• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 13 °C

KİŞİLERE BULAŞMA SENDROMU Ahmet Hakan Üzerinden Olgusal Bir Analiz I

Tarık Muzaffer

Çoğu zaman her insan ayrı bir analiz, her davranış ayrı bir tanı (m) yı gerekli kılar. Bu yönüyle insan karmaşık bir varlıktır. İnsan standartların ya da genel geçerin içine tam anlamıyla sığamayacak kadar farklı bir yapıya sahiptir. Tarih boyunca insanın ne olduğu ve özünde neyin barındığıyla ilgili çeşitli tanımlar yapılmış ve farklı parantezler açılmış olmasına rağmen genel geçer bir neticeye ulaşılamamıştır. Bu yazının ele aldığı konu daha çok insanla uğraşma ya da kişi eleştiriciliğinden beslenmedir. Ele alınan varlık insan olduğu için şüphesiz tanım ve analizlerde zorluklar yaşanacaktır. Normal ve anormal hakkında kriterimiz ortalama insan algısıdır. Ancak “ortalama insan algısı” kavramı oldukça soyut olduğundan işin zor kısmını bu kriterle aşmakta mümkün görünmüyor. Konunun karmaşıklığına binaen işimizi kolaylaştırması hasebiyle, bu yazıda ele alınan konunun, insan davranışları açısından “Anormal” boyutu ele alınacaktır. Çünkü;  Psikiyatristler ve psikologlar “anormal” hakkında inanılmaz ölçüde bilgi sahibidirler ama “normal”i tanımlamakta hep zorluk çekmişlerdir.[1]

Medyada popülerliği olan kişiler sürekli değişmektedir. Gündemde kalabilmeyi başarabilen yazar sayısı azdır. Gündemde kalabilmeyi başarmak ise farklı bir maharet gerektirir. Bu açıdan Ahmet Hakan Çoşkun son dönemde gündemde kalabilmeyi başaran ender yazarlardan biridir. Bu başarının arkasında güçlü bir önsezi, objektif bir analiz yeteneği, görünürden farklı bir şekilde olasılıkları okuyabilme gücünü aramak doğru değildir. Çünkü Ahmet Hakan’ın yazılarında bu yeterliliği ve iradeyi görmek mümkün değildir. Yazılarının “çok” büyük bir kısmında kişilerle ilgili magazinsel değerlendirmeler, kişinin şahsına dönük eleştiricilik, kısmen deşifre etme… vb içerikler yer almaktadır. İnsanlarla uğraşmak ve insanları  –insanlar kavramından kastedilen direk özel şahıslardır- analizlerinin merkezine almak yapıcı bir yaklaşım mıdır? Yoksa insan eleştiriciliğinden kendine pay çıkarırcasına bir katarsis (deşarj olma, boşalma) yaşamak mıdır? “Öz kritisizm” diye ifade edilen kendini eleştiriciliğin karşıt yansıması mıdır? Şimdi Ahmet Hakan’ın yazılarının içeriğine göz atarak konumuzun “olay” kısmından “olgusal” değerlendirmeye geçmek için veri toplayıp daha sonra veri analizi yapalım.

2 Eylül 2007 tarihli yazıda hedef seçilen kişiler

-          ÖMER ÇELAKIL "Kuran’ın şifresini çözdüm" diyen tıp fakültesi öğrencisi olarak tanımıştık onu… devam ediyor

-          Aynı yazının ikinci  paragrafında… “CAN DÜNDAR İşte yine "Genizden gelen ses tonu"yla çıktı meydana”…” Kısacası "tüccar belgeselci" oyunu sürüyor”…

-          Aynı Yazı … “HELİN AVŞAR Helin Avşar, dünkü Hürriyet’te Ayşe Arman’a verdiği röportajda….”

-          Aynı yazının dördüncü paragrafı… “Vakit’in küfürbaz ve demagog adamı Hasan, "Aferin"i kapmak…”

 

20 Ağustos 2007 tarihli yazıda hedef seçilen kişiler

-          Özcan Deniz kardeşimiz, "Ben artık eski Özcan değilim" demek yerine "Ben artık kebap yerine risottoyu tercih ediyorum" diyerek…

-          Aynı yazı… kısa dönem İçişleri Bakanlığımızı yürüten Osman Güneş Beyefendi, dini bütün bir zattır….

-          Aynı yazı  Yaşar Nuri Hocamız’ın, henüz halkımızı yükseltmek maksadıyla siyaset meydanına çıkmadığı ve "Dinci-Kemalist-Ulusalcı" söylem içine girmediği günlerde...

 

31 Ağustos 2007 tarihli yazıda hedef seçilen kişiler

-          ERTUĞRUL GÜNAY, NAZIM EKREN, FARUK ÇELİK, MEHMET ŞİMŞEK vb… 8 kişi

 

19 Ağustos 2007 tarihli yazıda hedef seçilen kişiler

-          Türbanlı kadınlar için üretilen ve adına "tesettür mayosu" denilen yazısıyla kitlesel bir şahıs eleştiriciliği örneği

 

13 Ağustos 2007 tarihli yazıda hedef seçilen kişiler

-          "Her perşembe Nihat Hoca’dan din ve ahlak sohbetleri" gibi reklam cümleleriyle tanıtımı yapılan..

-          "KELEPÇELİ Tuğba" fotoğraflarının şu adı batası "alem"de nasıl da "zevkten dört köşe" bir halde karşılandığını tabii ki tahmin edebiliyorum.

 

3 Eylül 2007 tarihli yazıda hedef seçilen kişiler

-          Beşir Atalay için bir portre denemesi

 

5 Eylül 2007 tarihli yazıda hedef seçilen kişiler

-          DİNLE, karanlık gazete Vakit'in terbiyesiz Hasan'ı!

-          Ve her cinayetin ardından senin ve patronun Mustafa'nın…

 

6 Eylül 2007 tarihli yazıda hedef seçilen kişiler

-          Abdülkadir Aksu, Mehmet Ali Şahin, Hayati Yazıcı, Cemil Çiçek, Ertuğrul Günay Vb…

-          ÖZLEM Türköne adlı milletvekili adayı, stüdyoda kendisine ön adıyla hitap eden Okan Bayülgen'i uyarmış…

-          BUGÜN Akif Beki, Tayyip Erdoğan için ne anlam ifade ediyorsa...

 

7 Eylül 2007 tarihli yazıda hedef seçilen kişiler

-          Kitabın yazarı Yusuf El Kardavi adlı Mısırlı alim bir zattı

-          Mısırlı Kardavi'nin Türkiye'deki izdüşümü Hayrettin Karaman Hoca'dır...

 

9 Eylül 2007 tarihli yazıda hedef seçilen kişiler

-          Paris'te Mevlana'yı tanıtma toplantısında çekilen fotoğraflar, Abdüssettar Bey'in bir fanteziler gezegeninden düştüğüne işaret eder gibiydi.

 

10 Eylül 2007 tarihli yazıda hedef seçilen kişiler

-          1. MEMECAN DÖNEMİ: Plaza karikatüristi... 2. MEMECAN DÖNEMİ: 90'ların ortasındayız… 3. MEMECAN DÖNEMİ: İki binli yıllar… Salih memecan üzerine

-          İÇİŞLERİ Bakanı Beşir Atalay, bundan 10 yıl önce, tipik bir merkez sağ kuruluşu olan Birlik Vakfı'nda bir toplantıya katılmış.

-          "GENÇ siviller", gerçekten matrak çocuklar... (Kitlesel şahıs eleştiriciliği)

 

12 Eylül 2007 tarihli yazıda hedef seçilen kişiler

-          EYGİ'NİN ÖNERİSİ Mekteb-i Sultani mezunu İslamcı yazar Mehmet Şevket Eygi…

-          MAGAZİNİN TÜRBANI Seda Sayan'ından Gülben Ergen'ine, Sezen Aksu'sundan Petek Dinçöz'üne álemin ne kadar namlı kadını varsa…

-          Ama ben en çok Helin Avşar'ın türbana girmiş halini merakla beklemekteyim. Bir de Sibel Can'ın "Hulki örtünmemi istiyor" şeklinde demecini…

-          Vakit'ten iki arıza tip… YILMAZ YALÇINER Vakit adlı karanlık gazetede "Abdullah Birisi" müstear adıyla… ABDURRAHİM KARAKOÇ Aslen kara kavruk bir halk ozanıdır…

***

Bu alıntılarda ele alınan kişilere dönük negatif değerlendirmeler yapılıyor. Dikkat değer olan en önemli nokta ise; yazıların sadece son 30 gün içinde yazılanlarını ele aldık. Ve her yazıda üç dört kişinin zikr edilmesi… Ahmet Hakanın yazdığı tüm yazıların standart içeriği aşağı yukarı buna benzerdir. Daha önceki tarihlerde yazılanlarda Haşmet Babaoğlu, neco, kızı vb… yüzlerce kişi, ele alınmaktadır.

Ahmet Hakan “KİŞİ ELEŞTİRİCİLİĞİ SENDROMU” kavramı için kadavra niteliğinde düşünsel ve davranışsal rezervi bol olan birisidir.

Ahmet hakanın yazdıkları hakkında en acımasız ve cesur değerlendirmeyi ancak psikanaliz yapabilir. Şahısları hedef alan bu olumsuzlama eleştiriciliği kişinin iç dünyasında ki çözümlenmemiş çatışmalardan beslenebileceği gibi, şahsın kendisine düşünsel ve davranışsal açıdan benzeyenlere karşı “kabul etmeme” “yok etme” “ yok sayma”  gibi davranışların sergilenme ihtiyacına bağlı olabilir.

***

Kontrolsüz cesaret patolojiktir.  Kontrolsüz eleştiricilik marazidir. Sürekli yergi kişinin iç dünyasına yöneltemediği ve bilinçaltında depolanmış, direnç düzeyini kırıp dışa çıkamayan enerjinin şekil değiştirip dışavurumudur. Bu eğilimde olan kişiler ikili tartışmalarda köşeye sıkışma durumunda bir çok mahrem bilgiyi deşifre etme, sır mahiyetindeki bilgi ve yaşantıları aşikar kılma davranışı sergileyebilirler. Bu açıdan sır ve gizliliğin bu karakterde kişilerle paylaşılması, gizlilik niteliği olan görevlerin bu kişilere verilmesi çoğu zaman tehlike arz eder.

KİŞİ ELEŞTİRİCİLİĞİ SENDROMU” yaşayan bireylerin bir başka karakterize özellikleri “Erken Tüketme Sendromu” yaşamalarıdır. Bu tip kişilikler, Eserlerden. Mekanlardan, kişilerde, kitap ve dergilerden çabuk sıkılırlar. Birçok yazısında Ahmet Hakan “Kişisel Gelişim” kitapları için “Dandik” tanımlamasını kullanmaktan haz duyar. Heyecanlı yeni yazar yada sanatçıları büyük bir iştahla aşağılar.

Kalemleri bilginin ifadesinde cılız ya da kırık kalırken, yergide kıvrak olabiliyor.

Geçmişle ilgili gürültülü ama ses çıkarmayan bir iç çatışma yaşıyor olmalarına rağmen bu çatışmanın yankısı genelde, geçmişin paylaşıldığı şahısları yermekle dışa yansır. Geçmişteki anlayış yada inanca karşı ilkesele bir duruş yada düşünsel değişiklik aleni bir şekilde ilan edilmez. Örneğin İslamın temel naslarına karşı bir karşı duruş ilan etmek yerine “Talibanın ve Vakit Gazetesinin dinini terk ediyorum” yaklaşımı tercih edilir.

 

Sonra ki Yazı için Tıklayınız
 


 

[1] www.erolgoka.com / Ruhsal bakımdan 'Normal' misiniz?

Bu yazı toplam 4265 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Kadir Tüfekçioğlu
2007-09-19 01:45:38
Güzel
Tarık bey güzel tesbitlerde bulunmuşsunuz; tebrik ediyorum. Devamını merakla bekliyorum...
öğrenci
2007-09-18 21:13:36
uzun olmuş ya fazla ilgisiz bırakır insanı
uzun olmuş ya fazla ilgisiz bırakır insanı
Psiko danışman
2007-09-18 08:52:46
mükemmel
mükemmel bir yazı olmuş.Sizi tebrik ediyorum
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim