1. HABERLER

  2. PSİKOLOJİ

  3. Panik atak'ın belirtileri ve tedavileri

Panik atak'ın belirtileri ve tedavileri

"Panik Atak" çarpıntı, terleme, titreme, boğulma ya da nefes alamama hissi, göğüste ağrı veya sıkışma, bulantı, karın ağrısı, baş dönmesi, dengesizlik gibi bedensel duyumların olağan dışı yoğunlukta hissedildiği, beraberinde kontrolünü kaybetme...

A+A-

"Panik Atak" çarpıntı, terleme, titreme, boğulma ya da nefes alamama hissi, göğüste ağrı veya sıkışma, bulantı, karın ağrısı, baş dönmesi, dengesizlik gibi bedensel duyumların olağan dışı yoğunlukta hissedildiği, beraberinde kontrolünü kaybetme, delirme korkusu ya da ölüm korkusu ile karakterize bir süreçtir” diyen Ordu Umut Hastanesi doktorlarından Uzman Klinik Psikolog Özge Yılmaz, bu hastalıktan muzdarip kişiler için “Panik Atak”ın belirtileri ve tedavileri hakkında açıklamalarda bulundu.

Duygu patlaması yaşanabilir

Bu durum için panik aniden bastıran endişe atağı da olduğunu söyleyen Yılmaz, “Bu hastalık için endişe nöbeti de diyebiliriz.  Bu endişe on dakika içinde tırmanır tırmanır, en üst noktasına ulaşır ve daha sonra yavaş yavaş azalarak kaybolur. Panik halinde çok şiddetli duygular yaşanır. Zaman zaman birçok insana uğrayan ve çok sıkıntı verici bir durum olan panik atak, hayat kalitesini ciddi anlamda düşürür. Panik atağı olan kişi, evden çıkamaz hale gelebilir. Atak gelecek korkusuyla çarşıya, pazara gidemeyebilir, otobüslere binemeyebilir. Yardım almanın  zor olacağı kalabalık yerlere girmekten kaçınabilir. Yalnız kalamaz, hep yanında birilerinin olmasını ister. Panik bozukluğu olan insanlar birkaç saniyeden birkaç saate kadar değişen süreler boyunca dehşete tabidirler” dedi.


panik-atak-aninda-bunlari-yapin-f2c192.jpg


PANİK ATAK BELİRTİLERİ NELERDİR?

Panik atağın 13 tane belirtisi olduğuna dikkat çeken Psikolog Yılmaz, “Aşağıda sıraladığımız belirtilerden en az 4 tanesi varsa ‘Panik Atak’lı olma ihtimali fazladır” diye konuştu.

  •    Çarpıntı, kalbin sert ve fırlayacakmış gibi atması,
  •    Terleme (ateş basması, üşüme),
  •    Titreme,
  •    Nefes almada güçlük, boğulma korkusu, tıkanma,
  •    Baş dönmesi, bayılacağını düşünme,
  •    Bulantı, geğirme, karın ağrısı çekme,
  •    Nefesi kesilmek, aldığı havanın yetmediğini düşünerek derin nefes alma,
  •    Göğüs sıkışması, ağrı,
  •    Kendini hissedememe, kendine yabancılaşma, algılama güçlüğü (depersonalizasyon),
  •    Çevrenin gerçek olmadığını düşünme (derealizasyon),
  •    Ölmekten korkmak,
  •    Çıldıracağını düşünmek, başkasına zarar verme korkusu,
  •    Vücutta uyuşma, karıncalanma.

Bazı hastaların uykuda da atak geçirebilileceğini söyleyen Yılmaz, “Panik Ataklarının sıklık ve şiddeti değişkenlik gösterir. Atak sonrasında kişide yeni bir atak daha yaşayacağı ya da atak sırasında ortaya çıkan bedensel duyumlarla ilgili yoğun kaygı oluşur. Hastalar kalp krizi geçirecekleri, beyninde önemli bir hastalık olduğu, felç olabilecekleri gibi kuşkularla acil servislere başvururlar. Çoğu zaman yapılan ilk tetkiklerde herhangi bir sorun saptanmamış olmasıyla da yetinmeyip daha ileri tetkik arayışları içine girerler. Sorunun psikolojik olduğunun anlaşılıp bir psikiyatra, psikoloğa yönlendirilene kadar hastaların çoğu beyin tomografisi, beyin MR’ı, kalp anjiografisi gibi son derece pahalı, zahmetli ve riskli tetkikler yaptırırlar. . Bugün kalp hastanelerine giden hastaların % 15 20'lik bir kısmının panik bozukluğundan muzdarip olduğu bilinmektedir” dedi.

Kişinin sosyal yaşamını kısıtlayabilir

Kişilerin sosyal hayatına etkisine de vurgu yapan Yılmaz, “Aynı korkularla hastaların bir kısmı evde yalnız kalamama, kalabalık yerlere girememe gibi sorunlar yaşarlar. Bu durum kişinin mesleki ve sosyal yaşantısını ileri derecede kısıtlayabilir. Panik bozukluğu olan birçok kişi ataklar arasında "Beklenti Anksiyetesi" denilen durumdan dolayı acı çeker-beklenti anksiyetesi bir başka panik atağın tekrar yaşanacağı korkusudur. Bu beklenti anksiyetesi sıklıkla ciddi bir fobik bozukluğa götürür .Agorafobi (açık alan anlamına gelen) evden veya diğer güvenli yerlerden uzakolma korkusu ve bu durum ciddi şekilde yetersizliğe neden olabilir. Bu bozukluğu olan insanlar yıllar boyunca evlerinde kalabilirler, dışarıda gezmekten korkarlar çünkü insanların içinde panik atak geçireceklerini düşünürler” diye konuştu.


13319.jpg


PANİK ATAK  NEDEN ORTAYA ÇIKAR? TETİKLEYİCİLERİ NELERDİR?

Hastalığın nedeni ve belirtileri hakında açıklamalarda bulunan Yılmaz, “Çoğunlukla nedensiz bir şekilde ortaya çıkar. Beyindeki kimyasal maddelerden ya da beynin yan kısmının fonksiyonunu yitirmesi sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Tek başına ya da çeşitli hastalıklarla birlikte ortaya çıkabilir. Hastada belirtiler görülmeye başlar. Stresli bir hayat sürme panik atağı tetiklemektedir” dedi.

  • Bunlar dışında şu durumlar panik atağın ortaya çıkmasına neden olabilir:
  •  Sara hastalığı (epilepsi), akciğer- kalp hastalıkları,
  •  Vitamin eksikliği, kafeinli besinlerle beslenme,
  •  Tiroid bezindeki sorunlar, fazla adrenalin salgılanması,
  •  Kan şekeri düşmesi, kansızlık, beyinde oluşan tümör,
  •  İlaçların yan etkisi sonucu,
  •  Kapalı yerlerde bulunma, kalabalık yerler,
  •  Depresyon, sinirsel bozukluklar,
  •  Uyarıcı madde kullanımı ve bu maddenin aniden kesilmesi sonucu ortaya çıkabilir.   

Panik Atak tedavisi

 ‘Panik Atak’ tedavisi hakında da bilgiler veren Yılmaz, “Panik bozukluk kolaylıkla tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Ancak iyi tedavi edilmezse, ilaçlar yeterli dozda ve yeterli sürede kullanılmazsa, gerekli psikolojik destek sağlanmazsa rahatsızlık uzayabilir.Etkili tedavi yöntemleriyle sorun rahatlıkla çözülebilir. Önemli olan tedavinin bir tarafını eksik bırakmadan, ilaç tedavisini psikolojik tedavi ile desteklemektir” dedi.

Öncelikle korkularınızı yenmeniz gerekir

Tedavinin öncelikli şartı, korkudan korkmamak olduğunu söyleyen Yılmaz, “Korkuya teslim olursak o korku hayatımızın tamamını kuşatır. Onun için korkunun üzerine gitmemiz gerekir. Her halükârda bizi korkutan, ürküten durumların üzerine gitmeliyiz. Panik atak geçireceğim diye asansöre  binmeyen, uçağa binmeyen, çarşıya pazara çıkmayan, kalabalık yerlere girmeyen kişilerin, bu deneyimleri özellikle yaşaması gerekir” dedi.

Sükunetle beklemek lazım

Son olarak tedavi süresince sabırlı olunması gerektiğini söyleyen Yılmaz, “Yukarıda anlattığımız gibi, vücudumuzdaki değişikliklere paralel olarak felaket algısına kapılmadan, korkunun başladığı andan itibaren "Sonuna kadar izleyeceğim, bakalım ne olacak? Bakalım arkası nasıl gelecek?" diye sükûnetimizi korumalıyız. Bunu başarabilirsek zaten atak hiç başlamadan biter” diye sözlerini bitirdi.

Kaynak:www.orduolay.com

Bu haber toplam 699 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.