• BIST 83.243
  • Altın 149,216
  • Dolar 3,8261
  • Euro 4,1052
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -6 °C

Lekeler Nasıl Önlenir? Nasıl Tedavi Edilir?

Lekeler Nasıl Önlenir? Nasıl Tedavi Edilir?
Pigmentler cildimizin rengini belirleyen renk maddeleridir. Zamanla ne gibi değişikliklere uğrar, çözümleri nelerdir?
Pigmentler cildimizin rengini belirleyen renk maddeleridir. Zamanla aşina olduğumuz bu kelime bazen leke, bazen melanin, bazen melasma kelimeleri ile de anılır. Bu renk maddeleri melanosit denilen çok özel hücreler tarafından üretilir. Üretilmelerinin bir amacı vardır: Cildi güneşin "ultraviyole ışınlarından" korumak. İşte bu yüzden çoğalırlar, ne kadar güneş görürsek o kadar sentezlenir. 
 
Ancak hepimizin genetik olarak belirli miktarda pigment sentezleme veya pigment rezervi vardır. Sarışınlık veya esmerlik bu rezervlerle ilişkilidir. Melanin sentez edildikten sonra keratinosit adı verilen cilt hücrelerine pompalanır, tüm epidermis (üst deri) bu pigmenti içeren hücrelerle kaplıdır. Bazen bir lekenin olduğu yerde tesadüf bir sıyrık olur ve iyileşirken sıyrık kabuklanır geçer orada daha açık renkli bir cilt kalır. Bu da ölen hücrelerle birlikte melanin gitmesine bağlıdır.
 
Melanin sentezi beyinde melanosit stimulan hormonun sinyalizasyonu ile olmaktadır. Sentez sırasında görev alan bir protein vardır. bu protein  (enzim) tirozinazdır. Tirozinaz enzimi çalışırken bakırı da kullanır. Tirozin isimli aminoaist bu enzim ve bakır sayesinde önce dopa'ya sonra bir dizi reaksiyondan geçerek eumleanin'e dönüşür. Tedavinin sırrı burada gizlidir. Örneğin bu tirozinaz enzimini bloke etmek hedef olduğuna göre ya enzimin kullandığı maddeleri tutan, ya da enzimin işlevini durduran ajanların kullanılması şarttır. Ayrıca sinyali veren hormonun da tetikçilerini kontrol etmek gerekir. Stres sırasında 
 
Bilimsel olarak 7 farklı fototip vardır. fototip I; sarışın mavi gözlü, ya da kızıl saç mavi göz ve çilli yani güneşe çıkması halinde teni kızaran ve asla bronzlaşamayan ciltlerdir ve bunlar ultraviyoleye kronik olarak maruz kalırsa cilt kanserine davetiye çıkarırlar. Tam tersi fototip 4 ve üstü ise esmer ciltler olup; kızarmadan bronzlaşabilen ve cilt kanserine karşı daha savunmalı ciltlerdir.  Bazen beyaz ten olup koyu renk saç ve koyu renk gözlü olmak da esmer olarak değerlendirilir. Çünkü  onların da pigment sayısı fazladır. Ancak onlar kızararak da bronzlaşabilir ve bronzlukları esmer ciltler kadar kuvvetli ve kalıcıdır. Ancak çok önemli bir dezavantajları vardır ki o da pigment sayıları fazla diyedir: 
 
Melasma (hormonal tip leke=doğum lekesi)
 
Lekeleri sınıflandırırken, bilmemiz gereken hepsinde ortak olan sebebin güneş olduğudur. Melasma gibi genetik yatkınlığı olan kişilerde (pigment sayısı fazla olan) daha fazla gözlenen, genellikle hormonal bir sorunun da eşlik ettiği dönemde ortaya çıkan pigment bozukluğudur. 
 
Bu hormonal durum 
• hamilelik olabilir, 
• doğum kontrol hapı alıyor olmak veya hormonlu spiral kullanıyor olmak, 
• adet döneminde güneşlenmek, menapoz döneminde
• endokrinolojik sebeplerle, örneğin tiroid bezinin fonksiyonu ile ilişkili durumlara denk gelen dönemde
• prolaktin yüksekliği ile ilişkili olarak ortaya çıkabilir.
• Bazı ilaçların tetiklemesiyle (dilantin gibi)
 
Melasma epidermal ve dermal olarak iki şekilde görülür. Yeni oluşmuş olanlar veya cildin en üst tabakasında görülen lekeler sütlü kahverengi veya kahverengi görünürler. Daha alt tabakalrda yani dermiste olan melasma ise grimsi- mavimsi kahverengidir. Genellikle tecrübeli bir hekim bunu ayırır ancak objektif olarak bu ayırım wood lambası tarafından yapılabilir.
 
Genellikle alında, elmacık kemik çıkıntılarının üzerinde görülebilir. Bazen daha yaygın halde de gözlenebilir. Tedavisinde öncelikle sebebi olan durum, kullanılan ilaç veya bir hastalık ise mutlaka düzeltilmelidir. Tabii ultraviyoleyi tam bloke eden, hem UV A hem de hem de UV B 'ye karşı korumalı güneş koruyucular gerekirse günde 3 - 4 defa sürülmeli. Şayet melasma epidermal yani yüzeysel ise kremlerle bile tedavi edilebilir. Bu kremlerin içeriğinde özellikle arbutin, kojik asit, hidrokinon gibi pigmentin sentezinin durduran ürünler vardır. Ancak asıl tedavi bu aşamayı oturttuktan sonra başlamaktadır. Glikolik asitler, salisilik asitler, laktik asitlerle, yüzeysel olarak soyma işlemi de yapılır. Hatta bu ürünlerin işlevinin artması ve epidermise homojen olarak yayılması, emilimi için tretinoin içerikli ürünler ilave edilir. Tedavi sırasında ortaya çıkabilen tahrişlerle hafif etkili kortizonlu kremlerle veya 
Aloe vera'lı ürünler kullanılabilir. Dermal melasmada ise epidermal melasmanın tedavisine ek olarak kimyasal peeling (dermisi soyacak şekilde) veya IPl, C vitamini enjeksiyonları (mezoterapi) kombine olarak ya da tek tek sırayla uygulanabilir.
 
Lentigo Solaris (kalıcı güneş lekesi)
 
Kenarları yıldızsı uzantılar gösteren bu lekeler sütlü kahverengi renktedir ve 0.5-2 cm arasında değişen çeşitli büyüklüktedirler. Güneşe maruz kalındıkça sayıları artabilir veya renkleri koyulaşabilir, boyutları artabilir. Güneş lekeleri varsa cilt, güneşin zararlı ışınlarına açık ve cilt kanserine yatkın olabilir anlamı taşır. Lentigolar çok nadiren lentigo maligna isimli cilt kanserine dönüşebilir. Ancak göğüs dekolte ve omuz başlarında ellerde sıklıkla görülen lentigo solarislerin (güneş lekeleri) kansere dönüşecek anlamı çıkarılmamalıdır.
Madem ciltte lekeler var o halde güneşin, cilde olumsuz etkisi olmuş demektir. Aslında lentigo solaris varlığı cildin güçlü bir uyarısıdır. Bundan sonra güneşten korunulması zorunludur. 
Tedavisinde hiçbir krem yeterince yok edemez. Ancak kremlerle desteklenmek üzere derin peelingler (triklor asetik asit gibi) ya da en iyisi IPL 'dir. IPL laserden daha güvenli bir ışık teknolojisidir. Kesinlikle tıbbi bir cihazdır (yeni yönetmelik taslağında yazılanın aksine) sadece bilgi sahibi doktorlar tarafından uygulanmalıdır. Sonuçları çok başarılıdır. Lentigoların üzerine uygulandığı zaman ışık emilir ve o bölgedeki leke- lentigo ısınarak üzeri hafifçe kabuklanır. Günler içinde bu ince kabuklar karabiber gibi dökülür.
 
Post-lezyoner Pigmentasyon
 
Adından anlaşıldığı gibi öncesinde bir lezyon olan lekedir. Örneğin dudak üzerinde sır ağda sonrası olan leke, sivilce izleri, herhangi bir tıbbi işlem sonrası kalan leke bu tiptir. Tedavisi epidermal veya dermal oluşu ile ilgili olarak daha önce anlattığım gibidir. 
 
Yıllar önce USA  California Beverly Hills'de düzenlenen Ultimate Sempozyum'da Türkiye'den davet edilen tek doktordum. İnanılmaz bir katılımın olduğu toplantıda sadece dermatolog değil çok sayıda plastik cerrahi uzmanı da vardı. Konferansın genel konsepti, kimyasal peeling ve cildin anti-aging' iydi. Dünyaca varılan son noktalar konuşuldu. Özetle lekeleri olan cilt sadece güneşle değil ısı ile de olumsuz etkileşim içinde olduğu, lekeleri tedavi ederken yeni bir lekenin oluşmasını önlemek üzere alınması gereken önlemler, triklor asetik asit peeling'in günümüzdeki yeri ve güvenliği, hatta anti-aging'deki mucizevi etkisi, IPL ve ev ürünleri ile birlikte elde edilen mükemmel sonuçlar. 
 
Lekenin önlenmesinde vitamin ve minerallerin rolü
 

Yazın C vitamini ve çinko minerallerine yönelmek daha doğrudur. Güneşin yarattığı yaşlanma etkilerine karşı antioksidan olarak savaşan bitkiler, meyveler tüketilmelidir. Bol yeşillik, üzüm (çekirdeği de çiğnenerek), mor olan meyveler tavsiye edilebilir. Ayrıca yapılan bazı bilimsel çalışmalarda, bazı aminoasitlerin (L-sistein) C ve E vitamini ile birlikte lekenin önlenmesinde ve ultraviyole ile mücadele edilmesinde olumlu etkileri olduğu görülmüştür. Yine bazı araştırmaların sonucunda C vitamini ile birlikte magnezyumun leke tedavisinde anlamlı bir başarısı olduğudur.

Kaynak: Milliyet 

Bu haber toplam 1650 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Kronik Hastalıklar Akıl Sağlığını Bozuyor05 Haziran 2016 Pazar 11:01
  • Oruç Tutarken Halsizliği Önlemenin Yolları!30 Mayıs 2016 Pazartesi 20:59
  • Kanserin Psiko-Sosyal Etkileri Var19 Mayıs 2016 Perşembe 13:19
  • Neden Kilo Alırız?18 Mayıs 2016 Çarşamba 18:57
  • Bilinçaltımız da Bizi Hasta Ediyor!09 Mayıs 2016 Pazartesi 11:59
  • Bebeklerde En Sık Karşılaşılan Sorun?02 Mayıs 2016 Pazartesi 20:07
  • İnatçı Depresyona Elektroşokla Müdahale20 Nisan 2016 Çarşamba 20:21
  • Çocuklar Neler Yutuyor?19 Nisan 2016 Salı 18:46
  • Erkekler 35 Yaş Sonrasına Dikkat!14 Nisan 2016 Perşembe 19:56
  • Uyku Bozukluğu Parkinson Habercisi Olabilir!11 Nisan 2016 Pazartesi 19:45
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim