• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 18 °C

Sosyal Fobi = Otomatik Düşünceler

Psk. Nihal UYAR

● Derse/toplantıya geç kaldınız. Herkes içerde, siz kapıdasınız. İçeri girip dersin/toplantının geri kalanına katılabilirsiniz. O an aklınızdan geçenler:

“Geç kaldım. Öğretmen/patron kim bilir ne diyecek, diğerlerine rezil olacağım. En iyisi girmeyeyim.

●Bilmediğiniz bir şehirde yeni bir adres arıyorsunuz. Birilerine sorabilirsiniz. Ama aklınızdan şunlar geçiyor:

“Kime ve nasıl soracağım? Yanlış bir şey söylerim, saçmalarım ve herkes beceriksiz olduğumu düşünür. En iyisi sormayayım

● Okulda/işte bir sunum yapmanız gerekiyor. Her şeyi hazırladınız, hazırlandınız. Diğerlerinin önünde konuşma fikri bile sizi hasta etmeye yetti, ertelemek zorunda kaldınız ya da gidemediniz.

Yukarıdaki durum örneklerini kendi deneyimlerinize göre çoğaltabilirsiniz. Yaşadığınız bu durum, aklınızdan geçenler ve hissettikleriniz size bir şey anlatmak istiyor, nedir acaba? İçinizde, halledilmesi gereken meseleler ya da yerine doğrularının konulması gereken yanlış inançlarınız olabilir mi? Bakalım…

“İnsan sosyal bir varlıktır.”

 Bu cümleyi insanı tanımlayan, anlamaya çalışan hemen hemen her kitapta bulabilirsiniz. Peki ne oluyor da dersiniz, sosyal birer varlık olan bizler için, diğerleriyle ilişki kurmak, onlara kendimizi anlatmak ya da onların önünde bir performans sergilemek bu kadar zor bir hal alabiliyor? Bunun için Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi’ne bir göz atın derim. Sosyalleşmeden önce daha temel bir ihtiyacımızın giderilmesi gerekir, o da kendimizi güvende ve tehlikeden uzak hissetmek! Oysa yukarıda verdiğim bütün örneklerde birey kendisinin değerlendirileceği kaygısını yaşıyor. Yani güvende değil, dolayısıyla kaçıyor, kaçınıyor.

Yeni bir durumla karşılaştığımızda şiddeti kişiden kişiye değişmesine karşın, herkes benzer duygular yaşar. Böyle durumlarda asgari düzeyde kaygı/endişe duygusunu hissetmeniz doğal ve normaldir. Yaşadığımız bütün duyguların bir amacı olduğuna göre bu duygumuzun da bize anlatmak istediği bir şeyler olduğunu aklınızda tutun. Belli bir derecede yaşanan kaygının sizi söz konusu yeni durum/olaya hem fiziksel hem zihinsel olarak hazırladığını, dolayısıyla işlevsel olduğunu söylemek mümkündür. İşlevsel olmayan sizin olayları ya da durumları çarpıtılmış değerlendirme biçiminizdir.

Durumlar/olaylar bizim onlara kattığımız anlamlarla yaşamamızda var olurlar. Siz, herhangi yeni bir durumda aklınızdan geçen eleştiri, yargılama, alay cümleleri geçiyorsanız; bu olayın ya da durumun suçu değildir. Yüzünüzü kızartan, başınızı döndüren, midenizi bulandıran, gerginlik yaratan ve daha pek çok bedensel belirtilere neden olan sizin düşünceleriniz :

“Rezil olacağım.”

“Komik duruma düşeceğim.”

“Hata yapacağım. Benimle alay edecekler.”

Yukarıdaki düşüncelere bir göz atın. Zihninizden otomatik olarak geçirdiğiniz bu cümleler,  kendinizi olumsuz bir biçimde etiketlemenize,  bunun beraberinde yine kendinize ilişkin negatif değerlendirmelerde bulunmanıza ve dolayısıyla yetersizlik ve değersizlik duyguları yaşamanıza neden olur. Bu duygular görünmez bir döngü yaratır ve diğerlerinin yanında huzursuz hissetmek, rahat hareket edememek, rahat konuşamamak, rahat yemek yiyememek, ne söyleyeceğini bilememek gibi sonuçlar doğurur. Bu durumla yüz yüze kalan kişi, yaşadığı fiziksel, düşünsel ve duygusal zorlanmalar nedeniyle sosyal hayattan uzaklaşmaya ve yalnızlaşmaya başlar.

“Benimle ilgili kim bilir ne düşünecekler?”

Çıkış noktası bu düşünce gibi görünse de; yaşadığınız bu sıkıntı verici kaçınma durumunun altında şimdiye dek yerleşmiş ve otomatikleşmiş düşüncelerimizin olduğu bir gerçektir. Kendimizle öylesine ilgiliyiz, öylesine kendimizle konuşmaya dalmışızdır ki; konuşmalarımızın dışarıdan geldiğini varsayarız. Bir süre sonra bu seslerin kendimizden geldiğini unutur, dışarıdan bize söylendiğine emin oluruz.

İçinizde bu kadar çok ses varken ve bu sesler sizi bu kadar kötü hissettirirken kaçındığınız durumu zorla yapmanız, tek bir sonuca götürür sizi; ne bekliyorsanız onu yaşarsınız! Ve sonunda kendi kendinizi haklı çıkardınız. Alay dildiniz, rezil oldunuz, hata yaptınız. Bundan sonraki performansınız için bir öncekinden daha güçlü ve daha iddialı otomatik düşüncelerinizle baş başasınız, tabi davranışı hayata geçirmeye hala gücünüz varsa!

Şimdi size bir sır vereceğim. Yaşamınıza genel olarak bir bakın. Diğerlerinin sizinle ilgili olduğunu varsaydığınız düşünceleri bir gözden geçirin. Bunlar sizin düşünceleriniz olmasın?! Eğer öyleyse rahatlayın; çünkü değiştirebilirsiniz ve o zaman dünya değişir…

PSİKOLOG NİHAL UYAR

www.algipsikodrama.com

Bu yazı toplam 4778 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
AHMET UYAR
2013-08-22 14:16:36
DIŞARIDAN GELEN UYARTIMLARLA MÜCADELE
DIŞARIDAN BİLİNÇLİ OLARAK UYARTIM VERİLİYORSA (MOBBİNG GİBİ) VE SİZ BU KİŞİYE RAHASIZLIK VERDİĞİNİ ANLATIYORSANIZ AMA YİNE BİLDİĞİNİ OKUYORSA BU DURUMDA NE YAPMAK LAZIM.
esma toprak
2013-01-11 22:42:06
aslında..
sosyal fobiye sahibim ama sorunum diğerlerinin hakkımdaki düşüncelerini düşünmek değil en basit bir markete gittiğimde kasiyerle vs konuşamamak gereken ana işleri yapamıyorum sosyal fobim yüzünden ..
ozlem ozmen
2012-12-15 02:35:39
eksik noktalar
sn.yazar, yaziniz cok tanidik ve didaktif bunlari nlpcilerden deduyuyoruz zaten.sosyal fobi sureci boyle islemeyebilir,hasta cidden ilac kullanmak zorundadir bu utanci asmak adina ve beyinde bazi arizalar oldugu acik yani.elde degildr,belki konusmalardan yuksek seslerden sivelerden rahatsz oluyodur,insanlar konustukca zihninde agri kaliyodur ve travmanin ve mobbingin etkisiyle gelismistir..
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim