayatını kaybedince ‘Orada neler oluyor?’ diye sormak kaçınılmaz oldu. İnsanlar bir komploya mı kurban gidiyor? Batman’da olduğu gibi toplumsal kriz mi yaşanıyor? Birileri seri cinayet işleyip bunlara intihar süsü mü veriyor? Sorularla birlikte ihtimalleri de çoğaltmak mümkün.

Adını az duysak da İzmir gibi marka bir şehre bağlı olduğuna göre albenisi yüksek olmalı Torbalı’nın. Şehrin de şehirlinin de kendine has bir kimliği olmalı. Fakat Torbalı’ya adım atar atmaz bu beklenti de sorular da siliniveriyor zihnimizden. Anadolu’nun diğer tek kimlikli, birbirine yakın renklere sahip mütevazı, sakin ilçelerinin aksine 20 yılda aniden büyüyen Torbalı; modern, kozmopolit metropollerin sorunlarıyla boğuşuyor.

Yakın çevresinde İzmir, Kuşadası, Metropolis antik kenti, Meryem Ana, Efes, Yedi Uyurlar ve Selçuk var. Türkiye’nin en çok vergi veren birkaç ilçesinden biri. İl olsa aynı kategoride ilk 5’e girmeye aday. Bu malumat üzerine Torbalı’nın bir cazibesi olduğunu düşünmeye başlayanları peşinen uyaralım. 10 senede neredeyse 5 kat büyüyen şehir, ‘Egeli’ kimliğini yitirirken yerine yenisini de koyamamış. Yakın çevresindeki turizm merkezleri ile 20 yılda her yeri kuşatan fabrikalar arasına sıkışıp kalmış. Kontrolsüz göç ve ekonomik büyümenin maliyeti yüksek olmuş. İntihar, bunlardan biri ve en sıra dışı olanı.

Torbalı Kaymakamlığı’nın verdiği rakamlara göre, 2008 yılında ilçede 4 kişi intihar etmiş. Bu yıl jandarma bölgesindeki 1 şüpheli ölümü de eklersek 9 kişi. Yani 11 ayda geçen yıla göre yüzde 100 artış var. Büyük Torbalı Gazetesi’nin sahibi ve Ticaret Odası Meclis Başkanı Abdulvahap Olgun, intiharların 2007 yılından beri muhtelif vesilelerle Torbalı gündemini belirlediğini söylüyor. En çarpıcı olaylardan biri, 2007 tarihli. Annesi tarafından azarlanan 9 yaşındaki bir çocuk, meyve ağaçlarıyla dolu bahçelerine gidip ceviz ağacına asıyor kendini. “Tam bir şoktu.” diyor Olgun. Küserek, konuşmayı ya da yemek yemeyi reddederek tepki vermesini beklediğiniz bir çocuk, intiharı seçiyor. 2008 yılında bu kez Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden yoğun göç alan bir muhitte peş peşe 4 kadın hayatına son veriyor. Araştırmalar; intiharların keskin sosyal değişim, uyum sorunları ve aile baskısından kaynaklandığını ortaya koyuyor. Birkaç yeşil alan, sosyal hareketliliği sağlayacak kurs ve spor faaliyetleri, teşebbüslerin erimesine yetiyor.

Ve 2009... Torbalı, intihar gerçeğiyle bir kez daha karşı karşıya. Resmî rakamlara göre 1 Ocak’tan itibaren 140 teşebbüs, 9 can kaybı var.

İntihar listesinde ismi bulunan fabrika işçisi 17 yaşındaki A. Y. Doğu’dan göç etmiş bir ailenin çocuğu. Eve geç geldiği için annesiyle tartışıp av tüfeğiyle intihar etmiş. 60 yaşındaki emekli okul müdürü Tuncay Alp, ailevi sorunlar yaşayan 25 yaşındaki Seçil Dinç, 1 çocuk babası Hüseyin Erkan, 42 yaşındaki Sevda Kunt, gece yarısı evden kontör almak için çıkan ve bir daha geri dönmeyen Recep Aslan, şehrin ileri gelenlerinden 63 yaşındaki Temel Yılmaz ve başkaları... Kaymakam Zeki Arslan, isimleri ve olayları yan yana koyduklarında ortak nokta bulmakta zorlandıklarının altını çiziyor. Şimdiye kadar ulaşılan veriler, yetkililere profil çıkarma imkânı vermiyor. Tuncay Alp; eğitimli, ekonomik ve sosyal durumu iyi. Çevresinde çok seviliyor. Seçil Dinç, yükseköğrenim görmüş. A. Y. göçün getirdiği sıkıntılarla mücadele eden bir ailenin ilkokuldan sonra okutulmamış kızı. Temel Yılmaz iş adamı, ilçenin ileri gelenlerinden. Çok sevilen, hayat dolu, inançlı biri olarak tanınıyor… Çok azı geride mesaj ya da not bırakmış. Bu hâliyle vak’alar arasında benzerlik bulmak mümkün görünmüyor. Torbalı’da yaşamak dışında tabii.

Sosyolog ve psikiyatrlar, toplumsal faktörlerin intiharlar üzerinde etkili olduğu fikrinde birleşiyor. Toplumsal bunalımlar neticesinde meydana gelen değişiklikler, kişinin hayat tarzını tamamen değiştiren durumlar, intihar teşebbüslerinin artmasına sebep olarak gösteriliyor.

Torbalı, 20 yıl gibi kısa bir sürede âdeta nüfus patlaması yaşamış. 80’lerde 20 bin civarındaki şehir nüfusu şimdi 120 bin. Doğu ve Güneydoğu bölgeleri başta olmak üzere tüm Türkiye’den göç almış ilçe. İzmir’in sanayi alanları dolunca yatırımcı yüzünü içinden demiryolu, 5 kilometre ilerisinden otoyol geçen; havaalanına 30, limana 45 kilometre mesafedeki Torbalı’ya çevirmiş. Tarım ekonomisine dayalı Torbalı’da tarlaların üzerine fabrikalar kurulmuş. Nüfus da, sanayi tesislerinin sayısı da artmaya devam ediyor. Fakat şehir bu büyümeyi sindirememiş. İnsanlar dışa kapalı, birbirine sırtını dönmüş topluluklar hâlinde yaşıyor. Kopukluk çatışmaya dönüşmese de ortaya çıkan fotoğrafın bir şehre ait olduğunu söylemek zor.

“Aynı bölgelerden gelen insanlar hemşehrilerinin yaşadığı mahallelere yerleşmiş, memleketlerindeki ekonomik ve kültürel ilişkileri burada da sürdürüyor.” diyen Kaymakam Zeki Arslan da gayretlerine rağmen Torbalı halkının kendi arasında yeterince kaynaşamadığını kabul ediyor.

14 yıl boyunca Torbalı’da görev yapan ve geçtiğimiz hafta emekliye ayrılan Psikiyatr Derya Tonguç, göçün psikiyatride içe kapanma sebeplerinden biri olduğunu hatırlatıyor. Torbalı’yı ‘sosyolojik ve toplumsal analizlerin yapılması gereken bir kriz bölgesi’ diye tarif eden Tonguç, 10 yıl önce teklif etmesine rağmen araştırma yapamamış. Dr. Tonguç’a göre göçün en kötü tarafı, geleneksel ihtiyaçlarınıza göre örgütlenmiş bir toplumdan sizin gibi yaşamayan, hissetmeyen insanların arasına karışmak.

Yaşanan değişimin kültürel şok olduğunu söyleyen Derya Hanım, özellikle kültürel açıdan çok farklı bir örgütlenmeye sahip Doğu ve Güneydoğu’dan gelen insanların ani ve sert bir geçiş yaşadıklarını kaydediyor. “Muş’un, Mardin’in, Urfa’nın köyünden son derece modern bir hayat tarzına sahip İzmir’e geliyorsunuz. Pek çoğu daha Urfa’yı, Mardin’i görmemiş. Değişiklik aşama aşama gerçekleşse sonuçları daha hafif olabilir. Bu şok herkeste intiharla sonuçlanır demiyorum. Ama kırılmayı hızlandırır.” diyen Derya Tonguç, yeni bir kültürle karşılaşan insanların geleneklerine, değerlerine daha sıkı sarıldıklarının altını çiziyor. Ona göre Torbalı’da da aynı süreç tekrarlanıyor. Dışarıdan gelen kendini çekerken göç edilen bölgenin insanı da içe kapanıyor.

“Torbalı’nın toplumsal bir depresyon yaşadığını söyleyebilir miyiz?” sorumuzu, “Mutsuzluğu kanıksamış, bununla yaşamayı sürdüren o kadar çok kişi gördüm ki… Bu depresif hâlin Torbalı’nın genel karakteristiği hâline döndüğünü söyleyebiliriz.” diye cevaplıyor Tonguç ve ekliyor: “Her sorunun çözümü vardır, maalesef bunu göremeyecek ve birbirine gösteremeyecek bir grup var burada.”

Bu kanaat şehir halkının tamamı için değil, bir psikiyatrın muhatap olduğu kitle için geçerli elbette. Sağlık Grup Başkanı Dr. İsmail Arslan ise çekirdek ailenin toplumsal çözülmeyi ve yalnızlık hissini tetiklediği fikrinde. “Çocuklar çok yalnız.” diyor Arslan. “Yaşadıkları yetişkinlerin gözünden kaçıyor. Eskiden dede, nine hemen farkına varır, müdahale ederdi. Bugün o imkân yok.” Bu süreç tüm dünyada yaşanıyor elbette. Garip olan, taşraya bu kadar hızlı sirayet etmesi.

2 ay kadar önce yatıştırıcı ilaç alarak hayatına son vermek isteyen S. E., sözünü ettiğimiz 140 kişiden biri. Kardeşleriyle sorunlar yaşayan S. E., probleminden başka şey düşünemeyecek hâle gelince seçmiş ilaç almayı. “Gece boyu düşündüm. Eşime bile anlatamadım. Sabah ağabeyimle konuşmak niyetindeydim ama eşimin sinir haplarını içmişim. Farkında bile değilim.” cümleleriyle özetliyor yaşadıklarını.

4 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra kendine gelen S. E., ilk anda büyük pişmanlık hissettiğini söylüyor: “2 çocuğum, evim, yuvam var. Hayatı dolu dolu yaşayan, bu tür sorunlara gülüp geçen bir insandım. Ama yapmışım, olmuş…”

Derya Tonguç’un yaptığı bilimsel analiz, E.’yi anlamamızı kolaylaştırıyor: “İntihar eğilimli insanlarda beyin daralır. Çıkış yolu bulamazlar. Mesela eşiyle ciddi sorunlar yaşayan kişi intiharı düşünür ama boşanmak aklına bile gelmez.” Kişilerin doktora gitmesi, yakınlarıyla konuşması, diğer alternatifleri görmek açısından önemli.

Depresyon ve benzeri problemlerde akla gelen önemli etkenlerden biri de manevi boşluk. Din kişiyi ayakta tutan önemli etkenlerden biri. Esnaf Mustafa Şen, yerel makamların yanında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da meseleye taraf olması gerektiğini düşünenlerden. Torbalı Vaizi ve Müftü Vekili İbrahim Ceyhan ise dinin maksadının insanı intiharın eşiğinden döndürmekten ziyade onu intihar düşüncesinden uzak tutmak olduğunu kaydediyor. “Namazın cemaatle kılınması bile ferdin toplum içinde yalnız kalmasını önlemeye yönelik.” diyen Ceyhan, vaazlarında çeşitli vesilelerle bu mesajı tekrarladığını dile getiriyor. Ceyhan’a göre insanlar ümitsizliğe düşmeden bu yolu denemez. Oysa Kur’an-ı Kerim’de “Allah’tan ümidinizi kesmeyin” denir. Bu mesaj, peygamber kıssalarında sıkça tekrarlanıyor Ceyhan’a göre. “Musa (a.s), İsrail oğulları ile Kızıldeniz’in kıyısına vardığında kara bitmiş, görünen yollar kapanmıştı. Firavun hemen arkalarındaydı. Allah denizin ortasından peygamberin bile göremediği bir yol açtı. Yusuf (a.s)’u kuyudan, Yunus (a.s)’u balığın karnından kurtaran Allah, bize bu örneklerle ümidin hiçbir zaman bitmeyeceğini anlatır.” Din görevlilerinin hatırlatmaları yanında Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde birkaç hafta içinde Torbalı’da hizmete girecek Aile İrşad Bürosu da halka kimseye açamadıkları sorunlar konusunda yardım etmeyi hedefliyor.

Bu toplumsal yapıyı görmek, şehri ve insanlarını anlamak için önemli elbette. Fakat tek sebebin kültür şoku olduğunu söylemek mümkün değil. İzmir’e yakınlığı sebebiyle uzun zaman fark edilmeyen bir meselesi daha var ilçenin. Gezmek, eğlenmek ya da maddi ihtiyaçlarını karşılamak için her fırsatta İzmir’e gidilmesi, Torbalı’nın ekonomik ve sosyal anlamda kalkınmasına mâni olmuş. Abdulvahap Olgun, İzmir’e bu kadar yakın olmanın şehir için büyük talihsizlik olduğunu söylüyor. İlçede bulunan sanayi tesisleri tüm ihtiyaçlarını İzmir’den karşılıyor. Sermayedar, fabrikalarda çalışan yönetici ve teknik personel İzmir’de yaşıyor. Hâl böyle olunca ne esnaf kalkınıyor ne de şehir gelişiyor. Aynı sorun istihdam alanında da geçerli. İş ümidiyle ilçeye akın eden insanlar gerekli niteliğe sahip olmadığından iş gücü de civar il ve ilçelerden karşılanıyor.

Ekonomist Emrah Serbest, yerel yönetim ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) şehir için bir kalkınma planı çıkarmaları gerektiğini kaydediyor. Dönüşümün halkın lehine kullanılamadığını düşünen Serbest’e göre sanayi, personel ihtiyacının yüzde 20’sini ilçeden karşılasa, vergilerin yüzde 10’u ilçeye geri dönse bile Torbalı büyük rahatlama yaşar ve tablo değişir.

Başta da söylediğimiz gibi Torbalı’nın yaşadığı bu krizi tek bir sebeple açıklamak en azından şimdilik mümkün görünmüyor. Küçük bünyesinde metropollere has problemlerle boğuşan ilçede yaşanan son vak’a, Torbalı Kaymakamlığı bünyesinde kurulan araştırma ekibinin nasıl bir sorunla karşı karşıya olduğunu da açıkça ortaya koyuyor. 10 Kasım Salı günü hayatına son veren Temel Yılmaz, 63 yaşında. Torbalı’nın sevilen simalarından, mütedeyyin bir iş adamı. 30 yıl önce ailesiyle birlikte Rize’den gelmiş. Hayatı boyunca ortaya koyduğu tavırlarla insanların zihninde oluşturduğu tabloyu bir anda darmadağın etmiş Yılmaz. Arkadaşı Ali Günaydın, “En son intihar edecek kişiydi.” diyor onun için.

İş hayatına fırıncılıkla başlayıp pastane işletmeciliğine geçen Yılmaz, dördüncü şubesini birkaç hafta önce açmış. Günaydın’ın, “Çok titiz, her şeyin en iyisini yapmak isteyen biriydi. Çok sevecen ve şakacıydı.” diye tarif ettiği Temel Yılmaz’ın iddia edildiği gibi ekonomik sıkıntıları yüzünden intiharı seçmiş olabileceğine inanmıyor. “Kimin borcu yok ki?” diyor Günaydın, “Sabancı’nın bile vardır.”

Vefatından bir-iki saat önce görenler bile hiçbir anormallik sezmemiş hâlinde. Kaymakam Zeki Arslan da Ali Günaydın gibi şaşkın Temel Yılmaz’dan ve diğer örneklerden bahsederken. O yüzden intihar vak’alarını konuşmak için oturduğumuz odasından bu olayların yaşandığı Torbalı nasıl bir yerdir sorusunun cevabını alarak kalkıyoruz. Onun da diğer yetkililer gibi Türkiye’nin hasılası durumundaki Torbalı için ‘ülkenin hâli pür melalini yansıtıyor’ demekten öte cevabı yok.

İntiharların sebebi psikolojik mi, sosyolojik mi?

Hemen bütün araştırmacıların atıfta bulunduğu Sosyolog Emile Durkheim; bireyle toplum arasındaki bağların zayıflaması ve toplumsal çözülmenin giderek gelişmesini, modern toplumun evrensel bunalımı olarak yorumluyor. Durkheim’a göre intiharların temel sebeplerden biri, kişinin bağlı olduğu din, politik zümre ya da ailesi tarafından korunmaması. İntihar oranlarının Protestan toplumlarda Katoliklerden daha yüksek olmasını da Protestanlığın Katolikliğe göre daha özgür ve hoşgörülü olmasına, yani bireyi kendi hâline bırakmasına bağlıyor Durkheim. Bu tezler, Torbalı sokaklarında dolaşıp insanlarla sohbet ederken gerçek anlamına kavuşuyor.

Bu haber toplam 3102 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Cinsiyetçiliğin Erkeğe Zararı?24 Kasım 2016 Perşembe 16:51
  • Hayatınızı Basitleştirin!17 Kasım 2016 Perşembe 18:25
  • Dopamin Seviyenizi Arttırmanın 10 Yolu14 Kasım 2016 Pazartesi 19:25
  • Uzun süreli ilişkinin sırları14 Kasım 2016 Pazartesi 19:09
  • “Burun Farkıyla” Gelen Tarz!14 Kasım 2016 Pazartesi 18:05
  • Düzenli Egzersiz ile Zihin Sağlığı İlişkisi10 Kasım 2016 Perşembe 10:54
  • Yanlış Kişiyle Beraber Olduğunuzu Gösteren 5 Madde10 Kasım 2016 Perşembe 10:39
  • Sarımsak, Uyku, Seks28 Ekim 2016 Cuma 18:36
  • Ergenliğe Hazır Mısınız?14 Ekim 2016 Cuma 20:08
  • Yoga Yapmanız İçin 5 Neden13 Ekim 2016 Perşembe 18:44
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim