• BIST 110.377
  • Altın 155,810
  • Dolar 3,8543
  • Euro 4,5433
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 8 °C

SENİN STİGMAN VAR MI?

Volkan KUMAŞ

"Yaftalamadan Düşünün!"  İlk duyduğumda dikkatimi çekti, düşündüğümde ise zihnimi kurcalamaya başladı Zaman gazetesinin yeni reklâm filminde kullandığı slogan. İnsanlara önyargı ve yaftalayarak bakmanın yanlışlığına vurgu yapmak için seçilmiş güzel bir slogan olduğu kesin. İnsan olarak en büyük zaaflarımızdan birine dikkat çekildi ve kendi şablonlarımız ile yaptığımız etiketlemeler geldi aklıma.

“Yaftalamak” Eski Yunancada “Stigma” demek… Günümüz medeni toplumlarından(!) Yunanlıların ataları eski Yunan medeniyetinde kölelerin, ağır suçluların, hainlerin, (çok af buyurun) fahişelerin, pezevenklerin, yüzlerine toplum içinde tanınmalarını sağlayacak bir işaret koyarlarmış. Hem de kızgın demirle. Öyle ki bu yafta hiç çıkmasın, kişi her gittiği yerde bu yaftasıyla anılsın, tanınsın isterlermiş.

Bu tür stigmalar (yaftalamalar) günümüzde artık yok ama ya manevi stigmalarımız. İnsan zihninden atamadığımız, alıp da bir köşeye atamadığımız düşüncelerimiz. Onları nereye koyacağız?

Stigma kavramı zaman içinde farklı anlamlarda kazanmış. Biyolojiye de girmiş, psikolojiye de. Ama psikolojide özünden bir şey yitirmemiş. Stigma genel olarak toplumun psikiyatrik bozukluğu olan insanlara karşı gösterdiği tutumu ifade etmek için kullanılır. Eski yunanda hem fiziksel hem psikolojik olarak verdiği zararı günümüz toplumunda psikolojik olarak vermeye devam etmekte. Özellikle psikiyatrik bozukluğu olan hoşlanmadığımız insanlara karşı.

Ben bu kavramı ağaç olmaktan çıkarıp orman olarak ele almak istiyorum. Psikiyatrik bozukluğu olan insana değil, tüm insanlara dair genel bir bakış açısı üzerinden gidelim. Kişilerle iletişim kurulamayacağına olan inancımız ve sağ olsun o müthiş bakış açılarımız önce stigmayı/yaftayı/damgayı hazırlıyor, sonrada buna dayanarak bu kişileri gerçek dünyadan dışlayarak kendi dünyalarına hapsediyor. Farkında mısınız bilmiyorum ama bunu yaparken de hiçbir ayrıma gitmiyoruz. Ne iyisi ne kötüsü, ne kadını ne erkeği, ne hastası ne sağlamı, ne genci ne yaşlısı. Herkes nasibini alıyor. Yaftanız hoşunuza gidiyorsa siz şanslısınız. Ama her zaman şanslı olamayacaksınız bunu da bilesiniz.

Belediye otobüsünde özürlü kartımı gösterdiğimde şoför gözleriyle beni muayene ediyor, neresi eksik diye bakıyor. Rencide oluyorum. Kartı kullanmaktan vazgeçtim." diyen özürlü vatandaşta,  " Sen ne diye namaz kılıyorsun ki, senin gibilerin namazı kabul olmaz diyen" arkadaşlarınızda , “İşimi iyi yapıyordum, ama tedavi gördüğümü öğrenmişler, sözleşmemi yenilemediler" diyen hasta bir insan da, bizim gibi sağlıklı insanların(!) düşünce yapısının ne kadar sağlıklı olduğunun da bir göstergesi herhalde. Bir düşünün bakalım en son ne zaman birileri için bir etiket(yafta/stigma) tasarladınız.

Eskiden ruh hastalarının içindeki şeytanı çıkarmak için kafatasını delerlermiş, bizler belki kafatasını delmiyoruz ama kalbine en güzel deliği açıyoruz. Öyle ki sağlıklı insanları bile bir anda cinnetin kucağına itebiliyoruz. Nede olsa stigma yapmak gibi bir lüksümüz var. Ve işin güzel tarafı da biz yapalım ama bize yapmasınlar düşüncesine olan bağlılığımız. Okul yıllarınızda takılan yaftalarınız, iş yaşamında farklı yaftalarla yer değiştirir.

Kavramın tam olarak ne anlama geldiği konusunda sanırsam mutabakat sağlamışızdır. Bu kavramın en büyük getirisinin de önyargı ve ayırımcılık olduğu aşikâr. Ayırımcılığın sonunda olacak olanda “biz” ve “diğerleri” nin ortaya çıkmasıdır. Sonuç bazı hak ve menfaatlerden yoksun bırakmak ve yeni sorunlara sebep olmanın dışına çıkmayacak çoğu zaman. Ve biz de hemen bunun suçlularını yaftalayacağız. Bundan sonrası için ben susuyorum. Siz okuyun.

Kur’an-ı Kerimde mealen buyruldu ki:

(Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! [Allah’ın yasak ettiği şeylerden] tevbe etmeyenler ise, zalimlerdir.) [Hucurat 11]

Bu yazı toplam 1713 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Oğuzhan Özdemir
2008-11-24 09:57:37
Zaman ve Kendi Mantığında Boğulma
Tek kelime ile harika...Zaman gazetesini ve Gülen grubunu zenginlik üzerine islâmcılık yapmak ve statüko-egemen sınıf ile işbirliği içinde yer almak ve kendi dışındaki mazlum ve fakir müslümanları dışlamak sebebi ile kendi açımdan İslâm ve peygambere baktığımda alakasız bulurum.- Eğer böyle olmasa idi trilyonları, milyon dolarları olan, dünyanın dört bir yanında para harcayan,okul açan Gülen cemaati Türkiye'de 20 milyondan fazla fakire, 5 milyondan fazla işsize yardım eder, onları kalkındırır, kendi içimize yönelirdi.Yurt dışında , italya'da kardinallere iftar ziyafeti vermezlerdi.Öncelik müslümanlara olurdu, İslâm götüreceğiz diye İslâm olan yere bakarlardı. Peygamber müslüman kardeşlerini ya da günümüz çağında devletlerin kesin sınırlarla örüldüğü bir zamanda Türkiye'deki kendi insanına yardımı öncelik görürdü diye düşünüyorum. Gülen cemaatinin ve Gülen'in de Said Nursi ile bir alakası var değildir, Said Nursi ender insanlardandır, yaşamı ve mücadelesi bellidir,bir islâm zadeganlığı ve kendi cemaatimin müslümanı gibi bir ayrımı yoktur, mevcut hükümetler ve düzenle, resmi ideoloji ile barışık değildir, isyan eder, baş kaldırır çünkü islamcılar gibi, ilahiyatçılar ve diyanet işleri gibi devletin kulu değil Allah'ın kuludur. Tüm bunlara rağmen Zaman'ın reklamı hakkı yenmeyecek orjinal bir reklamdır,doğruya doğru demek gerekiyor. Yazı oldukça güzel anlatıyor, benim dikkat çekmek istediğim Zaman'ın kendi reklamına rağmen kendi dışındakileri itmesi,devlet kadar güçlü ve zengin iken milyonlarca halkın imdadına kendi cemaati dışında yetişmemesi,savcısından, milletvekiline,polisinden doktoruna,fabrikatöründen öğretmenine,işçisinden öğrencisine kadar her yerde her şekilde adamları olması, bağantıları ve güçleri olmasına rağmen milyon dolarlarını kendisinden olmayana açmaması yazıdaki mantığı yansıtır. Zaman kendisini ve grubunu önce bunun dışında tutmamalıdır.Dinsiz bile olsa ezilenlere ve muhtaçlara yardım etmelidir, Türkiye'ye gücünü sarf etmelidir. Türkiye'deki düzen ile Amerika ya da diğer güçler ile ayıya dayı diyerek işini kotarmaktan vazgeçmelidir. Eğer Kurân- Kerim'e ve peygambere bakarsak, oluşturulan yasalar ve düzenin, cemaatlerin durumu temelde Allah'ın kulluğu ile alakasızdır.Bu zaten oldukça iyi bilinmektedir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim