• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -10 °C

Rahim Ağzı Kanseri

Rahim Ağzı Kanseri
Kadın Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Petek Balkanlı Kaplan, rahim ağzı kanserinde erken dönemde teşhis edilebilen vakaların yüzde 95'inden fazlası iyileşebildiğinden erken teşhis ve tedavinin önemli olduğunu söyledi.

 Rahim Ağzı Kanserini Önleyin 

 Kadın Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Petek Balkanlı Kaplan, rahim ağzı kanserinde erken dönemde teşhis edilebilen vakaların yüzde 95'inden fazlası iyileşebildiğinden erken teşhis ve tedavinin önemli olduğunu söyledi. 


 Günümüzde kanser tedavisi konusunda oldukça fazla ilerleme kaydedilmiş olmasına karşın yine de bu hastalık türünün insan ölümlerinin başta gelen nedenleri arasında yer almaya devam ettiğini belirten Prof. Dr. Petek Balkanlı Kaplan, "Ancak kanser erken tanısı zor ve tedavisi de kısıtlı ve zor olan bir hastalıktır. Bu nedenle kanserden korunma daha da ön plana çıkmaktadır. Jinekolojik kanserlerde genel olarak riski arttıran faktörlerden birkaçını; ailede kanserli hasta öyküsünün olması, hiç doğum yapmamış olmak, cinsel yolla bulaşan hastalıklar geçirmiş olmak, sigara kullanmak, aşırı kilo, düzenli jinekolojik muayeneye gitmemiş olmak olarak sıralayabiliriz" dedi. 


 Rahim ağzı kanseri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Kaplan, "Rahim ağzı rahmin vajinaya açılan boyun kısmıdır. Rahim ağzı kanseri ciddi ancak önlenebilir bir hastalıktır. Rahim ağzında kanser gelişmeden önce rahim ağzında hücrelerde oluşan değişime 'displazi' adı verilmektedir. Bu displazi gösteren hücrelerin ortadan kaldırılması ile rahim ağzı kanserinin ortaya çıkması önlenmiş olur. Bu durum tedavi edilmediğinde ise zamanla bu hücreler kanser hücrelerine dönüşerek rahim ağzının dış kısmında sınırları belli bir kanser oluşturur ve rahim ağzının diğer katlarına ve diğer organlara yayılır. Tarama testleri ile kanser gelişiminden önce oluşan rahim ağzı hücrelerinde oluşan değişimi (displazi) tespit edebilmektedir. Erken dönemde teşhis edilebilen bu vakaların yüzde 95'inden fazlası iyileşebildiğinden erken teşhis ve tedavi çok önemlidir. Böylelikle diyebiliriz ki rahim ağzı kanseri önlenebilir bir hastalıktır, yeter ki erken evrede yakalanabilsin. Bu da tabi ki düzenli jinekolojik muayeneler ve tarama testlerinin yapılması ile mümkündür" diye konuştu. 


 Rahim ağzı kanserlerinin oluşumuna nelerin sebep olduğunu da aktaran Prof. Dr. Kaplan, "Rahim ağzı kanserinin gelişimi için bilinen en güçlü risk faktörü cinsel yolla geçiş gösteren Human Papilloma Virus (HPV) ile uzun süre öncesinden beri infekte olmaktır. Erken yaşlarda cinsel ilişkiye başlamış olan, çok partnerli cinsel hayatı olan veya eşi çok partnerli olan kadınlarda kanser gelişimine yol açan öncü lezyonların oluşma riski yüksektir. Düşük sosyoekonomik düzey, sigara kullanımı ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar (CBH) da rahim ağzı lezyonlarının riskini arttıran faktörlerdir. Yüksek riskli olanlar ile oluşan infeksiyonların çoğu da iyileşir, ancak uzun yıllar vücutta iyileşmeden kalırsa kansere yol açarlar. Düşük riskli tipler ise kansere yol açmayıp, genital organlardaki siğillere yol açarlar. Bunlar da çıkarılarak, yakılarak kolayca tedavi edilebilirler" şeklinde konuştu. 


 Rahim ağzı kanserinde hangi tarama testlerinin yapıldığını da anlatan Prof. Dr. Petek Balkanlı Kaplan, "Pap smear testi denen genel jinekolojik kontroller sırasında muayene masasında rahim ağzından dökülen hücrelerin alınıp, anormal değişimin olup olmadığının mikroskop altında patolog tarafından analiz edildiği test en sıklıkla kullanılandır. Bazı özel durumlarda sürüntüden HPV virüsünün hangi tipi ile infekte olunduğunu analiz eden HPV testi de mevcuttur. Ancak bu testi yaptırma kararını ileri tetkik gerektiği durumlarda doktorunuz verecektir. Papsmear incelemesi temelde bir kanser tarama testidir. Pap smear testi değişim bölgesindeki hücre örneklerinin jinekolojik muayene esnasında alınıp mikroskop altında incelenmesidir. Bu bölgeden toplanan hücrelerin mikroskop altındaki yapısal özelliklerine bakarak hücrelerin normal olarak devam eden yenilenme sürecinde oldukları veya kanserleşme eğilimi gösterdikleri belirlenebilmekte ve başlamış bir kanser durumunda kanser hücrelerinin kendisi gözlenebilmektedir.


 Rahim ağzı kanseri ve özellikle de ileri evre kanser şifa ile sonuçlanma olasılığı düşük, kanser öncüsü lezyon aşamasında veya çok erken evre kanser aşamasında yakalandığında şifa ile sonuçlanma olasılığı oldukça yüksek bir hastalıktır. Pap smear kanser öncüsü lezyonları yakalayabilen bir inceleme olarak bu konuda insanoğluna büyük yararlar sağlamaya devam etmektedir. Böyle etkili bir kanser tarama testi mevcut olmasına karşın ülkemizde kadınlarımızın çoğu bu yöntemi bilmemekte veya göz ardı etmektedirler. Ülkemizde rahim ağzı kanserine yakalanan kadınların sorgulamasında yüzde 80'inden fazlasında bu testin hiçbir zaman yapılmadığı veya düzenli olarak yapılmadığı ortaya çıkmaktadır. Cinsel yönden aktif hale gelen her kadın, yıllık jinekolojik muayeneler için başvurmalı ve bu esnada pap smear kontrolleri yapılmalıdır. Üç normal pap smear sonrası sıklığı iki yılda bire indirilebilir. Yıllık jinekolojik muayeneler ömür boyu sürdürülmelidir" dedi. 

 

Rahim ağzı kanseri nasıl tedavi edilir sorusuna da yanıt veren Prof. Dr. Kaplan, "Rahim ağzı kanserinin ilerlemesi bazen çok hızlı olabildiğinden, kanserin erken dönemde saptanabilmesi için tüm kadınların düzenli jinekolojik muayene ve pap smear testi yaptırmalarının büyük önemi vardır. Hastalık bulgu vermeye başladığında çoğunlukla ilerlemiş safhadadır. Kanserin tanısı jinekolojik muayene ve alınan örneklerin patolojik incelemesi ile yapılır. Prekanseröz lezyonların tedavisi lezyonun derecesine, kadının yaşına ve genel sağlık durumuna göre değişir. Erken evre kanserlerin tedavisinde sadece rahim ağzı veya rahmin alınması ile başarılı sonuç elde edilirken, ilerlemiş kanserlerde büyük ameliyatlar ve bunlara ek olarak radyoterapi ve kemoterapi denen ilaç veya ışın tedavileri de gerekecektir. Erken dönemde yakalandığında tedavide başarı oranı yüzde 100'dür" diye konuştu.


İHA
Bu haber toplam 2011 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Doğum Kontrol Yöntemleri Nelerdir?04 Ekim 2016 Salı 11:00
  • Tüp Bebek Tedavisinde Stresin Etkisi03 Eylül 2016 Cumartesi 00:35
  • Polikistik Over Sendromunun Belirtileri Nelerdir?16 Ağustos 2016 Salı 22:00
  • Kahkaha Atarak Hamile Kaldılar!27 Mayıs 2016 Cuma 19:28
  • Kadınlığı Çalan Hastalık?17 Mayıs 2016 Salı 19:30
  • Vajinismus Tanısı Nasıl Konur?21 Mart 2016 Pazartesi 20:16
  • Doğumda Dinlenecek Müzikler04 Mart 2016 Cuma 20:55
  • Kadınların Gizli Sorunu İdrar Kaçırma12 Şubat 2016 Cuma 12:47
  • Kadınlar Neden Alışveriş Yapar?05 Şubat 2016 Cuma 20:08
  • Düzensiz Uyku Doğurganlığı Azaltıyor05 Şubat 2016 Cuma 19:39
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim