• BIST 108.936
  • Altın 151,021
  • Dolar 3,6663
  • Euro 4,3295
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 19 °C

SEKSİN İYİSİ KÖTÜSÜ OLUR MU?

Psikiyatrist Sevilay Zorlu

Çoğumuz çocukken duyduğumuz masallar yüzünden, aklımızın bir köşesinde, günlük hayatın sorun ve tekdüzeliklerinden kaçmak, güneşin batışını yakalayıp ondan sonra da mutlu yaşamak fikrini taşırız. Bu hoş bir fantezidir. Seks son yıllarda, gün batımında yapılan o yürüyüşe giden ana yollardan biri olarak tanıtılmıştır.

Erkekler istendiği anda performans gösterebiliyor olmaları gerektiğini öğrenirler.İstekli bir partneri varsa heyecanlanarak ereksiyona geçmeli, iyi bir cinsel deneyim için hazır ve yetkin olmalıdırlar. Heyecanlanmak ya da ereksiyona girmek için bu kadar çaba gerektiğine göre bir bozukluk olmalı? Neden, olması gerektiği gibi kendiliğinden oluvermedi?

Gerçek şu ki, o hiçbir zaman bize öğretildiği gibi işlemek zorunda değildir. Erkekler inandırıldığı kadar basit değillerdir. Farklı tarzları, gereksinimleri ve beğenileri olan karmaşık insanoğludurlar. Bu, diğer alanlarda olduğu kadar sekste de geçerlidir. Seks istediğiniz gibi gitmediğinde, cinsel tepkilerinizi engelleyenin ne olduğunu bulmak için duruma bir göz atmaktansa, olması gerektiğini sandığınız gibi davrandığınız için, kendinizde bozukluk olduğunu düşünebilirsiniz.

Modern yaşam birçok açıdan bize yararlar sağlamakla birlikte, birçok olumsuz etki de yapmıştır. Yaşamın hızı sınır noktasına gelinceye kadar yükselmiştir. Yaşam daha telaşlı olmuş, günlük yaşantının baskıları eskisinden çok daha fazlalaşmıştır. Çoğu zaman gergin ve çılgın gibiyizdir; hayatımızın akışına, hızına uymaya çalışırız. Aralarında alkol ve tütünün de olduğu çok çeşitli kimyasal canlandırıcı ve zehirleyicilerle beslenir ve gerilimimizden kurtulmak için tüm bunlardan medet umarız. Ama gerilimler ve endişeler hiçbir yere gitmez ve hayatımızın her alanını etkiler.

ERKEKLER BİR SEKS MAKİNESİ DEĞİLDİR, HER PENİSİN ARDINDA BİR İNSAN VARDIR…

Psikolojik gerilim cinsel fizyolojiyi olumsuz etkiler. Bu durum sizi uyarılmaktan, gergin olmadığınız zamanlarda yaşayabileceğiniz zevkli duyguları tatmaktan alıkoyar ve penisinizin uykusunun gelmesine neden olabilir.

Birçok erkek zaman sınırlaması, partnerleriyle birlikte yaptıkları bitmemiş bir iş, çocuklarıyla ya da işle ilgili bir konu ya da diğer nedenlerle gergin olduklarında seks yaparlar. Bu koşullar altında girişilen seks genellikle pek doyurucu olmayıp bazen hiç işe yaramayabilir. Aslında berbat bir deneyim yaşamanın en iyi yoludur bu. Uyarılmanız, ereksiyona girmeniz ve boşalmanızla ilgili sistemler, kendinizi gergin hissettiğinizde işlemezler. Genel olarak ister gergin ister rahat olun, önemli olan normal halinize oranla daha gergin olup olmadığınızı anlayabilmeniz ve kendinizi rahatlatmak için bir şeyler yapabilmeniz. Boyun ve omuz kaslarında gerginlik, mide ağrısı, avuçların terlemesi, dişlerin ketlenmesi, baş ağrısı, çarpıntı görülebilir. Aslında en önemli sinyaller düşüncelerinizdedir. “ Sertlik devam edecek mi acaba?”, “dayanabilecek miyim?”, “benden hoşlanacak mı?”, “becerebilecek miyim?”

Cinsel bir ortamda, sayılan fiziksel belirtilerin bazılarını yaşadınız mı? Ya da kendinize benzer soruları sordunuz mu? Kısa sürüyorsa sorun yok. Ancak bu düşünceler kafanızın içinde dolanıp duruyorsa, o zaman rahatlama konusunda daha çok bilgi edinerek seksten daha fazla zevk alma şansınız var. Cinsel olmayan durumlarda yaşadıklarınızı düşünebilirsiniz. Diş koltuğuna oturup diş doktorunuzu beklerken kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Vücudunuz geriliyor mu? Nefesinizi tutuyor musunuz? Koltuğun kenarlarına yapışıyor musunuz? Ağrı kesici enjeksiyon yapılmasına rağmen canınızın yanacağından endişe duyuyor musunuz? Ya da patronunuz yaptığınız bir hata yüzünden sizi odasına çağırdığında neler hissettiğinizi düşünün. Bir projeyi belirli bir tarihte bitirmek zorunda olduğunuzda ve kalan zaman içinde çok çalışmak zorunda olduğunuzu bildiğiniz zaman ne hissedersiniz?

Bir de kaygı ve endişelerden uzak olduğunuz durumları aklınıza getirin. Bir pazar günü geç kalkıp, o gün yapacak hiçbir işiniz olmadığını bildiğiniz bir zaman. Tatilde deniz kıyısında uzanırken. Bir cinsel deneyimden sonra. Vücudunuz ve aklınız böyle durumlarda nasıl oluyor?

DOYURUCU CİNSELLİK İÇİN NELER GEREKLİDİR?

Böylesi davranışı destekleyen veya ona engel olanlarla ilgili daha iyi fikir edinebiliriz. Bu konuda iki temel yapıtaşı, heyecanlanma ve görece olarak açık bir sinir sistemidir. Uyarılmayı (arzu, iştah, isteksizlik) tanımlamak kolay değildir.  Ereksiyona girmekle aynı anlamı taşımaz. Heyecanlanma ve ereksiyon ayrı sistemlerdir.Genellikle birlikte meydana gelirler ;uyarıldığınızı hissedersiniz  ve ereksiyon ardından gelir ama bu her zaman böyle değildir. Bunları düşünce düzeyinde birbirinden ayırmanız önemlidir.

Uyarılma duygularla ilgilidir. Birine dokunma ve sevişme isteğidir. Genellikle sevgiliye yönelme,ona doğru sürüklenme biçiminde yaşanır; belirli bir sevgilinin olmadığı bir arzu ve sürüklenme biçiminde daha soyut olarak  da yakın olma, onunla birleşme isteği ‘’penisimde ve her yerde ılık bir karıncalanma duygusu’’, ‘’bütünüyle onunla olma isteği ‘’; “sanki kanım dans ediyor ve kalbimin atışını duyabiliyorum’’; “bütün kanım benzersiz bir biçimde canlanıyor.’’

Sizin heyecanlanma deneyimleriniz bu örneklere benzeyebilir veya benzemeyebilir. Önemli olan heyecanlandığınızı size anlatan özel duygular nelerdir? Erkekler genellikle cinsel olarak uyarılmadıklarında uyarıldıklarını sanırlar. Aldığımız eğitim yüzünden, seksle ilgilenip ilgilenmediğimizi anlamak için kendi duygularımıza değil, koşullara bakarız. Bize seksi olduğu öğretilen bir durum içinde olduğunuzu düşünelim; örneğin, sizinle birlikte olmak istediğini ima eden seksi bir kadınla birliktesiniz. Gerçekten ne hissettiğinizi sorgulamaksızın uyarılmanız gerektiğini düşünebilirsiniz.

Bu kültürel körlüğe rağmen, daha iyi bir seks yaşantısı istiyorsanız, ilgilerinizi araştırmalısınız. Cinsel deneyime girmeden önce kendinize uyarılıp uyarılmadığınızı ya da heyecanlanma potansiyelinizin olup olmadığını sorun. Yanıt olumsuzsa seksin dışında başka bir şey yapsanız daha iyi olur. Yoksa seksten zevk almama ya da işlevlerinizi iyi bir biçimde gösterememe riskini almış olacaksınız.

İyi seksin ikinci yapı taşı, heyecanınızı vücudunuza yansıtacak deneyiminizi dolu dolu yaşamanıza izin verecek berrak bir sinir sistemidir. Diyelim ki bir erkek kendisini genellikle uyaran bir şeye, örneğin partnerinin bacaklarına bakıyor. Eğer sinir sistemi örneğin, işte olmuş bir olayla ilgili kaygılar tarafından engellenmişse, partnerin bacaklarını görmek ona hiç de çekici gelmez, üstelik bacakları algılaması onda hiçbir etki yaratmaz. Bu örnek,engellenmiş bir sinir sisteminin heyecanlanmayı nasıl önlediğini açıklıyor.

Bir de partnerinin bacaklarını seksi bulan ve heyecanlanan bir adam düşünelim. Bu duygunun penisinin durumunu etkilemesi için, penise sinir sistemi yoluyla bir ileti gönderilmesi gerekir. İleti şöyledir; ’’bu duygu harika öyleyse sertleş ‘’Adam partnerine bakmaya devam ettikçe ya da bu uyarı ,yerini dokunma, konuşma fantezi kurma gibi diğer uyarı türlerine bıraktıkça, benzeri iletiler daha çok gönderilmeye ve alınmaya başlar ve bu da bir heyecanlanma ve ereksiyon durumu yaratır.

Oldukça basit ancak küçük bir sorun var Penise giden ileti net olarak gönderilmeli ve alınmalıdır. Sinir sistemi engellenmişse, penise giden iletiler gerektiği gibi alınamaz.

Sinir sistemine ket vurarak cinsel iletilerin ulaşmamasına yol açan bir çok şey vardır. Alkol ve diğer  bir çok uyuşturucu, iyi bilinen suçlulardır. Diğerlerinin arasında seksten suçluluk duyma, partnere karşı kızgınlık, diğer konularla uğraşma, yorgunluk ve fiziksel sağlığın bozuk olması gibi sık görülen nedenler bulunmaktadır.

Seks sırasında sinir sistemine en çok ket vuran etken ise sinirsel gerilim ve endişedir. Bu kavramların içine ortalama ve kişinin kabul görmesiyle ya da performansıyla ilgili herhangi bir kuşku yada huzursuzluk girebilir. ’’Beni diğer partnerleri kadar iyi bulacak mı?’’,’ “ona yetecek kadar dayanabilir  miyim ?’’ “acaba çocuklar uyanır mı, içeri girer mi ?’’. Bu tür kuşkular  güçlü olduğunda tüm sinir sisteminizi öyle bir telaşa verirsiniz ki, penise ve diğer bölgelere cinsel iletilerin gitmesini önlemiş olursunuz. Penisle ilgili olan iletiler ya hiç yerini bulamaz yada çok azı ulaşabilir; ereksiyona geçemeyebilirsiniz ya da penis her zamanki kadar sertleşmeyebilir veya ereksiyonu hızla kaybedebilirsiniz. Endişe ya da kızgınlıkla dolu olduğunda bile işlevlerini gösterebilen  erkekler vardır. Bu insanlar anlayamadığımız nedenlerden dolayı diğer erkeklerdeki gereksinimlerden sıyrılmaktadırlar. Ne denli sinirli, sıkkın ya da kızgın olurlarsa olsunlar, işlevlerini görebilmektedirler. Bu duygular sinir sistemlerini değişik biçimde etkilemektedirler: İşlevlerini görmekte, ancak pek bir şey hissetmemektedirler. Biraz yakınlık sevgi eğlence ya da heyecan yaşamaktadırlar.Onlarınki harika bir durumdur, çünkü hemen her zaman için, koşullar ne olursa olsun işlevlerini gösterirler. Ancak yaşadıkları cinsel karşılaşmalardan elde ettiklerini anlamak için birkaçıyla konuşmanız yeterli  olacaktır. Ereksiyon boşalma denetimi ve cinsel duygularla, zevkler irade   gücüyle yönlendirilemez. Ereksiyona geçmek heyecanlanmak ya da deneyiminizden zevk almak için kendinizi zorlayamazsınız. Bu önemli ve bir çok erkek için kabul edilmesi zor bir noktadır, çünkü aldığımız eğitime ters düşer. Erkekler aklına emir vererek işleri yaptırmayı öğrenmişlerdir. ‘’Telaşlanma, sakin ol!’ “Başarabilirsin, biraz biraz daha zorla!’’ .  Bu sistem çoğu zaman işler, ama yalnızca doğrudan doğruya denetim altına alabildiğimiz bölümlerde.

Bunun sonucu sonuçlar iyi de olsa, kötü de olsa, uyarılma ereksiyon, boşalma ve duygusal sistemler bu yoldan denetim altına alınamaz. Bütün bunlar emir almaz Gerçekte bunları belirli biçimde davranmaya zorlamak çoğunlukla, tam tersini yapmalarına neden olmaktadır. Bu konuda kuşkularınız varsa deneyebilirsiniz. İstediğiniz bir an, heyecanlanmaya, ereksiyona girmeye, güzel duygularla dolmaya ya da ereksiyonu sürdürmeye çalışın. Yalvarın, korkutun tatlı tatlı konuşun  ya da istediğiniz tür emri verin; olumsuz düşünmeye daha açık olduğunuzu fark edebilirsiniz. Bu durumda daha iyi seks yapmak için elinizden ne gelebilir? Çok basit bir biçimde, heyecanlanma, ereksiyona girme ya da güzel duyular yaşamaya elverişli olduğunuz koşulları ortaya çıkarmanız gerekecektir. ‘Koşul’  sözcüğüyle anlatılmak istenen sizin için cinsel olarak herhangi bir fark yaratan herhangi bir şeydir. Bu, sizin fiziksel ve duygusal durumunuzla, partnerinizle ilgili düşüncelerinizle, ondan beklentilerinizle, istediğiniz uyarı türüyle, bulunduğunuz ortamla ya da bunların dışında herhangi bir şeyle ilgili olabilir. Cinsel bir ortam içinde sizi daha gevşemiş, daha rahat, daha kendinden emin, daha cinsel  deneyime açık kılan herhangi bir şey koşul olarak adlandırılabilir. Tüm bu koşulları, sinir sisteminizi gereksiz tortulardan temizleyerek cinsel iletilerin rahatça ulaştırılmasını sağlayan ve sonuçta size doyurucu bir seks yaşantısı sunan etkenler olarak da tanımlayabiliriz.

Makinelerin bile en iyi biçimde çalışmalarını sağlayan koşulara ve gerekliliklere sahip olduğunu bazen rahatlıkla gözardı ederiz. Örneğin, o çok değerli arabalarımız benzin, yağ, hizmet, uygun yol koşulları gibi gerekliliklere sahiptir. Ancak onların bu gereksinimlerine kendimizinkilerden daha hoşgörülüyüzdür sanki. Deposu boşken çalışmadığında arabamıza aptal, kötü ya da beceriksiz gibi sıfatlar yakıştırmayız. Benzin gerektiği gerçeğini kabul eder ve bu gerekliliği yerine getiririz. Ancak konu bize geldiğinde farklı bir dizi standardı gündeme getiririz ve olması gerektiğini düşündüğümüz biçimde davranmadığımızda, koşulların gereksinimlerimizi karşılayıp karşılamadığını düşünmeksizin kendimizi yetersiz, kötü ya da beceriksiz olarak nitelendiririz.

Uzm.Dr. Sevilay ZORLU

Psikiyatrist &  Psikoterapist

www.antalyaterapipsikiyatri.com

www.antalyacinselterapi.com

Şirinyalı Mh. İsmet Gökşen Cad.

1528 S. Şahbaz Apt. K:2 D:5

0 (242) 316 98 99

Bu yazı toplam 10586 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim