• BIST 109.330
  • Altın 155,771
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 10 °C

Sınırsız özgürlük mutluluk getirmiyor

Sınırsız özgürlük mutluluk getirmiyor
Bazı çocuklar evde, okulda ve diğer sosyal ortamlarda kendi sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğini kestirmekte güçlük çekebilirler.

Böyle bir durumda etrafındakilerin bireysel hak ve özgürlüklerini çiğnemiş olurlar. Bu nedenle de sosyal uyum ve iletişimde birtakım sorunlarla karşı karşıya kalırlar. Bu durum bize "çocuk eğitiminde sınır koymanın önemini" hatırlatmaktadır. Sınır; iletişimde bireyin kendi varlığını başkasından ayırt etmesi, nerede durması gerektiğini bilmesi demektir.

Sınırlar çocuğu yaşama hazırlayıcı, destekleyici ve koruyucu işleve sahiptir. Sınır koymak, çocuğu doğru yönlendirmek içinde kılavuz niteliğindedir. Çocuk sahip olduğu özellikler gereği hayatında anlamlı olan, çerçevesi net olarak çizilmiş kurallara ihtiyaç duyar ki, bu sayede özgüveni gelişsin, kendini bir yere ait hissedebilsin ve kendine özgü olmayı öğrenebilsin. Çocuğa sınır koyma davranışını kazandıracak olan kişiler temelde anne ve babadır. Anne-babalar kendi içlerindeki arzu ve isteklerini daha objektif değerlendirmeliler."Biz görmedik, o görsün; biz yapamadık, çocuğumuz yapsın." türünden eğilimlerini ciddi olarak gözden geçirmeli ve yanlışlarından uzaklaşarak çocuklarına sınır koymalıdırlar. Sınırsız/kuralsız yetişen çocuk, görünürde sunulan bütün imkanlara rağmen, ruhsal anlamda kendisini yalnız ve güvensiz hisseder. Bu ortamda yetişen çocuk olgun bir kişiliğe ulaşamaz ve dolayısıyla da davranışlarının sonuçlarına katlanamaz. Bağımlı, güvensiz bir birey olarak yetişir. Her istediğini bir şekilde elde etmeyi öğrenen çocuk, ailesi ile daha fazla çatışma yaşayacaktır. Çocuk dürtülerini kontrol etmede zorlanacağı için, ebeveyn-çocuk ilişkilerinde sıkıntıların daha fazla olması da kaçınılmazdır. Sürekli hazzın peşinde "hemen, şimdi burada" düşüncesiyle işleyen bir benlik yapılanmasıyla hareket eder.

Psk. Dan. ŞENGÜL SARIGÜL / ZAMAN

Bu haber toplam 1396 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Giysi ve Psikoloji Arasındaki İlişki11 Temmuz 2017 Salı 00:14
  • Mültecilerle İgili EMDR Projesi'ine Uluslararası Ödül08 Temmuz 2017 Cumartesi 14:59
  • Korsanlara İlgi Duyma ve Şiddet Eğilimi İlişkisi08 Temmuz 2017 Cumartesi 11:02
  • İş Yerinde Mizahın Psikolojisi08 Temmuz 2017 Cumartesi 10:34
  • Psikologların Maaşı Ne Kadar?15 Haziran 2017 Perşembe 14:35
  • Uyku Terapisi Depresyon Tedavisinde Etkili mi?15 Haziran 2017 Perşembe 13:07
  • Anne Duygusunun Bebeğe Yansıması15 Haziran 2017 Perşembe 12:45
  • Selfiye Psikolojisi15 Haziran 2017 Perşembe 01:47
  • Psikiyatrik Rahatsızlıklar Boşanma Delili Olabilir mi?06 Haziran 2017 Salı 00:45
  • Psikolojik Hastalığı Olanlar Oruç Tutabilir mi?01 Haziran 2017 Perşembe 12:30
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim