• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 18 °C

Sigaradan Kurtulmanın Bilimsel Yöntemi

Sigaradan Kurtulmanın Bilimsel Yöntemi
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Kılınç, 'sigara içme hastalığını' nasıl tedavi ettiklerini anlattı.

Sigara bırakma dileğini belirten kişileri öncelikle bir eğitim toplantısına çağırdıklarını, 45 dakika süren bu toplantı boyunca kişinin nasıl bir durumla karşı karşıya olduğunu, hekimler olarak sigara içmeyi tıp gözüyle nasıl algıladıklarını, kişiyi bu durumdan kurtarırken neler yaptıklarını anlattıklarını belirten Prof. Dr. Kılınç, ''Sonra bizimle işbirliği yapıp bu hastalıklarını tedavi ettirmek isteyenleri polikliniğe davet edip ilk bir ay içinde 4 kez randevu veriyoruz. Daha sonra da 6 ay boyunca ayda bir, sonrasında 3 ayda bir olmak üzere 1 yıl boyunca hastalarımızı takip ediyoruz'' dedi.

Prof. Dr. Kılınç, ilk başvuruda kişinin sigaradan ne zarar gördüğüne dair basit tetkikler yaptıklarını, tümü devlet tarafından karşılanan bu tetkiklerde sigaraya bağlı bir hastalığa işaret eden bir sorun çıkarsa o yönde incelemelerini sürdürdüklerini, çıkmazsa sigara bırakma tedavisini yönetmeye başladıklarını ifade etti.

SİGARA BIRAKTIRMA İLAÇLARI

Sigara bıraktırma sürecinde bilimselliği kanıtlanmış üç tedavinin olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kılınç, şöyle devam etti:

''Nikotin bantları, sakızları ve dil altı tabletleri var. İki tane de hapımız var. Bunlar Sağlık Bakanlığı tarafından sigara bıraktırma başarısı kanıtlanmış ve zararlı olmadığı, yan etkileri tolore edilebilir olan ilaçlar. Bunun dışında bazı sigara bıraktırdığını iddia edilen yöntemler var. Biorezonans, akupunktur, hipnoz, moraterapi gibi. Bunlar bilimselliği kanıtlanmamış, bilim camiası tarafından sigara bırakma başarıları ispatlanmamış yöntemler olarak isimlendiriliyor. Bu yöntemleri kullanıp bırakanlar da olabiliyor, ama bunlar o yöntemin etkinliğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda elimizde bilgi yok. Dolayısıyla vatandaşlarımızın bu konuda dikkat etmesi gerekiyor. Pahalı yöntemler ve tedavi başarısı garanti olmayan yöntemler. Dolayısıyla devletin onay verdiği bilimsel tedavileri kullanmaları, yapacakları girişimde başarılı olma şanslarını artıracaktır.''

İlaçlı ve ilaçsız bırakma arasındaki farkın sorulması üzerine Kılınç, ''İlaçsız da bırakılabilir, ama 10 hastanın birisi bırakabiliyor. Bunu anestezisiz ameliyat olmaya, diş çektirmeye benzetebiliriz. Buna gerek yok. Biz uygun yöntemlerle, kişiyi zora sokmayacak yöntemlerle bunu kolaylıkla başarabiliriz'' dedi.

HASTALIK OLARAK KABUL ETMEK YETERLİ

Prof. Dr. Kılınç, bir bağımlılık olduğu için işin psikolojik boyutunun öneminin sorulması üzerine, ''Sadece psikolojik boyut değil, yapılan ilaç tedavisine ek olarak kişinin bir kere sigara içmeyi hastalık olarak kabul etmesi ve diğer hastalıklara davrandığı gibi davranması gerekiyor'' dedi.

Bırakma sürecinde kişinin sigaradan ayrılmak için buna uygun davranması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Kılınç, ''Eskisi gibi içmeye devam ederse, eski içtiği ortamlarda kontrol edici önlemler almazsa o zaman zorlanıyor tabii ki. Bir tansiyon hastasının turşu suyu içerek, 'İlacımı kullanıyorum, ama tansiyonum kontrol altına alınamıyor' demesi gibi bir şey. Bu nedenle hastalığını kabul etmek psikolojik açıdan çok önemli'' şeklinde konuştu.

İkinci olarak kişinin kullandığı sigaranın kendine dost değil, düşman olduğunu kabul etmesi gerektiğini, eğer kişiler kafasında sigaranın içindeki zehirleri zehirsizleştirdiğine dair birtakım inanışlara sahiplerse ''Spor yapıyorum'', ''Vitamin kullanıyorum'', ''Brokoli yiyorum'', ''Selenyum içiyorum'', ''Dedem 80 yaşına kadar içti bir şey olmadı, genetiğim sağlam'', ''Şu ana kadar içtim bana bir etkisi olmadı, herhalde bana zarar vermiyor'' gibi birtakım gerçek olmayan düşünceleri savunurlarsa ve bunları gerçek gibi algılarlarsa o zaman bırakmalarının zorlaştığını söyledi.

Prof. Dr. Kılınç, ''Ama sigara bir numaralı katildir ve birlikte olduğu herkese eninde sonunda zarar verecektir. Eğer bu katilin gerçek yüzünü tanırlarsa, bu katilden kurtulmak için önlerinde engel olarak gördükleri her şeyi eğitim almış hekimlerle halledebilirler'' dedi.

ZARARLARINI BİLE BİLE İÇENLER

Sigaranın katil olduğu artık herkesçe bilinen bir gerçek olmasına rağmen içilmeye devam edilmesinin nedenlerinin sorulması üzerine Kılınç, şu karşılığı verdi:

''Yüksek dozdaki nikotin içeriğinin hızlı keyif vermesi, bunun baş sorumlusu. Bu hızlı keyiften mahrum kalmamak için ya da yaşadıkları birtakım zorlukların çözümüymüş gibi sigarayı kodladıkları için zararlarını göz ardı ediyorlar. Beyinde bozulmuş olan bu mekanizma nedeniyle aslında içimi sürüyor. Dolayısıyla ilaç tedavisi bunun ortadan kaldırılması, sigaranın beyinde bitirilmesine yardımcı olan en önemli tedavilerden birisi. Bunun yanında sigarayı gerçekten düşman görmek. Yani 'zarar verir, kanser yapar, KOAH yapar' diyoruz ama içenler buna çok ikna olmuyorlar, kendilerinde bunun işaretlerini görmedikleri zaman. Ama görmeye başladıkları zaman 'Bu bana söylenmişti' demeye başlıyorlar. Bizim amacımız gerçekten onun riskli tehlikeli olduğunu onlara inandırabilmek. Bunu tabii birebir görüşmelerde daha kolay yapabiliyoruz. Çünkü her sigara içen birbirinden farklı. Herkese farklı yaklaşım gerekiyor. Bunu da eğitim almış olan hekimler çok iyi biliyorlar. O nedenle nasıl her tansiyon hastası birbirinden farklıysa, her sigara içenin sigara içme durumuna göre de yapılacak müdahaleler birbirinden farklıdır.''

Prof. Dr. Kılınç, sigara bırakma tedavisinin ''battaniye usulü'' bir tedavi olmadığını, kişiye özel yapılması gerektiğini, belirterek, ''Keşke standart bir tedavi olsa, televizyondan ilan etsek, herkes de bunu yapsa ve sigarayı bıraksa. Maalesef böyle bir tedavi yok. Onun için kişilerin sigara bırakma polikliniklerine ve bu işin eğitimini almış hekimlere ulaşması çok önemli. Bu şekilde müdahale edilen kişilerde bırakma başarıları çok yüksek'' diye konuştu.

''Merkeze başvururken, bırakmak için kararlı olmak mı gerekiyor, yoksa böyle bir hastalığım var, doktor beni iyi et demek yeterli mi?'' şeklindeki soruya Kılınç, ''Kesinlikle ikincisi yeterli. Çünkü kişiler, 'Beyninde bitir gel, kararını kesin ver gel' dediğinizde kafasında kendi kendine çözemediği birtakım sorularla başbaşa kalıyorlar. Hâlbuki o çözemediği, onun için çok zor olan sorular eğitim almış sağlık çalışanları tarafından anında kolaylıkla çözülebilecek sorular. Dolayısıyla bırakmayı istemese, ya da yakın zamanda düşünmese veya çok az düşünse bile hekime başvurarak kafasındaki soruları paylaşıp, 'Ben şu şu gerekçelerle sigarayı terk edemeyeceğimi düşünüyorum' demesi, hekimin ona yardımcı olmasına aracı olabilir'' yanıtını verdi.

KADINLARIN VE ERKEKLERİN BIRAKMA ZORLUĞU FARKLI

Prof. Dr. Kılınç, sigarayı bırakmada en büyük engelin sorulması üzerine, bunun kadınlarda ve erkeklerde farklılık gösterdiğini söyledi. Kadınlar için kilo almanın baş engel olarak gösterilebileceğini dile getiren Kılınç, bırakma sürecinde kilo alınsa bile bunun kaçınılmaz bir sonuç olmadığını, buna katı bir diyet uygulamadan, yöneterek destek verdiklerini bildirdi.

Prof. Dr. Kılınç, erkekler için de daha çok sigaranın zararını engellediğini düşündüğü birtakım aktivitelere sahip olunması olarak gösterirken, ''Bir de aşırı güven oluyor, bırakamayacağını düşünen bir kişi uygun müdahaleyle kolayca bıraktığında, 'Çok zor değilmiş, istediğimde bırakabiliyorum' deyip bıraktıktan sonra sigaraya tekrar dönme riski oluyor. Ya da sigarayı bırakırken el ayak titremesi, konsantrasyon dağınıklığı, baş ağrısı uyku bozukluğu, sinirlilik, gerginlik gibi bazı durumlar var. Ama bunlar da ilaçla halledilebiliyor'' şeklinde konuştu.

Merkezlerin sigara bıraktırma başarısına dair soruya Kılınç, ''3 aylık tedavi başarılarına baktığımızda, yani tedaviye başladıktan sonra 3. ayda, 10 kişiden 7'sinin bıraktığını görüyoruz. Yani ilk 3 ayda bırakma oranı yüzde 70. Sağlık Bakanlığı'nın sigara bırakma ilaçlarının ücretsiz verilme projesinin etkisi büyük. Bir de tütün kontrolü konusunda şimdiye dek olmadığı kadar bilim insanlarıyla işbirliği içindeler'' dedi.

NTV Ve Ajanslar

Bu haber toplam 2227 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Uyku Hakkında Bilmediğimiz İlginç Bilgiler22 Şubat 2017 Çarşamba 09:02
  • Sağlık haberleri ‘sağlıklı’ bilgiler veriyor mu?”24 Kasım 2016 Perşembe 18:52
  • Kaç saat uykuya ihtiyacınız var?07 Kasım 2016 Pazartesi 23:06
  • Enerji İçecekleri Hepatit Riskini Artırıyor!07 Kasım 2016 Pazartesi 18:37
  • Depresyon Alzheimer riskini artırıyor21 Eylül 2016 Çarşamba 18:19
  • Stresin En çok Etkilediği alan: CİLT22 Ağustos 2016 Pazartesi 12:35
  • Bütün Gün Oturarak Çalışıyorsanız Dikkat!28 Temmuz 2016 Perşembe 14:18
  • Oruç Tutarken Halsizliği Önlemenin Yolları!30 Mayıs 2016 Pazartesi 20:59
  • Kanserin Psiko-Sosyal Etkileri Var19 Mayıs 2016 Perşembe 13:19
  • Neden Kilo Alırız?18 Mayıs 2016 Çarşamba 18:57
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim