• BIST 106.239
  • Altın 160,657
  • Dolar 3,8781
  • Euro 4,5726
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 11 °C

Psikoterapi Yöntemi İle Kanser Tedavisi

Psikoterapi Yöntemi İle Kanser Tedavisi
Kanser hastalarının yaşadığı psikolojik süreci ve terapi yöntemlerine ilişkin bilgi veren NPİSTANBUL Hastanesi uzman psikolog Necmettin Gürsoy, kanser ve terapi yöntemlerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Organizmada meydana gelen ve hücreleri kontrolsüz büyüyen kötü huylu tümörler olarak bilinen kanser, hasta üzerinde onarımı mümkün olmayan tahribatlara neden olabildiği bilinen bir gerçek. Kanser tanısı konmuş hastanın haline yüklediği anlam ise genel adın çok daha ötesindedir.

Öyleki çoğu için ölümle yüz yüze kalınan, belirsizliklerele dolu, ağrı ve acı içinde bir ölümü bekleyiş olur kanserin diğer bir adı.

Kanser hastalarının yaşadığı psikolojik süreci ve terapi yöntemlerine ilişkin bilgi veren NPİSTANBUL Hastanesi uzman psikolog Necmettin Gürsoy, kanser ve terapi yöntemlerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Kanser olgusunu, tıbbi-fiziksel bir hastalık olduğu gibi ruhsal ve psiko-sosyal mekanizmaları da olan yoğun bir sorun olarak tanımlayan psikolog Gürsoy, kanser teşhisi alan kişilerin hayatlarında kriz ile karşı karşıya kaldıklarını söyledi. Gürsoy krizle baş edebilmek için ise süreçleri sıraladı.

Gürsoy bu süreçler;

ŞOK HALİ

İlk olarak tanıyı öğrenen kişi öncelikle şok halindedir. Şimdiye kadar çevresindekileri veya yakınlarını kanserden dolayı kaybetmiş olsa bile, hastalığın kendisinde olduğunu kabul etmekte zorlanır. Şok hali içerisindeyken hasta; kendi bedenine yabancılaşmaya başlar, gelecek ile ilgili planları alt- üst olmuş gibi hisseder kendini. Bu katlanılması mümkün olmayan gerçeği bilinç dışında tutmaya çalışır ve bu duruma en uygun olan inkar, ayrıştırma ve yansıtma gibi psikolojik savunma mekanizmalarını kullanır.

Dışarıdan söylenenleri duymuyor, gerçeği bir türlü idrak etmiyor gibidir. Bu şok sürecinin süresi kişiden kişiye değişmektedir. Bu süreç üç gün, bir hafta veya aylarca sürebilir. Hastalar; kanser kelimesinden sonra söylenenleri duymadıklarını, rüyada gibi hissetiklerini, doktorun ağzını açıp kapadığını ama ne dediğini anlamadıklarını, sersem ve şaşkın gibi olduklarını ifade ederler. Bu dönemde başka doktorlar ile görüşmeler yaparlar. Bu görüşmeler kişinin hastalığına dair düşüncelerini yumuşatır ve hastalığın kabullenilmesi için zaman kazandırır.

TEPKİ

İkinci aşamada tanının getirdiği şoku atlatan hasta gerçeği kabullenmiş olup duygusal tepkisini ifade etmeye başlar. Bu sürece tepki aşaması adı verilir. Tepki biçimi olarak kaygıyla beraber kişi; yok olma, kayıp algısı, ayrılık, ölüm düşünceleri ve bedenine yabancılaşma duyguları ile karşı karşıyadır.

Kişi bu dönemde kanser olduğunu bildiği halde ağzına almaz ve hastalığını küçümser bir tavır sergileyebilir. Bastırma, karşıt tepki verme gibi çeşitli savunma mekanizmaları kullanır. Bu dönemde tedavi ekibine ve ailesine kızgınlık duyabilir. "Neden ben?", "Niye benim başıma geldi?" soruları ile sık sık kendisini, hastalığını ve durumunu sorgular ve cevap aramaya çalışır. Bu süreçte kişinin değerleri ve inançlarında (dini değerlerinde de) zayıflamalar görülebilir.

DİRENME

Üçüncü aşama olan direnme; tedavinin en aktif olduğu dönemin bitmesi, hastanın yeni durumuna adapte olmaya çalışmasıdır. Artık hayat tecrübelerine daha önce hiç yaşamadığı bir yenilik eklenmiş olup eskiye dönemeyeceği değişikliklere sahiptir. Ölüme bu denli yaklaşmak, hayata bakış, anlam ve bundan sonraki hayatın nasıl değerlendireleceği konusu gündeme gelir. Sık sık tahliller yaptırmak, kontrollere gitmek ve vücutlarında olan yeni bir değişiklik hastalığının nüks ettiğini düşünürek kaygı düzeyini arttırabilir ve sürekli zihnini meşgul eder.

UYUM

Dördüncü aşama olan uyum döneminde ise; hasta artık gerçeği kabul eder, enerjisini ve ruhsal gücünü yeni yaşamına yönelterek uyum dönemine girer ve hastalığı ile birlikte yaşamayı öğrenir. Bu aşama ile birlikte kişi; yaşamını, geçmişini, geleceğini, var oluşunu yeniden yorumlamaya başlarken bir yandan da kimliğini, yaşam amacını ve yaşam tercihlerini sorgular.

Kısaca tüm bu sorgulamaların, yeniden yapılanmanın temelinde kişi güven ve denge arayışı içerisindedir. Tüm bu aşamaların yaşanması doğaldır. Ancak tedaviyi reddetmek başta olmak üzere hastalığını, benliğini, günlük yaşantısını devam ettiremeyecek durumdaysa, tanı aldıktan 6 hafta geçmiş olmasına rağmen hala şok ya da inkar süreçlerinde ise gündelik yaşamına adapte olmakta zorlanıyorsa, çökkün ya da kaygılı düşünce ve ruh halinden uzaklaşamıyorsa kanser psikolojisi alanında uzamanlaşmış olan psikiyatrist ya da psikoonkologdan destek alınmasında fayda vardır.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Bu dönemde psikoonkologlar; kanserin hasta, aile ve tedavi ekibi üzerindeki psikolojik etkilerini, kanser risk ve seyrinde psikolojik ve davranışsal faktörlerin etkilerini, hasta ve ailelerine psikolojik tıb hizmetlerini sunar. Bu amaçla bireysel terapi, grup terapisi ile kişinin yaşamının kolaylaştırıp duygu yükünü hafifletmesine yardımcı olur. Günlük yaşamına uyum, tedaviye uyum sağlamasına ve yeni yaşamı ile aktif baş edebilmelerini sağlayarak kişilerin hastalığıyla birlikte yaşamayı öğrenmesine yardımcı olur. Bireysel terapi türleri; psikoeğitim, destekleyici terapi, krize müdahele, destekleyici müdahele, psikodinamik yaklaşım ve bunların kombinasyonudur.Grup terapi yöntemleri ise eğitim, psikoterapi ve kognitif-davranışsal terapidir.

EN SIK KULLANILAN YÖNTEM KOGNİTİF

Kanser hastalarında en sık kullanılan psikoterapi yöntemi kognitif terapidir. Bunun sebebi uygulanışın kısa sürede olması ve hedef semptomları kontrolünün sağlanmasıdır. Kognitif terapide düşünce hataları, bilişsel çarpıtmalar üzerine çalışmalar yapılır, hastanın kaygı düzeyi ve depresyonunun ilerlemesi önlenir. Bu bilişsel çarpıtmalar; seçici algılama, abartma, küçümseme, aşırı genelleme, bireyselleştirme ve ya hep ya hiç tarzı düşünmedir. Kognitif terapide bunlar düzeltilir ve bazen paradoksal teknikler uygulanarak hastanın süratle toparlanması sağlanır. Kognitif terapi bir yerde krize müdahele tekniğidir.

Birçok farklı yöntem ve terapi yöntemleri olsa da hepsinin amacı aynıdır; kendisi ile aynı durumdaki kişiler ile konuşarak yabancılaşma duygusunu ve tedaviler ile ilgili yaşadığı kaygı düzeyini azaltmak, yanlış anlama ve yanlış bilgileri netleştirmek, izolasyaon, çaresizlik ve başkaları tarafından ihmal edilmişlik duygularını en aza indirgemektir.

EN ETKİLİ YÖNTEM PSİKO-EĞİTİM VE GRUP TERAPİSİ

Son yıllarda yapılan çalışmalara göre kanser hastaları için en etkili yöntemin psiko-eğitim ve  grup terapisi olduğu görülmüştür. Psiko-eğitim kişilerin yaşamlarındaki problemlere yardımcı olmak amacıyle eğitim ve psikoterapinin birleşmesidir. Genel amacı; moral ve özgüveni arttırmak, baş etme becerilerini iyileştirmek ve yaşadıkları stresi azaltmaktır.                    

HASTAYA DESTEK ŞART

Kanser hastalarında, hastanın yakınları konusunda dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta da, hastaya olan desteğin sürekliliğidir. Tanı koyulduğunda ve tedavi sonrasında ziyaretler sıklıkla  artmaktadır. Ancak hasta tedavi olurken ve çökkün haldeyken ziyaretler azalır, yalnız geçirilen zaman artar.

Bu durum kişinin kendisini daha hasta, yalnız ve çökkün hissetmesine sebep olur. Bir diğer önemli konu ise  kişinin hasta hissettirilmesidir. Kişinin hasta hissettirilmesi kişinin giderek günlük hayattan uzaklaşmasına, yapabileceği işi bile yapmamasına ve giderek yaşamdan soyutlanmasına sebep verir. Tam tersine yapılması gereken kişinin yapabileceği kadarıyla, kendisini zorlamadan gün içerisinde aktif olarak bir şeyler yapmasını sağlamaktır. Bu bir nevi meşguliyet terapidir.

MANEVİ DANIŞMANLIK DA ÖNEMLİ

Kanser hastalarında manevi danışmanlık da psiko-sosyal desteğin önemli kaynaklarındandır.

Özellikle dinine bağlı kişilerin ağrılarını ve duygularını ifade ederek hastanın kendi inancındaki güvenilir bir kişi tarafından anlamlandırılması çok faydalıdır. Bunu da din psikologları gerçekleştirmektedir. Batıda çoğu papazlar ve din adamları psikoloji eğitimi alarak ve doktorasını yaparak bu açığı kapatmaktadırlar.

Şaban ÖZDEMİR / NPGRUP

Bu haber toplam 4312 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim