• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara 1 °C

Prof. Vamık Volkan Özel Harpçi Miydi?

Prof. Vamık Volkan Özel Harpçi Miydi?
BDP'ye yakınlığıyla bilinen Günlük Gazetesi ANF'yi kaynak göstererek yayımladığı bir makalede, Politik Psikolojinin duayeni olarak bilinen Prof. Vamık Volkan'ın Eski özel harpçi olduğu iddialarına yer verdi.

BDP'ye yakınlığıyla bilinen Günlük Gazetesi ANF'yi kaynak göstererek yayımladığı bir makalede, Politik Psikolojinin duayeni olarak bilinen Prof. Vamık Volkan'ın Eski özel harpçi olduğu iddialarına yer verdi.

Özellikle faili meçhul cinayetlerin yoğun olarak yaşandığı dönemde devlete danışmanlık yapan ünlü bilim adamı konusunda Psikiyatri Profesörü Mehmet Bekaroğlu'nun görüşlerine sık sık yer verilen analizde şu ayrıntılar dikkat çekiyor.

"Mehmet Bekaroğlu bundan bir süre önce Yeni Harman Dergisi'ndeki yazısında savaşın, çatışmaların, faili meçhul cinayetlerin en yoğun yaşandığı yıllarda Vamık Volkan'ın Özel Harp Dairesi'nde çalıştığını açıklamıştı. Hatta Bekaroğlu, ünlü bilim adamının 'Politik Psikoloji Merkezi' projesinin de fikir babası olduğunu ve bu MGK'ya raporlar yazdığına dikkat çekmişti."

Söz konusu analizde yer alan ayrıntılar şöyle:

Kirli savaşın, faili meçhul cinayetlerin en yoğun yaşandığı yıllarda devlete danışmanlık yapan ve Mehmet Bekaroğlu'na göre Özel Harpçi ünlü bilim adamı Prof. Dr. Vamık Volkan bugün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Kürt meselesi konusunda görüştü.

PKK'nın 'eylemsizlik' kararıyla birlikte Kürt meselesinin çözümü konusundaki tartışmalar yoğunlaşırken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bugün Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Derneği (Ekopolitik) Danışmanı Prof. Dr. Vamık Volkan ve beraberindeki heyeti Tarabya Köskü'nde kabul etti.

Basına kapalı gerçekleşen görüşme saat 11.00'de başladı ve yaklaşık 3 saat sürdü. Görüşmeden sonra gazetecilere konuşan AKP'nin 'açılım' politikasının mimarlarından Prof. Dr. Vamık Volkan, 'Cumhurbaşkanı çözümün sadece silahla olmayacağını ve diyaloğun önemini belirtti' dedi.

'ARAMIZDA MİT MENSUBU DA DAĞDAN İNEN KÜRT DE VAR'

Volkan, kendilerinin siyasetin dışında bir konumda olduklarını belirterek, 'Aramızda eski MİT mensubu da var, dağdan inen Kürt de' ifadelerini kullandı.

Gül'le 3 hafta önce de görüştüklerini belirten Volkan, o zaman sundukları raporların Cumhurbaşkanı tarafından okunduğunu belirtti, ancak bu raporun içeriği hakkında bilgi vermedi.

Volkan, Ekopolitik olarak Türk-Kürt, her kesimden akıl insanlarla bir birliktelik kurduklarını ve bu laboratuvardan çıkacak sonuçları toplumla paylaşacaklarını söyledi.

'FARKLI BİR AMACIMIZ VAR'

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Volkan şöyle konuştu: 'Kürt meselesiyle ilgili birçok süreç oldu. Bunlar arasında Hakkari'ye de gidildi. Vali beyle, Belediye başkanıyla, üniversitelerle, gençlerle toplantılar yapıldı. Psikanalist bir arkadaşımızı gönderdik. Orada taş atan çocuklarla ilgili çalışmalar yaptık. Bu çekirdek grup bir araya geliyor. Farklı bir amacımız var. Herkesin çeşitli önerileri var. Benim önerim size uymayabilir, yada içinizde farklı duygular yaratabilir. Bunu konuşursak, herkesin sahip olabileceği öneriler ortaya çıkıyor. Eğer bu öneriler uygulanırsa kimse aşağılanmaz.''

Gül'ün Türkiye'de birtakım sivil toplum örgütlerinin yaptıkları çalışmaları önemsediğini kaydeden Volkan, 'Bugün bizim çekirdek grup dediğimiz 19 kişiyi götürdük. Herkes konuştu, herkes fikirlerini söyledi. Cumhurbaşkanı kendisi bile not aldı. Çok takdir etti. Bence bu toplantının en önemli yani bu 19 kişinin bu sürece gönüllü olarak yatırım yapması Ve sayın Cumhurbaşkanıyla görüşmesi oldu. Kendisi böyle sivil süreçlerin önemini tekrar söyledi. Bunları takdir ettiğini ve destekleyeceğini söyledi'' dedi.

'GÜL, HER ŞEY SİLAHLA BİTMEDİĞİNİ SÖYLEDİ'

Yaptıkları görüşmede Gül'ün 'Her şeyin silahla bitmeyeceğini söyledi' ifadelerini kullanan Volkan devamla şöyle dedi: 'Herkesle konuşmanın önemini söyledi. Kendisinin oynayacağı rol var tabii. Çok farkında. Onu konuştuk. Tahmin ediyorum ki devamlı olarak Ekopolitik'ten gelecek olan bazı fikirleri dinlemek için açık. Kendisine ebeveyn rolü çizmiş.

Volkan oluşumlarının siyaset dışında olduğunu belirterek, 'Ekopolitik'te siyasi konuların konuşulması yasak. Bu kişilerin bir araya gelip bir laboratuvar kurması. Bence böyle bir laboratuvarın kurulması siyasiler tarafından çok zor. Çünkü siyaset bir gerçek, oy meselesi bir gerçek, ekonomi bir gerçek. Orada bir laboratuvar kurmak zordu. Bu grupta eski MİT'den gelmiş büyük bir insan var, bu grupta bügün aramızda yok ama dağdan inmiş bir Kürt vatandaşımız var. Bazı arkadaşlar yurt dışında, herkesi getiremedim.

Bu sürecin önemini anlaması ve kapısını bize açması. Yeni fikirler çıktığı takdirde Cumhurbaşkanı ile paylaşacağız. Biz hükümet içın çalışmıyoruz. Açılım var ama yok. Referandum ya da siyaset konuşmadık' dedi.

SAVAŞIN DANIŞMANIYDI

Mehmet Bekaroğlu bundan bir süre önce Yeni Harman Dergisi'ndeki yazısında savaşın, çatışmaların, faili meçhul cinayetlerin en yoğun yaşandığı yıllarda Vamık Volkan'ın Özel Harp Dairesi'nde çalıştığını açıklamıştı. Hatta Bekaroğlu, ünlü bilim adamının 'Politik Psikoloji Merkezi' projesinin de fikir babası olduğunu ve bu MGK'ya raporlar yazdığına dikkat çekmişti.

'Savaşın danışmanlığını yaparken bugün barışın danışmanı olabilir mi? Bu kabul edilir, normal bir şey mi?'' diye soran Bekaroğlu, 'Politik Psikoloji Merkezi'nin bugün hala tam olarak ne işler yaptığını kimsenin bilmediğine dikkat çekiyor.

VOLKAN'IN DİKKAT ÇEKEN İFADELERİ

Ünlü bilim adamı Vamık Volkan, geçtiğimiz Ağustos ayında Ankara'da İçişleri Bakanı Beşir Atalay olmak üzere hükümet yetkilileriyle görüşmelerde bulunmuştu. Volkan 'açılım' politikasının gündeme geldiği sırada basına verdiği demeçlerde, 'bu sürece Abdullah Öcalan kesinlikle dahil edilmemeli, af çıkartılmamalı. Bu sürecin hiçbir yerinde olmamalı. Abdullah Öcalan, Kürt sorununu ortaya çıkardı'' ifadeleriyle dikkat çekmişti.

Volkan'ın ayrıca PKK ile mücadele yöntemleri ve PKK lideri Abdullah Öcalan'ın 'kişiliğiyle' ilgili yazdığı makale ve kitaplar bulunuyor.

Bekaroğlu'na göre Volkan sadece Türkiye'de değil CIA ve Pantagon'un bazı projelerinde yer aldığı, bazı devletlere etnik sorun ve 'terörle'' ilgili danışmanlık yaptı.

'ÖZEL HARP DAİRESİNDE ÇALIŞIYORDU'

AKP'nin son dönem politikasına yönelik sert eleştirileriyle dikkat çeken Saadet Partisi eski milletvekili Mehmet Bekaroğlu şunları belirtmişti:

'Gerçekten bu kadar basit mi; bir bilim insanı dün savaşın danışmanlığını yaparken bugün barışın danışmanı olabilir mi? Bu kabul edilir, normal bir şey mi?

Birçok örneği var ama yukarıdaki soruları ünlü psikiyatr, 'politik psikoloji uzmanı' Prof. Dr. Vamık Volkan'ın 'Kürt açılımı' konusunda aldığı pozisyon nedeniyle sordum. Konu ile ilgilenenler, izleyenler bilir, şimdi 'açılım ve barış' için önerilerde bulunan bu ünlü ruhbilimci, savaşın en şiddetli olduğu, kanlı çatışmalar ve faili meçhullerin yoğun olarak yaşandığı günlerde, Başbakanlığa bağlı olarak oluşturulan 'Politik Psikoloji Merkezi' projesinde yer almış, bu projenin fikir babalığı ve danışmanlığını yapmıştı. Merkez, Başbakanlığa bağlıydı ama esasen Genel Kurmay'da, daha doğrusu 'Özel Harp Dairesi' bünyesinde çalışıyor, Milli Güvenlik Kuruluna da raporlar hazırlıyordu. Dahası, bir söylentiye göre, Merkez'in çalışanları bazı operasyon ve sorgulamalara da katılıyordu. Ayrıca Vamık Volkan'ın ABD'de CİA ve Pantagon'un bazı projelerinde yer aldığı, bazı devletlere etnik sorun ve terörle ilgili danışmanlık yaptığını biliyoruz.

Yine de 'Politik Psikoloji Merkezi'nin Türkiye'de tam olarak neler yaptığını kimse bilmiyor. Ancak o günlerde kirli savaş bütün acımasızlığı ile davam ediyordu, binlerce faili meçhul cinayet o dönemde işlendi, köy boşaltmaları, işkenceler hep o dönemde yaşandı. Yine psikolojik savaşın tüm yöntemleri bu dönemde tecrübe edildi.

Şimdi dönem değişti, ülkede barış rüzgârları esiyor; 'Politik Psikoloji Merkezi' çoktan kapatıldı, burada çalışan bilim insanlarından henüz bir ses çıkmadı ama Prof. Vamık Volkan yine sahnede. Geçtiğimiz aylarda Kürt açılımıyla ilgili Cumhurbaşkanı Gül ve İçişleri Bakanı Atalay ile görüşmelerde bulundu, hükümete yakın araştırma merkezlerinde seminerler verdi, basın yayın kuruluşlarında görüşlerini açıkladı. Gazeteler, Profesör Volkan'ı 'politik psikoloji kavramının geliştiricisi, ABD'de en prestijli ödüllerinden birinin sahibi' diye tanıttılar.

ANF
 

Bu haber toplam 4757 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
SELDA
2013-06-10 16:42:43
selda.suner@gmail.com
AKP'NİN POLİTİK İSLAMCILIĞI DEŞİFRE OLDU!     AKP rejiminin sergilediği son duruma baktığımızda sahte yargı maskesi ve makyavelist uygulamalarla, askeri rejimleri aratmayan yeni bir polis devletine doğru gidişatın hızlandırıldığını görüyoruz. Esasen Türkiye 1970 lerden itibaren bir polis ve asker devleti olarak şekillenme sürecine sokuldu. Toplam polis sayısı sürekli artarak 350 000' ni geçti. TSK, köy koruyucuları ve paramiliter güçler bir bütün olarak AB üyeleri devletlerin toplamından daha fazla bir kitlesel güçle ülkeyi kıskaç altına almış durumdadırlar. Osmanlı İmparatorluğu'nun suç ve günahlarının bu mirasçısı olan İslami gericilerimizin hırslarının, gerçekte sahip oldukları olanak ve kapasitenin çok daha ötesinde olduğu belli. Türlü türlü komplolar, faili meçhul cinayetler, kışkırtmalar, başta muhalifler olmak üzere giderek tüm toplumu kuşatan izleme-gözetleme gibi gelişmeler, gerçekte bunayan sistemin kendini ayakta tutabilmek için giderek korkunç bir Büyük Biradere dönüşmesinin kaçınılmazlığını göstermektedir. Arada sırada çete dalaşmaları olsa da temel yasalar ve sistemin ana güçleri aynen kaldı: şimdi Siyasal İslamcılar aynı anayasayı kullanarak, aynı işkenceci polis ve askeri kullanarak zulme devam ediyorlar...Özel yaşamlar, telefon konuşmaları her şey herkesin elinde koz olarak kullanılan baskı ve tehdit unsuru haline getirilmiştir. Rejim bekçiliğine soyunmuş teror ve zulüm mekanizması aynen zamanın İttihat-Terakkisi gibi kendilerini en kötü ihtimale (bir bölünme sürecine) hazırlıyorlar. Bu çerçevede iç savaş aygıtına, Osmanlının çöktüğü ve TCnin kurulduğu süreçtekine benzer bir misyon ve şekil kazandırılmakta olduğu anlaşılıyor. Bu kesimler, zamanında Ermeniler ve Rumlara yapılanların bu kez de Kürtler için gerekli hale gelebileceği üzerine birtakım hesap ve hazırlıklar yapmaktadırlar. Bu hazırlıkların rengi, bazı illerin muhtemel pogrom provaları için pilot bölgeler olarak seçilmiş olması, Kürtlerin sürülmesi, kısırlaştırılması gibi Nazi söylemlerinin ayyuka çıkması gibi olgulardan iyice anlaşılmaktadır. Bunları yapanların patolojik vakaymış gibi ele alınması tarihten hiç ders alınmaması anlamına gelir.   Taksim'de camiye ihtiyaç yok. Gösteriş uğruna siluet mahvediliyor. İşgalci barbar kitleler İstanbul'un tarihi silüetini zaten yeterince değiştirdiler. Bu dev camminin amacı gerçekten ibadet için değil, bunca cami varken Erdoğan'ın kalkıp 20 000 kişiyi barındıracak böylesine dev bir cami için emir vermesi, Osmanlı padişahlarının şan ve şöhretlerinin sembolleri olan bu beton yığınlarını, gösteriş için, kendisi için kopyalamasından başka bir şey değildir.   Dev adımlarala ilerleyen Bilim ve tekniğin beklenmeyen işlevlerinin de olduğunu bir anlık olsa da unutan Erdoğan, bazı geri dönüşlerin ne kadar tehlikeli sonuçlara yol açtığını gecikerek fark etti. Modern teknikle insanlar arasında değişen kominikasyon yöntemlerinin tamamıyla kapalı sanılan ailesel diktacı Arap rejimlerini nasıl çökerttiğini unutması veya görmemezlikten gelerek Twitter'e saldırması, öncülleri Arap liderlerinden farklı olmadı! Hüsnü Mübarek, zora düştüğünde İnternet'i kapatmıştı, Yemen, Tunus ve Sudan'da keza öyle, Erdoğan bu adımı daha sonraları atabilir. Diğer yandan Erdoğanland macerası, Enverland macerasına dönüşmekle karşı karşıya! R. T. Erdoğan'ın bütün ilkel toplumları İslam bayrağı altında birleştirme macerası iflas yoluna girdi. ERMENİ MEZARLIĞINA PARK VE APARTMAN KARARI DAHA ÖNCE DE SORUN OLMUŞTU! 1930' lerde İçinde Ermeni kilisesi bulunan Surp Agop alanı istimlak ediliyordu. Kanuni Sultan Süleyman'ın aşçısı Manuk Karaseferyanın padişahı komplodan kurtarması ile Ermeni cemaatinin eline geçtiğine inanılan, 1560ta İstanbul'da yaşanan büyük veba salgını ile mezarlığa dönüşen büyük arazi yüzyıllar sonra el değiştiriyordu. Ermeni toplumunu rahatsız eden kararın ardından iki kısma ayrılacak olan mezarlığın ön tarafında yani tramvay caddesinde 7 parça arsa apartman yapılmak üzere satılacaktı. Belediye burada küçük küçük binalar inşasına izin vermeyecek, arsaları ancak büyük apartmanlar yapmak isteyenlere satacaktı. Bu arsaların arasında birer yeşil saha bulunacaktı. İkinci kısım Taksim Meydanından başlayacak olan gezinti yolunun devamı olacaktı. İşte bu Ermeni ve Rum'ların kemiklerinin gömülü olduğu yere bir cami, gezeğenin en büyüğü en pahalısı, muhteşem bir cami kurulacak ve adı da Erdoğan camisi olacaktı. Böylece Erdoğan, başkanlığını, kendisini ondan sandığı, yolundan gittiği Osmanlı sultanlarının devamlılığını sembolleştiren, yüksekliği onlarınkini geçecek minarellerin gölgesinde mehter marşları ile ilan edecekti. Hünkarımızın Sunni Müslüman'ların önderliği sevdası şimdilik tehlikeye girdi!   Osmanlı'nın mirasçısı rolüne bürünen Erdoğan diktatörlük yolunda tökezlereken, AKP tepeden sallanıyor. Abdullah Gül bu fırsatı kullanarak en yakın rakibini ekarte etmeye kararlı görünüyor. Erdoğan Gül kapışması kızıştığı an gemiyi terk etmeler kaçınılmazdır. Diğer yandan, dişleri tümden sökülemeyen TSK pusuda bekliyor ve muhtemelen kaosdan sonra şansını yeniden deneyecektir. Askeri müdahale tabloda görünmeye başladı. MİT'in bütün subayları dinleme ve takip için birincil dereceden emir alması bu yöndedir. Bu nedenle AKP rejimi, generalleri Suriye'ye sokmaya kararlı görünüyor. TSK 'nin daha da yıpranması AKP rejimi için olmazsa olmaz bir şarttır. Erdoğan'ın bütün olayların ortasında, Suriye'ye saldırı noktasını esas alarak, diğer Sunni Arap rejimlerini örgütlemek için Fas ve diğer İslami dikta rejimlerini yanına alma çabaları, Suriye'ye özgürlük değil, bir kurşunla çok kuş vurma gayretlerinin bir göstergesidir. Erdoğan'ın Kuzey Afrika gezisinden vazgeçmemesi Suriye'ye giriş planlarının ne kadar ciddi bulduğunu gösteriyor. Esas amaç Esad değil, ''kafir'' orduyu bir yerlere sokup onlardan da bir an önce kurtulmak ve orada kendisine bağlı yeni Sunni diktalar inşa etmektir. Irak tarafını şimdilik Sunni islam'a sarılan Abdullan Öcalan caşı vasıtasıyla garantiye alan Erdoğan, Suriye'de kurulacak yeni bir Sunni dikta rejimi ile de Ürdün ve Filistin yolunu sağlama almaya çalışıyor. Hamas ve Suriye'de örgütlenen şeriatçı örgütler, Mısır ve Libya'nın Müslüman kardeşler örgütü Erdoğan'ı lider olarak benimsemeye başladılar.   OSMANLI TORUNU ERDOĞAN!   Osmanlı dönemini hayal eden Erdoğan'ın şu an ziyaret ettiği Arap ülkelerinde halk zulüm va baskı altında inim inim inliyor. Erdoğan'ın Kuzey Afrika'da Sudan, Fas ve diğer ilkel Sunnici İslam diktalarını desteklemesi hangi özgürlüğe tekabul ediyor? Osmanlıcı R.T.Erdoğan kendisine karşı çıkmayan Sunni İslamcı diktalara karşı değil, onların koruyucusudur. Demokratlık postuna bürünen AKP rejimi başta Suudi Arabistan, Kuveyt, Sudan ve Katar olmak üzere yeryüzünün en zorba şeriatçı diktatörlüklerinin yandaşıdır, onların desteğinde Suriye iç savaşında ki görevlerini tamamıyla yerine getirmektedir. Kadafi'nin tasfiyesi emrini veren başta Suudilerdi. Suudiler, Kaddafi ve Esad gibilerini yaramaz çocuklar olarak gördükleri için onları istemiyorlar. Yoksa Libya'ya veya Suriye'ye hürriyet getirmek değil...! Nitekim tüm bu ülkelerde Suudi ve AKP desteğinde aşırı dinci diktalar inşa edilmiştir. AKP, Suudi barbarlığının kendilerine verdikleri görevlerden hangi özgürlüğü anlıyorlar! Abdullah Gül, yeşil sermayenin merkezi olan Arap bankaları birliğini en uzun yönetenlerdendir. Şimdiki AKP rejimi Sunnici İslam diktatörlüklerinin en büyük destekçisidirler. İslmi bankacılık, özellikle Suudi Arabistan ve diğer ülkelerde, örneğin Bahreyn'de kurulan İslmi para kurumları, esas olarak "Kara Bankacılığı" sistemiyle çalışır. AKP bu kirli paralarla palazlandı. Tarih'te en fazla kara para AKP döneminde aklanmıştır. Afganistan ve Pakistan'dan Türkiye'de ki köy koruyucuları denetiminde Avrupa'ya uzanan uyuşturucu hattı AKP döneminde tam hızla çalışmaya devam etti. Kirli İslm paraları ülkede cirit atarken, Rabıta'nın yanında Faysal Finans' ı boş durmadı. Merkezi Cenevre kenti olan 55 İslm bankasının üst örgütü Dar-al Mal-al İslmi tam birçok Uluslu para kapitali şirketidir. Faysal Finans da bu örgüte bağlıdır. Yani çok uluslu şirketler grubunun Türkiye'deki düzenin bir parçasıdır. Üçüncü örgütün adı: Al Baraka'dır. Türkiye'deki kolu ise Al Baraka-Türk'tür. Suudi merkezlidir. Özal ve Topbaş ailelerinin ortaklığı vardır. Başkan yardımcılığını ünlü Topbaş adlarından biri; Mustafa Topbaş yapmaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın da soyadı Topbaş'tır. Kurulun diğer adları ise; Türkiye'de Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, AKP'lilerin ve de Başbakan'ın Kemal abisi diğeri de Talat İçözdür.  Bir başka kurum ise,44 İslm ülkesince gerçekleştirilen İslmi Kalkınma Bankası'dır. İç tüzüğüne göre; "üye ülkelerin tekil veya kolektif toplumsal ve ekonomik gelişmelerini Şeriat ilkelerine uygun olarak artırmak" ana hedeftir. Suudi Arabistan, Türkiye tarikat- cemaatler aracılığıyla sokulmuştur. Parasal ilişkiler bu kesimin hizmetiyle ve karşılıklı desteğiyle sağlanmıştır. İslmi sermayenin girişine izin veren Özal ailesidir. Özcan ve Topbaş ailelerinin bir kısmı "nurcu", bir kısmı da Nakşi Erenköy cemaatindendirler. İçerisinde tarikat-cemaat sermayedarlarının da bulunduğu bu yeni sermaye kesimi, ilk kez hatırı sayılır bir ekonomik güce sahip bağımsız bir güce dönüşüverdi. İşte yeşil ya da İslm Emperyalizminin güçlenip, yayıldığı ve aranan olan oluverdiği bir merkez... AKP yönetimi; başlı başına bir sermaye grubudur. Ailenin, Suudi finansmanı ile tarikat 'anamalı'nın ya da parasını bağdaştırarak siyasi ve ekonomik açıdan nasıl yükselişe geçtiğidir. Çoğu Nakşibendi'dir.   POLİTİK İSLAM DEMOKRASİ İLE BAĞDAŞMAZ. Osmanlı devleti benzeri bir siyasal yapının oluşumuna soyunan Sunnici İslam'cıların, Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu konjonktüründe, bu heves ve hayallerini yaşama geçirebilmeleri neredeyse olanaksızdır. Sunni Şii çatışmasından faydalanan daha büyük güçler mevcuttur. Herşeyi tepeden takip eden Batılı devletlerin buna sıcak bakacaklarını ya da en azından Ankara'nın bu doğrultudaki girişimleri karşısında sessiz kalacaklarını sanmak yanıltıcıdır, dolayısıyla, Türk gericilerinin Erdoğan'ın özel harpçilerince yönetimi devralınan PKK ve benzeri örgütleri kendi güdümlerine almak suretiyle büyüme planları, risk olasılığı yüksek bir kumar oynamaya benzemektedir. Yıllarca Batı'yı alavere dalavere ile uyutan AKP cemaatleri, ırkçı dinci tarikatlar, ılımlı İslam adı altında büyük güç topladılar. Batıdaki bazı geri parti ve otoriteler bu sinsi yalan dolanın etkisinde kalarak kendileri de bataklığa saplandılar. Avrupa'da sosyalist geçinen bir sürü gurup ve parti İslamcılığın etkisinde kendi idelojilerini de unuttular! Bu sözde salon aydınları ''ılımlı Sunnici'' diye algılamaya çalıştıkları aşağılık şeriat rejimlerini desteklerken, temel insan haklarını yokeden Talibanlara, hamas'lara, Vahhabi yobazlarına, tek tek ya da organize destek vermeye devam ediyorlar. AKP desteğindeki din maskeli İslamcı örgütler Avrupa'da cirit atıyor her tarafa cami kuruyorlar, açılışlarını ise bu kafir denilen çürümiş beyinsiz sosyalistlerle beraber yapıyorlar... Böylece islamcılık hem daha kolay militan, hem daha kolay maddi ve lojistik destek bulmakta, hem de büyük bir halk desteğine kavuşmaktadır. Küresel olarak baktığımızda İslam dini, baskı ve zulmün önemli bir kaynağı olmuştur. Şeriat, cihad, şehitlik, tekfir vb. kavramlarla kitleleri hakimiyet altına alacak unsurlar haline gelmişlerdir. Mısır'da Müslüman Kardeşler iktidarında ülke bir şeriat devleti karanlığına doğru sürükleniyor. Mısır'da olan bitenler bir dogmalar bütünü olan İslam ile demokrasinin bağdaşamayacağını bir kez daha ortaya koyuyor. AKP rejiminin geldiği nokta bir daha gösteriyor ki, İslam ile Demokrasi kesinlikle bir biriyle bağdaşamaz. İslam tabiatı gereği anti- demokratik olmak zorundadır. Türkiye örneğinde olduğu gibi bütün bu cemaat ve tarikatlar askeri diktatörlüklerin yanında yer almışlardır, İslam locasından olan Özal, Kenan Evren tarafından başbakan yapılarak ödüllendirilmiştir. 12 Mart darbesinden sonra tek bir İslamcıya dokunulmadığı gibi, işkence ve infazlarda Nakşibendi tarikatından özel adam istenmiştir. Bugünkü siyasal İslam rejiminin temelleri 12 eylül askeri cuntasından sonra atılmıştır. AKP kadroları askeri kliğin çizdiği politik sistemin ürünleridirler. AKP kadrolarının yaklaşık yüzde 64' ünü sağlayan sertlik yanlısı Nakşıbendi tarikatı, Erdoğan'ın tam diktatörlüğünü isterken, son olaylardan sonra yeni mevziler kazanan Fetullah gurubu A. Gül ile beraber hizipleşmeye yeni bir ivme kazandırıp, TSK' yi yanlarına alarak Erdoğan'ı zayılatmaya çalışacaklardır.   Sevgi ve Saygılarla Entegrasyon Komitesi İsviçre- Vevey ---------------------------------------------------------------------- Esin Duran, Selda Suner, N. Gök, Pelin Moda, Bedri Engin, Nazmi Dogan, Sevda Suner Sezer Aşkın, H. Datvan, Salih Demir, Nizamettin Duran A. Demir Melahat Baykara, ismail çekmez. Aydin Nizam Uğur Demir Ismail B. Cenk, Tekin Balkic Selma Altuntaş, Filiz Serin, Nedim Serin, Vedat Koçak, Salih Birdal, Mustafa Gur, Hasan Zafer Bahar Ünsal Osman B. Ayse bahar Metin Maslak H. Maslak Dilek Solak zeynep içkaya Sevda maslak Sercan Gezmiş Aynur Balkaya İpek Doğan Nazım Doğan Murat Doğan esin erkan Beyhan erdem n. erdem İsmail Deniz Ayten BARAK Ugur Birdal Ahmet Tan Yıldırım Kongar Selma Kongar Birol Aytekin Hatice Gül Ibrahim Erkin Kemal erdem Rıza Akdemir Mehmet Coskun Hüseyin demir fethi killi Yeliz Ender Mustafa Ender Ugur Basak Kemal Dektaş Ayten Ilkdal Nuri Aktanır Metin Koc Sevgi Ender Burhan Kulakçı Oğuz Duran Burcu Kanter Aysel kanter Erol kanter Layla SOLGUN M. Oktay Kemal Aktas Yelda tekinoglu Orkun Keskin T. Vural Oğuz şen Nur Şen Ismail çaykara Burhan Orkal D. Kahan Seher Yıldız Esra akkaya Mehmet Uzan Yeliz IŞIK Seyhan İlknur Osman Çekiç esma yıldız Murat Çetindal Ali OkyarMusa Tekin Aslı Birdal Nazmi Doğan İnci Gür L. Okar Mustafa Karkaya Omer Aytac Mürsel Bozkır Zeynep Şengül Gülcan Iğsız Murat Nidar şemsi Kaya Ayten Ekşi, Eda leman nermin ışıl D. Polat Kadir Erdem Serdar OKTAY Mehmet Özdemir Mustafa Erkan Nuri AKTAS Emine AKTAS O. Kadir Ergun Metin Kurca Sedat Isiklar Filiz Bag Kadir Baskale Sevim Varlik Hasan Mesut Akkaya Necmi Guler Erhan Isguz Meral Okur Bilge Okyaz. Kemal Koç L. Mirakoğlu Oktay Kızılcık Mehmet Yavuzgil Erdal Polat Hüsnü oktay k. Sankay Ahmet tekin. Semra Kaya Mustafa Çiçek Kayhan Göçkaya Erdal Solgun Mehmet Solgun Esra Solgun N. Altik Oguz Karakış Leyla Mert Işık mert D. Öksüz Erdem Yılmaz Ayse Eltan S. Guner M. Deniz Ok Mehmet İnce Huseyin Cinar Meltem Cinar Berk Cinar L. Demirkaya Huseyin Çilek Ayten Irmak D. Okdere Ali Uskan Berdan Temiz. H. Baskale Murat Gülay Esra Gülay Mustafa Akyol A. jale Kol M. Kol Tamer Oktay Aslan Burukoglu I. Demir Nurettin Akdal Uzan Kara ismail Igdır Nuri Şen Hasan.Y. Balci Mehmet Yucel  ***********************************     TAKSİM' E CAMİ İSTEMİYORUZ. YENİ SULTANLARA HAYIR!   İMZA KAMPANYASINA KATILALIM...
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim