• BIST 106.825
  • Altın 146,023
  • Dolar 3,5179
  • Euro 4,1308
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 20 °C

OTHELLO SENDROMU: PATOLOJİK KISKANÇLIK

Psk. Nergis ÖZDİNÇ AZANPA

“Cani” değil “Hasta” 

Gazetelerin üçüncü sayfalarında, kadına yönelik şiddet ve cinayet haberlerine neredeyse her gün rastlamaktayız. O haberlerin her birinde “cani koca”  denilen kişiler aslında cani değil, “Othello Sendromu” olarak bilinen, patolojik kıskançlığı olan hastalardır. Patolojik kıskançlık bir paranoid sendrom’dur. Bu nedenle mutlaka tedavi edilmesi gerekir.

Othello sendromu adını, Shakespeare’in ünlü karakteri Othello’dan almıştır. Teması kıskançlık olan bu eserde Othello, aldatılma şüphesi ile karısını ve kendisini öldürür. Othello, dozunda olmayan kıskançlıkla ilgili bir örnek oluşturmuş ve bu sayede patolojik kıskançlık, psikolojide “Othello Sendromu” olarak yerini almıştır. 

Kıskançlık: Az’ı karar, çoğu zarar. 

Shakesper’in eserinde olduğu gibi, günümüzde de kadına yönelik şiddet ve cinayetlerin çoğunlukla kıskançlıktan kaynaklandığını görüyoruz. Kıskançlık, kaybetme korkusu ile ortaya çıkan, tehdit algısına karşı gelişen bir tepkidir. Descartes’a göre, "Kıskançlık, sahip olduklarını koruma isteğinden kaynaklanan bir tür korkudur." Freud ise “Kıskançlık, her zaman mantıksızdır ve bilinç denetimi altında değildir.” der.  

Kıskançlık, her birimizin hayatının belli dönemlerinde karşı karşıya kaldığı bir duygudur. Sevilen birini ya da bizden daha fazlasına sahip olanı kıskanırız. Kıskançlık duygusu insanlık kadar gerçektir, yokluk durumundan bahsedemeyiz. “Hayatımda hiç kıskanmadım” diyene bakışımız bile kıskançlığın doğal olduğu gerçeğini gösterir bize, hatta kıskançlık makul düzeyde kabul edilir bir duygudur. Bizden daha iyi olan birini kıskanmamız rekabet duygusunu geliştirir, motive edici özelliği vardır. İlişkilerdeki makul düzeydeki kıskançlığın birleştirici etkisi olduğu da söylenir. Kıskançlık bazen bir sevgi göstergesi, bazen de sevginin ölçütü olarak algılanır. Bu nedenle özellikle ilişiklerin genelinde kıskançlığa hoşgörü ile bakılabilir. Ancak unutulmamalıdır ki, makul düzeyde olmayan kıskançlık her zaman zarar verir. 

Dozunda olmayan kıskançlık: Patolojik kıskançlık 

Patolojik kıskançlık, kaybetme korkusuna karşı mantıksız saplantılar ve tepkilerle gelişir. Bu saplantılar irade dışı, benliğe yabancı, bilinçli çaba ile kovulamayan, inatçı biçimde yineleyen imge ya da dürtülerdir. Patolojik kıskançlık gösteren kişi, sık sık eşinin ya da sevgilisinin kendisini aldattığını düşünür. Bu aldatılma tehdit’ine karşı önlemler almaya çalışır. Eşini takip eder, evden dışarı çıkmasını, camdan bakmasını istemez, perdelere ve çarşaflara işaret koyar, giydiklerine ve arkadaşlarına karışır. Hatta gelişen teknoloji ile bu önlemler daha teknolojik görünüm kazanmıştır. Yeni nesil patolojik kıskançlık gösteren kişi, telefonları ve bilgisayarı sık sık kontrol ederek, eve gizli kamera koyarak eşinin davranışlarını izler ve en ufak bir değişiklik, eşinin duygu durumundaki en ufak bir farklılık, aldatıldığının kanıtı olması için yeterlidir. Kişinin aldatıldığına dair inancını mantıklı açıklamalar ve gerçek kanıtlar değiştiremez. Bu durum, İlişkilerde iki tarafı da yorar ve ilişki çekilmez bir hal alır. Kavgalar artar, şiddet görülebilir. Çoğu evlilikler bu nedenle boşanma ile sonuçlansa dahi patolojik kıskançlık gösteren eş, gerçekçi olmayan şüphelerinin yarattığı tehdit’i yok etmek için mantıklı olmayan davranışsal eylemler gösterir. Bundan dolayı boşandığı eşini ya da ayrıldığı sevgilisini takip etmeler, tehditler ve şiddet devam eder.  

Kıskançlığın nedeni özgüven eksikliği 

Özgüven eksikliği, kişinin kendisini yetersiz, zayıf ve güçsüz hissetmesi olarak tanımlanır. Özgüven kişinin belirli deneyimleri sonucunda gelişebilir ya da azalabilir. Özellikle kaybetme korkusu kişide özgüven kaybı ve yetersizlik duygularına neden olabilir. Kaybedilen şey sosyal ve ekonomik statü olabileceği gibi sevilen bir kişi de olabilir. Kişinin geçmiş yaşam deneyimlerinde, özellikle sevilen biri tarafından terk edilme öyküsü varsa, bu durum kişide güvensizlik hislerini geliştirmiş olabilir ve bu kişiler tekrar aynı duygularla karşılaşmamak adına çeşitli önemler alabilirler.  Kıskançlık davranışları da, işte bu noktada görülür. Bu davranışlar, kişinin yetersizlik ve değersizlik duygularını kontrol etme ve kıskançlığın yarattığı duygu ile baş edebilme çabalarıdır. 

Kıskanç kadın acı çeker, kıskanç erkek acı çektirir. 

Kıskançlıkla ilgili gerçekleşen şiddet ve cinayetlerin çoğu erkekler tarafından gerçekleştiriliyor olması patolojik kıskançlık gösteren cinsiyetin daha çok erkekler olduğuna dair bir algı oluşturmaktadır, oysa konu ile ilgili yapılan araştırmalarda kadınlarda patolojik kıskançlığın erkeklere oranla daha sık görüldüğü bilgisine ulaşmak mümkündür. Bunun nedeni, kadınların ve erkeklerin yaşadıkları kıskançlık duyguları ile baş etme yöntemlerinin birbirlerinden farklılık göstermesi ile ilgilidir. Kadın ve erkeklerin beyin yapılarındaki farklılıklar onların duygularını belli etme yollarında da farklılıklara yol açar. Patolojik düzeyde kıskanan kadının aldığı önlemler erkeğin aldığı önlemlerle aynı olsa bile şüphelerin doğurduğu öfke tepkisini ifade ediş şekilleri farklılık gösterir. Kadınların kıskançlık duyguları ile baş etme yöntemleri daha duygusal iken erkeklerinki daha davranışsal olur. Kıskanan kadın şüphelerini doğrulayan bir kanıt bulduğuna inandığında tepkisini en fazla konuşarak gösterirken erkek tepkisini şiddetle gösterir. İşte bu nedenle kadınların patolojik kıskançlıkları en çok kendilerine, erkeklerin patolojik kıskançlıkları en çok karşısındakine zarar verir.  

Kıskançlık kıskacından kurtulun 

Dozunda olmayan kıskançlık sağlıklı, değerli ve güvenli olma yolunda bireyleri engelleyen bir kıskaç gibidir. Kıskançlığın patolojik düzeyde olması, hem kişinin kendisinde hem de karşısındakinde istenmeyen sonuçlar doğurabilir.  Her iki tarafta da, yetersizlik ve değersizlik duygusu, depresyon, nefret, öfke, saldırganlık, şiddet, boşanma, intihar ve en uç nokta ölüm, patolojik kıskançlığın en acı verici sonuçlarından olabilir. Patolojik kıskançlık her durumdan beslenen, gittikçe artış gösteren ve kontrol edilmesi zor bir duygudur. Kişi, kıskançlığın sebebini kendisinden ziyade karşısındakinde görmesi onu daha çok çıkmaza sokar.

Kıskançlığın asıl sebebi kişinin kendisinde saklıdır. Ancak, kıskanç kişi bunu tek başına fark edemez. Bu nedenle, dozunda olmayan kıskançlık gösteren kişilerin bu kıskaçtan kurtulabilmeleri için mutlaka bir uzmandan destek almaları gerekir.  

Bu yazı toplam 11166 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
şule
2012-09-07 09:57:57
yetersiz sebep
patolojik kıskançlığım var fakat bu makalede kıskançlığın nedeni genel olarak özgüven eksikliği ve kaybetme korkusuna bağlanmış. tamamen eksik bir tanım. Kendine güvenen başarılı akıllı toplumda yeri olan, ayrıca eşinden daha fazla kalifikasyon sahibi bir kadın olarak özgüven eksikliği veya kaybetme korkusundan dolayı kıskanmıyorum. her konuda mükemmel br partner olmaya çalışmama rağmen sırf erkeklerin genel anlamda doyumsuzluğu, ahkalsızlığı, psikolojik bunalımı, eğlence isteği, ve ucuz basit kadınların yamanması.. vs gibi saçmasapan sebeplerle özenerek ve emek vererek kurduğum aile birliğimin yıkılmasını hazmedemem. kadınlar gururlu olsunlar maddi imkanları varsa bu tür zavallı erkekleri koca diye yanlarında taşımasınlar.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim