1. HABERLER

  2. MAKALELER

  3. Psikanalitik Olguların Projektif Testlerle Değerlendirilmesi

Psikanalitik Olguların Projektif Testlerle Değerlendirilmesi

Psikanalitik yönelimli psikoterapi ile takip edilen olgunun projektif testlerle değerlendirilmesi: terapi öncesi ve sonrası uygulamaları. Doç. Dr. Zihniye OKRAY

A+A-

Özet

2 yıl süre ile psikanalitik yönelimli psikoterapi ile takip edilen olgunun terapi öncesi ve sonrasındaki değerlendirmeleri Rorschach ve TAT ile yapılmıştır. Olguya yapılan terapi öncesi uygulamada Rorschach Testi’nde elde edilen bulgular arasında olgunun kendini dış dünyadan gelen tehlikelere karşı koruma çabası içerisinde olduğu vermiş olduğu detay yanıtlarının çokluğundan görülmekteydi. Diğer taraftan verilen yanıt sayısı ile içeriklerin sürekli aynı temalar üzerinde olması yine kendini koruma çabası olarak değerlendirilmiştir. Olgunun kendilik tasarımı, kimlik, özdeşim ve cinsler arası fark ve nesne ilişkileri konularında yaşadığı sorunsallar değerlendirilmiştir. TAT’de ise olgunun benzer bir şekilde kendilik, karşı cinsle ilişkiler ve nesne kaybıyla ilgili hikâyeler anlattığı görülmüştür. Olgu psikanalitik yönelimli psikoterapi ile 2 yıl takip edilmiş ve terapinin sonlandırılması ile birlikte terapi sonrası ikinci bir uygulama yapılmıştır. Bu uygulamada olgunun bilinçdışı materyale kendini rahatça bıraktığı görülmüştür. Hastanın dil yapısında labilite tespit edilmemiştir. Bilişsel süreçlere bakıldığında, düşünce içeriği zengin, sözelleştirme kapasitesi iyi düzeydedir. Hasta bilinçdışı süreçlere daha açık, cinsel içerikli uyaranlar daha entellektüalize edilerek ortaya çıkmıştır. Tereddütler bu uygulamada karşımıza çıkmamıştır. Çatışmanın dinamiğine bakıldığında düşünce süreçlerinin ön planda olmasına rağmen affektif boşalmaların da mevcut olduğu ve kontrol altına alındığı görülmektedir. Yapılan bu iki uygulama ve değerlendirmelerin ardından hastanın 2 yıllık terapötik süreçten fayda sağladığı, düşünce süreçlerine yaptığı yatırımın devam etmesine rağmen ilk uygulama sırasından bu güne dış dünyayı o kadar da tehditkâr olarak algılamamaya başladığı, dürtü ve düşüncelerini daha kontrollü bir şekilde yaşadığı değerlendirmesi yapılabilir. Hastanın cinsler arası fark ve özdeşimler konusunda ilk uygulama sırasında yaşadığı güçlükler ikinci uygulamada daha az göze çarpmakta ve cinsler arası fark ve özdeşleşme daha normal düzeye gelmiş olduğu görülmektedir. Kimlik sorunsalı da iki yıllık terapötik süreç sonucunda biraz daha netlik kazanmış ve hasta ilk gelişinden bu yana yaşamını daha işlevsel bir şekilde sürdürmektedir


Olgunun pdf uzantılı sürümü için tıklayınız

Bu haber toplam 5134 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.