• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 0 °C

ÖFKE KAYNAKLARI

Psk. Dan. Perihan DEMİRBAŞ

Hayatınızda yolunda gitmeyen, ertelediğiniz ya da sürekli yinelenen olaylarla karşılaştığınızda bu durumun kaynaklarını düşündünüz mü? Ya saplantılarımız! Eşim beni aldatıyor mu? Ya onu kaybedersem? Sevgilim beni aldatırsa? Diye düşündüğünüzde aslında kaynağının öfke olabileceğini hiç düşündünüz mü?

Bu kızgınlık ve korkularla, kaybetmeye odaklanarak kendi kehanetinizi ve hikayenizi doğrulamak için enerjinizi harcamaktan vazgeçmenin en iyi yolu öncelikle bunun farkına varmaktır.
Kocasına ya da karısına öfkeli biri ile çalıştığımızda altından çözülememiş ilişki problemleri çıkıyor. Öfke,ikincil bir duygu olduğu için altında yatan diğer duygular fark edildiğinde sorun ancak çözümlenebiliyor.

İlişki problemlerinin yanı sıra çoğu zaman affedilmeyen bir baba-anne ya da çocuğun yetişmesinde söz sahibi olan ebeveyn her kimse ona ait öfkelerin fark edilerek çözümlenmesi bugünkü ilişkilerdeki engeli kaldırarak daha sağlıklı ilişkilerin kurulmasını sağlayacaktır.

Namus derdine düşerek kızının gözü açılmadan baş göz eden baba…
Çocuklarının annesine sürekli şiddet uygulayan bir baba…
Evde otoritesini sağlamak adına çocuklara sevgisini veremeyen baba…
Kendi aile problemleri nedeni ile kendinden vazgeçen, vazgeçmek zorunda bırakıldığı için kendine ve çevresine öfkeli bir baba…
Babalar için durum böyleyken, anneler için de öfke kaynaklarımız mevcut!
Kendi gücünü kullanabilmeyi öğrenemediği için çocuklarını koruyamamış anne…
Kendi problemlerini çözemediği için kendisini çocukları üzerinden ifade eden anne…
Bağımsız bir kişilik gelişimine izin vermeyerek kendisini çocukları üzerinden var eden anne…
Tüm bunları çocuklarının iyilikleri adına yaptığını söylerek bir de öfkeye eşlik eden şuçluluk duyguları nedeniyle kendini borçlu hissetme duygusu ile nasıl davranacağını bilemeyen yetişkinler yetiştiriyoruz.
Çocuklar için uygun ve destekleyici bir sevgi ve güven ortamı yaratmanın anne-babanın asli görevi olduğunu unutuluyor!

Bütün bu olumsuzlukların karşısında kendisini çaresiz,suçlu ve nedensiz gergin, mutsuz, saplantılı tutumlar içinde bulan ve bir türlü yetişkin olamamış, çocuk ve ergenler yetişiyor.
Farkında olmadıkları bu duygu durumu ile ilişkilerinde sürekli mutsuzluğu yaşayan yetişkinler korku dolu bir yaşama mahkumiyetle çevresindekileri de olumsuz etkiliyorlar.
Ne yazık ki farkına varılmamış bu tür duyguların tamamı birleşerek ilişki problemleri ve psikolojik sorunlar olarak geleceğimizde karşımıza çıkıyor. Bazen de somatize edilerek vücut semptomlarına dönüşüyor. Bu noktada ortaya çıkan fiziksel problemler de  baş edilmesi bir hayli zor sorunlar olarak karşımıza çıkıyor. Ancak sıkıntılar kendi kendine başa çıkılamayacak düzeye geldiğinde  ya da fiziksel sorunun psikolojik kökenli olabileceği söylendiğinde terapiste gitmek bir çözüm olarak düşünülüyor. Bu seanslarda genellikle ortaya çıkartılan ve "bu güne kadar doğru olduğu kabul edile gelmiş"  yanlış inanç ve düşünce kalıpları ile yaşananlar tekrar yorumlanarak bilinçli bir bakış açısı kazandırılıyor.
Kişi, anne - babasına karşı duyduğu öfkeyi fark ettiğinde önce bunun, "asla olmaması" konusundaki inançlarını sorgulamaya başlıyor ve bu konudaki ezberleri bozuluyor. “İnsan kendi anne-babasına öfke duyar mı?”, “Anneme yada babama kızdığım zaman kendimi suçlu hissediyorum.”, “yılarca bunun yanlış olduğunu düşündüm,” diyerek tepki verebiliyorlar.
Oysa bilinenin aksine en çok sevdiklerimize öfke duyarız, ancak bu onları sevmemize engel değildir. Ancak bu öfkemizi fark ederek yolumuza devam ettiğimizde ve bu durumu oluşturmuş sebepleri yada sebepçilerini bağışlayıp özgürleştiğimizde öfke bizim için bir engel ve güç kaçağı olmaktan çıkar...

Bu yazı toplam 5257 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Nick Yok
2010-08-19 01:47:19
Slm
Maalesef bunun bir çaresi yok. Aile denilen şey beni hasta etti., atamam bunları. Bu dünyada başaramadım.Artık diğer tarafta.Sagolun öneri için. Biliyormusunuz bana evlenmem gerektiğini söylerlerdi.Böylece o içimdeki şeytanı açığa cıkarıp üzerimdeki çekingenliği,sıkılganlığı atarsın dyenler oldu. Allahtan böyle bir hata yapmadım.En azından evlenmeyecek kadar akıllıyım.Evleneceğim kızın başınıda yakardım.Benim gb hasta bir insanla hayatı zehir olurdu. Ülkemizde, bana denildiği gb evlenirsin gecer denilen,sonrada ailesini bir bir öldüren,katleden hasta insanlarla dolu. Ya da ailesini öldürmekten beter eden manyaklarla dolu.Kadını erkeği fark etmiyo. Bizim gibilerin evlenmeye hakkı yok.Nasıl başladıysa öyle bitemeli. En azınından şuna dua etmeye başladım.Kimseye bir zararım olmadan en az günahla diğer tarafa göç etmek tek temennim.. Neyse aslında bu yazıyı yazmıyacaktım fakat bi teşekkür içindi size. Bir önceki mesajım için ''okudum'' diye yazmıssınız.Bunun için teşekkür edrim.32 yaşındayım ilk kez hissettiklerimi paylaştım, o da yazıda, size. Çünkü bende paylaşım -0 dercenin altında..:d :d Admin yayınlar mı bimiyorum ama Ana-Baba lara birşey yazmak istiyorum. Sayın Anne-Babalar Çocuklarınızı lütfen dövünüz,hemde üzerlerinde egolarınızı tatmin ederek. Onlara sevginizi vermeyin.Sürekli rakibiniz olarak görün. Size birşey sölediği zaman dinlemeyin.Hep biz haklıyız deyip yine dövün,bagırıp çagırın hiç çeneniz susmasın. Onlara kendilerini değersiz hissettirrecek şeyler söyleyin ki bu sizi rahatlatsın onları rahatsız etsin. Evladınızı strese sokun.Sizden korkmalı.Çünkü sizler büyük insanlarsınız.Siz herşeyin en iyisini bilirsiniz.Sizde ananızdan babanızdan böyle gördünüz. Ben senin zamanındayken diye başlayın aynı çektiklerinizi çocuğunuzada yapın. Çocuğunuz sizden korkabildiği kadar korksun ki tek güç siz olun. Arada karı-koca olarak birbirinizi yemeyi de unutmayın.Sonra çocuğa çok yüklendik diye üzülürsünüz neme lazım. Neyse uzar da uzar bu...:d. Saglıcakla kalın..Hoşçakalın.
perihan
2010-08-11 18:42:42
soruya yanıt
slm nick yok yazdıklarını okudum... buradan sana yardımcı olmam zor.seni anlıyorum,ancak bu şekilde etrafındakilere ve kendine öfke duyman sadece ruhsal ve fiziksel sorunlara neden olur. kendin için kendi gücünü farketmen gerekiyor.bu konuda bir psikologdan destek almanı öneririm...
Nick Yok
2010-08-09 19:49:50
Tünelin Sonunda Işık Yok
Merhaba,paylaşım için teşekkürler.Sizden sadece bir öneri rica edicem,o da satrlarımın sonunda.Cevap vermek için kendinizi lütfen zorlamayınız.Olmasada olur. Ben baba bile demeye dilim varmayan kişiden nefret ediyorum.Öyle bir nefret ki öldüresim geliyor. Şiddet ve psikolojik baskı gördüm çocukluk yıllarımda. Bu adam annemi sebep yaratır döverdi.Beni sebep yaratır döverdi.Evin içinde kavga hiç eksik olmazdı.Kız kardeşime hç dokunmazdı.Sürekli benle bir sorunu var gbydi.Bakınız bu hiç bitmiyor.Adam hasta ruhlu sanki değişik şeylerde sorun çıkartıyor.Burda yazamadığım anneme yaptığı şeylerde çok.Hep ben haklıyım hükmünü diretiyor.Bir gün artık yapma dedim diye dünyanın dayağını yedim.Niye karşı gelmişim. Bunlar sadece bi kacı yazmakla bitmez. Bende çocukluk yıllarımda kekemelik ortaya cıktı.Okulda cok sıkıntı cektim bu yüzden. Bi keresinde ögretmen,onuda allah bildiği gb yapsın nası ögretmense hiç unutmuyorum;hikaye okuma sırası bana gelmişti hiç istemiyordum bütün vucudum terliyodu. Okuyamadım herkesin içinde. Ögretmenim okuyamıyorum dedim.Bana ''ne işin var burda o zaman,başka bölüm seçseydin g.zekalı''diyerek bagırmıştı.yerin dibine girmiştim.Zaten herkese mahcup olmuştum.Bi de bu... Her karne aldığımda kıyametler kopuyodu evde.Neyse..... 20 li yaşlarda iş hayatına girdim.Girdim ama yaptığım herşeyde çegingenim bu halada var. Üzerimde bir korkalık,bir çekingenlik almış başını gidio.İnsanlarla birebir ilşki kurmakta zorlanıyorum.Hala var.. En korkuncuda kalabalık içinde kendimi cok yanlız hissediyorum..Sosyal ortamlarda sönük kalıyorum.Paylaşım içinde olamıyorum.Kacmak istiyorum.Bana yöneltilen sorulara kafa sallayıp geçiyorum.Sıkılıyor çekiniyorum sosyal ortamlardan.Bazen oryantasyon olurdu,kekemeliğim yüzünden sıkılırdım.Beni zor durumda bırakırdı. İlk kez bi bayanla cıkmam 24 yaşında oldu.O da benle alakası yok onun zorlamasıyla.Bi bayana nası derdim sizden hoşlanıyorum diye ya terslerse beni yanlış anlarsa diye.Bayanlara bu kadar istek duyup ta yine onlarlardan kaçamaya çalışan dünya daki tek kişi benmdir heralde.Bu kadar sıkıldığımı hatırlamıyorum.Ama dünyadaki en güzel şeyin aşk olduğuna yemin edebilirim.Çok değil 2 hafta sürdü.Hiç bitmemesini isterdim.Bayanlara açılmakta çok zorlanıyorum.Henüz cinsel anlamda ilşkim bile olmadı. Neyse çok uzatmayayım.29 yaşına kadar ailemle yaşadım şimdi ayrıyım.1 sene önce işten tazminatımı da feda ederek kendi isteğimle ayrıldım.Çok bunalmıştım.1 kac saat uykuyla işe gidiyordum.Nedeni bilmediğim bi mutsuzluk vardı.Çok mutsuzdum.Bazen sinrli hareketler gösteriyordum iş yerinde. Şu anda Son 1 senedr evden sadece yeme-içme ihtiyaçlarımı karşılamak için cıkıyorum.Telefonları acmıyorum.Çalan Kapıyı acmıyorum.Annem kız kardesim bi senedr görmüyo beni.Sadece msjla iyimsin nasılsın o kadar........ Sorum şu; Üzerim de taşıdığım bi lanet var.Ve hç bir zamanda üzerimden gitmiyecek.Allahın bana verdiği lanet. 1.Ya kendmi öldürecem,baska insanlara yer acılsın,zaten boşa yaşıyorum. 2.Ya da Önce o adamı öldürecem bi pislik kalsın dünyadan,ardından kendi hayatıma son vereyim. Bana 2 nolu şık daha yakın geliyor..Sizce ? Saygılar.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim