• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 2 °C
  • Ankara -7 °C

Sevgilinizi Geri İstiyorsanız En İyisi Sessiz Kalmak

Sevgilinizi Geri İstiyorsanız En İyisi Sessiz Kalmak
Bazen bitmiş gibi görünen bir ilişkinin sadece tıkanmış olduğunu görüyoruz. Bir-iki sihirli dokunuşla yeniden başlayabiliyor.

Bu son arayışım, bir daha aramam bak!

Bazen bitmiş gibi görünen bir ilişkinin sadece tıkanmış olduğunu görüyoruz. Bir-iki sihirli dokunuşla yeniden başlayabiliyor.

Geçtiğimiz yıllarda bir danışanım, çok sevdiği erkek arkadaşı tarafından ağır hakaret edilerek terk edilmişti. Adam çok yakışıklı biri değildi. Zengin, hiç değildi. Harika, karşı konulmaz bir kariyeri de yoktu. Bütün bunlara karşılık, genç kadın oldukça güzeldi. Uzun boylu, alımlı, kariyer sahibi ve başarılıydı. Aslında kimi istese elde edebilecek kapasitede bir kadındı. Gelin görün ki, kendisi bunların farkında olamıyordu. Ne genel müdürler, ne doktorlar kur yapmışlardı ona, ama o hiçbirinden elektrik alamıyordu bir türlü. Hatta uzun bir trans çalışmamız sırasında bilinçaltında şöyle bir yargı sakladığı ortaya çıkmıştı: "Zenginler mutsuz olurlar. Erkekler aldatır, kadınlar konken ya da kumar oynar. Çocuklar yalnız büyür. Sadece fakir olanların duyguları samimidir. Gerisi yalandır." Bu yargılar için Türk dizilerine teşekkür etmemiz gerekiyor. Bu güzel kadın, sevgilisinin günün birinde kendisiyle evlenmesini istiyordu. Ama ilişkinin çerçevesini çizmek isteyen bir kadının bunu açıkça sözlü olarak ifade etmesi, o ilişkiye zarar veriyor. Hevesini, heyecanını söndürüyor. Erkeğe köşeye sıkıştırılıyormuş hissi verebiliyor. Burada biraz daha flört diliyle bunu anlatmakta yarar var. Sevgilisi, genç kadının evlilik baskısını hissettiğinde, ona çeşitli hakaretler sıralamış, aşağılamış, zaten onu hiç beğenmediğini, güzel bile bulmadığını söylemişti. Zaten ilişkileri boyunca çok kaba davranmıştı. Bir kez olsun ona bir buket çiçek dahi almadığı halde, özür dilemek bir yana, bu kaba özelliğiyle övünüyordu. Ve genç kadın, bu tip durumlarda yapılması gerekenleri yapamıyor, rest çekemiyor, onu bırakamıyordu. Bilinçaltı, onun başka bir adama âşık olmasını adeta engelliyordu. Değersizlik kök duygusu çok baskındı.

TELEFON AÇMAYIN

Birlikte çalışmaya başladık. Bir partneri geri istiyorsanız ve hiç umudunuz yoksa, yapabileceğiniz en akıllıca hareket, tamamen sessizliğe gömülmektir. Kendi içinizden onu bırakın. Hatta bırakamayacağınızı düşünüyorsanız bile, bunun provasını yaptığınızı düşünün. Ama kararınızı asla açıklamayın. Uzun, açıklayıcı mailler falan yazıp yollamayın. Telefon açmayın. Hislerinizi açıklamayın. Onun sizi merak etmesine izin verin. Her zaman yaptığınızın tam tersini uygulayın. Bir erkek size, örneğin üç birim sevgi vermiş ve bu şekilde sizinle yatağa girebilmişse, ama siz 10 birimlik sevgi ve ilgi bekliyorsanız, bunu asla alamazsınız. (Tabii buradaki üç birim sevginin bir açıklaması yok. Sadece size bir fikir versin diye sayısal ifade ettim.) Bir süre görüşmedikten sonra yeterince sessiz kaldıysanız ve eğer erkek sizi merak etmişse, küçük bir mesaj atabilir. "İyi bayramlar!" ya da "Naber kız?" gibi... Bu size tanıdık geliyor mu? Kadındaki ilk tepki, "İşte benim değerimi anladı, bana geri dönecek," diyerek heyecanlanmaktır. Oysa oyunun bundan sonraki kuralı, tıpkı bir pazarlık masası gibi olmalıdır. Bu tip küçük mesajlara sessiz kalmalısınız. Genellikle kadınlar buna cevap vererek aslında erkeğin ağzından pişmanlık ya da aşk sözcükleri duymak için fırsat yarattıklarını düşünüyor, ama erkek bunu yapmaz. Sadece aklında şu vardır: "Bu kadın üç birimlik, daha fazlasını vermeme gerek yok." Sessiz kalmaya devam edin. Aramaya çalışacaktır. Açmamanızı öneririm. Bir süre sonra hâlâ sessiz kaldığınızda, rest çekebilir. "Bu son arayışım, bir daha aramam bak!" gibi... Buna da kanmayın. Muhakkak yeniden şansını deneyecektir. Bu aralarda ufacık bile olsa, tek kelimelik bile olsa cevap yazarsanız tüm şansınızı kaybedersiniz. Bu dönemde aslında erkek, size verdiği değeri üç birimden yavaş yavaş yükseltmeye başlıyor. Ve siz de kendi değerinizi idrak ediyorsunuz. Önemli olan, kendi değerinizi fark etmenizdir. Size yeterince değer vermeyen bir adamla işiniz olmasın zaten... O eski danışanım şimdi evli ve çok mutlu. Çünkü hem kendisini daha çok sevmeyi öğrendi hem de karşısındaki erkeğin aslında böyle kadınlara daha çok saygı gösterdiğini ve hiç kimsenin saygı duymadığı birine âşık olamayacağını idrak etmiş oldu. Unutmayın... Kendinize siz değer vermezseniz başkası hiç veremez.

Seda Diker

Bu haber toplam 14697 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
A.Y
2011-05-31 13:22:29
çözümBir i değil
Bunu malesef bende yaşadım ama gerçekten seven biri bunu yaşatmaz.Sessizde kalsanız arkadaşında dediği gib öncelik o kişiden vazgeçmek olmalıdır.Bu ilişki hem hastalıklı bir hal alır ve karşılıklı sevgi saygı çerçevesi içerisinde asla yaşanamaz.Bizi hakedecek çok güzel insanlar çıkacaktır karşımıza:)
kara murat
2011-05-25 19:49:08
pazarlık..
biraz saçma..sevgide karşılık olmalıdır..sevginin pazarlığımı olurmuş.....seviyorsa mesaj beklemesine, kendini ağırdan satmasına gerek yok....duygular direk dile getirilerek konuşulabilir.
canbe
2011-05-25 15:05:19
Buna benzer duyguları ortalama herkes yaşamıştır..Ama biz insanların doğasında olan en büyük gerçek kaçan kovalanır felsefesidir..hep biz,bizi istemeyeni istemekte.bize acı vereni tercih ederiz hep..Ve belkide yaptığımız en büyük yanlış:karşıdakinin odak merkezine yerleştirip,artık kaybetme korkusunu yaşamamasını sağlamaktır...oyüzden yapılması gereken asıl şey;vazgeçmeyi denemektir,eğer gerçekten değer vermişse karşıdaki kişi zaten bunu göze alamaz..
Diğer Haberler
  • “Burun Farkıyla” Gelen Tarz!14 Kasım 2016 Pazartesi 18:05
  • Düzenli Egzersiz ile Zihin Sağlığı İlişkisi10 Kasım 2016 Perşembe 10:54
  • Yanlış Kişiyle Beraber Olduğunuzu Gösteren 5 Madde10 Kasım 2016 Perşembe 10:39
  • Sarımsak, Uyku, Seks28 Ekim 2016 Cuma 18:36
  • Ergenliğe Hazır Mısınız?14 Ekim 2016 Cuma 20:08
  • Yoga Yapmanız İçin 5 Neden13 Ekim 2016 Perşembe 18:44
  • Pedagog Adem Güneş 'Çocuklar Öğlen Uyumalı Mı?'04 Ekim 2016 Salı 21:11
  • Mutluluk Genetik Mi?30 Mayıs 2016 Pazartesi 19:51
  • Çocuğunuzun öğrenme stilini biliyor musunuz?26 Mayıs 2016 Perşembe 18:56
  • Türkiye'de Gençler Ne Kadar Mutlu?19 Mayıs 2016 Perşembe 18:54
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim