• BIST 89.878
  • Altın 145,744
  • Dolar 3,6012
  • Euro 3,9233
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 10 °C

Tombul çocuk sağlıksız çocuk

Tombul çocuk sağlıksız çocuk
Fast-food tarzı yiyeceklerle beslenme, hareketsizlik, televizyon ve bilgisayar karşısında geçirilen saatler çocukluk çağı şişmanlığındaki en önemli faktörler olarak kabul ediliyor.

ACIBADEMHASTANESİ - İlkokul döneminde şişman olanların yüzde 25’i, ergenlik döneminde şişman olanların ise yüzde 70’i erişkin yaşta şişman oluyor. Hastalıklar, genetik faktörler ve fast-food tarzı yiyeceklerle beslenme, hareketsizlik, televizyon ve bilgisayar karşısında geçirilen saatlerin artması çocukluk çağı şişmanlığındaki en önemli faktörler olarak kabul ediliyor.

Ülkemizde uzun yıllardan beri kabul gören tombul çocuk sağlıklı çocuk anlayışı artık tamamen değişti. Yanlış beslenen ve yaşamın ilk yıllarında kilo alan çocukların ileride hem şişman, hem diyabet, hem de yüksek tansiyon hastası olma riskleri artıyor.

Acıbadem Hastanesi çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Murat Tuncer, Türkiye’de  9-17 yaş arası çocuklar üzerinde yapılan bir araştırma sonucuna göre obezite oranı erkeklerde  yüzde 11.2, kızlarda ise yüzde 9.4 olduğunu belirterek, “Bu oranın yüksek sosyoekonomik gruba mensup çocuklarda daha yüksek olduğu  gözlenmiştir. Amerika Birleşik Devletlerinin 3. Ulusal Sağlık taraması 12-17 yaşta  10 yıl içinde obezite oranında  yüzde 37’ ye varan bir artış olduğunu göstermiştir. Benzer artış ülkemiz için de geçerlidir.  Ayrıca 14-18 yaş arası okul çocuklarında 2001 yılında yapılan bir çalışmada şişmanlık oranı özel okul çocuklarında yüzde 30.1 iken ,devlet okullarında yüzde 14.8 bulunmuştur” diye konuşuyor.

Neden olan faktörler

Ergenlik döneminde şişmanlığın artmasındaki etkenler hastalıklar, genetik ve çevresel faktörler olarak üçe ayrılıyor. Şişmanlığa neden olan hastalıkların, endokrin, merkezi sinir sistemi ve genetik hastalıklar olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Murat Tuncer, sözlerini şöyle sürdürüyor: 

 “Ergenlik dönemindeki şişmanlıkta, bebeğin anne karnındayken ortaya çıkan sorunlar, erken süt çocukluğu beslenmesi, ailesel alışkanlıklar, damak tadının oluşumu, hazır yiyeceklerle, gazlı ve şekerli içeceklerle beslenmeleri etkili oluyor. Ayrıca reklamların da etkisini unutmamak gerekiyor. Çocukların hareket etmesi için uygun ortamların azalması, okula servisle gidip gelmek zorunda kalmaları, evde bilgisayar ve televizyon karşısında geçirilen sürenin artması, masa başında saatlerce sınava hazırlanmaları şişmanlık oranını artırıyor.”

Şişmanlığın neden olduğu hastalıklar

Şişmanlık günümüzde başlı başına bir hastalık olarak kabul ediliyor. Ancak şişmanlık birçok hastalık açısından riski artıran bir faktör özelliği de taşıyor..

Prof. Dr. Murat Tuncer, “Örneğin endüstri  toplumlarında yüksek tansiyonlu hastaların yüzde 65-75’inin aşırı kilolu olduğu biliniyor. Şişmanlığın ayrıca diyabetle çok yakın ilişkisi var” diyor.

Şişmanlık tedavisinde neler yapılmalı? 

Şişmanlığın tedavisinde kalıcı bir başarı multidisipliner bir tutumu gerektiriyor. Bu yüzden doktor, diyetisyen, psikolog  ve egzersiz danışmanının işbirliği gerekiyor. Prof. Dr. Murat Tuncer, diyetin planlanmasıyla ilgili şöyle konuşuyor:

“Ergenin diyeti beslenme alışkanlıkları düzeltilerek, gereksinimine uygun şekilde düzenlenmelidir. Enerjinin yüzde 55-60’ı karbonhidrattan, yüzde 25-30’u yağdan, yüzde 12-15’i proteinden gelecek şekilde diyet planlanmalıdır. Bunlara ilaveten diyetin daha doğrusu tedavi programının, ergenin sosyokültürel ve ekonomik durumuna uygun düzenlenmesi diyetin kabul edilme ve uzun süreli uygulanma şansını arttırır.”

Ailelere öneriler

Prof. Dr. Murat Tuncer, şişman çocukların zayıflamalarının sağlanmasıyla ilgili ailelere şu önerilerde bulunuyor:

  • Obez çocukların yüzde 8’inin ailelerinde de obez öyküsü olduğu için ailenin beslenme alışkanlıkları önemlidir. Bu nedenle ergende obezite riskinin önlenmesi için ailenin beslenme alışkanlıkları incelenmeli ve uygun görülmüyorsa mutlaka aileye beslenme konusunda eğitim verilmelidir.

  • Evdeki yanlış beslenme alışkanlıkları düzeltilmelidir. Mümkün olduğunca dışarıda yemek yerine  evde yeme ve  bu sırada radyo ,TV ya da kitap okuma gibi dikkati başka yöne uyaranlardan uzaklaştırılması sağlanmalıdır.

  • Öğünleri düzenli verilmeli, öğünler arası atıştırma önlenmeli, ilgi çekici enerji değeri yüksek ama besin değeri olmayan yiyeceklerden uzak tutulmalıdır.

  • Fiziksel etkinliklerin yapılmasına yardımcı olunmalıdır.

  • Okul yönetimi ile konuşularak  okul kantininde sağlığa ve beslenmeye uygun besinlerin satışının sağlanması için de mücadele edilmelidir.

  • Kilo problemi olan gençler kilo kayıpları oldukça, aile tarafından hep desteklenmeli ve uygun ödüller verilmelidir.  

  • Şişmanlığın tedavisi için her gün değişik diyetler geliştirilerek uygulanmaktadır. Bu diyetler birçok ergen tarafından tercih edilmektedir. Bilimsel dayanağı olmayan bu  diyetler insanları yanıltmakta ve sorunu çözmekten çok değişik sağlık sorunlarına ortam hazırlamakta hatta ergende davranış ve psikolojik bozuklukların yanında büyüme ve gelişmeyi de olumsuz etkilemektedir. Hızlı kilo kaybettirici ve ergenin günlük besin tüketimine uygun olmayan diyetler kısa süreli uygulandıktan sonra bırakılmakta ve bırakıldıktan sonra da daha fazla kilo alımına ve sağlık problemlerine neden olmaktadır.

  • Unutulmamalıdır ki, bu diyetler hızlı kilo kaybına neden olmaktadır. Ancak, bu kaybın nedeni yağ dokusundan çok, yağsız vücut kitlesinin (kas kitlesi) kaybı ile ilişkilidir. Böylece başta protein olmak üzere B grubu vitaminleri, kalsiyum, çinko, demir, fosfor ve magnezyum açısından yetersizlikler oluşmaktadır.

  • Ergende ilaç tedavisi uygulanmamaktadır. Ergenlerde obezite tedavisinde her zaman diyet, aktivite arttırımı ve davranış tedavisi olmalıdır.

  • Fast-food endüstrisinin giderek yaygınlaşması sonucu diyetle alınan yağ miktarının artışı ve televizyon-bilgisayar karşısında geçirilen zamanın fazlalığı çocukluk çağı obezitesinin en önemli nedenlerindendir. Obezite ile birlikte birçok sağlık problemleri de oluşacağı için her şeyden önce fast-food un çok büyük bir risk olduğu bilinmelidir.

Alo Acıbadem 444 55 44

Bu haber toplam 876 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Stresin En çok Etkilediği alan: CİLT22 Ağustos 2016 Pazartesi 12:35
  • Bütün Gün Oturarak Çalışıyorsanız Dikkat!28 Temmuz 2016 Perşembe 14:18
  • Kronik Hastalıklar Akıl Sağlığını Bozuyor05 Haziran 2016 Pazar 11:01
  • Oruç Tutarken Halsizliği Önlemenin Yolları!30 Mayıs 2016 Pazartesi 20:59
  • Kanserin Psiko-Sosyal Etkileri Var19 Mayıs 2016 Perşembe 13:19
  • Neden Kilo Alırız?18 Mayıs 2016 Çarşamba 18:57
  • Bilinçaltımız da Bizi Hasta Ediyor!09 Mayıs 2016 Pazartesi 11:59
  • Bebeklerde En Sık Karşılaşılan Sorun?02 Mayıs 2016 Pazartesi 20:07
  • İnatçı Depresyona Elektroşokla Müdahale20 Nisan 2016 Çarşamba 20:21
  • Çocuklar Neler Yutuyor?19 Nisan 2016 Salı 18:46
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim