• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 18 °C

Testosteron eksikliği depresyona yol açıyor

Testosteron eksikliği depresyona yol açıyor
Testosteron hormonundaki azalma, yağlanmada artış, kas kitlesinde azalma, konsantrasyon kaybı, cinsel isteksizlik ve depresyon gibi sorunları da beraberinde getiriyor.


NTV - İlerleyen yaşla birlikte erkek seks hormonu testosteron seviyesi düşüyor. Testosteron hormonundaki bu değişiklik, yağlanmada artış, kas kitlesinde azalma, konsantrasyon kaybı, cinsel isteksizlik ve depresyon gibi sorunları da beraberinde getiriyor.

Erkek seks hormonu (Testosteron) hem erkek hem kadın bedeninde üretilir. Hormon kadınlarda erkeklerden 3-4 kat daha düşük düzeylerdedir. Testosteron, erkeklerde testisler ve böbrek üstü bezlerinden salgılanır; sperm üretimi, tüylenme, sakal çıkması, ses kalınlaşması, libido, penis büyümesi gibi erkeğe özgü olan ikincil seks karakterlerinin gelişmesinde etkili olan bir hormon.

Kas gelişimi, kırmızı kan hücreleri, kemik yapan hücre üretimi ve yara iyileşmesinde önemli etkiye sahip olan testosteronun, ayrıca metabolizmaya etki ederek vücutta yağ yakımını hızlandırdığını söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Özay Tiryakioğlu, erkeklerde testosteron eksikliğinin neden olduğu sorunları anlattı:

ERGENLİKTE ZİRVEDE
Sağlıklı bir erkekte testosteron salgısı yaşamın değişik dönemlerinde farklılıklar göstermektedir. Ergenlik döneminde testosteron düzeyleri zirvededir. Bu yüzden bu yaşlarda vücutta yüksek libido ve aşırı fiziksel enerji mevcuttur. Otuz yaşından sonra testosteron üretiminde yavaş ve sürekli bir azalma oluşur. İlerleyen yaşla birlikte testosteron eksikliğine bağlı yakınmalar ve hastalıklar baş göstermeye başlar.

Testosteron salgısı yaşla birlikte azalmaya devam ettiğinden yaşlı erkekler genellikle genç erkeklerden daha düşük testosteron seviyesine sahiptirler. Bu azalma derecesi kişiden kişiye çok değişiklik gösterir. Yaşlı erkeklerin (65 yaş üstü) yaklaşık yüzde 15 ile 30’u normalin altında testosteron seviyesine sahiptirler.

CİNSEL İSTEKTE AZALMA OLUR
Ortalama yaşam süresindeki artma ile paralel olarak yaşlanmaya ve andropoza bağlı problemlerin artması ve geliştirilen tedavi yöntemleri çok güncel bir konu olmuştur. Türkiye’de 40 ile 70 yaş arasındaki erkeklerin yüzde 52’sinde cinsel performansta ve istekte azalma olduğu, ancak doktor başvurusunun azlığına bağlı bu rakamların gerçeğin oldukça altında kaldığı tahmin edilmektedir. Tüm bu bulguları özetlersek testosteron eksikliği şu sonuçlara yol açar:
 Seksüel fonksiyon (impotans) ve istek (libido) azalması, özellikle sabah ereksiyonlarında azalma,
 Entelektüel kapasitede azalma, konsantrasyon kaybı, yorgunluk, kızgınlık ve depresyon,
 Kas kitlesinde ve gücünde belirgin azalma,
 Kemik mineral yoğunluğunda azalma (osteoporoz), kolay kırık gelişmesi,
 Organ yağlanmasında artış (Obezite, Karaciğer yağlanması vs).

Andropoz aslen altta yatan sorunu göstermede çok doğru bir tanımlama değildir. Kadınlarda menopoz ile birlikte üreme özelliklerinin tamamen ve ani olarak bitmesine karşın, erkeklerde üreme kapasitesi ilerleyen yaşa rağmen devam edebilir. Bu nedenle “erkeklerde yaşın ilerlemesiyle oluşan androjen eksikliği” daha doğru bir tanımdır. 40- 70 yaşları arasındaki erkeklerde, serum serbest testosteron seviyelerinin yılda yaklaşık yüzde 1.2 oranında düştüğü gösterilmiştir.

ANDROJEN REPLASMAN TEDAVİSİ
65 yaş üstü erkeklerin yaklaşık yüzde 25-50’sinde testosteron düzeylerinde düşüş gerçekleşmekte ve androjen replasman (eksik hormonun yerine dışarıdan yapay olanı verme) tedavisi gerektirecek belirtiler ortaya çıkmaktadır. Yaştan bağımsız olarak; bazı genetik bozukluklar, şişmanlık, testis ve diğer bazı endokrin organların hormonal dengesizliklere sebep olan hastalıkları (büyüme hormonu, tiroid hormonları, insülin), alkol, stres ve vücud için yıkıcı etkileri olan kronik hastalıklar da kan testosteron düzeylerinde düşmeye sebep olabilmektedir.

TEDAVİDE MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIM
Testosteron yerine koyma tedavisi; uzman endokrinolog başta olmak üzere üroloji uzmanı, geriatri uzmanı ve hatta psikiyatri uzmanına kadar genişletilebilecek bir hekim konsültasyon grubu tarafından amacı, süresi ve kullanılacak preparatı belirlenerek uygulanması gereken bir iştir. Tedavinin artıları ve eksileri baştan hastaya anlatılmalıdır. Tedavi aracı olarak kullanılan testosteron preparatlarının ağızdan tablet olarak alınan formu, 2-3 haftada ya da 2-3 ayda bir kas içine iğne olarak uygulanan uzun ekili formları, doğrudan cilde uygulanabilen jel, merhem ya da bant olarak yavaş salınımlı cilt uygulamasına elverişli olarak uygulanabilen formuna kadar ürün zenginliği bulunmaktadır.

Her bir formun etki süresi, farklı yakınmaları düzeltmede farklı başarı şansı ve farklı yan etkileri bulunabilmektedir. Yan etkilerin kontrolü ve engellenmesi için belki de en önemli bilgi ilacın dozunun doğru, ya da hedef ulaşır bir şekilde ayarlanmış olması zorunluluğudur. Daha çok hastanın kişisel ve hastalığı ile ilgili özel şartları bu seçimde hekime yol göstermektedir. Tedavi sırasında düzenli olarak testosteron düzeyi ve ilaç preparatının yan etkileri açısından hedefi olabilecek karaciğer başta olmak üzere diğer organ fonksiyonlarının takibi için yapılan kan testleri ve kontrol ziyaretleri özel önem taşımaktadır.

 

Bu haber toplam 2071 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim