• BIST 109.024
  • Altın 151,143
  • Dolar 3,6591
  • Euro 4,3237
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 21 °C

SEVENİMİZ OLSAYDI SERSERİ OLMAZDIK

Rukiye KARAKÖSE

Sevilme ihtiyacı o kadar evrensel bir duygudur ki, yaptığımız çoğu şeyde motivasyonumuz budur. En güçlü görünenlerimiz bile aslında sevilmek, hem de çok sevilmek isteriz…

Bu hepimizin yumuşak karnı yani zaafı olan taraf, öyle büyük bir yer kaplıyor ki iç dünyamızda, hayatımızdaki birçok eylemin belirleyicisi… Hani karnımızı doyurmak o an için mümkün değilse bulabildiğimiz herhangi bir yiyecekle alelacele açlığımızı bastırırız ya, işte yaptığımız birçok eylemi de sevgi açlığımızı “bastırmak” için yapıyoruz. Nasıl mı? Bizi sevsinler diye insanlara rüşvet dağıtıyoruz. Özgür irademizle yapmayacağımız fedakârlıkları bizi bırakmasınlar diye sevdiklerimize yapıp kendimize bağımlı hale getirmeye çalışıyoruz. Çünkü yeterince saçımızı süpürge edersek karşımızdakini kendimize borçlu kılarak onun bize olan bağımlılığını garantilemiş oluyoruz bir bakıma.

Bir alaturka şarkı vardı hani TRT’de Emel Sayın’ın okuduğu: “Sevilmeden yaşanmaz, hayatın tadı olmaz, sevgiye hiç doyulmaz, sevgisiz yaşayamam” diyen… Anlatmış işte benim söylemeye çalıştığım manzarayı. “Sensizliktense ölürüm daha iyi” denen evreye tekabül ediyor aşağı yukarı, “sevgisiz yaşayamam”. Ara sıra güzide bayan “sanatçı”larımızın beyanatlarını okuruz: Yok efendim “sevdiğimin ayaklarını yıkarım, beni aldatsa da kabul ederim, beni gerçekten seven biri için kul köle olurum” lar, gösteriyor ki ayakları üstünde durabilen (!) bu bayanlar dahi “partner”lerine “sev beni, sev beni, n’olur terk etme beni!” mesajı vermekteler. “Canım hepimiz sanatçı mıyız allah aşkına, ‘normal’ insanlardan bahsetsene” diyebilirsiniz. Haklısınız velâkin hangimiz tamamen normaliz ki kuzum? (Psikolojide “normal” dediğimiz kısım çan eğrisinin kahir ekseriyete tekabül eden miktarıdır ki normal kavramı kültürden kültüre fevkalade değişkenlik arzeder. Bu ilmî mevzua burada bir es verip konuya devam edeceğim efendim)

Kendini gösterme, tanınma, sevilme isteği neredeyse bir toplumsal histeri boyutuna ulaştı. Popstar / big brother yarışmalarına akın eden genç insanlara bir bakınız. Filhakika eskiden ayıptı alenen, bağıra çağıra kendini kamunun onayına sunmak. Ancak şimdilerde insancıklar “ben de kendimi göstermek istiyorum” diye kendilerini ortaya atıyorlar. Ne olacak kendilerini gösterince peki, başları göğe mi erecek? Hayır ama hayatlarındaki en büyük boşluğu doldurmayı umuyorlar bu yolla, insanlar onları tanıyacak, sevecek, hayran olacak yani varlıklarını onaylayacak. Ahmet Altan’ın kadınlar için söylediği çoğumuza uyar aslında: “Asla yeterince sevilmediniz”.

“Sevgisizlik bütün kötülüklerin anasıdır” denir. Şu an yeryüzünde zulmü yaygınlaştıranlar sevilmeden büyümüş umutsuzlardır. Katillere, zalimlere, diktatörlere bakınız; sevilmemiş talihsizlerdir. Değil mi ki her birimiz yüce yaratıcının ruhundan üflenmiş bir ruh taşıyoruz, değerimize inanıp sevilmeyi istemekten daha doğal ne olabilir? İsteriz istemesine ama isteklerimiz, ihtiyaçlarımız karşılanmayınca engellenme duygusu yaşar ve agresifleşiriz. Kimimiz depresyona girer, hayata küser, kimi kırar döker ve hayatla savaşır, kimi de sosyopat olur can yakar…

Bu duygunun öğrenildiği çağ da çocukluk çağı bildiğimiz üzere… Sevilme duygusunu tadarak büyüyorsa eğer bir çocuk, temel güven duygusu oluşur, içgüdüleri ehlileşir ve bunun sonucunda sosyalleşerek bencilliğinden arınması mümkün hale gelir. İçimizdeki bu ihtiyacın doyasıya karşılandığı bir dünya ne aydınlık, ne kadar erdemli olurdu. Hayal etsenize…
*Balıkesir’de bir duvar yazısı, yazanlar: Ali-Ulaş 

www.rukiyekarakose.com

Bu yazı toplam 4054 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
m.rv
2009-09-15 18:19:50
s.aleyküm
rukiye hanımı tanımadığınız açık ve net onda ki kocaman yüreği bilememiz büyük kayıp kendisinin anlatmak istediklerini keşke anlayabilseniz onu üzeni üzerim
Eylem Göktaş
2009-09-14 23:07:56
Sevgi Sandığımız Bazen de Bağımlılıktır
Sevgi sandığımız şey bazen de bağımlılıktır. Ya da karşımızdakini kendimize bağımlı kılmaktır. Sağlıklı sevgi ise iyileştiricidir. "Sevilen" insan kolay kolay "kötü" olamaz. Ama aşırı üstüne düşülerek egosu kabartılmış kişi, mutsuz da olur zarar da verir. Yazı içimde bir yerlere dokundu. Teşekkürler...
ahmet ateş
2009-09-13 17:14:42
sevgi zaten tatmin eden bir şeydir bunun kişiseli mi olur?
Sevgi gibi sınırsız bir ummana sınır çizmek şu kadarı metresine sınırda sevgi şundan sonrasına abartılı sevgi demek havadaki oksijeni metre alıp ölçmeye benzer.Sevgi zaten kişisel tatmin içindir.Anne karşılıksız yavrusunu sever ve bu onu doyurur.Sevginin karşılıklısı olmaz zaten.O yapay bir duygudur.Ancak insan fıtratın a konulmuş sınırsız sevgiyi sınırlı mahlukta kullanırsanız tatmin olmaz zaten sınırlı mahlukta sınırsız sevgide boğulur rahatsız olur kabul etmez.Sınırsız sevgi sonsuz sevgiye muhabette layık yaratıcıya odaklanırsa tam tatmin olur.bu demek değildir ki yaratıklara sevgi dağıtılmaz veya gösterilmez.Zaten yaratılanı severiz yaradandan ötürü.Sevginin yönü yine şaşmaz.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim