• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 4 °C

Sorular ve farkındalıklar

Hilmi Yavuz
Danimarka'da bir karikatüristin Hz. Peygamber'i aşağılayıcı bir karikatür çizmesinin ortaya çıkardığı kriz, neredeyse üç yıldır devam ediyor. Danimarka Başbakanı Rasmussen'in NATO Genel Sekreteri olarak atanması sırasında bir, deyiş yerindeyse 'artçı kriz' yaşandı:

Rasmussen özür dileyecekti, dilemedi. Üstüne üstlük, bu vesileyle mahut karikatür Danimarka'da çoğaltılıp fahiş fiyatla satılmaya başlandı...

'Cumhuriyet' gazetesinde Sayın İlhan Selçuk, 'Sorular Düşünmek İçindir' başlıklı yazısında (7 Nisan 2009) sözü, Türkiye'de Hz. İsa ve Hz. Meryem hakkında çizilen karikatürlere getirerek şunları yazdı:

'Biz bir de kendimize bakalım...

Kırk yıldır mizah-karikatür dünyamızda yaşıyorum...

Hz. İsa, Meryem, istavroz üzerine bizde çizilen o biçim karikatürlerin haddi hesabı yoktur...

Kimse farkında mı?'

Bir kere şunu hatırlatalım: İslam'da sadece Hz. Peygamber değil, bütün peygamberler kutsaldır ve Kur'an, peygamberlerle alay edilmesini yasaklamıştır. En'am Suresi'nin 10. ayeti, 'Ey Muhammed! And olsun ki, senden önce de birçok peygamberler alaya alınmıştı, onlarla eğlenenleri, alaya aldıkları şey mahvetti' buyurur. Dolayısıyla, Müslümanlar, başta kendi peygamberleri olmak üzere, Kur'an'da adı geçen peygamberleri, Kur'an'ın bu apaçık buyruğu dolayısıyla, Kutsal'ın alanında konumlandırmışlar ve onlarla alay edilmesini küfr saymışlardır.

Ve maalesef kimse, asıl bunun farkında değildir!

Daha önce de birkaç defa yazdım: Hıristiyanlık Söz'e bağlı bir vahye dayanmadığı için, Kilise Kutsal'ın alanını, günün koşullarına göre, dilediği biçimde düzenlemek yetkisine sahiptir. Hz. İsa'nın Kutsal'ın alanından çıkarıldığına ilişkin herhangi bir Sublimus Dei (Papalık Kararı) sözkonusu olmamıştır;-olması da elbette sözkonusu değildir; ama Avrupa resim ve heykel sanatında Hz. İsa ve Meryem figürlerinin kullanılmasının, dolaylı yoldan da olsa bir tür de-sacralisation ('Kutsal'ın dışına çıkarma) işlevi gördüğü de göz ardı edilemez. Avrupa sanatının Kutsal'ı, deyiş yerindeyse, Kilise alanı ile sınırlamaya doğru yönlendirdiği bile söylenebilir. Pazar günü kiliseye gittiğinde İsa ve Meryem tasvirleri önünde diz çöküp haç çıkaran bir Hıristiyan'ın, aynı tasvirleri bir Müze'de sergilenirken gördüğünde, haç çıkardığına tanık olmak mümkün değildir. Aykırı bir şey söyleyeceğim: Duchamp'ın, pisuvarı bir sanat objesi olarak sergilemesi, nasıl obje ile o objenin sergilendiği mekân arasındaki bağlamsal ilişkiye dayanıyorsa, burada da aynı durum geçerlidir: Hıristiyanlıkta Kutsal da bağlamsallaştırılmıştır: İsa tasviri Kilise'de kutsal, Müze'de profan'dır; -tıpkı pisuvar'ın müze'de sanat objesi, tuvalette ise sıradan bir obje olması gibi...

Bunun da kimse farkında değildir.

Hıristiyan kamuoyunun kendi kutsal/profan ayrımı konusunda koyduğu ölçütleri İslam'a taşıyarak Hz. Peygamber'i, aşağılayıcı bir karikatür konusu yapmasının Müslümanlar tarafından niçin kabul edilemez olduğunu vurgulamak gerekiyor. Bir Müslüman için Kutsal'ın alanı, bağlamla (bir mekânla, mesela Cami ile) sınırlanmış değildir. Müslümanlar, Hz. Peygamber'in adı, sadece camide ya da cami dışında ibadet ederken geçtiğinde, O'nu salât ve selamla anmazlar; cami dışında ya da ibadet eyleminin dışında da Hz. Peygamber'in adı geçtiğinde, aynı biçimde anarlar O'nu.

Pek iyi de, acaba bu farkın, farkında olunmuş mudur?

Batılıların, bu konuda Müslümanlardan 'hoşgörü' beklemelerinin de, bir mantığı yoktur. 'Hoşgörü' gibi daha çok profan alana ilişkin beklentilerin, Müslümanların Kutsal'ına karşı girişilen aşağılayıcı tavırlar için de yürürlükte olması gerektiği ileri sürülemez. Bir başka deyişle, 'dinsel hoşgörü', Kutsal'a yapılacak hakaretlerin görmezlikten gelinmesi anlamına gelmez.

Ya, kimse bunun farkında mıdır?

Hz. Peygamber'in kutsallığı, O'nun nübüvveti ile ilişkilidir. Nübüvvet de Vahy'e mazhar olmak, Vahiy almış olmak anlamında Kutsal'ın alanına girer. İslam dini, Vahiy'le belirlenmiş olan Kutsal'ın alanının daraltılmasını ya da Kutsal'ın alanının bağlamsallaştırılmasını kabul edemez...

Bu yazı toplam 3058 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim