• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 0 °C

OKULA BAŞLIYORUM!

Psk. Dan. Mine ÇELİK

I. ÇOCUKLUKTA İLKÖĞRETİM DÖNEMİ

Çağdaş toplumlarda düzenli bilgi ve becerilerin kazanıldığı bir kurum olan okul, çocukların bilgiye ulaşması ve anne-babadan sonra eğitimine devam etmeleri için gereklidir. Bütün eğitimciler, öğretmenler, anne-babalar, çocukların daha başarılı olmaları için çaba gösterir. Başlangıçta bir aile ve ev ortamında, yaşamındaki en önemli kişiler olan anne ve babaları ile başlayan eğitim ve öğretim hayatı, okul öncesinde 3 – 6 yaşında ve 7 yaşından itibaren de ilkokul ile devam eder. Üç yaş öncesinde, ilk olarak anne sonra baba ve diğer aile bireyleri önemliyken, 3 – 4 yaşlarında arkadaşlarına ilgi gösterir ve faaliyetlere katılırlar ama anne-baba ve aile ortamı, çocuk için önemini sürdürür. Araştırmalara göre, çocuklar için ilkokula başlayış, doğumdan sonra anneden ikinci kez ayrılış olarak nitelendirilir.  6 – 7 yaşlarındaki çocukların, yaşamlarının bir kısmını geçirecekleri başka ortamlara uyum sağlamaları beklenir.  Anne-babadan sonra, yaşamlarındaki en önemli kişi öğretmenleri olacaktır. Okul ile çocuk yeni, sosyal ve karmaşık bir çevrede, bir birey olarak toplumda yer almayı ve dış dünyaya açılmayı öğrenir. Okul öncesi döneminden ilköğretime geçerken bazı çocuklar bu duruma kolayca ayak uydurabilirken bazı çocuklar annelerinden ayrılmakta zorlanır; okula, yeni arkadaşlarına ve öğretmenlerine alışmakta güçlükler yaşayabilirler. Bu çocukların uyum sağlayabilmeleri için daha fazla zamana, anlayışa ve yardıma ihtiyaçları vardır. Bu durumda okula başlama olgunluğu ya da hazırlıklı olma kavrama söz konusudur.

II. OKULA HAZIRLIK (OKUL OLGUNLUĞU) NE DEMEKTİR?

Olgunlaşmadan daha geniş bir kavram olan ‘hazır olma’ kavramı, bireyin bir işi yapabilmesi için gerekli ön bilgi, beceri ve tutumlara sahip olmasıdır. Okula hazırlık kavramı, çocuğun herhangi bir duygusal zorluk çekmeden, kolayca ve yeterli derecede öğrenebilmesidir. Daha önce bazı alanlarda bilgi ve becerilerin kazanılmasında güçlük çeken çocuğun, artık bunları kolayca yapabilmeleri beklenir. Annesinden ayrılan çocuk için bu defa sınıf ortamında birtakım görevler bulunur. Sadece sınıfa yalnız girmeye alışması değil,  ders süresince sırasında oturması, öğretmeninin anlattıklarını dinlemesi ve takip etmesi, talimatlarını yerine getirmesi gerekir. Ancak ilkokul birinci sınıf öğrencileri için en önemlisi okuma ve yazma öğrenmeleridir. Dolayısıyla okumaya hazırlık ve okula hazırlık terimleri bazen birlikte bazen de birbirlerinin yerine kullanılır. Hangi biçimde kullanılırsa kullanılsın, asıl olan çocuğun okulda kendisinden istenen görevleri başarıyla yerine getirmeye hazır olmasıdır.

III. OKUL HAZIRLIĞINDAKİ ÖNEMLİ ETKENLER NELERDİR?

Okula hazırlıklı olmada çeşitli gelişim alanlarının önemi vardır:
1. Fizyolojik: Her yönüyle normal, fiziksel büyüme ve gelişmedir. Yaş, boy ve ağırlık, cinsiyet, görsel algı, işitme algısı, hareket algısı (kalın ve ince kasların gelişimi ve koordinasyonu), diğer beden işlevleri (salgısal, nörolojik, hormonal)
2. Sosyal: Diğer insanlarla iyi ve başarılı ilişkiler kurabilme yeteneğidir.
3. Dil:  Diğer insanlar ile rahatça iletişim kurabilmesidir.
4. Duygusal: Çevresi ile bağımsız ilişkiler kurabilmesidir.
5. Zihinsel: Bilgi ve anlayış kazanabilmesidir.

İlkokula başlamak için çocuğun 6 yaşını doldurmuş olması gerekir. 6 yaş çocuğunda, sosyal bilinç ve olgunlukta artış, arkadaş ilişkilerinde yoğunluk, ince kas becerilerinde artış gözlenmektedir. Hayal kurma ve espri yeteneklerine sahiptir. Hayal ve gerçeği ayırt edebilir, böylece somut düşünceden soyut düşünceye geçiş başlar. Bu yaş döneminde fiziksel gelişimlerinde bir yavaşlama beklenir. Bu yavaşlama becerilerinin artmasına olanak verir. Kas dokusu hızlı gelişir ama kaslar fonksiyonlarını tam olarak yerine getiremediğinden hareketlerde yetersizlik görülebilir. Aynı zamanda büyük kasları harekete geçiren bisiklete binmek ve ip atlamak gibi aktiviteler de yaygındır. Bu özelliklerdeki 6 yaş çocuğu, özgür ev ortamından, anaokulunun oyun ağırlıklı faaliyetlerinden ve aktivitelerinden sonra bocalayabilir. İlkokul, öğrenme ağırlıklıdır. Bu yüzden disiplini sağlamakta çok aceleci davranmamak gerekir. Israrcı yaklaşım çocuğun ileriye dönük endişeler yaşamasına neden olabilir. Dikkat ise öğrenilen bir şey olduğu için yavaş yavaş geliştirilebilir. Başta aynı görevle uzun süre meşgul olmak, bu yaş dönemindeki çocuk için çok zordur. Adım adım çalışma süresini arttırmak daha iyi bir tutum olacaktır.

IV. ÇÖZÜM YOLLARI İÇİN ÖNERİLER

• Yeterli sosyal ortamda bulunmamış, aşırı bağımlı çocuklar, okula uyum sağlama dönemini kolay aşamazlar. Okula korkarak giden ve evi düşünen çocuk ‘öğrenme’ de zorluklar yaşar. İki – üç haftada uyum gösteremeyen çocuklar okula gitmek konusunda tepkiler ve kusma, ağrı gibi belirtiler geliştiriyorsa ‘okul fobisi’ söz konusu olabilir. Her çocuk için belirtilerin türü ve şiddeti farklı olabilir. Bu sorunun üstesinden gelme yolu, öncelikli anlayışlı ve sevecen bir öğretmenin desteğidir. Öğretmenin çocuğun okula gitmesi yönünde kesin ve kararlı bir tavrı olmalıdır. Okula gidilmeyen her gün problemin daha da çok büyümesine neden olur. Mümkünse, tercih ettiği bir aile büyüğü ile okula gelmesi ve devamının sağlanması gerekir.

• Okula hazır olmanın ve uyum sağlamanın bir başka etkeni, öğrenmeyi sağlayan zihinsel yeteneklere sahip olması ve beklenen performansı gösterebilmesidir. Bu durumda ailenin ve öğretmenin kuşkusu varsa uzman yardımı alınmalıdır. Psikoz- pedagojik tedavi gerektiren her türlü sorun için erken tanı ve tedavi çok önemlidir. Aksi halde çocuğa okula uyum sağlaması yönünden zaman kaybettirir.

• Çocukların okulla ilgili endişelerini ve duygularını ifade etmesine müsaade edilmelidir. Olumsuz duygular söz konusuysa, dinlemek ve kabul etmek gerekir. Olumsuz duyguların dinlenmesi çocukları rahatlatacaktır.

• Çocuğun okulla ilgili sorduğu sorulara açık ve dürüst cevaplar verilmelidir.

• Okul korkusuna dâhil olarak parmak emme, bebekçe konuşma, alt ıslatma gibi davranışlar da görülürse sabırlı olup, rutini bozmadan görmezden gelinmeli ve olumlu yaklaşımlara devam edilmelidir.

• Çocuğun okulla ilgili belirgin bir korkusu varsa, çocukla birlikte okula gidilmeli ve korkusunun üstesinden gelmesine yardımcı olunmalıdır.

• Çocukların anne-babalarıyla devamlı vakit geçiremeyeceğini öğrenmeleri için gerçek açıklamalara ve deneyimlere ihtiyaçları vardır. Ayrı olduğunuzda bile güvenli ve mutlu hissedebileceğini ve ayrılığın geçici olduğunu anlatmak gerekir.

• Çocuklara karşı sakin ve sabırlı olmak gerekir. Okul, onun için yeni bir tecrübedir ve birtakım problemler yaşaması gayet doğaldır.

Bu yazı toplam 4188 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim