• BIST 109.050
  • Altın 153,432
  • Dolar 3,8375
  • Euro 4,5051
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 5 °C

KANSERDE PSİKOLOJİK DESTEK ZORUNLUDUR!

Psk. Dan. Perihan DEMİRBAŞ

Sadece kanser mi? Bence tüm hastalar, hatta hasta olmazdan önce herkes içindeki olumsuz telkin ve düşünceleri değiştirmek adına yardım almalı. Özellikle de kişi yoğun öfke, suçluluk duygusu ya da hüzün, acı hissediyorsa bu duyguları içinden temizlemek adına mutlaka destek almalı…

Tüm ruhsal ve bedensel sorunlar kaynağını  öfke, korku ve suçluluk duygusunun gücünden alır. Bu yorumu yapıyorum çünkü hem bu güne kadar okuduklarım hem de mesleki yaşantım bu düşüncemi destekler yönde…

Duygularımızın her zaman farkında oluyor ve isimlendiriyor olma varsayımına dayanarak sayılan şekilde ifade edilebileceği gibi, bazen bu duygulara isim vermekte zorlanarak “içim sıkılıyor”  diye de ifade ediliyor olsak da destek alma ve temizlemenin fiziksel sağlık açısından önemli olduğuna vurgu yapmak istiyorum. Sen hastasın psikologa git bakış açısından sıyrılarak, hasta olmadan önce koruyucu ruh ve  beden sağlığının da anlamlı olduğunu düşünüyorum. Ruhsal sorunları örtbas edip, inkar edip bastırmaya çalıştığımızda o bir şekilde hastalık olarak kendini ifade yolu buluyor. Biz ifade etmezsek, fark edip çözmezsek beden kendine çıkış yolu arıyor ve buluyor…En iyi ihtimalle bazen grip, bazen yüksek tansiyon, bazen migren olarak…

Bu noktada çağımızın hastalığı olarak nitelendirilen kanserden söz ederken,  kanser-stres, kanser-düşünce yapısı ve kanser-stres-bağışıklık sistemi konusuna dikkat çekmek istiyorum. Dilerim kanser olmadan önce hastalığa zemin hazırlayan olumsuz düşünceler konusunda  farkındalık yaratarak düşünce sistemini değiştirmeye adım atacak gücü birlikte yaratabiliriz.

Kanserle mücadelede bağışıklık sisteminin güçlü olması önemli bir prensip olarak hekimler tarafından değişik kaynaklarda belirtilmektedir.

Dr. Akyüz’ ün internetteki ‘Kanserden korunmak için neler yapmalıyız?” Başlıklı yazısında da belirttiği gibi “Bağışıklık sistemi kanser ile sürekli bir mücadele halindedir. Normal yaşantımızda hücreler anormal bir şekilde yapısını değiştirirse, bunlar bağışıklık sisteminin önleyici mekanizmaları tarafından ortadan kaldırılır. Bu belki her gün, hepimizin fark etmeden yaşadığımız doğal bir süreçtir. Bağışıklık sistemimiz, bizi her gün bu ve buna benzer birçok problemden korur. Sadece kanser değil, gün boyu karşılaştığımız virüs ve bakteriler yine bağışıklık sistemimizin elemanları tarafından biz fark etmeden kaldırılır.  

Ancak bazen bağışıklık sistemimizin yeterince güçlü olmaması nedeniyle bu tehditler koruyucu bariyerlerimizi aşar ve hastalığı ortaya çıkarır. Kanser de işte bu önleyici mekanizmalarımızı aşmış bir tehdittir.”

Stres, kaygı gibi nedenlerin bağışıklık sistemi etkilemesi noktasında psikolojik desteğe vurgu yapmak gerektiğini düşünüyorum. Stresin bağışıklık sistemini olumsuz etkilediği bilinen bir gerçektir.

Bu noktada psikolojik desteğin önemi devreye giriyor hem koruyucu olarak hem de hastalığın erken evrelerinde. Devam eden evreleri içinde ise psikolojik destek zaten zorunlu olmalı…

Bir çok hastalığın kökeninde hastalıklı düşünce ve inançların olduğunu da düşünürsek bundan kurtulmak için destek almanın yaşam kalitesini ve buna bağlı olarak fiziksel sağlığı da olumlu etkileyeceği açıktır.

Bu görüşe destek olarak çeşitli kaynaklardan bazı bölümleri yazımda paylaşmak isterim. Türk Psikologlar Derneğinin, Stresle Başa Çıkma kitabında söz edilen psikiyatrist Wallece Ellerbroek de bunu destekler yönde çalışmalar yapmış. Ellerbroek’in dediğine göre, tüm fiziksel ve zihinsel hastalıkların temelinde depresyon vardır. Ellerbroek cerrah olarak başladığı meslek hayatına psikiyatrist olarak devam etmiş, insanları kesip biçmek yerine onların dünyaya bakış açılarını değiştirmenin daha önemli olduğuna karar vermiştir. Dünyayı olumsuzluklarla dolu olarak algılamaktan kaynaklanan sorunlar ortaya çıktıktan sonra, sağlığa kavuşmanın daha zor olduğunu fark etmiştir.

Eğer hastalanırsanız diyor Ellerbroek, “bunun nedeni düşüncelerinizin hasta olmasıdır.” Ellerbroek’in inancına göre, hastalık “size olan” bir şeyler değildir. Hastalık sizin yaptığınız davranışlardır. İnsan kanser olmaz. İnsan kanserleşir. Hastalıklar, gerçek dünyanın yanlış yorumları ve o dünyaya yönelik mücadeleleridir. “ Eğer olayların nasıl olması gerektiğine ilişkin kurduğunuz hayaller, olayların oluş biçimine uymuyorsa, başınız derde girer. Bu konuda bir şeyler yapabileceğinize inanıyorsanız kızgınlık duyarsınız. Bir şeyler yapamayacağınıza inanıyorsanız bu kez de depresyona girersiniz. Bu iki ruh durumu da ayrı ayrı, çeşitli hastalıklardan sorumludurlar. Doğru olduğuna inandığınız şeyler genellikle doğru çıkar. Örneğin çocuklarda astım olayının temelinde aşırı koruyucu bir annenin varlığı, artık çok iyi bilinen bir gerçektir. İşin ilginç yanı, bu anne, bir esrar bağımlısı ya da evine altı aydır gelmeyen bir alkolikte olabilir. Önemli olan, çocuğun annesini algılayış biçimidir. Eğer çocuk her şeye rağmen annesini aşırı koruyucu olarak algılıyorsa, bu düşünce bir astım olayına neden olabilir.”*

Kendimiz neden hasta olmayı seçelim? Sağlıklı yaşamayı istemeyen yoktur. Sağlık hepimizin temel isteği diye düşünseniz de hasta olmak sağlıklı olmaktan daha çok isteniyor olabilir. İnsanlar bazı nedenlerle hastalığı bir çıkış yolu olarak görüp, kendilerini bu şekilde ifade etmeyi seçebilirler. Sevgi, ilgi isteğini ifade etmenin bazen en kabul edilebilir yöntemi olarak hasta olmakta bir seçimdir.

 Olayın özü şudur diyor Pettetier, “ Ne kadar kendiniz olabiliyorsanız, o kadar sağlıklısınız demektir. Sağlık için bundan daha başka bir reçete yoktur. Size zevk veren, size istek ve neşe ile dolduran her şeyi yapın ve kendiniz olun.*

 Bu noktada eğer eğlendiğinizde kendinizi suçlu hissediyorsanız, herhangi bir yerde ya da bir şey yaparken kendiniz olamıyorsanız, kendiniz olduğunuz ve kendinizi var ettiğiniz yerlerin sayısı azsa ya da kendinizi yanında var edebildiğiniz kişiler azsa yaşam kaliteniz ve buna bağlı olarak fiziksel sağlığınızın geleceği konusunda koruyucu bir çabaya ihtiyacınız olabilir!

*Şahin, Nesrin Hisli (1998)-Türk Psikologlar Derneği Yayınevi – Stresle Başa Çıkmada Olumlu Yaklaşım.

Bu yazı toplam 2732 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim